1. Hukuk Dairesi 2009/10791 E. , 2009/12282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden idareye ait 2981 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından beton dökmek, elektrik panosu yapmak, totem dikmek ve pis su akıtmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım ecrimisil ve tazminat isteklerinde bulunmuştur. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur. M
**1. Hukuk Dairesi 2009/10791 E. , 2009/12282 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden idareye ait 2981 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından beton dökmek, elektrik panosu yapmak, totem dikmek ve pis su akıtmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım ecrimisil ve tazminat isteklerinde bulunmuştur. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kayden davacıya ait çaplı taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın elattığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK’nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK’nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Değinilen ilke ve yasa hükümleri göz ardı edilerek mahkemece, kısa kararda "eski hale getirme masrafı talebinin reddine” dendiği halde gerekçeli kararda “eski hale getirme talebinin reddine” denilerek kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. Hal böyle olunca, hükmün l0.4.l992 gün, l992/7 Esas, l992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 23.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.