T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/460 Esas KARAR NO: 2026/362 Karar MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/11/2024 NUMARASI: 2021/1066 E. - 2024/1054 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma ya…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/460 Esas KARAR NO: 2026/362 Karar MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/11/2024 NUMARASI: 2021/1066 E. - 2024/1054 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili Bakırköy 20. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; davalının dava dışı ...... Şti. ile davalının üretimini yaptığı unlu mamüllerin satımı konusunda isim hakkı sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeden doğacak her türlü borcun teminatı olarak müvekkiline ait İstanbul ili, ......ilçesi, ... Mahallesi,....parsel, ...... paylı, .... Blok,... Kat, . numaralı dairesinin tamamı üzerinde davalı lehine 100.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, isim hakkı sözleşmesinin sona erdiğini, ......... Şti.'nin davalıya herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen, davalı şirketin müvekkili aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takibi başlattığını, Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesine 2012/180 Esas sayılı takibin iptali davası açtıklarını, ancak reddedildiğini, .... .... İcra Müdürlüğünün .... Talimat sayılı dosyası ile taşınmaz için ihale yapıldığını, taşınmazın satıldığını,.... 1. İcra Hukuk Mahkemesine açtıkları 2012/520 Esas sayılı ihalenin feshi davasının reddedildiğini, müvekkilinin ipotek nedeniyle herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve % 40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olmadığını, ipoteğin ana para ipoteği olduğunu, kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiğini, ipoteğin franchise sözleşmesi kapsamında mal alımlarına karşılık imzalandığını, 17/09/2008 tarihinden itibaren borç tutarının Tüfe + % 3 faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. GÖREVSİZLİK KARARI: Bakırköy 20. Asliye Ticaret Mahkemesince, 05/03/2014 tarihli, 2013/9 Esas, 2014/58 Karar sayılı kararı ile görevli Mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi üzerine dosya Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilerek, 2014/135 Esas numarasını almıştır. KARŞI GÖREVSİZLİK VE YARGI YERİ BELİRLEME: Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince, 09/03/2015 tarihli, 2014/135 Esas, 2015/16 Karar sayılı kararı ile görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nde yapılan inceleme sonucunda, 15/10/2015 tarihli, 2015/6261 Esas, 2015/9316 Karar sayılı ilamıyla görevli Mahkemenin Bakırköy 10. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, Bakırköy 20. Asliye Ticaret Mahkemesince dosya Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesine aktarılarak 2015/1095 Esas numarasını almış ve yargılamaya bu mahkemede devam edilmiştir.MAHKEME KARARI: Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 10.07.2019 tarihli 2015/1095E.-2019/753K. Sayılı kararı ile; "...taraflar arasında isim hakkı sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşmeye göre ...... Şti ile ...... arasında yapıldığı, davacı her ne kadar sözleşmenin... Şti ile yapıldığını iddia etmiş ise de ibraz edilen sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı göz önüne alınarak taraflar arasındaki isim hakkı sözleşmesinin davacı ile davalı arasında düzenlendiği, bu sözleşme gereğince ipotek tesis edildiği, ipoteğin de bu sözleşmeye dayalı teminat ipoteği olduğu, davacı davalıya borcu bulunmadığından dolayı menfi tespit davası açmış olup taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlandığı tarih itibariyle alacak borç miktarının tespitine ilişkin ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacının ticari defterlerinin açılış tasdikinin yapıldığı, kapanış tasdikine ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, davacının işletme defteri tuttuğu, bu deftere göre alacak borç ve tahsilat ödemeye ilişkin kayıtların yer almadığı, davalının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede TTK 64. ve HMK 222. maddesinde belirtilen hususlara sahip olduğu, sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu, davalı kayıtlarında davacının 