6. Hukuk Dairesi 2024/2370 E. , 2025/1985 K. MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1169 E., 2024/708 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/447 E., 2021/146 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara da…
**6. Hukuk Dairesi 2024/2370 E. , 2025/1985 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1169 E., 2024/708 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/447 E., 2021/146 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ....’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin savunma sanayinde faaliyet gösteren bir danışmanlık şirketi olduğunu, taraflar arasında 05.01.2016 ve 18.05.2016 tarihli iki ayrı sözleşme imzalandığını, 05.01.2016 tarihli sözleşme kapsamında, müvekkili tarafından davalı şirketin yurt içi ve yurt dışı tanıtımı, pazar araştırması, sürdürülebilirliğe yönelik faaliyetler, strateji belirleme, proje yönetimi ve sair hususlarda danışmanlık hizmeti verildiğini, bu hizmetler dahilinde, müvekkil temsilcisi adına davalıya ait ofis kartı, kartvizit ve mail adresi dahi temin edildiğini, müvekkiline davalı tarafça tahsis edilen e-posta kapatılsa da müvekkili temsilcisinin şahsi e-postasından yapılan pek çok yazışmanın olduğunu, sözleşme çerçevesinde müvekkil temsilcisi ve uzmanları tarafından kiralanan araçların kira bedellerinin davalı tarafça ödendiğini, keza yapılan seyahat ve konaklama masraflarını davalının ödediğini, tüm bu hususların müvekkil tarafından hizmet sunulduğunu ispat etmeye elverişli ve yeterli olduğunu, buna karşın davalı şirket tarafından, müvekkile ödenmesi gereken bedellerin ödenmediğini, sözleşme hükümlerine göre, sözleşmenin ilk yılına ilişkin olarak (9.500x12) net 114.000,00 USD danışmanlık ücreti ve ödenmeyen iki adet aracın iki aylık kirası ve masrafları, sözleşmede belirlenen süreden önce fesih bildiriminde bulunulmadığından, sözleşmenin ikinci yılına ilişkin olarak (9.500x1.1.x12) net 125.400,00 USD danışmanlık ücreti ve ödenmeyen iki adet aracın on iki aylık kirası ve masrafları olmak üzere toplamda 239.400,00 USD alacağının yanında ödenmeyen araç kira ve masrafları tutarı ile sözleşme kapsamında belirlenen cezai şart tutarının da müvekkile ödenmesi gerektiğini, 18.05.2016 tarihli sözleşmenin konusu ise, ilk sözleşmenin kapsamı dışında olarak, belirli pazarlarla ilgili satış artırıcı, pazarın ihtiyacı olan ürün özellikleri tespiti ve yerel mevzuatlarla ilgili rapor hazırlama hizmeti verilmesi olduğunu, hazırlanacak raporun tamamlandığının davalıya bildirilmesiyle, başka bir bildirime gerek kalmaksızın davalı tarafından müvekkile net 274.000,00 USD ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda hazırlanan rapora ilişkin 27.10.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile davalıya bilgilendirme yapıldığını, buna karşın davalı şirket tarafından, müvekkile ödenmesi gereken 274.000,00 USD tutarın ödenmediğini, mevcut bu alacağın yanı sıra, sözleşme bedelinin %6’sı oranında cezai şart ve ayrıca temerrüt tarihinden itibaren aylık %1 gecikme faizi ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 USD’nin 05.01.2016 tarihli sözleşmeden doğan alacaklar yönünden temerrüt tarihi olan 04.11.2016'dan itibaren işleyecek yasal faiziyle ve 18.05.2016 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacaklar yönünden sözleşmesel (aylık %1) faiziyle birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı şirketin temsilcisi ...'nun sahibi bulunduğu dava dışı ... Teknoloji A.Ş. arasında 23.04.2015 tarihinde danışmanlık sözleşmesi akdedildiğini, davacı tarafça ifa edildiği öne sürülen hizmetlerin aslında anılan sözleşme kapsamında davalı şirkete sunulduğunu, dava konusu sözleşmelerin müvekkile teşvik alınabileceği vaadi ile hile ile imzalatıldığını, ayrıca sözleşme kapsamında herhangi bir hizmet alınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının hile savunmasının ispatlanamadığı, sözleşmelerde kararlaştırılan danışmanlık hizmetlerinin davalıya usulüne uygun şekilde verildiği hususunda ispat yükünün davacı şirket üzerinde bulunduğu, davacının ispat yükünü ancak kesin delille yerine getirebileceği, böylelikle salt tanık