T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1116 - 2025/1330 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1116 KARAR NO : 2025/1330 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2023 NUMARASI : 2022/778 Esas - 2023/576 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 23/10/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24/10/2025 Mahalli mahkemesince veri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1116 - 2025/1330 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1116 KARAR NO : 2025/1330 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2023 NUMARASI : 2022/778 Esas - 2023/576 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 23/10/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24/10/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait araç ile davalıya sigortalı araç arasında trafik kazası meydana geldiğini, kazanın davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, aracın pert olduğunu, sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde ödeme yapılmadığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvurunun görevsizlik nedeniyle reddedildiğini belirterek, şimdilik 50.000,00 TL pert bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava şartının noksan olduğunu, araç satıldıktan sonra hasar başvurusunun yapıldığını, araç üzerinde ekspertiz çalışması yapılamadığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya konu kazadan hemen sonra olay yerine gelen trafik polislerinin olaya karışan sürücülerin araçlarını olay yerinden kaldırdıklarından kusur oranı belirleyemedikleri, kusura ilişkin bilirkişi raporunun çarpma ve hasar noktaları dikkate alınarak olayın ne şekilde meydana gelebileceği usulünce incelenerek düzenlendiği ve bu raporda davacıya ait aracın alkollü sürücüsünün manevra kusuru sebebiyle olayda %100 kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kendi şeridinde gittiği sırada sağ tarafından gelerek aracının sol kısmına çarpan davacıya ait araca karşı alabileceği herhangi bir tedbirin olmamasında kural ihlali görülmediğinden olayda kusursuz olduğunun tespit edildiği, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından sigorta şirketinin tazminattan sorumlu olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, dosya içerisinde alınmış nörolojik bir rapor bulunmadığı halde mahkemece tüm kusurun müvekkiline yüklenmesinin hatalı olduğunu, zarar sigortasının bir türü olan ZMMS’nin riziko gerçekleştiğinde gerçek zarar doğrultusunda poliçe limiti kadar ödeme yapmak zorunda olduğunu, buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç pert bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 04/01/2020 günü, saat 01.18 sularında davacıya ait aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle, kazaya karışan ... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olan davalı şirkete maddi hasarlarının ödetilmesi istemiyle 20/12/2021 tarihinde başvuru yapıldığı, davalı şirketin herhangi bir ödeme yapmaması üzerine davacı vekili tarafından 26/02/2022 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine yaptığı başvuru ile kaza nedeni ile meydana gelen hasar bedelinin ödetilmesi talebinde bulunulduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 19/08/2022 tarihli kararı ile başvurunun görev yönünden reddine karar verildiği ve akabinde arabuluculuk sürecinde de anlaşmaya varılamaması üzerine 04/01/2020 tarihli kazadan kaynaklanan araç pert bedelinin ödetilmesi istemi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Trafik sigortası, sigortalı motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda poliçe limiti kadar işletenin sorumluluğunu teminat altına alır. Trafik sigortasının sorumluluktan kurtulması için öncelikle işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurunun bulunmadığını ve araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini ispat etmesi gerekir. Somut olayda; kaza tarihi olan 04/01/2020 günü, saat 01.18 sularında davalıya sigortalı ... plakalı araç ile sürücüsünün Dumlupınar Bulvarını takiben Ümitköy istikametinden Kızılay istikametine seyir halinde iken Ümitköy köprüsü altında davacıya ait olup, sürücü ...’nun sevk ve idaresindeki ... araç ve dava dışı ... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağında; “Sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Dumlupınar Bulvarı merkez istikametine seyri ile olay yeri Ümitköy köprü altına geldiği sırada beyanına göre orta şeritten seyrine devam ettiği sırada sağ şeritten gelen ve şerit ihlali yapan sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kendisine çarptığını ve kendisinin çarpmanın etkisi ile sol şeritte yan yana seyrettikleri sürücü ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığı iddia, sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Dumlupınar Bulvarı Merkez istikametine seyri ile olay yeri Ümitköy köprü altına geldiğinde sağ şeritten düz devam etmek isterken orta şeritte düz devam eden ve sağa manevra ile şerit ihlali yapan sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kendisine çarpması ile direksiyon hakimiyetini sol şeritten düz devam eden sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptıktan sonra savrularak kaldırım üstünde duruşa geçtiğini