başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu doğumlu olup ankarada ikamet etmektedir başvurucu ankara ili sincan ilçesi ücret mahallesinde eskiden polatlıya bağlı bir köydür kain ve parsel numaralı taşınmazların malikidir a başvurucuya ait taşınmazların mülkiyet durumuna arka plan parsel numaralı taşınmaz tarihli ve sayılı çiftçiyi topraklandırma kanunu uyarınca yapılan toprak dağıtımı sonucu tarihinde hü k adına tapuya tescil edilmiştir söz konusu
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu doğumlu olup ankarada ikamet etmektedir başvurucu ankara ili sincan ilçesi ücret mahallesinde eskiden polatlıya bağlı bir köydür kain ve parsel numaralı taşınmazların malikidir a başvurucuya ait taşınmazların mülkiyet durumuna arka plan parsel numaralı taşınmaz tarihli ve sayılı çiftçiyi topraklandırma kanunu uyarınca yapılan toprak dağıtımı sonucu tarihinde hü k adına tapuya tescil edilmiştir söz konusu taşınmaz tarihinde düzenlenen tapulama tutanağıyla yüz ölçümüyle adına tespit edilmiştir başvurucu tarihinde numaralı parseli satın almıştır başvuru numarası karar tarihi parsel numaralı taşınmaz tarihli tapulama tutanağıyla yüz ölçümüyle zilyetlik hükümlerine istinaden ha knın mirasçıları sıfatıyla başvurucu sk mk ve adına tespit edilerek tarihinde tapuya tescil edilmiştir söz konusu taşınmaz tarihinde yapılan taksim sonucu tamamıyla başvurucu adına tescil edilmiştir b hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmaz ankara ili gölbaşı ilçesi kötek köyünde kain parsel numaralı taşınmaz tarihli tapulama tutanağında yüz ölçümüyle hazine adına tespit edilerek tarihinde tapuya tescil edilmiştir c başvurucuya ait tapuların kısmen edilmesi altındağ kadastro müdürlüğüne bağlı teknik personel tarafından düzenlenen tarihli raporda parsel numaralı taşınmazın bölümünün parsel numaralı taşınmazın ise bölümünün yılında yapılan kadastro çalışması sonucu hazine adına tespit ve tescil edilen ankara ili gölbaşı ilçesi kötek köyünde kain parsel numaralı taşınmaz ile çakıştığı ve mükerrer kadastro nedeniyle bu bölüme isabet eden tapu kaydının düzeltilmesi gerektiği belirtilmiştir polatlı tapu sicil müdürlüğünce bu rapora istinaden tarihli işlem ile tarihli ve sayılı kadastro kanununun maddesi uyarınca parsel numaralı taşınmazın bölümünün parsel numaralı taşınmazın ise bölümünün tapusunun iptal edildiği başvurucuya bildirilmiştir d tapuların kısmen edilmesine karşı açılan dava başvurucu tarafından tarihinde sincan asliye hukuk mahkemesinde tapunun kısmen iptaline ilişkin işleme karşı dava açılmıştır mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda parsel numaralı taşınmazın bölümünün parsel numaralı taşınmazın ise bölümünün ankara ili gölbaşı ilçesi kötek köyünde kain parsel numaralı taşınmaz ile çakıştığı tespit edilmiştir mahkemece tarihli kararla davanın reddine karar verilmiştir mahkeme sayılı kanunnun maddesinin birinci fıkrasında yer alan ikinci defa yapılan kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğu yolundaki kurala dayanmıştır mahkeme ikinci kadastro sonucu yapılan kaydın iptalinin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır mahkeme kararı yargıtay hukuk dairesinin tarihli kararıyla onanmıştır e tapuların kısmen edilmesi nedeniyle açılan tazminat davası başvurucu tarihinde gölbaşı asliye hukuk mahkemesinde mahkeme taşınmazların tapusunun kısmen iptal edilmesi nedeniyle tazminat davası açmıştır başvurucu dava dilekçesinde iyi niyetle edindiği taşınmazların tapusunun terkin edilen bölümünün yeniden adına tesciline karar verilmesi bunun mümkün olmaması durumunda tapuların kısmen iptal edilmesi nedeniyle uğradığı zararın tarihli ve sayılı türk medeni kanununun maddesi uyarınca tazmini isteminde bulunmuştur mahkeme tarihli kararla tescil talebine ilişkin istem yönünden davanın sayılı kanunun maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen on yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir mahkeme tazminat başvuru numarası karar tarihi talebini ise sayılı kanunun maddesi uyarınca devletin sorumluluğunu gerektiren herhangi bir zararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir mahkeme kararı yargıtay hukuk dairesinin daire tarihli kararıyla onanmıştır karar düzeltme istemi de dairenin tarihli kararıyla reddedilmiştir nihai karar tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir başvurucu tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur iv hukuk a ulusal hukuk mevzuat sayılı kanunun maddesinin birinci fıkrası şöyledir evvelce tespit tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tabi tutulmuşsa ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve türk medeni kanununun maddesine göre işlem yapılır süresinde dava açılmadığı takdirde ikinci defa yapılan kadastro tapu sicil müdürlüğünce re sen iptal edilir sayılı kanunun maddesi şöyledir tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder sayılı kanunun maddesi şöyledir bir ayni hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukuki değerini kaybettiği takdirde yüklü