beyanlarına dayalı olarak hizmetin ifa edildiğinin ispata şayan bulunmadığı, esasen davacı tarafça sözleşme gereklerinin yerine getirildiği hususunda delil olarak dayanılan araç kiralama faturaları, Hakan Yeşiloğlu tarafından gönderilen elektronik postalar, kartvizit, dava dışı kişi ve kurumlarca düzenlenen bilgi notlarının tek başına hizmetin ifa edildiğini ispata elverişli olmadığı, davacı tarafça sağlanan hizmete dair herhangi bir fatura düzenlenmediği gibi delil listesinde davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına da delil olarak dayanmadığı, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarında davacıdan hizmet alındığı ve herhangi bir borç kaydı bulunmadığı, davacı tarafça sunulan elektronik posta içeriklerinin HMK’nın 202. maddesi uyarınca delil başlangıcı niteliği koşullarını haiz olmadığı, davalıya yemin teklifinde bulunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile salt tanık beyanlarına dayalı olarak hizmetin ifa edildiğine itibar edilemeyeceği, davacı tarafça sözleşmedeki edimlerin ifasına delil olarak dayanılan araç kiralama faturaları, davacının temsilcisi tarafından gönderilen elektronik postalar, kartvizit, dava dışı kişi ve kurumlarca düzenlenen bilgi notlarının tek başına hizmetin ifa edildiğini ispata elverişli olmadığı, davacı tarafça sağlanan hizmete dair herhangi bir fatura düzenlenmediği gibi davalı taraf ticari defter ve kayıtlarında davacıdan hizmet alındığına ve herhangi bir borç kaydına rastlanılmadığı, somut olayda yazılı delil başlangıcı koşullarının bulunmadığından tanık deliline dayanılamayacağı, 05.01.2016 tarihli sözleşmenin imzalanması ile beraber davacının danışmanlık ücretine hak ettiği şeklindeki düzenlemenin davacının davalıya hizmet verildiği anlamına gelmediği, bu düzenlemeyle davacının davalıya vereceği hizmet karşılığı avans ücretine hak ettiğinin belirtildiği, keza 18.05.2016 tarihli sözleşmedeki, davacının raporu hazırladığına ilişkin bildirimi davalıya bildirmekle ücret hak etmiş olacağı şeklinde düzenlemenin, davacının davalıya sözleşme kapsamında hizmet verildiği anlamına gelmediği, bu düzenlemeyle davacının davalıya sözleşme çerçevesinde üstlendiği raporu düzenlemiş olduğunu bildirmekle sözleşmeye dayalı alacağının muacceliyet koşulunun belirlendiği, davacının bu sözleşme kapsamında davalıya rapor düzenlendiğini ispat edemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Senetle ispat zorunluluğunun, bir hukuki ilişki kapsamındaki bir edimin yerine getirilip getirilmediği hususuna değil hukuki ilişkinin varlığına ilişkin bir gereklilik olduğunu, hukuki ilişkinin senetle ispatı zorunlu ise de, hukuki vakıa niteliğindeki hizmet sunulması hususunda senetle ispat kuralının aranmayacağını, b. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ispatlandığına kanaat getirilmesine karşın, hizmetlerin sunulduğunun ispatı için kesin delil aranmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, c. Müvekkilinin hizmet sunduğu hususunda senetle ispat zorunluluğu olduğu düşünülse de, davalı tarafça uyuşmazlıkta tanık dinlenilmesi hususuna karşı çıkılmayarak muvafakat edilmiş olduğundan, bu hususun tanıkla da ispatının mümkün olduğunu, d. Mahkemenin, dosya içeriğindeki elektronik posta yazışmalarının delil başlangıcı belge niteliğinde olmadıkları yönündeki görüşünün hatalı olduğunu, e. Müvekkil tarafından üstlendiği hizmetleri sunduğunun tanık beyanlarıyla açıkça anlaşıldığını, taraflar arasındaki çok sayıda elektronik posta yazışmasının da, müvekkil şirket tarafından davalıya danışmanlık hizmeti verildiğini gösterdiğini, faturalar kapsamında araçların kiralanmış olduğunun, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulmuş olduğunu ve müvekkil tarafından da hizmet sunulduğunu gösterdiğini, f. Danışmanlık hizmeti sunulduğunun davalı şirket defterleri haricindeki pek çok delille ispatlandığını, faturanın mali bir yükümlülük olup fatura düzenlenip düzenlenmemesinin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin esası yönünden herhangi bir anlam taşımadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil edilen davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.