Başvuru, zorunlu askerlik döneminde sağlık problemlerinin vaktinde tespit edilememesi üzerine organ kaybı oluşması dolayısıyla açılan davada hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zorunlu askerlik döneminde sağlık problemlerinin vaktinde tespit edilememesi üzerine organ kaybı oluşması dolayısıyla açılan davada hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/3/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı yönünden kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 18/11/2009 tarihinde yapılan son yoklama muayenesinde herhangi bir rahatsızlığının tespit edilmemesi üzerine askere alınmış ve 23/2/2010 tarihinde acemi eğitimini tamamlamak üzere birliğine katılmıştır. Siverek Askerlik Şubesi Başkanlığının 18/11/2009 tarihli son yoklama belgesinde başvurucunun okuma yazma bilmediği ifade edilmiştir. İzmir Asker Hastanesi Baştabipliğinin komando seçimine ilişkin 9/3/2010 tarihli raporunda başvurucu hakkında "Askerliğe elverişlidir, komando olamaz" denilmiştir. Başvurucu 29/3/2010 tarihinde Jandarma Eğitim Komutanlığına sevk edilmiştir. Başvurucu, sağ gözünde çapaklanma ve ağrı, görmede azalma şikâyetleri yaşayarak rahatsızlanması üzerine 30/3/2010 tarihinde önce Bilecik Devlet Hastanesine, oradan Eskişehir Asker Hastanesine, oradan da 31/3/2010 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisine (GATA) sevk edilmiştir. GATA'nın aynı tarihli doktor raporunda; başvurucunun iki gündür gözünde az görme, ağrı ve çapaklanma şikâyetleri olduğunu söylediği belirtilmiştir. GATA'da başvurucuya ilaç tedavisi uygulanmış ve 2/4/2010 tarihinde başvurucu, sağ gözde endoftalmi (göz enfeksiyonu) teşhisiyle vitrektomi, lensektomi ameliyatı olmuştur. Ayrıca başvurucuda atipik pnömoni (akciğer enfeksiyonu) olduğu tespit edilmiştir. 12/4/2010 tarihinden itibaren başvurucuya birer ay sürelerle üç kez hava değişimi raporu verilmiş, GATA tarafından düzenlenen 9/6/2010 tarihli sağlık raporunda askerliğe elverişli olmadığı belirtilen başvurucu terhis edilmiştir. Başvurucu sağ gözde görme yetisini tamamen kaybetmiştir. Bilecik Jandarma Eğitim Birliği komutanı tarafından konuyla ilgili araştırma yapılmış ve başvurucunun birlikte görev yaptığı erlerin ifadesi alınmıştır. İfade veren erler, başvurucunun Foça'da dört hafta süreyle acemi eğitiminde bulunduğunu, burada şiddetli baş ağrıları olduğunu, revire gitmek istediğini posta başına söylediğini ancak revirde ufak tefek rahatsızlıklarla ilgilenilmediği, boşuna müracaat etmemesi söylenerek revire gönderilmediğini, başvurucunun birkaç gün sonra tekrar başının ağrıdığını diğer erlere söylediğini fakat yemin töreni provaları nedeniyle kendisiyle ilgilenilmediğini, Bilecik'e gelmeden bir gün önce gözünü tutmaya başladığını, gözünün ağrıdığını söylediğini, hatta yolda gelirken gözünün kapanmış olduğunu, Bilecik'e geldikten sonra akşam saat 00sıralarında durumunu nöbetçi astsubaya ilettiklerini, nöbetçi astsubayın onu sabah revire göndereceğini söylediğini, 30/3/2010 tarihinde sabah 30'da revire sevk edildiğini belirtmişlerdir. Bilecik Jandarma Eğitim Birliği komutanı ve altı personel tarafından düzenlenen 31/3/2010 tarihli tutanakta; başvurucunun Bilecik'e gelmeden on gün önce şiddetli baş ağrılarından yakındığı ancak ufak tefek rahatsızlıklardan dolayı revirde ilgilenilmediği şeklindeki telkinler nedeniyle posta komutanına revire çıkmak için müracaatta bulunmadığı, kendisinin de içine kapanık ve okuma yazma bilmeyen birisi olması nedeniyle revire çıkmak için uğraşmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun 29/3/2010 sabahı gözünün sulanmaya başladığını ve ağrılarının şiddetlendiğini arkadaşlarına söylediğinin, ancak yola gideceği için kendisiyle yine ilgilenilmeyeceğini zannederek müracaatta bulunmadığının tespit edildiği bildirilen tutanakta, başvurucunun gözündeki rahatsızlığın tespit edilmesinden sonra 30/3/2010 tarihinde revire sevk edildiği, durumunun acil olması nedeniyle sırasıyla Bilecik Devlet Hastanesine, Eskişehir Asker Hastanesine ve GATA'ya sevk edildiği ifade edilmiştir. Başvurucu 12/7/2010 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına başvurarak maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Bu talebin zımnen reddi üzerine başvurucu Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat istemli dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde, askere alınmadan önce yapılan sağlık kontrolünde askerlik