taşınmaz maliki terkini isteyebilir tapu memuru bu istemi yerine getirirse her ilgili bu işlemin kendisine tebliği tarihinden başlayarak otuz gün içinde terkine karşı dava açabilir yargıtay kararları yargıtay hukuk dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir dava mükerrer kadastro gerekçesiyle iptal edilen tapu nedeniyle uğranılan zararın sayılı tmknın maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir mülkiyet hakkı anayasanın maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan kanunlarla korunduğu gibi sayılı kanun ile değişik anayasanın maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen avrupa hakları sözleşmesine ek numaralı protokolün maddesiyle de güvence altına alınmıştır avrupa hakları mahkemesinin turgut ve davası kararında devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek şartların bulunmadığına işaret ederek kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış davasında ise başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının nolu ek protokolün maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte mülkiyetten yoksun bırakma halinde ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir başvuru numarası karar tarihi yargıtay hukuk genel kurulunun gün ve e k gün ve e k sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi tapu işlemleri kadastro işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan tmk m anlamında devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir burada devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur bu işlemler nedeniyle zarar görenler türk medeni kanununun maddesi gereğince zararlarının tazmini için hazine aleyhine adli yargıda dava açabilirler türk medeni kanununun maddesi uyarınca kabul edilen devletin sorumluluğu tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından ayn hakkının saptanması herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır bu sorumluluk asıl ve nesnel objektif bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan devletten isteyebilir anılan madde uyarınca devletin sorumluluğunun kapsamı tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olup tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda oluşan hataları da kapsamaktadır bir başka deyişle kadastro işlemleri tapu kütüğünün oluşumuna dayanak oluşturduğundan bu işlemler nedeniyle tapu kütüğünde oluşacak yanlışlıklar nedeniyle doğacak zararlar da tmknın maddesi kapsamındadır devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğinde olup tapu siciline bağlı çıkarların ve mal varlığına ilişkin ayni hakların yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden ya da yitirilmesi bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen devlet sicillerdeki yanlış kayıtlardan doğan zararları ödemeyi de üstlenmektedir dayanaksız ya da hukuki duruma uymayan kayıtlar düzenlemek taşınmazı niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür sayılı türk medeni kanununun maddesi gereğince tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır gerçek zarar tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır yargıtay hukuk genel kurulunun gün ve e k gün ve k gün ve e k sayılı kararı zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir zararın meydana geldiği tarihe göre tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında tapu müdürlüğünün tarihli işlemi ve bu işleme karşı asliye hukuk mahkemesinde açılan esas karar sayılı dosyada davanın reddine karar verilmesi ile davacıların hissedarı olduğu yüzölçümlü ada parsel sayılı taşınmazın kısmına ait tapunun mükerrer kadastro işlemi nedeniyle iptal edildiği her ne kadar mükerrer yapılan kadastro yok hükmünde bulunsa da genel arazi kadastrosu sırasında taşınmazlar hakkında kadastro düzenlenerek gerçek kişiler adına tapu kütüğünün oluşturulduğu bu şekilde tapu sicilinin hatalı olarak tutulduğu tmknın maddesi kapsamında devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların gerçek zararının tespit edilerek tazminine karar verilmesi gerekirken mahkemece davacıların herhangi bir zarara uğramadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru değildir bu nedenle mahkemece zararın meydana geldiği tarihe göre tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliği ve değeri başvuru numarası karar tarihi belirlenmeli taşınmazın niteliği arazı net gelir metodu yöntemi ile arsa ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmeli ve tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse o miktarda tazminatın davacılara ödenmesine karar verilmelidir yargıtay hukuk dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir dosyada bulunan kanıt ve belgelerden davacının tarihinde yüzölçümlü olarak satın aldığı topaklı köyü parsel sayılı taşınmazın müdürlüğü tarafından sayılı yasanın maddesi uyarınca uygulamaya tabi tutularak taşınmazın kısmının köyü nolu parsele binmeli mükerrer olması nedeni ile yüzölçümü ve sınırları düzeltilerek olarak yeniden davacı adına tescil edildiği yapılan bu işlemin ilan edilerek kesinleşmesi üzerine davacının tazminat