117.960,64 TL tutarında borcunun bulunduğu, davacının icra takibi başlatılmasından sonra davalıya banka havalesi ile haricen 23/09/2011 tarihinde 20.890,33 TL, 19/10/2011 tarihinde 1.997 TL, 29/11/2011 tarihinde 1.897 TL olmak üzere toplam 24.784,33 TL ödemede bulunduğu, ipotekli taşınmazın satışının yapıldığı, satış sonrasında davacının icra dosyasına 66.815,33 TL tutarında borcunun bulunduğu, davacı taraflar arasındaki isim sözleşmesinin sonlandırılmasından sonra davalıya borcu bulunmadığını iddia etmiş olup buna ilişkin 47.200 TL bedelli demirbaşın davalıya satılarak teslim edildiğini, bu miktarın mahsup edilmesi gerektiğini beyan etmiş buna ilişkin yazılı bir belge ibraz edilmediğinden ve davacı yemin deliline dayanmış olup davalıya menkul malların 47.200 TL bedelle satışının yapılıp teslim edildiğine dair yemin teklifinin davalı tarafından kabul edilmediğinden davacının son delil olan yemin delili ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan takiple ilgili asıl alacağa ilişkin 47.200 TL borcunun bulunmadığı" gerekçesiyle Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün .......... esas sayılı dosyasından yapılan takipte davacı yönünden asıl alacak üzerinden 47.200 TL borcu bulunmadığının tespitine, davalının kötü niyeti ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine, davalı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiş, karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir. KANUN YOLU İNCELEMESİ: Dosyada oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının Yargıtay tarafından giderilmesi nedeniyle, dosyanın esasa ilişkin nihai kararla ilgili kanun yolu incelemesi bakımından Yargıtay'a gönderilmiş, ancak Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ise 2020/404 Esas -503 Karar sayılı ilamıyla, kanun yoluna başvurulan kararın 10/07/2019 tarihli olması nedeniyle HMK'nun Geçici 3/2. maddesinin uygulama imkanı bulunmadığı, dosyanın istinaf kanun yoluna tabi olduğu gerekçesiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar vermiş, Mahkemece bu kez istinaf incelemesi için dosya dairemize gönderilmiştir. İSTİNAF KARARI: Dairemizin 17/11/2021 tarihli 2020/972 E. - 2021/1932 K.sayılı kararıyla; ''...Açıklanan bu husus itibariyle ipotek nedeniyle alacaklı olduğunu ispat külfeti davalı taraftadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ayrıntılı incelemeyi içermediği gibi istinaf denetimine de elverişli değildir. Davalının alacağının nasıl oluştuğu hususu denetime elverişli olarak gösterilmemiştir. Bu durumda mahkemece ispat külfetinin de davalı yanda olduğu gözetilerek davalının ipotek sebebiyle davacıdan alacaklı olup olmadığı, alacağın nelerden kaynaklandığı hususunda ayrıntılı incelemeyi içerir ve istinaf denetimine elverişli olacak şekilde konusunda uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan davacı vekili ayrıca takipte faiz işletilmesinin de doğru olmadığı yolunda istinaf talebinde bulunmuş ise de dava dilekçesinde dava değerinin ipotek miktarı olan 100.000 TL olarak gösterildiği, oysa takipte toplam 130.755,79 TL'nin istendiği, dava dilekçesi içeriğinde ise davalının yaptığı takibin haksız ve kötü niyetli olup iptalinin istendiği, dava dilekçesinin netice ve talep kısmında ise takibin % 40'ından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı istenildiği, buna göre kabul şekli itibariyle de takip tutarı üzerinden peşin harcın yatırtılması gerekirken bu yön göz ardı edilerek 100.000 TL üzerinden alınan harç ile davaya devam edilmesi doğru değildir. Dolayısıyla davacı vekilinin faize ilişkin istinaf talepleri bu aşamada değerlendirilmemiştir. Ayrıca, Dairemizin yukarıda belirtilen gerekçeleri gözetildiğinde taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin de bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. Hal böyle olunca taraf vekillerinin istinaf taleplerinin sair yönler incelenmeksizin HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1 -Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin KISMEN KABULÜNE, 2-İlk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemiz kararına uygun bir şekilde yargılama yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin (Davalı vekilinin ipoteğin ana para ipoteği olduğuna ilişkin istinaf sebebi dışındaki) şimdilik incelenmesine yer olmadığına..." karar verilmiştir. KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 06.11.2014 tarihli 2021/1066E.