4. Hukuk Dairesi 2023/5722 E. , 2024/5385 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1855 E., 2022/2011 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/537 E., 2020/28 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine,
**4. Hukuk Dairesi 2023/5722 E. , 2024/5385 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1855 E., 2022/2011 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/537 E., 2020/28 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...Ş. vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı ...Ş. vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu Çardak Yemek Hizmetleri Gıda Pazarlama ve Turizm AŞ. hakkında yaptıkları takibin semeresiz kaldığını, borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırma amacı ile dava dışı Milli Savunma Bakanlığından olan alacağını 04.12.2015 tarihli temlik sözleşmeleri ile davalı üçüncü kişi Odeabank A.Ş'ye temlik ettiğini belirterek, bu temlik işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; borçlu şirket ile aralarında organik bağ bulunan dava dışı Ece Yemekçilik Ltd. Şti.'ye kredi verildiğini, bu kredinin teminatı olarak dava konusu temliklerin yapıldığını, bankanın alacaklılardan mal kaçırma gibi bir niyetinin söz konusu olamayacağını, dava koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Çardak Yemek Hizmetleri Gıda Pazarlama ve Turizm Anonim Şirketi, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davalı Odeo Bank'ın temlik edilen alacağın borçlusu konumunda olan Milli Savunma Bakanlığı tarafından gönderilen paralardan 15.343.770,71 TL'lik kısmını 21.12.2015 ila 25.07.2016 tarihleri arasında muhtelif zamanlarda davalı Çardak Şirketinin hesabına aktardığı gelen banka kayıtlarından anlaşılmıştır. Bu durumda davalı bankanın, kendisine temlik yapan şirketin aciz içeresinde olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Davalı banka da eğer ki diğer alacaklılar gibi davalı borçlulardan alacaklı ise icra ve iflas kanunundaki sıra cetveli hükümlerine göre prosedürünü beklemek yerine eldeki temlik işlemleri ile kendisine üstünlük sağlamayı amaçladığı, bu para transferlerinden anlaşılmıştır. Ayrıca aynı tasarruflara ilişkin bir başka alacaklı tarafından Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/122 Esas sayılı dosyasında da aynı tespitlere yer verilmiş olup, bu tespitler istinaf derecatından da geçerek kabul görmüştür. Bu nedenle İİK 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne, Mersin 5 inci Noterliğinin 04.12.2015 tarih ve 23876, 23877 ve 23878 yevmiye numaralı temlik işlemlerinin İstanbul Anadolu 6 ncı İcra Müdürlüğünün 2016/27729 sayılı takibindeki alacağa münhasır iptaline, Davacı alacaklılara İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün 2016/27729 sayılı takibindeki alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere tüm davalıların mal varlığı üzerinde cebri icra yetkisinin tanınmasına..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ...Ş. vekilleri, istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı nezdinde oluştuğu iddia edilen zararın davacının kusurundan kaynaklandığını, senedin 29.01.2016 tarihinde diğer davalıya iade edildiğine ilişkin bilirkişi tespitinin mevcut olduğunu, İlk Derece Mahkemesince bu tespitlere rağmen davacı lehine hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararda bankanın sıra cetveli hükümlerine göre alacağına kavuşmak yerine diğer alacaklıların önüne geçmek istediği tespitinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararın bankacılık ve ticaretin zarar görmesine ve dahi çökmesine sebep olabilecek nitelikte olduğunu, davacının sunduğu emsal kararlarının kesin delil niteliğinde olmadığını, dava içeriği bakımından