(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/2900 E. , 2010/3877 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.07.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, müdahil Hazine tarafından 08.03.2005 tarihli dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, müdahil davacının isteminin kabulüne dair verilen 02.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından …
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/2900 E. , 2010/3877 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.07.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, müdahil Hazine tarafından 08.03.2005 tarihli dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, müdahil davacının isteminin kabulüne dair verilen 02.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kadastro çalışmaları sırasında davalı ... adına tespit ve tescil edilen 130 ada 50 numaralı parselin vakıfname kapsamında idarenin özel mülkiyetinde bulunduğu gerekçesiyle tapunun iptali ve adına tescil isteğinde bulunmuştur. Davaya müdahil olarak katılan Hazine, dava konusu taşınmazın yayla olduğunu belirterek tapunun iptali ile özel siciline yayla niteliğiyle yazılması isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davacı ... tarafından açılan davanın reddine, müdahil Hazine'nin isteminin kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davacı ... ve davalı ... temyiz etmiştir. 1-Yerel mahkeme kararı davalı ...'ye 18.09.2007 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından 04.10.2007 tarihli dilekçeyle temyiz edilmiştir. Davalının temyizi yasal 15 günlük süre içerisinde olmadığı gibi harcı da yatırılmadığından davalının temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; Her ne kadar mahkemece dosyaya sunulan kanıtlar, bilirkişi raporu, Dairemiz ve Yargıtay’ın çeşitli dairelerince verilen kararlara da atıf yapılmak suretiyle dava konusu yerin yayla olduğu kabul edilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Gerçekten; 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tanıma göre, yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir. Davacı ... İdaresi davasında, çekişmeli taşınmazın yayla ile bir ilişkisi olmadığını, dayandıkları vakıfname kapsamında ve vakfın özel mülkü niteliğinde bulunduğunu ileri sürmüştür. Yaşamını genelde çiftçilikle sürdüren kişilerin hayvanlarını otlatmakta olduğu yaylaya yakın bölgelerde ikamet etmek, ziraat yapmak, bağ ve bahçe yetiştirmek için tarım taşınmazlarına ihtiyaçları olacağı ve bu amaçlarına uygun kazanmaya elverişli bazı taşınmazları mülk edinebilecekleri olgusunu göz ardı etmek, mera, yaylak ve kışlak gibi bölgelerden insanları soyutlamak mümkün değildir.