- 2024/1054K. Sayılı kararı ile; "...Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; mahkememiz hükmü ispat külfetinin de davalı yanda olduğu gözetilerek davalının ipotek sebebiyle davacıdan alacaklı olup olmadığı, alacağın nelerden kaynaklandığı hususunda ayrıntılı incelemeyi içerir ve istinaf denetimine elverişli olacak şekilde konusunda uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle kaldırılmış olup bu kapsamda Bam kaldırma ilamı doğrultusunda dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup düzenlenen rapor BAM Kaldırma ilamındaki tespitler de dikkate alındığında, her ne kadar davalı vekili ipoteğin türünün belirlenmesine ilişkin itirazda bulunmuş ise de BAM Kaldırma ilamında ve rapordaki tespitler dikkate alındığında İpoteğe ilişkin resmi senet incelendiğinde 17/09/2008 tarihinde davalı lehine isim hakkı sözleşmesi ve mal alımlarına karşılık 100.000 TL bedelli dava konusu ipoteğin tesis edildiği, İpotek resmi senedinin incelenmesinde dava konusu ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu 50.000 USD değerindeki senet bakımından ise iddia ve savunmalar ile deliller belirli usul kesitine kadar ileri sürülmesi gerektiği, HMK madde teksif ilkesi gereğinde dikkate alınmamıştır. Delil sözleşmesinin niteliği bakımından ise, HMK madde 193/2 uyarınca taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersiz olduğu düzenlenmiş olup taraflar arasındaki sözleşmenin 8. Maddesinde "tek taraflı" düzenlenen defter ve kayıtların kesin delil olacağı düzenlenmiş olup Yargıtay 11.HD., E. 2021/5386 K.2023/49 T.09.01.2023 kararında “her ne kadar taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 22. maddesinde davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının münhasır delil olarak kararlaştırıldığına dair hüküm var ise de diğer tarafın ispat hakkını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde güçleştiren delil sözleşmesinin, 6100 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesine göre geçerli kabul edilemeyeceği, bu nedenle taraf ticari defterlerinin karşılıklı incelenmesinin 6100 sayılı Kanun’un 222 inci maddesine uygun olduğu” şeklinde olup bu kapsamda delil sözleşmesi geçersiz olarak kabul edilmiştir. SMM bilirkişi tarafından tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/09/2024 tarihli raporda Bilirkişi Ayrık Raporu yukarıda bahsi geçen sözleşmenin 5. Maddesinde geçen 50.000 USD senedin mahkememizce teksif ilkesi gözetilerek dikkate alınmayarak inceleme yapıldığı anlaşılmakla davacının borcu 93.176,31 TL, taşınmaz ihale bedeli 95.000,00 TL, 1.823,69 TL görülebileceği yönündeki tespiti dikkate alınarak davalının ispat külfetini yerine getirdiği davacının ihale bedeli dikkate alındığında 1.823,69TL alacaklı olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kabulüne, davalının kötü niyeti ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine, davalı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 2-Bakırköy ........ İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasından yapılan takipte davacı yönünden asıl alacak üzerinden 1.823,69 TL borcu bulunmadığının tespitine, 3-Davalının kötü niyeti ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine, 4-Davalı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMLERİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davada açıkça yemin deliline dayandıkları halde, 2015/1095 Esas sayılı bozmadan önceki kararda 47.200,00 TL. borcun olmadığının, davalının demirbaşı teslim alıp almadığına ilişkin yeminden kaçınmış olması nedeniyle ispatlanmış olduğu halde, bu tutarın davacının borcundan mahsup edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Dava konusu alacağa ilişkin olan ipoteğin, mahkemece de tespit edildiği üzere üst (azami) sınır ipoteği şeklinde, kayıtsız şartsız borç alacağını ihtiva etmeyerek kurulduğunu, tapu kütüğünde gösterilmiş bulunan, üst sınırın (TMK m. 851), teminat altına aldığı tüm alacak kalemleri için (anapara, faiz, takip gideri) talep tutarının ulaşabileceği en yüksek miktarın 100.000,00 TL olduğunu tayin ederken ve alacaklı bu miktarı aşan kısmı sadece adi alacak olarak genel hükümlere göre takibe konu edebilecekken, üst sınırı aşan kısım için teminattan yararlanmasının hukuka aykırı olduğunu, Bununla birlikte, davalı 07.09.2011 tarihinde Bakırköy ........ İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 11/08/2011 tarihinde tebliğ ettirdiği 28/07/2011 tarihli ihtarnamede talep ettiği gibi, ipoteğin muacceliyeti hasıl olduğu tarihte değil, yasa ve usule aykırı şekilde 11/08/2011 tarihi yerine 17/08/2008 tarihinden itibaren TÜFE +%3 şeklinde faiz işletildiğini, önceki İstanbul BAM 16. HD 2021/1932 Karar sayılı kararı doğrultusunda, bu faiz hususunda da inceleme yapılabilmesi için ipotek miktarı 100.000,00 TL üzerinden yatırılan harç, takip miktarı olan 130.755,79 üzerinden tamamlanmamış olduğundan inceleme yapmadığını, ancak 11/04/2022 tarihinde harç tamamlanmış olduğu halde, yerel mahkemece de bu yönlerden bir değerlendirme ve mahsup da yapılmadığını, müvekkili aleyhine Bakırköy ........ İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin haksız ve usulsüz olduğunu, müvekkili yönünden asıl alacak üzerinden 1.823,69 TL borcu bulunmadığının tespit edilmesinin yeterli olmadığını belirterek, arz ve izah edilen ve resen inceleme esnasında ortaya çıkacak sebeplerle , istinaf dilekçesi ile belirttikleri gerekçelerle, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/11/2024 Tarih ve 2021/1066 Esas 2024/1054 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla, taraflar arasında yapılan ipoteğin "anapara ipoteği" olduğunu, Borcun miktarının ve konusunun belli olduğunu, bu konuda talepleri olmasına rağmen hukukçu bir bilirkişiden rapor alınmadığını, İstinaf mahkemesinin hiçbir gerekçe ve açıklama yapmadan ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunu belirtmesi nedeniyle, Mahkemece bu konuda hiçbir inceleme yapılmadığını, tapuda ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunun belirtilmediğini, bu zorlama yorumun tapuya olan güven ilkesini zedelediğini,Her iki tarafın da tacir olduğunu ve basiretli bir tacir gibi hareket ettiklerini, daha önce işletme .... Ltd. Şirketi'ne aitken, bu şirketin sahipleri olan davacının kızı ve damadının borçları nedeniyle işlerini kapatmak zorunda kalmalarından dolay müvekkilinin davacı ile sözleşme imzaladığını ve davacının müvekkiline anapara ipoteği verdiğini,Davacının borçlu olduğuna hiç itiraz etmediğini, Bakırköy ....... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibinin itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, bilirkişi incelemesi ile de müvekkilinin davacıdan 117.960,64 TL alacaklı olduğunun ve ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takibi başlatılmasında bir aykırılık bulunmadığını tespit edildiğini, Davacının verdiği 50.000,00 USD bedelli senedin savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece anapara ipoteğinin ipotek sözleşmesine aykırı şekilde üst sınır ipoteği olarak yorumlanacağını yargılamanın başında bilemediklerinden, 50.000,00 USD bedelli senedin de daha sonra dosyaya sunulduğunu, bu durumun iddianın genişletilmesi olarak kabul edilemeyeceğini, işbu senedin ipoteğin anapara ipoteği olduğunun en önemli delili olduğunu,50.000,00 USD bedelli senedin tahsili için 2009 yılında davacı aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün .......... Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, ancak tahsilat yapılamadığını, bilirkişilerin bu hususu hiç incelemediklerini, Mahkemece, ayrık rapor sunan bilirkişi Nermin Arıcı'nın raporu esas alınarak, Franchise Sözleşmesi hiç dikkate alınmaksızın, yalnızca ticari defterler üzerinde inceleme yaptırılarak karar verilmesinin, kararın kaldırılmasını gerektirdiğini,Alacak hesabında, bilirkişi ...'un hesaplamalarının dikkate alınması gerektiğini, Kabul anlamına gelmemekle beraber, ipoteğin anapara ipoteği olmadığı kabul edilecekse, borç tutarı hesabı yapılırken ipotek borcunun konusu 100.000,00 TL'nin ipotek senedinde belirtildiği şekilde 17/08/2008 tarihinden itibaren işleyen yıllık TÜFE+%3 faiziyle birlikte hesaplanması gerektiğini belirterek, açıkladıkları ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Bakırköy 3. Asliye ticaret Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde bilirkişi ... tarafından Franchise Sözleşmesinden doğan borçların da hesaba katılması, müvekkilinin alacağı olan 50.000,00 USD borç senedinin de hesaba katılması ve 17/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek TÜFE+%3 faiziyle birlikte alacak hesabı yapılarak karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretini karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Bakırköy 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davalının davacı aleyhine, 07/09/2011 tarihinde 100.