10. Hukuk Dairesi 2022/12975 E. , 2022/15960 K. Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi No : Dava, itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.…
**10. Hukuk Dairesi 2022/12975 E. , 2022/15960 K.** **"İçtihat Metni"** Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi No : Dava, itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM Davacı vekili, Kurumun sigortalısı vefat eden ...'dan dolayı kızı olan davalının hak sahibi sıfatıyla *********** tahsis numarası ile Kurumdan yetim aylığı aldığını, davalının boşandığı eşi ... ile boşandıktan sonra birlikte yaşadığı tespit edildiğinden almakta olduğu yetim aylığının ve sağlık yardımının kesildiğini, davalıya yapılan yersiz ödemelerden kaynaklanan kurum alacağının 12.02.2018 tarihinde Denizli 4. İcra Müdürlüğünün 2018/869 Esas sayılı dosyasında icra takibine konulduğunu, davalının borca ve ferilerine 14.02.2018 tarihinde vaki itirazları üzerine takip durduğundan işbu davanın açılmak zorunda kalındığını, davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olup iptali gerektiğini, zira denetmen ... tarafından düzenlenen 28.10.2016 tarihli ve 2016/49 sayılı araştırma ve inceleme raporuyla muvazaalı boşanma olgusunun sabit olduğunu, ilgili raporda da bahsedildiği üzere "Bahçelievler Mah. 3023 Sk. No:1/6 Merkez/Denizli" adresinde yapılan araştırmalarda ve uzun süredir o mahallede ikamet etmekte olan mahalle sakinleriyle yapılan görüşmelerde davalının muvazaalı olarak boşandığı eski eşi ... ile birlikte yaşamaya devam ettiğinin açıkça ortaya çıktığını, denetmen raporunda beyanlarına başvurulan Balca Mahallesi muhtarı ...'ın ifadesinde, davalının boşandığı eşi ...'in Mernis kayıtlarında görünen adresinin "Balca Mahallesi Baklan" olduğunu, lakin bu adreste ...'in annesinin ikamet etmekte olduğunu, ...'in Denizli'de çocukları ve eşiyle birlikte ikamet ettiğini, bütün mahalle halkının da davalıyı ve ...'i evli olarak bildiğini beyan ettiğini, yine davalının komşularının ve uzun yıllardır aynı mahallede ikamet eden kişilerin muvazaalı boşanma eylemini teyit ettiklerini beyanla, davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin, eşi kendisini devamlı olarak dövdüğü ve hakaret ettiği için 1991 yılında eşinden boşandığını, müvekkilinin eşinden boşandığı tarihte babasının sağ olduğunu, müvekkilinin boşandığı eşiyle müşterek dört çocuklarının olduğunu, boşanma üzerine çocukların ikisinin velayetinin babaya, diğer ikisinin velayetinin müvekkili anneye verildiğini, ancak fiili olarak dört çocuğun da müvekkilinin yanında kaldıklarını ve dört çocuğu da müvekkilinin büyütüp yetiştirdiğini, çocukların dördünün de evlendiklerini, bunların ikisinin boşandıklarını, çocukların birçok sorununun olduğunu, sorunlarının çoğunu müvekkili tek başına çözmüş ise de zaman zaman babalarının da buna yardımcı olduğunu, bu sorunların çözümü sırasında zaman zaman müvekkili ile boşandığı eşinin konuştuklarının olduğunu, müvekkilinin 10 senedir Denizli'de yaşamakta olduğunu, müvekkilinin ikamet adresinin ve MERNİS adresinin de Denizli'de bulunduğunu, müvekkilinin Denizli ilinin Baklan ilçesinin Dağal kasabasında bahçesi olduğunu, bahçeyi kendisinin imar etmekte olduğunu, müvekkilinin bahçede işi olduğu zaman Denizli'den Dağal kasabasına gittiğini, orada işi bitmediği zaman Dağal kasabasında kaldığını, kasabada kaldığı zaman da kendisine ait olan ikinci evinde kaldığını, asla eski eşiyle bir arada kalmadığını, boşanmış olduğu eski eşinin de Dağal kasabasında evi olduğunu ve boşandığı eşinin o evde yaşamakta olduğunu, müvekkili eşinden 1991 yılında boşanmış iken babasından dolayı kendisine 2010 yılında maaş bağlandığını, müvekkilinin boşandığı tarihte babasının sağ olduğunu ve emekliliğe hak kazanmadığını, müvekkilinin, babası öldükten sonra babasının yurt dışında geçen çalışmalarından dolayı davacı SGK'ya borçlandığını, 12-13 bin lira ödediğini ve maaş almaya hak kazandığını, müvekkilinin 20 sene sonra babasından dolayı maaş almak için boşandığını iddia etmenin tamamen hayal ürünü olduğunu, müvekkilinin Dağal kasabası muhtarıyla eski seçimlerde oy yüzünden husumetinin olduğunu, muhtarın beyanlarının kasıtlı olduğunu beyanla; davanın reddini ve davacı SGK hakkında takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI "1-Davanın reddine, 2-Davalı vekilinin davacı SGK'nın kötü niyet tazminatı ile mahkum edilmesine yönelik talebinin reddine" karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI "1)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı Kurum vekili, eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davanın yasal dayanağı, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56'ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20'nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, medula sisteminden araştırma yapılmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Eldeki davada, davanın reddine karar verilmişse de verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Mahkemece, davalı ve boşandığı eşinin medula kayıtları celbedilmeli, Aile Hekimliği'nde kayıtlı adresleri sorulmalı, tüm mernis adreslerinde zabıta araştırması yapılmalı, komşuları, apartman kapıcı/yöneticisi tespit edilerek tanık olarak dinlenilmeli ve toplanan tüm deliller değerlendirilerek birlikte yaşama olgusunun açıkça ortaya konulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuştur. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.