yapmaya elverişli olduğunun tespit edildiğini, sağ gözündeki rahatsızlığın Foça'daki birliğinde meydana geldiğini, rahatsızlığı nedeniyle Birlik Komutanlığına başvurduğunu, bu başvurusunun "acemi eğitimi sonrası gönderileceği birlikte muayene edileceği" sebebiyle reddedildiğini, ihmal ve geç müdahale nedeniyle gözünü kaybettiğini ileri sürmüştür. Dilekçede ayrıca rahatsızlığı askerlik yapmasına engel olduğu halde askerliğe alınmasının hizmet kusuru olduğu iddia edilmiştir. AYİM dava konusu ile ilgili olarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (AÜTF) Dekanlığı Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığından bilirkişi raporu almıştır. AÜTF Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalında görevli iki profesör doktor ve bir doçent doktordan oluşan üç kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan 26/7/2012 tarihli raporda;i. Endoftalmi hastalığının göz içi dokuların enfeksiyonu olarak ortaya çıktığı, ciddi ve ağır hasara yol açan bir hastalık olduğu ve körlüğe sebep olabileceği,ii. Endoftalmi hastalığının ameliyat ya da travma gibi dış kaynaklardan veya vücudun diğer bölgelerinde olan sistemik bir enfeksiyonun kan yoluyla göze ulaşması sonucu ortaya çıkabileceği,iii. Belgeler incelendiğinde başvurucunun göze gelen darbe (travma) veya ameliyat öyküsü olmadığı, GATA'da yatmakta iken yapılan göğüs hastalıkları muayenesinde akciğer enfeksiyonu tanısının konulduğu, akciğer enfeksiyonunun gözdeki endoftalmi için bir kaynak olabileceği, endoftalmiye sebep olarak düşünülen akciğer enfeksiyonunun herhangi bir ortamda gelişebilen bir hastalık olduğu, bu nedenle rahatsızlığın oluşumunda askerlik hizmetinin sebep ve tesirinin olmadığı,iv. Başvurucunun teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinde herhangi bir hata, gecikme ve eksiklik bulunmadığı, uygun tedavi ve ameliyatın yapıldığının anlaşıldığı, endoftalminin ciddi ve ağır hasara yol açan bir hastalık olduğu için bütün tedavilere rağmen görme kaybının meydana gelebileceği belirtilmiştir. AYİM başvurucunun rahatsızlığıyla ilgili olarak Bilecik'e gelmeden on gün önce viziteye çıkarılmış olsa idi sonucun değişip değişmeyeceği sorusunu yönelterek bilirkişi heyetinden ek rapor istemiştir. 29/11/2012 tarihli ek raporda; dosyadaki belgelere göre başvurucunun Bilecik'e gelmeden on gün önce şiddetli baş ağrılarından yakındığının anlaşıldığı, baş ağrısının birçok sebebi olabileceği gibi göz hastalığının bir ön belirtisi anlamına gelmeyeceği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra başvurucunun GATA'daki 31/3/2010 tarihli muayenesine ilişkin anamnezde (doktorun teşhis koyma amaçlı olarak hastaya sorduğu sorular sonucu elde ettiği hastanın öyküsü) ise görme azlığı, ağrı ve çapaklanma şikâyetlerinin bu tarihten iki gün önce başladığının ifade edildiği, bu durumda başvurucunun gözle ilgili şikayetlerinin Bilecik'e geldiği sırada başladığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Raporda ayrıca başvurucunun Bilecik'e gelmeden on gün önce viziteye çıkmış olması durumunda sonucun değişip değişmeyeceği konusunda net bir şey söylenemeyeceği, bununla beraber endoftalmin çok hızlı seyreden bir hastalık olduğu için hastalığın on gün boyunca gözle ilgili şikâyet oluşturmamasının olası olmadığı bildirilmiştir. AYİM, GATA'dan başvurucunun muayenesinin yapılarak meslekte kazanma ve vücut fonksiyon kaybı bulunup bulunmadığı konusunda rapor almıştır. GATA'nın 11/6/2013 tarihli raporunda; başvurucunun sağ gözünde tam görme kaybı bulunduğu, %33 oranında iş göremezlik ve mesleki kazanma gücünden yoksun olduğu bildirilmiştir. Ayrıca AYİM tarafından başvurucunun askere alınmaması gerekirken alınmış olmasından kaynaklanan maddi zararları konusunda bilirkişi raporu alınmıştır. 