farklı kararlar olduğunu, müvekkili banka ile ... arasındaki temlik sözleşmesi hukuki sonuçları itibariyle icra takibinden önce 25.07.2016 tarihinde sona erdiğini, icra takibinin yapıldığı tarih ve dava tarihi itibariyle ortada iptali gerektiren bir tasarrufun olmadığını, davaya konu senedin davacı tarafından icra takibine konulduğu tarihte ...'in Milli Savunma Bakanlığından hak ediş alacağının bulunmadığını, hak edişlerin temliki İİK'nun 280 inci maddesi kapsamında sonuç doğuran bir temlik olmadığını, iptali istenen işlem ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalı ... ile diğer davalılar ve davacı tarafın müvekkili banka aleyhine birlikte hareket ettiğini, bu husunun değerlendirilmediğini, mahkemece davacı ile ... ve diğer davalılar arasında gerçek bir borç ilişkisi olup olmadığının araştırılmadığını, davaya konu icra dosyasındaki haciz tutanağının borç ödemeden aciz belgesi yerine geçebilecek bir belge olmadığını, müvekkili bankanın ...'le birlikte alacaklıların zararına hareket ettiğine ilişkin somut bir delil olmadığını, müvekkili bankanın ...'in alacaklarına zarar vermekte herhangi bir menfaatinin olmadığının değerlendirilmediğini, belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı borçluların, alacaklılarına zarar vermek kastıyla tasarruf konusu temlik işlemlerini gerçekleştirdiği; davalı borçluların mali durumunun ve zarar vermek kastının, davalı ...Ş. tarafınca bilindiği, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta İİK'nın 280 inci maddesi gereğince tasarrufun iptaline karar verilebilmesi için aranılan esasa ilişkin tüm koşulların gerçekleştiği; bir başka deyişle, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde de istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Davacı alacaklı vekili, borçlu şirket hakkında yaptığı takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun dava dışı Milli Savunma Bakanlığından olan hak edişlerini davalı ...Ş.'ye temlik ettiğini, bu temlik nedeni ile alacağını tahsil edemediğini iddia ederek bu tasarrufun iptalini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı bankanın istinaf istemi Bölge Adliye Mahkemesince red edilmiş ise de varılan sonuç isabetli bulunmamıştır. 2. Tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için, borçlu tarafından yapılmış bir tasarruf işleminin olması, bu tasarruf işleminin de davacı alacaklının alacağını tahsil etmesini engelleyici bir durumu oluşturması gerekmektedir. Bir başka değişle bu tasarruf işlemi olmasaydı davacının alacağına kavuşma imkanı olmalıdır. Yani davacı alacaklının hukuki yararının olması gerekir. Öte yandan, karar gerekçesi yapılan İİK'nın 280/1 inci maddesine göre işlemin iptali için borçlunun mal kaçırma amacını onunla tasarrufta bulunan üçüncü kişinin bilmesi veya bilmesi lazım gelen kişilerden olması gerekir. Ticari hayatta, tacirler arasındaki alacağın temlikinin, mutad ödeme araçlarından biri olduğu, dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir. Bunun için tarafların temlikten önce ve sonrasında devam eden bir ticari ilişkisinin olması ve temliki gerektiren bir alacak- borç ilişkisinin bulunması lazım gelir. Somut olayda; davacı alacaklı 20.11.2015 tanzim 15.01.2016 vadeli bonodan kaynaklanan alacağı için 24.12.2016 tarihinde takibe geçmiş 23.11.2017 tarihli hacizde borçlunun adresini terk ettiği tesbit edilmiş, davacının alacağını tahsiline imkan sağlayacak bir mal varlığına rastlanmamıştır. Davalı bankaya İİK'nın 89/1 ihbarnamesi 29.05.2017 tarihinde, dava dışı Milli Savunma Bakanlığına ise 10.3.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Her iki üçüncü kişi de bu tarih itibari ile borçlunun kendilerinde alacakları olmadığını belirtmiştir. Davalı banka, borçlu şirket ortakları ile organik bağ içinde olan Ece Yemek Hizmetleri A.