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 130.755,79 TL'nin tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür İpotek resmi senedinin incelenmesinde; 17/09/2008 tarihinde davacı tarafından taşınmazı üzerinde davalı lehine isim hakkı sözleşmesi ve mal alımlarına karşılık 100.000,00 TL bedelli 1.derecede yıllık Tüfe + 3 faiziyle birlikte ipotek tesis edildiği görülmüştür. İsim hakkı sözleşmesinin incelenmesinde; taraflar arasında imzalandığı, 3.maddede sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu, 5. maddede davacının sisteme katılım bedeli olarak 15.000,00 USD ödeyeceği, ayrıca reklam katılım bedeli olarak aylık cironun % 0,5'ine tekabül eden tutarın yine aylık cironun % 2'sine tekabül eden tutarın isim hakkı bedeli olarak davalının keseceği faturaya istinaden takip eden ay içinde nakden ödeyeceği, 6.maddede davacının sözleşmeden doğmuş, doğacak her türlü borçlarının teminatını teşkil etmek üzere sözleşmenin imzasını müteakiben 7 gün içinde teminat göstereceği, bu teminatın ipotek, senet vs olacağı, 8. maddede ise uyuşmazlıkların çözümünde davalı tarafın defter ve kayıtlarının kesin delil olduğunun belirtildiği görülmüştür. Davalının davacıya gönderdiği Bakırköy .... Noterliğinin ..../01/2019 tarihli, ........Yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde; 15 Eylül 2008 tarihli İsim Hakkı Sözleşmesinin 5. Maddesinin Ödemelr başlığı altındaki A maddesi ve D maddesi gereği, 15.000,00 USD katılım bedeli senetlerinden, 05 Ocak 2009 vadeli, 1.250,00 USD bedelli senedin ödenmediği, 14 Ocak 2009 tarihi itibariyle 81.010,00 TL'lik toplam borlarının vadesi geçmiş olan 77.140,51 TL'lik kısmının ödenmediği belirterek, vadesi geçmiş 77.140,51 TL borcun 5 gün içinde ödemeleri, aksi takdirde fesih hakları saklı kalmak kaydıyla, kanuni haklarını kullanacaklarının ihtar edildiği, sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiği tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalıya düzenlenen 31/12/2010 tarihli fatura incelendiğinde; 47.200,00 TL bedelli olduğu, içeriğinde buzdolabı, klima tabela, mutfak araç ve gereçleri, fırın, kapılar, avizeler, çelik raflar ve hazır mutfak olduğu görülmüştür. Davacı tarafa 47.200,00 TL'lik demirbaşın davalıya satışı hususunda yemin teklifinin davalıya hatırlatıldığı, davalı vekilinin de yemin teklifinin müvekkiline tebliğ edilmesini istediği, mahkemece 06/03/2019 tarihli celsede davalı şirket yetkilisine yemin konusunda tebligat çıkartılmasına ve duruşmaya mazeretsiz katılmadığı takdirde yemin teklifinin reddetmiş sayılacağının ihtarına karar verdiği, yemin davetiyesinin davalı şirket yetkilisine tebliğ edildiği, ihtarın mazbata üzerinde yazılı olduğu, ancak duruşmaya davalı şirket yetkilisinin katılmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince hukukçu Abdulkadir Arpacı ve mali müşavir Yaşar Aslan'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 27/06/2016 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; davalı tarafça, davacı aleyhine Bakırköy .....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinin başlatıldığı 07.09.2011 tarihi itibarıyla, davacının davalıya 117.960,64 TL tutarında borcunun bulunduğu, davacı tarafından, icra takibinin başlatılmasından sonra davalıya banka havalesi ile haricen; 23/09/2011 tarihinde 20.890,33 TL, 19/10/2011 tarihinde 1.997,00 TL, 29/11/2011 tarihinde 1.897,00 TL olmak üzere toplamda 20.929,97 TL tutarında ödeme yapıldığı, belirtilen ödemelerden sonra, huzurdaki davanın Bakırköy 10.Aşliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/45 Esas sayılı dosyasında ilk açıldığı 06.09.2012 tarihi itibarıyla, davacının davalıya 93.176,31 TL tutarında borcunun bulunduğu, ipotekli taşınmazın icra müdürlüğü tarafından 95.000,00 TL bedelle satıldığı, ipotekli taşınmazın satışı ile icra dosyasındaki borcun kapanmadığı ve dava tarihi itibarıyla (kıymet takdiri