31/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda, başvurucunun askere sevk edildiği tarih ile terhis edildiği tarih arasında geçen 107 günlük asgari ücret tutarı üzerinden yapılan hesaplama sonrasında 600 TL maddi tazminat hak edişi bulunduğu ifade edilmiştir. AYİM 2/4/2014 tarihinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiştir. Tarafların karar düzeltme talepleri üzerine usul yönünden karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilmiştir. Usule ilişkin eksikler tamamlandıktan sonra AYİM 4/11/2015 tarihinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine oyçokluğuyla karar vermiştir. Kararda; başvurucunun askerlik şubesi şahsi dosyasının incelenmesinden sağlık sorunu olup olmadığına dair sorulara hayır şeklinde cevap verdiği, son yoklamada askerliğe elverişli olduğuna karar verildiği ancak başvurucunun askere sevkinde ayrıntılı ve yeterli bir muayene yapılmadığı, böylece aslında başından itibaren sağlık durumu itibarıyla askerlik yapmaya elverişli olmadığı hâlde askere alınmış olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla olayda hizmet kusuru bulunduğu belirtilmiştir. AYİM söz konusu hizmet kusuru nedeniyle bilirkişilerce hesaplanan 600 TL maddi tazminatın ve ayrıca 000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Öte yandan AYİM kararında başvurucunun rahatsızlığının askerlik hizmetinin sebep ve tesirinden kaynaklanmadığı, uygulanan tıbbi tedavi yönünden de hizmet kusuru bulunmadığı ifade edilmiş; başvurucunun askerlik hizmeti dolayısıyla rahatsızlandığı ve tıbbi tedavide gecikme nedeniyle ileri sürdüğü zararlarına yönelik tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Karşıoy görüşünde başvurucunun rahatsızlığına ilişkin bilirkişi raporundaki tespitlere göre "askerlik yapmaya elverişli olmadığı halde askere alınmış olduğunun" söylenemeyeceği, hizmet kusurunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 4/3/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükler, askerlik hizmetini yerine getiren kişilerin sağlıklarının ve iyilik hâllerinin korunmasını, bu kişilere gerekli tıbbi bakımın sağlanmasını gerekli kılar. AİHM'e göre yetkili makamlar, askerlik hizmeti sırasında gerçekleşen her türlü yaralanma ve ölüm olayına ilişkin makul bir açıklama sunma yükümlülüğü altındadır (Metin Gültekin ve diğerleri/Türkiye, B. No: 17081/06, 6/10/2015, §§ 32, 33; Beker/Türkiye, B. No: 27866/03, 24/3/2009, §§ 41-43). AİHM, ilgili sağlık kurumları tarafından silah altına çağırılan askerlerin korunmasını sağlayacak önlemlerin alınması gerektiğini zira bazı durumlarda silah altındaki askerlerin sağlıklarını ilgilendiren konularda ortaya çıkan eksiklik ve aksaklıkların ilgili kurumları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamında sorumlu hâle getirebileceğini belirtmektedir. AİHM, bir devletin vatandaşlarını vatani göreve çağırmaya karar verdiği anda yasal ve idari çerçeveyi oluşturması gerektiğini ifade etmiş; bu çerçevenin özellikle de bazı askerî faaliyetlerin ve görevlerin doğası gereği kişinin hayatı ve/veya bedensel bütünlüğüne mal olabilecek riskleri öngören uygun bir mevzuatı içerecek şekilde güçlendirilmesinin önemine değinmiştir (Lütfi Demirci ve diğerleri/Türkiye, B. No: 28809/05, 2/3/2010, §§ 30, 31). Şehmus Ekinci/Türkiye (B. No: 15930/11, 27/3/2018) kararında AİHM, psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan kişinin askerlik hizmetine alınma sürecinde yeterli şekilde muayeneden geçirilmediğine ve askerlik hizmetine zorlandığına ilişkin iddiayı incelemiştir. Söz konusu kararda AİHM öncelikle başvurucunun temel askerlik eğitimine başlamadan önce Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili mevzuatında genel hatlarıyla düzenlenmiş olağan sağlık muayenesinden geçirildiğini ve hekim tarafından askerliğe elverişli olduğuna karar verildiğini tespit etmiştir. AİHM sağlık sorunlarının bulunduğu hususunda başvurucu tarafından ilgililere ilk muayene esnasında bilgi verildiği, görevli hekimin başvurucunun tıbbi geçmişini değerlendirerek psikolojik rahatsızlıklarının ilaç tedavisi sayesinde hafiflemiş olduğu ve sağlık durumunun askerlik hizmetini yerine getirmeye engel olmadığı kanaatine ulaştığını, dolayısıyla başvurucunun sağlık durumunun yeterli şekilde ele alındığını belirtmiştir. AİHM başvurucunun rahatsızlığının ilerlediğinin uygulanan sağlık kontrolleri sayesinde fark edildiğini, bu bakımdan askerî yetkililerin iyi niyet eksikliğiyle itham edilemeyeceğini vurgulamıştır. Askerlik hizmeti sırasında hastalığı ilerleyen başvurucunun hastaneye yatırılması, ilaç tedavisine tabi tutulması, tıbbi gözetim altına alınması ve askerliğinin askıya alınmasını askerî yetkililerin konuya atfettikleri önemin birer göstergesi olarak nitelendiren AİHM, son aşamada başvurucunun askerliğe elverişsiz olduğuna karar verildiğini ve rahatsızlığın tespiti ile tedavisinde herhangi bir kusurun bulunmadığını belirterek Sözleşme'nin maddesi bakımından fiziksel ve ruhsal bütünlüğe zarar verilmediği gerekçesiyle başvuruyu dayanaktan yoksun bulmuştur (Şehmus Ekinci/Türkiye, §§ 37-46).