Ş.'ye 08.09.2015 tarihinde 2.000,000,00 TL, borçlu şirkete 04.12.2015 tarihinde 7.500.000,00 TL, 25.03.2016 tarihinde borçlu şirketin kefil olduğu ve 08.09.2015 tarihli kredinin de bu sözleşmenin bir parçası olduğunu belirten kredi sözleşmesi ile de 6.000.000,00 TL kredi açmıştır. 04.12.2015 tarihli Rotatif kredi sözleşmesinin imzalandığı gün, borçlunun dava dışı Milli Savunma Bakanlığından olan hak edişlerini 3 adet temlik sözleşmesi ile noterden temlik almıştır. Temlik sözleşmesi miktarı 18.500.000,00 TL dir. Alacağı temlik alan davalı banka, kendisine gelen 15.343.770,71 TL hak ediş tutarlarını 21.12.2015 - 25.06.2016 tarihleri arasında bünyesinde bulunan borçlunun vadesiz hesabına aktarmış, bundan 500.000,00 TL kısmı alacağına mahsup etmiştir. Buna göre, davalı üçüncü kişi banka 25.06.2016 tarihine kadar kendisine gelen hak edişleri aynı gün borçlunun hesabına aktarmış ve bu hesaba bloke konulmamıştır. Davacı alacaklının takibe başladığı 24.12.2016 tarihinde ve haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği 29.05.2017 tarihinde, hakedişler borçlunun hesabına iade edilmiş, bankanın elinde tuttuğu veya haksız olarak tahsil ettiği bir bedel olmamıştır. Dolayısı ile davanın açıldığı 05.12.2017 itibari ile iptalini gerektiren bir temlik işlemi kalmamıştır. Bu tarihler dikkate alındığında, davacının alacağının tahsili için takibe geçtiği, 24.12.2016 tarihinde üçüncü kişi banka temlikin kaynağından gelen bedelleri borçluya iade etmiştir. Yani temlik hiç yapılmamış gibi, hakedişler borçlunun hesabına aynen yatırılmıştır. Dolayısı ile 21.12.2015-25.06.2016 tarihleri arasında takip yapılmış ve bankaya İİK'nın 89/1 ihbarnamesi gönderilmiş olsa idi alacağın tahsili mümkün olabileceğinden, bu temlikin davacının alacağını tahsiline engel olduğu söylenemez. Temlik mutad ödeme aracı olup, davalılar arasında temlikten önce ve sonrasında devam eden kredi ilişkisi mevcut olup, davalı bankanın açtığı rotatif kredilerin faiz alacakları dikkate alındığında, 18.500.000 TL'lik temlik işlemi, bir bankanın alacağını garanti alması için bankacılık kuralları içinde makul bir durum olduğundan İlk Derece Mahkemesinin davacının diğer alacaklılar gibi alacağını sıra cetveli ile alması gerektiği halde temlik işlemi ile kendisine üstünlük sağlamayı amaçladığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Tüm bu maddi ve hukuki olgulara göre, davalılar arasındaki temlik işlemi mutad ödeme aracı niteliğinde olduğu gibi, temlik konusu bedelin tümüne yakın miktarını başkasının değil borçlunun hesabına davacı alacaklının takibinden önce yatırılmış olması nedeni ile davalıların bu işlem ile diğer alacaklılardan mal kaçırdığını, muvazaalı bir işlem yaptıklarını veya alacağın tahsiline engel olunduğunu da söylemek mümkün değildir. En önemlisi takip ve dava tarihi itibari ile temlik bedelinin bankanın alacağının mahsubu sonrasında kalan büyük kısmının borçlu şirkete iade edilmiş olması nedeni ile iptali gerektiren bir temlik tasarrufu da ortadan kalkmıştır. Kabule göre ise; Tasarrufun iptaline karar verilmesi halinde, sadece davalı üçüncü kişinin haksız olarak tahsil etmiş olduğu miktar tespit edilerek bu miktar ve davacının alacağı ile sınırlı olarak iptali kararı verilmesi gerekirken, bu miktar tesbit edilmeden temlikin alacaklının alacağı kadar iptaline karar verilmesi ve hükmün 1 inci bend ikinci fıkrasında üçüncü kişinin de mal varlığı üzerinde de cebri icra yetkisi tanınması hatalı olmuştur. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...Ş.'ye verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...Ş.'ye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.