ve satış masrafları hariç) davacının icra dosyasından 66.815,83 TL tutarında borcunun bulunduğu, dava konusu olayda ipoteğin, sözleşme ilişkisinden "doğacak" borçlar için kurulduğu, yani azami meblağ ipoteği olduğu sonucuna varmak gerektiği, sözleşmedeki "ödemeler" başlıklı 5. madde hükmünün de bu kanaati desteklediği, o halde, olayda, anapara ipoteği ve kayıtsız şartsız borç ikrarı olmadığı, ipoteğin azami meblağ ipoteği olduğunun değerlendirildiği, bununla beraber, azami meblağ ipoteğinde de, davacı, ipotekle ilişkilendirilen sözleşmeden doğan borçlarını şayet ödememişse, elbette ipoteğin paraya çevrilebileceği, bilirkişi heyetinin mali müşavir üyesi tarafından yapılan ve yukarıya alınan ticari kayıt tespitlerinde, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibine ilişkin takip tarihi itibarıyla davacının davalıya 117.960,64 TL borcu bulunduğu, bunun davalı kayıtlarından anlaşıldığının belirtildiği, öte yandan, davalı vekilinin Bakırköy.......... İcra Müdürlüğünün ... Esasında kayıtlı dosyasına verdiği ve yukarıda bahsi geçen 18/01/2012 tarihli dilekçede de borç miktarının bir kısmının ödendiği, toplam 74.594.00 TL'nin dosya borcundan düşülmesi gerektiği beyan edilmiştir ki, davacı tarafın bu beyanı da, olaydaki ipoteğin paraya çevrilmesi talebinin haklılığını gösterdiği yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece bilirkişiler ... ve ......'dan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler farklı görüşte olduklarından, her iki bilirkişi farklı hesaplamalarla ayrı ayrı rapor sunmuşlar, bilirkişi ... sunduğu raporunda; Her ne kadar sayın mahkeme heyet olarak rapor tanzim etmelerini istemişse de diğer heyet üyesi mali müşavir ile aynı görüşte olmadıklarından ayrık rapor verme gereği doğduğunu belirterek, davalının ibraz edilen ticari defterlerinin ilgili kanun hükümlerine göre uygun tutulduğunun tespit edildiğini, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, davacının davalıya (07.09.2011) takip tarihi itibarıyla, davalı kayıtlarında davacının 117.960,64 TL tutarında borcunun göründüğü, takip tarihinden yapılan toplamda 24.784,33 TL ödemeden sonrasında davalıya 93.176,31 TL borcunun kaldığının tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan 15.09.2008 tarihli Franchise Sözleşmesinin 5.maddesine istinaden Sisteme Katılım Bedeli 15.000 USD karşılığı 26.547,00 TI, Yıllık Sözleşme Yenileme Bedeli toplamı 2.654,70 TL, Reklam Katılım Bedeli 1.002,43 TL, süresinde ödenmeyen fatura faizi olarak 46.570,71 TL olmak üzere toplamda 76.774,84 TL talep edebileceğinin hesap edildiğini, dava dosyasında yer alan davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan Bakırköy .......İcra Müdürlüğü .....Esas sayılı dosyasında 25.01.2009 vadeli 50.000,00 USD bedelli senede istinaden başlatılan takibin cari hesap alacağından mı, ipotek olarak mı verildiğinin tespit edilemediğini rapor ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi.....sunduğu ayrık raporunda; davacı ve davalı arasında 15.09.2008 tarihli “İsim Hakkı” sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme ile davacı tarafından davalıya ait “.....” markası ile unlu mamuller satışının yapılmasının şartlarının düzenlendiği, davacı tarafından davalıya sözleşmenin teminatı olarak davacıya ait İstanbul ili,...... İlçesi, ....Mahallesi ... parsel .paylı . Blok, ..kat . numaralı dairenin 100.000,00 TL bedelle birinci derecede yıllık TÜFE+3 faiz ve FBK süre ile ipotek verildiği, istinaf kararında söz konusu ipoteğin üst sınır ipoteği olduğuna işaret edildiği, davalı tarafından davacı aleyhine 07.09.2011 tarihinde Bakırköy .....İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, takipte; 100.000,00 TL ipotek alacağı, 88,94 TL Noter Masrafı, 8.986,85 TL 17.09.2008-16.09.2009 tarihleri arası, 11.160,00 TL 16.09.2009-15.09.2010 tarihler arası,8.986,85 TL 15.09.2020-15.09.2011 tarihleri işlemiş faiz olmak üzere toplam 130.755,79 TL’nin tahsilinin talep edildiği, dava konusu icra takip tarihinde davalının davacıdan 117.960,64 TL alacaklı olduğu, davalının alacağının yanlar arasındaki faturaya dayalı ticari ilişki içerisinde davacıya satılan unlu mamul bedellerinden kaynaklandığı, icra takip tarihinden sonra davacının davalıya 24.784,33 TL ödeme yaptığı, davalı ticari defterlerinde