8. Hukuk Dairesi 2013/469 E. , 2013/8877 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ve ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.04.2011 gün ve 688/282 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, davalılar adına tapuda kayıtlı 638 m2 mikt…
**8. Hukuk Dairesi 2013/469 E. , 2013/8877 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ve ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.04.2011 gün ve 688/282 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, davalılar adına tapuda kayıtlı 638 m2 miktarındaki 620 parsel sayılı taşınmazın 540 m2 kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile kıyı olarak kamuya terkinine karar verilmesini istemiş, birleşen dosyada aynı talebini tekrar ile asıl davada husumet yöneltmediği diğer mirasçılar aleyhine dava açmıştır. Davalılar vekili, taşınmazın öncesinde de tapulu olduğunu, kazanılmış hakların korunması gerektiğini, davanın dayanağı kıyı kenar çizgisi önceki maliklere tebliğ edilmediği için kesinlik kazanmadığını, hukuki geçerliliği olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle davanın ve birleşen davanın reddine, ... , ... ve ... yönünden birleşen dosyada yeniden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmü davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, Mahkemenin kararı 5841 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.03.2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanunun 2. ve 3. maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur. 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25.02.2009 günlü 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2. maddesi ile 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen cümlede: "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dâhil tarafların sıfatına bakılmaksızın" ve 3. maddesi ile aynı Kanuna eklenen Geçici 10. maddesinde ise; “Bu Kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindedir. Bu değişiklik nedeniyle bu yasanın yürürlük tarihinden sonra Hazine'nin açtığı davalarda da 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaya başlanmıştır. Ne Var ki, Yerel Mahkeme kararının temyizi aşamasında Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.2011 gün ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararıyla; “25.02.2009 gün ve 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesiyle 21.06.1987 günlü 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümlenin ve 3. maddesiyle 3402 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 10. maddenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiş ve bu iptal kararı 23.07.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.