Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1050 E. , 2024/2367 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1050 Karar No : 2024/2367 DAVACI: … Derneği VEKİLİ: Av. … DAVALI: … Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri … DAVANIN KONUSU: İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı "30 Ağustos Zafer Bayramı Etkinlikleri" konulu işleminin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu 19/08/2020 tarihli işlem ile 30 Ağustos Zafer Bayramının kutlanması…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1050 E. , 2024/2367 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1050 Karar No : 2024/2367 DAVACI: … Derneği VEKİLİ: Av. … DAVALI: … Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri … DAVANIN KONUSU: İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı "30 Ağustos Zafer Bayramı Etkinlikleri" konulu işleminin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu 19/08/2020 tarihli işlem ile 30 Ağustos Zafer Bayramının kutlanmasının yasaklandığı, davalı idarenin 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinliklerine müsaade edilmemesi uyarısı ile karar almasının yok hükmünde olduğu ve uygulanmasının mümkün olmadığı, Anayasa'nın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin 34. maddesi uyarınca herkesin önceden izin almadan 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlayabileceği, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ancak Kanunla kısıtlanabileceği, dava konusu işlemle kısıtlama yapılmasının hukuka aykırı olduğu, şekil şartının ihlal edildiği, pandemi sonrası normalleşmenin başladığı tarihten bu yana başka etkinliklere izin verilmesine rağmen dava konusu işlemle 30 Ağustos Zafer Bayramının kutlanmasının engellenmesinde kamu yararı bulunmadığı, bu nedenle dava konusu işlemin amaç yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI: Milli bayramlara ilişkin programların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Zafer Bayramı kutlamalarının yasaklandığı mesnetsiz olduğu, zira “30 Ağustos Zafer Bayramı Etkinlikleri” konulu yazı ile koronavirüs salgınına karşı pandemi süreci göz önüne alınarak, çelenk sunma programının ve şehitlik ziyaretlerinin asgari katılımla gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildiği, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu ve devletin herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla görevli olduğu, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 257. maddesinde, mülki protokol ve merasim hizmetlerinin düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemler İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayıldığı, Covid-19 salgınının görüldüğü andan itibaren Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulu'nun önerileri, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda salgının/bulaşmanın toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetme, sosyal izolasyonu temin, mesafeyi koruma ve yayılım hızını kontrol altında tutma amacıyla sokağa çıkma ve seyahat kısıtlaması, bulaşma riskinin olduğu işletmelerin/işyerlerinin kapatılması başta olmak üzere birçok tedbir kararı alınarak uygulamaya geçirildiği, bu kapsamda bugüne kadar İçişleri Bakanlığı tarafından 168 adet genelge yayımlanarak söz konusu tedbirler hususunda valiliklerin talimatlandırıldığı, nitekim 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları gibi, 2020 yılı içerisinde gerçekleştirilen 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, ile Kurban Bayramı için tedbirler alındığı, ayrıca 13/03/2020 tarih ve 5198 sayılı Koronavirüs (Kovid-19) Tedbirleri konulu yazı ile ülke genelinde icra edilecek programlarda Covid-19 salgınına karşı tedbir mahiyetinde kısıtlamalara gidildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: … DÜŞÜNCESİ: Dava; İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı "30 Ağustos Zafer Bayramı Etkinlikleri" konulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 257. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, mülki protokol ve merasim hizmetlerini düzenlemek İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2. maddesine göre; 30 Ağustos günü Zafer Bayramı resmi bayram günüdür. Kanunun 4. maddesinde, ulusal ve resmi bayramlarda yapılacak törenlerin hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği kuralı getirilmiş ve bu amaçla Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihi Günlerde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği yayımlanmıştır. Yönetmeliğin "Tören ve kutlama komitelerinin oluşumu ve görevleri" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında: “İl ve ilçelerde ulusal bayram, resmi bayramlar, mahalli kurtuluş günleri, Atatürk günleri ve diğer tarihi günlerin kutlanması, vali veya görevlendireceği vali yardımcısı veya kaymakamın başkanlığında; belediye başkanlığı, emniyet müdürlüğü, milli eğitim müdürlüğü, gençlik hizmetleri ve spor müdürlüğü ile mülki idare amirince uygun görülecek diğer kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla oluşan komite tarafından düzenlenir.”; 3. fıkrasında; “Tören ve kutlama programı illerde valinin, ilçelerde kaymakamın onayı ile yürürlüğe girer."; 7. maddesinde; "(1) Zafer Bayramı, 30 Ağustos günü saat 07.00’de başlar ve saat 24.00’te son bulur. Saat 12.00’de Başkentte yirmibir pâre top atışı yapılır. (2) Zafer Bayramı törenleri aşağıdaki şekilde uygulanır: b) Başkent dışında Zafer Bayramı törenleri: 1) Atatürk anıt veya büstüne mülki idare amiri ve belediye başkanı tarafından çelenk konulur. Mahallin en büyük mülki amirliğine ait çelenk anıtın alt kaidesinin tam ortasına, belediyeye ait çelenk ise soluna konulur. Çelenk konulduktan sonra İstiklal Marşı ile birlikte bayrak göndere çekilir. 2) Mülki idare amiri beraberinde belediye başkanı olduğu halde tebrikatı, ekli (1) sayılı listede yer alan sıraya göre makamında kabul eder. 3) Mülki idare amiri tarafından, beraberinde belediye başkanı olduğu halde, törene katılanların ve halkın bayramı kutlanır, İstiklal Marşı ile birlikte bayrak göndere çekilir. 4) Tören geçişi mülki idare amiri ve belediye başkanı tarafından şeref tribününden selamlanır. 5) Programda yer alan diğer faaliyetler uygulanır. 6) Zafer Bayramı kabul töreni vali tarafından düzenlenir." kuralları; 9. maddesinde ise; "Bu Yönetmeliğin uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütlerin giderilmesinde; Başkentteki tören ve kutlamalarda Dışişleri Bakanlığı, Başkent dışındaki tören ve kutlamalarda İçişleri Bakanlığı yetkilidir." düzenlemeleri bulunmaktadır. Dava konusu Genelge ile 30 Ağustos Zafer Bayramının 98. yıl dönümü münasebetiyle il ve ilçelerde yapılacak kutlamalar kapsamında, yukarıda aktarılan Yönetmeliğin 7. maddesinde yer verilen etkinliklerin uygulanması konusunda koronavirüsle mücadele amacıyla genel sağlığın korunmasını teminen mülki idare amirleri başta olmak üzere il ve ilçelerdeki diğer amirler tarafından uyulması gereken tedbirlere yönelik düzenlemeler yapılmıştır. COVİD-19 salgını ile mücadele kapsamında, kapalı alanlarda program yapılmaması, açık alanlarda yapılacak törenlerde yoğunluk oluşması halinde koronavirüs bulaşması açısından risk oluşturması dikkate alınarak, bulaşıcılığı çok yüksek olan bu hastalığın yayılımını azaltmak için kontrollü bir sosyal hayat sürecinin yaşanması gerekliliği ve genel sağlığın korunması amacıyla alınan tedbirlere yönelik düzenlemeler içeren dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde Zafer Bayramının Türk Milleti açısından önem ve özelliğine vurgu yapılarak Zafer Bayramı etkinliklerine kısıtlama getirildiği, bazı bayram programlar yönünden farklı uygulama yapıldığı ileri sürülerek iptali istenilmekte ise de; 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarına ilişkin sınırlamanın genel sağlığı etkileyen salgından kaynaklandığı, salgında asıl belirleyici unsurun çok yüksek risk düzeyine sahip COVİD-19, türleri ile bunların bulaşma hızlarının oluşturduğu, diğer hususların salgın riski değerlendirmesine etkisi olmadığından iddialar yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dava, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı "30 Ağustos Zafer Bayramı Etkinlikleri" konulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği, 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel olması idari işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olması sonucunu doğurmamaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları davacının gerçek kişi, tüzel kişi, belde sakini olması gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle ve her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği de göz önünde tutularak belirlenmektedir. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir konu olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur. Bu itibarla, davacı tarafından, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı "30 Ağustos Zafer Bayramı Etkinlikleri" konulu işleminin, Anayasaya aykırı olduğu ileri sürelerek iptali istemiyle açılan davada, iptali istenen işlem ile davacı arasında yukarıda tanımlanan ve açıklanan şekli ile kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi olmadığından, dava açma ehliyeti bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 03/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.