davacıdan 93.176,31 TL alacak bakiyesi kaldığının gözüktüğü, dava konusu gayrimenkulün icra dosyasından 01.06.2012 tarihinde 95.000,00 TL bedelle ihale edildiği, davacı tarafından davalıya 47.200,00 TL’lik malzeme satışı yapıldığına ilişkin sadece fatura ibraz edildiği, söz konusu malzemelerin davalıya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir ispat vasıtasına rastlanmadığı, dava konusu ipoteğin teminat ipoteği ve üst sınır ipoteği olmasının takdiri ve hukuki tavsifinin Mahkemeye ait olduğuna dair görüş bildirilmiştir.Mahkemece Bilirkişiler ...'tan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 21/07/2023 tarihli ek raporda; davacının dava tarihi itibariyle davalıya 31.760,58 TL borçlu olduğunun kabul edilebileceği, Mahkeme aksi kanaatte ise birinci tabloya göre davacının davalıdan 49.023,69 TL alacaklı kabul edilebileceği, işbu rapordaki incelemeye göre ikinci tablodan yana kanaate varılırsa takip tarihi itibariyle de davacının sözleşmeden doğan ödenmemiş borçları bulunduğundan davalının ipoteği parayı çevirme talebiyle icra takibi yolunu işletmesinin haklı olduğu ve davalı şirketçe hesaba dahil edilmesi istenen 50.000 USD’lik senede ancak ipoteğin paraya çevrilmesinden sonra açık kalmış tutar için başvurulabileceğine dair görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.Mahkemece aynı heyetten alınan 01/02/2024 tarihli 2. ek raporda; arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, kök rapordaki görüşlerini aynen muhafaza ederek nihai takdir ve kanaat Mahkemeye ait olmak üzere: davacının dava tarihi itibariyle davalıya 31.760,58 TL borçlu olduğunun kabul edilebileceği, Mahkeme aksi kanaatte ise birinci tabloya göre davacının davalıdan 49.023,69 TL alacaklı kabul edilebileceği, işbu 2. ek rapordaki incelemeye göre ikinci tablodan yana kanaate varılırsa takip tarihi itibariyle de davacının sözleşmeden doğan ödenmemiş borçları bulunduğundan davalının ipoteği parayı çevirme talebiyle icra takibi yolunu işletmesinin haklı olduğu ve davalı şirketçe hesaba dahil edilmesi istenen 50.000,00 USD’lik senede ancak ipoteğin paraya çevrilmesinden sonra açık kalmış tutar için başvurulabileceğine dair görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişiler ...,.. . ve ....'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 30/09/2024 tarihli 3. ek raporda; yapılan inceleme neticesinde BAM kararında yer alan ipotek türü tespitin ve ispat yüküne dair tespitin tekrar inceleme konusu yapılamayacağı, 50.000,00 USD değerindeki senedin dava konusu olmadığı için incelemeye yer olmadığı, taraflar arasındaki delil sözleşmesinin geçersiz olduğu, ticari defterlere dair yapılan inceleme neticesinde davalı tarafın fatura içeriğindeki işlemin olmadığı yönündeki ispat faaliyetini yerine getirdiğine ve davacının bu husus hakkında yemin deliline dayanma yetkisinin olmadığına binaen, 47.200,00 TL değerindeki iade işleminin yapılmadığı sonucuna varıldığı, işbu rapordaki açıklamaları ve Bilirkişi ....’nın Bilirkişi Ayrık Raporu dikkate alındığında; davacının borcu t93.176,31 TL, taşınmaz ihale bedeli 95.000,00 TL ve aradaki farkın 1.823,69 TL olduğu, görülebileceği üzere Mahkeme davalının davacıdan Sözleşme’nin 5. maddesine binaen ücret talep edemeyeceği kanaatine varırsa davacının davalıdan 1.823,69 TL alacaklı konumuna düştüğü, işbu rapordaki açıklamaları ve Bilirkişi ...’un hesaplamaları dikkate alındığında; davacının borcu 173.960,58 TL, taşınmaz ihale bedeli 95.000,00 TL ve ardaki farkın 78.960,58 TL olduğu, bu ihtimalde ise Sözleşme’nin 5. maddesine göre davalıca talep edilebilecek tutarlar davacının borcuna dahil edildiğinden, davacı davalıya 78.960,58 TL tutarında borçlu olup, davalı şirketin ancak bu açık kalan tutar için kambiyo senedine özgü takip yoluna başvurabileceğine dair görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davalı taraf, davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmış, davacı taraf ise borçlu olmadığının tespiti davası açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İpotek resmi senedinin incelenmesinde davacı tarafından 17/09/2008 tarihinde davalı lehine isim hakkı sözleşmesi ve mal alımlarına karşılık , dava konusu olan 100.000,00 TL birinci derecede ipoteğin TÜFE+%3 TL bedelli olarak tesis edildiği görülmüştür. İpotek senedinin tarihinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeden hemen sonra olması ve senet metninden, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin ipoteğin üst sınır ipoteği olduğuna ilişkin belirlemesi yerindedir. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi de yerinde değildir.Her iki taraf vekilinin de faiz hesaplamasına ilişkin istinaf talepleri mevcut olup, faize ilişkin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; taşınmaz rehininin temel ilkelerinden biri olan belirlilik ilkesi gereğince, ipoteğin kurulmasında, taşınmazın ne miktar alacak için güvence teşkil edeceği tapu kütüğünde açıkça gösterilmelidir. Bu husus, TMK'nın 851. maddesinde "Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir." şeklinde ifade edilmiştir. TMK' nın 851. maddesinden de anlaşıldığı üzere ipotek, güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre iki şekilde kurulabilir. Buna göre, ipotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değilse üst sınır ipoteği kurulur.TMK’nın 852. maddesi uyarınca, sınırlayıcı hükümler saklı kalmak kaydıyla, taraflar faiz oranını diledikleri gibi kararlaştırabilirler.TMK'nun 875. maddesi gereğince, ipotekle teminat altına alınan ana borç, takip giderleri ve gecikme faizi, icra takip giderleri, iflasın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyen faiz ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün değildir. (HGK'nun 24.05.1989 tarih ve 1989/11-294 Esas, 1989/378 Karar sayılı kararı) Üst sınır ipoteğinde taraflarca kararlaştırılan ve tapu kütüğüne tescil edilen yük miktarı ipotekli alacaklının tüm alacak kalemleri için bir üst sınır teşkil eder. Bu miktar sırf ana para alacağı değildir. Üst sınırı aşan alacakların ipotekli taşınmazın satış bedelinden karşılanması mümkün olmaz. Bu alacak kalemleri, ipotek teminatı dışında kalan alacak olarak ancak genel haciz yolu ya da iflâs yolu ile takip edilebilir.Bu yasal düzenlemeler ışığında dosya incelendiğinde, ipotek akit tablosunda, teminat bedelinin 100.000,00 TL ve yıllık Tüfe + 3 faiziyle birlikte olacağının kararlaştırıldığı, taşınmazın ise 95.000,00 TL bedelle satışının yapıldığı tespit edilmiştir.Dairemizce yapılan ilk incelemede davacı tarafça yalnızca 100.000,00 TL anapara için harç yatırıldığından faiz talebiyle ilgili inceleme yapılmadığı, Dairemizin kararından sonra davacı tarafından icra takibinde talep edilen ana para dışında kalan alacaklar için eksik harcın tamamlandığı tespit edilmiştir. Buna rağmen, Mahkemece icra takibinde talep edilen faiz ve diğer alacak kalemleriyle ilgili hiçbir değerlendirme yapılmamış, davalının icra takibine konu ettiği asıl alacağa hangi tarihten itibaren ve hangi oranda faiz talep edebileceği, ipoteğin toplam teminat limitinin ne kadar olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla talep edilen toplam alacak tutarının ipotek limitini aşıp aşmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, yalnızca 100.000,00 TL anapara alacağıyla ilgili karar oluşturulmuştur.Bu nedenle, her iki taraf vekilinin faize ilişkin istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Mahkemece davacının davalıya ne kadar borçlu olduğunun tespiti, davacının tespit edilen borç miktarına göre, davalının icra takibi ile talep edebileceği asıl alacağına hangi tarihten itibaren ve hangi oranda faiz talep edebileceği, ipoteğin toplam teminat limitinin ne kadar olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla talep edilebilecek asıl alacak, faiz ve diğer ferilerinin, yani toplam alacak tutarının ipotek limitini aşıp aşmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının menfi tespit talebinin buna göre değerlendirilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, kaldırma gerekçesine göre taraf vekillerinin diğer istinaf taleplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, BAKIRKÖY . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../11/2024 tarihli 2021/.... E. - 2024/.... K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Taraf vekillerinin istinaf istemleri kabul edildiğinden istinaf harçlarının, talep halinde ilgili tarafa ilk derece mahkemesi'nce idesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 27/02/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.