istemli iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır sayılı sorumluluk kenar başlığını taşıyan maddesinde tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder hükmü yer almakta olup tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden sıralı işlemler olup tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan da maddesi anlamında devlet sorumludur sayılı kararı hal böyle olunca yılında yapılan tapulama çalışmalarında olarak tespit ve tescile tabi tutulan taşınmazın sonradan yüzölçümü ve sınırlarının kadastro kanununun maddesi uyarınca başka bir parsele binmeli olması nedeniyle sırasında oluşan zararın da kadastro işlemlerinden kaynaklandığı ve maddesi anlamında tazmini gerektiği muhakkak olup işin esasına girilerek taşınmazın niteliği tespit edilip arazi ise gelir metodu esas alınarak arsa ise emsal incelemesi yapılarak davacının zararının kapsamı belirlenerek talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir b uluslararası hukuk avrupa hakları sözleşmesine ek nolu protokolün mülkiyetin korunması kenar başlıklı maddesi şöyledir her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip olduklar hakka halel getirmez avrupa hakları mahkemesi bir başvurucunun tazminat ödenmeksizin taşınmazının elinden alınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak yargıtay hukuk genel kurulunun kasım tarihinde daha önceki içtihadında değişikliğe gittiğini bu konudaki içtihatlarına dayanarak tapu kayıtlarındaki yanlış kayıtlardan kaynaklanan ayni hak veya menfaatleri kaybolmuş ya da kısıtlanmış olanların tapu kayıtlarındaki düzensizliklerden dolayı devleti sorumlu tutabileceğine hükmettiğini tazminat miktarının söz konusu arazinin kullanılma şekli niteliği ve değeri temelinde muhtemel getirisi ve emsal değerlerin dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğine dikkat çektiğini bu başvuru yolunun düzenli olarak kullanılmakta başvuru numarası karar tarihi olduğunu ulusal mahkemelerin içtihatlarını ve ek nolu protokolün maddesine dayanarak ilgili mevzuat hükümlerini uyguladıklarını başvurucunun tapu belgesinin iptali yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde tazminat talebinde bulunabileceğini belirterek iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir kk b no yapı ticaret ve pazarlama b no kararına konu olayda başvurucu şirket tapu kayıtlarına göre m büyüklüğünde olan taşınmazın bir kısım hissesini üçüncü kişiden satın almıştır kadastro bölge müdürlüğü yılında yapılan kadastro çalışması sırasında taşınmazın büyüklüğünün aslında m olarak ölçüldüğü halde bir sonraki satırda yer alan taşınmazın yüz ölçümü olan m şeklindeki ölçümün hatalı olarak tapuya tescil edildiğini ve taşınmazın yüz ölçümünün m olarak düzeltildiğini başvurucuya bildirmiştir başvurucu şirketin devletin tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan sorumluluğuna ilişkin hükümler uyarınca açtığı davada ilk derece mahkemesince başvurucu lehine tazminata hükmedilmiş ise de yargıtay tarafından bu karar bozulmuştur yargıtay kadastro çalışması sonucu taşınmazın sınırlarının doğru bir biçimde tespit edildiğini ve taşınmazın haritasında bir yanlışlığın bulunmadığını belirtikten sonra yüz ölçümünün maddi yazım hatası sonucu yanlış yazıldığını vurgulamıştır yargıtay başvurucu tarafından satın alınan taşınmazın haritadaki yüz ölçümünden bir buçuk kat daha büyük gösterilmesinin yüzeysel olarak bakıldığında fark edilebilecek bir hata olduğunun altını çizmiş ve bu nedenle devletin sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır derece mahkemesi tarafından yargıtay kararına uyularak dava reddedilmiştir başvurucunun gerçekte m olan bir taşınmaz için m ye karşılık gelen bir fiyat ödediğine işaret etmiş ve bu nedenle zarara uğradığının tartışmasız olduğunu ifade etmiştir yapı ticaret ve pazarlama başvuruyu pozitif yükümlülükler kapsamında inceleyen sayılı kanunun maddesinde devletin tapu sicilinin tutulmasına ilişkin hatalarından doğan zararın tazminine imkan tanındığı halde somut olayda taşınmazın herhangi bir hata içermeyen haritasının başvurucuyu sicilde yazılı olan yüz ölçümünün hatalı olduğunu tespit etmeye muktedir kıldığı gerekçesiyle başvurucunun tazminat talebinin reddedildiğini vurgulamıştır yapı ticaret ve pazarlama özellikle emlak işiyle iştigal eden alıcıdan belli ölçüde özenli davranmasının beklenmesinin kabul edilebilir olduğunu belirtmekle birlikte somut olaydaki taşınmazın doğal bir bağlantı içinde bulunduğu daha geniş bir alanın parçası olduğuna ve bitişik parsellerden ihtilaflı parseli ayırt etmeye imkan veren herhangi bir fiziki sınırın bulunmadığına dikkat çekmiştir bu koşullarda ulusal mahkemenin alıcının bütünüyle tapu siciline dayanmaması ve harita ile sicil arasında çelişki bulunup bulunmadığının tespiti bakımından ayrıca danışman görüşüne de başvurması gerektiği yönündeki yaklaşımının idare tarafından yapılan hatanın sonuçlarına başvurucunun katlanmasına neden olmak suretiyle başvurucuya ölçüsüz bir külfet yüklediği kanaatine varmıştır yapı ticaret ve pazarlama v