(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/23870 E. , 2012/26398 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş ve davalı avukatınca duruşma talep edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından…
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/23870 E. , 2012/26398 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş ve davalı avukatınca duruşma talep edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin haklı sebep olmaksızın ve usule aykırı olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının davalı şirkette Karar, taraflar avukatlarınca temyiz edilmiştir. Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun'un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Buna karşılık, aynı Kanun'un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı sebeple derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır. Davalı iş yerinde temsili lisanslama hukuk yetkilisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, iş arkadaşı hakkında asılsız dedikodu ve duyumlara dayalı olarak görevi gereği bildiği konuları kasten çarpıtmak sureti ile isnatlarda bulunduğu ve bu suretle işverenin diğer çalışanına sataştığı görevinde yetkisini kötüye kullandığı, görevini kasten ihmal ettiği ve savsadığı, güveni kötüye kullandığı, işveren hakkında iftirada bulunduğu sebepleri ile haklı sebeple feshedildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre, davalı iş yerinde genel lisanslama yetkilisi olarak çalışan ...'nun özel e-postalarına izinsiz girildiği iddiası ile davacıdan söz edip sendika işyeri kuruluna şikayet dilekçesi vererek konunun araştırılmasını talep ettiği, davacıdan bu şikayet dilekçesine karşı yazılı görüşü istenildiği, yazılı görüşünü sunduğu 27.09.2010 tarihli dilekçede yaptığı iş ve işlemlerden söz ettiği, ayrıca ...'nun yönetim kurulu üyesinin baskısı ile deneyim ve donanımı olmamasına rağmen sendika sözleşmesine aykırı işe alındığını belirttiği, ayrıca davacının hukuk birimi yetkilisinin elinde bulunan dosyalar hakkında bilgi isteyen e- postasına verdiği cevaplarda bilgilerin dosyalarda bulunduğu, dosyaların dolapta olduğu, isterse dolabı odasına gönderebileceği, isterse dosyaları gönderebileceği şeklinde talebe aykırı cevaplar verdiği, davacı hakkında işverini tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikâyete karşı yaptığı savunmalarında da aynı tutumunu sürdürdüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmakta olup, işverenin diğer çalışanına sataştığı, işveren hakkında isnatlarda bulunduğu, davacının eylemleri doğruluk ve bağlılığa uygun bir davranış olmadığından, davalı işverence fesih için haklı sebep teşkil etmektedir. Bu itibarla davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup, hüküm bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin ... temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 26.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.