Başvuru, ipotek bedelinin güncellenmiş değeri ödenmeden ipoteğin kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ipotek bedelinin güncellenmiş değeri ödenmeden ipoteğin kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/6/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Coşkun Polat, Hayrünnisa Homurlu ve Memhet Emin Polat sırasıyla 1948, 1952 ve 1955 doğumlu olup Tarsus'ta ikamet etmektedir. Başvurucular 7/9/1980 tarihinde ölen P.nin mirasçılarıdır. Mersin'in Tarsus ilçesi Yenice Yiğitbaşı Mahallesi'nde kâin 260 ada 8 parsel sayılı taşınmaz, tapuda A.A., R.A., S.A., A. ve F.A. adına kayıtlıdır. Anılan taşınmaz 26/1/1963 tarihinde 000 TL (eski Türk lirası) bedelle başvurucuların murisi P. lehine ipotek edilmiştir. İpotek, karz akdinden kaynaklı olarak uygulanmıştır. İpotek sözleşmesinde borcun 15/9/1963 tarihinde ödeneceği belirtilmiştir. Taşınmazın malikleri tarafından, başvurucuların murisi lehine konulan ipoteğin kaldırılması istemiyle 2/11/2015 tarihinde Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde, mahkemenin takdiri hâlinde ipoteğe konu borcun ve ferilerinin mahkeme veznesine depo edileceği belirtilmiştir. Başvurucular Asliye Hukuk Mahkemesine sundukları cevap dilekçesinde; borçluların bugüne kadar herhangi bir ödeme yapmadığını belirtmiş, 000 TL'nin 51 yıllık yasal faiziyle birlikte mahkeme veznesine depo edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Asliye Hukuk Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 13/10/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda; 000 TL'nin güncel değeri altın fiyat artışına göre 968,57 TL, döviz fiyat artışına göre 138,94 TL ve asgari ücret artış oranına göre 233,11 TL olarak bulunmuştur. Raporda, sözü edilen üç hesaplama yöntemiyle bulunan tutarların aritmetik ortalaması alınarak 000 TL'nin güncel değeri 113,54 TL olarak saptanmıştır. Aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 20/3/2017 havale tarihli ek raporda, ipotek tesis tarihinden dava tarihine kadar işleyecek yasal faiz 258,86 TL şeklinde hesaplanmıştır. Başka bir bilirkişi tarafından düzenlenen 11/9/2017 havale tarihli raporda, 000 TL'ye 15/9/1963-2/11/2015 tarihleri arasında işletilecek yasal faizin miktarı 108,74 TL olarak hesaplanmıştır. Üçüncü bir bilirkişi tarafından hazırlanan 13/8/2018 havale tarihli raporda ise işletilecek yasal faizin miktarı 957,64 TL biçiminde belirlenmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi 16/10/2018 tarihinde davayı kabul ederek ipoteğin kaldırılmasına ve ipotek bedeli ile faiz toplamı olarak başvuruculara 0,14 TL (14 kuruş) ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, somut olaydaki ipoteğin kesin borç ipoteği olduğu ve 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi uyarınca anaparanın yanında gecikme faizi de içerdiği belirtilmiştir. Somut olaydaki ihtilafın bedelin güncellenmesinin gerekip gerekmediğine yönelik olduğunu tespit eden Asliye Hukuk Mahkemesi, kesin borç ipoteğinde borçlunun ipotekten kaynaklanan sorumluluğunun ipotek akit tablosunda belirtilen anapara ve ferileri olan miktarla sınırlı olduğunu, bunun dışında bir uyarlama imkânı bulunmadığını ifade etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda eski Türk lirasına göre hesaplama yapıldığını, bu sebeple bilirkişilerin bulduğu tutarların yeni Türk lirasına dönüştürülmesi gerektiğini vurgulamış; 000 TL asıl alacak ile 13/8/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan 957,64 TL yasal faiz toplamının yeni Türk lirasına dönüştürülmüş hâli olan 0,14 TL (14 kuruş) üzerinden davanın kabulü gerektiği sonucuna varmıştır. Gerekçeli kararda, kararın istinaf yolu açık olmak üzere verildiği belirtilmiştir. Başvurucular, bu karara karşı istinaf yoluna müracaat etmiştir. İstinaf dilekçesinde, bilirkişi raporlarında belirlenen tutarlardan gerekçesiz bir biçimde ayrılınmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. İstinaf dilekçesinde, son bilirkişi raporundaki tutar üzerinden davanın kabulü gerektiği ifade edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 18/4/2019 tarihinde, Asliye Hukuk Mahkemesi kararının miktar itibarıyla istinaf sınırın altında kaldığı gerekçesiyle istinaf istemini usulden reddetmiştir. İlgili hukuk için bkz. A.K. ve diğerleri, B. No: 2018/13952, 7/10/2021, §§ 24-