iddia, sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile taraf olduğu kazada kural ihlalinin görülmediği…” yönünde saptamaya yer verildikten sonra davacıya ait araç sürücüsü ... hakkında KTK’nın 48/5, 36/3b, 34/b maddelerinden işlem yapıldığı, araç sürücüleri araçlarını kaza mahallinden park konumuna resim ve kroki çizimi yapmadan çektiklerinden ölçüm ve fotoğraf çekimi yapılamadığından kusur belirlemesi yapılamadığına dair tespite yer verildiği ve kazadan yaklaşık bir saat sonra yapılan ölçümlerde dava konusu edilen ... plakalı araç sürücüsü ...’nun 1.74 promil alkollü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından tarafların kusur durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Hükme esas alınan 19/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda; “Dava dosyasına asıl raporda sunulan kaza tespit tutanağında işaretlenen hasar noktalarına göre, davacıya ait ... plakalı araç ön, davalıya sigortalı ... plakalı araç sağ arka yan ve sol ön yan, dava dışı ... plakalı araç sağ arka yan kısmından hasarlı olduğu anlaşılmaktadır. Kaza tespit tutanağı ile mahallindeki izlerden davacıya ait araç sürücüsünün sağ şeritten sol şeride doğru manevra yaptığı ve çarpma sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek sağa doğru kaldırıma yöneldiği anlaşılmaktadır. Davacıya ait araç sürücüsü ... kazadan 1 saat 4 dakika sonra yapılan alkol kontrolünde 1,74 promil alkollü bulunmuştur. Olaya karışan sürücüler araçların olay yerinde kaldırdıklarından ve iddiada bulunduklarından dolayı olay yerini inceleyen trafik zabıtası tarafından kusur oranları belirlenmemiştir. Kaza tespit tutanağına göre, davalıya sigortalı araç orta şeritte, davacıya ait araç sağ şeritte ve dava dışı araç ise davalıya sigortalı aracın yanında yani solunda seyir halinde bulunmaktadır. Çarpma ve hasar noktaları dikkate alındığında, davalıya sigortalı aracın sağ arka yan kısmından aldığı darbe sonucu solunda seyreden dava dışı aracın sağ arka yan kısmına aracının sol ön yan kısmı ile çarptığı görülmektedir. Orta şeritte seyrine devam eden bir aracın sağa manevra yapması ile solunda seyir halinde bulunan araca çarpması mümkün olmayacağı gibi davacıya ait aracın ön kesimine de çarpması fiziken mümkün görülmemektedir. Somut olayda; davacıya ait aracın alkollü sürücüsünün sağ şeritten sola doğru manevra ile aracının ön kesimi ile davalıya sigortalı aracın sağ arka yan kısmına çarpması ve davalıya sigortalı aracın sol yan yan kısmı ile dava dışı aracın sağ arka yan kısmına çarpmasıyla olayın meydana geldiği ve çarpışmanın bu şekliyle fiziken mümkün olduğu anlaşılmıştır. Davacıya ait ... plakalı aracın alkollü sürücüsü ...’nun Dumlupınar bulvarını takiben Ümitköy İstikametinden Kızılay istikametine seyir halinde iken, olay yeri Ümitköy köprü altına geldiği sırada, sol arka gerisinde gelen araçların uzaklık ve hızını göz önüne almadan sol manevra yapması, yola gereken dikkatini vermemesi, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışına bağlı olarak hızını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamasına bağlı olarak şeride tecavüz ederek neden olduğu olayda % 100 (yüzdeyüz) oranında kusurludur. Davalıya sigortalı araç sürücüsü ...’un şeridini takip ettiği sırada, sağ yanından gelerek aracının sol yan kısmına çarpan davacıya ait araca karşı mevcut şartlarda alabileceği herhangi bir tedbirinin olmaması ve kural ihlali görülmediğinden dolayı olayda kusursuzdur. Dava dışı sürücü ...’nın şeridini takip ettiği sırada, davacıya ait ve davalıya sigortalı aracın çarpışması sonucu sağ yanından seyreden davalıya sigortalı aracın sağa doğru savrularak gelip aracın sol yan kısmına çarpması karşısında mevcut şartlarda alabileceği herhangi bir tedbirinin olmaması ve kural ihlali görülmediğinden dolayı olayda kusursuzdur.” şeklinde mütalaada bulunduğu, davacının ise söz konusu rapora itiraz ettiği, mahkemece rapora itirazlar karşılanmaksızın tahkikat tamamlanarak, meydana gelen kazada davacıya ait araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle davalı sigorta şirketi aleyhinde açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, meydana gelen kaza sonrasında tutulan kaza tespit tutanağında kazaya karışan araçların olay yerinden çekildiği gözetilerek, tarafların beyanlarına yer verilmek suretiyle kaza tespit tutanağının düzenlendiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi tarafından öncelikle dava konusu olaya ilişkin olarak yürütülmüş bir cezai soruşturma ya da kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa ilgili kovuşturma ve soruşturma dosyaları da getirtildikten sonra, tüm etkenler değerlendirilmek suretiyle, sürücü beyanlarının ve kazanın oluş şekline yönelik koşulların değerlendirildiği, buna göre kazanın meydana gelmesine etki eden faktörlerin tespit edildiği, KTK ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde aykırılıkların ortaya konularak, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlendiği Karayolları Fen Heyeti'nde görev yapmış 3 kişilik bilirkişi heyetinden yahut Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 18/10/2023 tarihli, 2022/778 Esas – 2023/576 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafça yatırılan "istinaf karar harcının" istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.