Başvurucu, aynı suçlamalara ilişkin daha önce verilmiş beraat kararları bulunmasına rağmen, dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasının adil yargılanma hakkına, suç ve cezaların kanuniliği ile aynı suçtan iki kez yargılanmama ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürmüş, infazın tedbiren durdurulmasını ve manevi tazminat ile yargılama giderlerine hükmedilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, aynı suçlamalara ilişkin daha önce verilmiş beraat kararları bulunmasına rağmen, dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasının adil yargılanma hakkına, suç ve cezaların kanuniliği ile aynı suçtan iki kez yargılanmama ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürmüş, infazın tedbiren durdurulmasını ve manevi tazminat ile yargılama giderlerine hükmedilmesini talep etmiştir. Başvuru, 3/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 20/10/2014 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu olaylar zamanında, Ankara Barosuna bağlı olarak avukatlık yapmakta olup, bir dönem International Forex Ltd. Şti.’nin hukuk müşavirliğini yapmıştır. Sincan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25/12/2009 tarihinde, başvurucu hakkında görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma açılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, müvekkili müteveffa Ay.K.’nin alacaklı olduğu Ah.K.’yle aynı ismi taşıyan ve yurt dışında yaşayan bir kişi aleyhine icra takibi başlatmak ve böylelikle anılan kişinin bankadaki hesabından haksız şekilde para kesilmesine neden olmakla suçlanmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sırasında, başvurucu, Ah.K.’nin borçlu kişi olduğundan emin olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, başvurucunun ismini verdiği bir kişiyi tanık olarak dinlemiş, ancak konuyla ilgisinin bulunmadığının anlaşılması üzerine, başvurucudan kastettiği kişinin bilgilerini vermesini talep etmiştir. Başvurucunun, bu konuda gerekli bilgileri Mahkemeye iletmediği anlaşılmaktadır. Başvurucu ayrıca, müteveffa müvekkiline gelen ödemelerin bir Hollanda Bankasının İstanbul’daki şubesinden istenebileceğini beyan etmiştir. Yapılan araştırma sonucunda anılan Bankanın böyle bir şubesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme, suçlamaya konu icra dosyalarını incelemiş ve gerekli belgeleri dosyaya getirtmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 21/4/2011 tarih ve E.2010/56, K.2011/100 sayılı kararı ile görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının gerçekleşmediğine hükmetmiştir. Mahkeme diğer yandan, başvurucuyu nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca sonuç itibarıyla 3 yıl 1 ay 15 gün hapse ve adli para cezasına mahkûm etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun öldüğünü bildiği müvekkili adına, borçlu olmayan Ah.K. hakkında iki adet icra takibi başlattığı, kendisinin ve temsil ettiği şirketin Ankara’da büro olarak kullandığı yeri veya Ankara’daki başka bir yeri borçlu adresi olarak göstermek suretiyle takipleri kesinleştirdiği, her iki takipteki alacaklı adresi olarak farklı yerlerin gösterildiğini, beyanında belirttiği gibi bir banka şubesinin bulunmadığı, dosyadaki bilgi ve belgeler ile başvurucunun savunmasının örtüşmediği, ölmüş kişi adına icra takibi başlatıldığından, tahsil edilen paranın da başvurucunun uhdesinde kaldığı ve paraların başkasına verildiğine dair bir savunma ya da bilgi bulunmadığı sonucuna varmıştır. Yargıtay Ceza Dairesi, 4/6/2014 tarih ve E.2013/42188, K.2014/2028 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Bireysel başvuru, 3/7/2014 tarihinde yapılmıştır.Başvurucu Hakkındaki Diğer Suçlamalar Müteveffa Ay.K.’nin eşinin, başvurucunun müteveffa adına üçüncü kişi G.G.’ye karşı icra takibi başlattığı, bu kişiden para tahsil ettiği, böyle bir alacaklarının bulunmadığı yönündeki şikâyeti üzerine başvurucu aleyhine görevi kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından dava açılmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 25/5/2012 tarih ve E.2011/125, K.2012/257 sayılı kararıyla görevi kötüye kullanma suçundan başvurucunun cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme kararında, müvekkilin ölümü halinde, vekilin ivedilikle mirasçıları haberdar etmesi gerektiği, davaya konu takibin ise vekâlet veren kişinin ölümünden bir yıl sonra başlatıldığı ve takibe gerekçe olan alacağa dair başvurucunun bir belge sunamadığı belirtilmiştir. Dolandırıcılık suçu bakımından, üçüncü kişiye karşı yapılmış bir hile unsurunun bulunmadığı ve bu kişinin itiraz yoluyla takibi durdurabileceği gerekçeleriyle başvurucunun beraatına hükmedilmiştir. Belirtilen kararın temyiz incelemesi devam etmektedir. Başvurucu hakkında ayrıca, bankada işlem görmeyen paralarının icra dosyasına yatırılmasını sağlamak için üçüncü kişi E.O. aleyhine ve diğer bir müvekkilinin talimatı haricinde bir icra takibi başlattığı iddiasıyla başka bir ceza davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 4/12/2012 tarih ve E.2011/94, K.2012/301 sayılı kararıyla, başvurucunun muvazaalı icra takibi başlattığına ve haksız menfaat edinmeye çalıştığına dair kesin, yasal ve inandırıcı delil elde edilemediğini belirterek, başvurucunun sahte özel belge tanzimi ve dolandırıcılık suçlarından beraatine karar vermiştir. Bahse konu karar da henüz kesinleşmemiştir. Başvurucuya yönelik, haksız yere icra takibi yapıp kesinleştirmek ve üçüncü kişilerin banka hesaplarındaki bir miktar parayı tahsil etmek suçlamasıyla ayrı bir ceza soruşturması daha bulunmaktadır. Bu soruşturmada, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kovuşturma yapılmasına gerek olmadığı kararının Bakan oluruna arz edildiği anlaşılmakla birlikte, soruşturmanın akıbetine dair başkaca bir bilgi sunulmamıştır. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ve maddeleri.