T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:31/03/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:21/01/2026 Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzeri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:31/03/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ:15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:21/01/2026 Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Asıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle 28/10/2016 günü ... sevk ve idaresindeki kaza tarihinde sürücü belgesiz ve trafik tesciline kaydı olmayan ve ZMMS kapsamında güvence altına alınmamış motosikleti ile ... Köyü istikametinden ... istikametine seyir halindeyken ... plakalı motosikleti ile ...'nci sokaktan ana caddeye çıktığını ve dönüşünü tamamlamış olan müvekkili ile çarpıştığını ve bu yolla müvekkilinin özürlü kalacak şekilde yaralandığını, kaza sonrasında tanzim edilen kaza tespit tutanağında kusurun her iki tarafa paylaştırıldığını, olaya ilişkin Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile her iki tarafın cezalandırılması şeklinde karar verildiğini, taraflarınca davacının sigorta edeni bulunmaması nedeniyle Güvence Hesabına 06/07/2017 tarihinde başvuru yapıldığını, sürecin uzamasına neden olacak şekilde verilmiş yanıt ile sonuç alınamayacağına ilişkin verilen kararla davacının uğradığı ve tazmini gereken zararların tazminini sağlamak üzere ve davacının haksız ve zarar verici sonuca neden olmuş fiil nedeniyle uğradığı zararlar karşılığı maddi tazminat ve duyduğu elem karşılığı manevi tazminat davalarının kabulü ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Birleşen dosyada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle 28/10/2016 tarihinde müvekkilinin kullanımında olan plakasız motosiklet ile ... İstikametinden ...-Antalya istikametine doğru seyir halindeyken, .... Sokaktan aniden kontrolsüz şekilde yola çıkan ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü ... ile çarpıştığını, olayda her iki tarafın da yaralandığını, kaza neticesinde müvekkilinin sol el bileğinde kırık oluştuğunu, kazaya karışan aracının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu, kaza neticesinde açılan ceza yargılamasının karara çıktığını ve kesinleştiğini, verilen karar neticesinde davada davalı ...'in asli kusurlu, müvekkilinin ise tali kusurlu olduğuna karar verildiğini, kusur durumunun tespit edilmesi bakımından dosyanın Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, kazadan sonra müvekkilinin Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile maddi manevi tazminat davası açtığını, davalı tarafın kazadan sonra müvekkiline karşı manevi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin kaza nedeniyle sol bileğinde meydana gelen kırık neticesinde iş yapmakta halen zorlandığını, ömür boyu da bu zorlu çekeceğini belirterek sonuç olarak, 20.000.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı gerçek kişiden alınarak müvekkiline ödenmesini, dava değerini artırma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL kısmi/maddi tazminatın davalı gerçek kişi yönünden kaza tarihi, sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren alınarak müvekkiline ödenmesini ayrıca açılan işbu davanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Güvence Hesabı vekili sunduğu cevap dilekçesinde müvekkili kuruma yapılan başvuruda davacı tarafından kazaya ilişkin verilmiş ceza mahkemesi kararı ve tedavi evrakları raporlarının istenildiğini ancak karşı tarafça eksik belgelerin müvekkili kuruma sunularak iş bu davanın açıldığını, bu sebeple başvuru şartı yerine getirilmeksizin açılan iş bu davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddini, davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarının ve maluliyet oranlarının tespiti için dosyada Adli Tıp Raporları ve aktüerya raporu aldırılması gerektiğini, Güvence Hesabının sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın temerrüt tarihinde itibaren faiz talebinin haksız olup ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince özetle asıl dava yönünden maddi tazminat davasının kabulü ile 9.574,15 TL maddi tazminatın davalı Güvence Hesabı yönünden temerrüt tarihi olan 22/07/2017 tarihinden, diğer davalı ... açısından kaza tarihinden (28/10/2016) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine; manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 4.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihinden (28/10/2016) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen karşı dava yönünden, maddi tazminat davasının kabulü ile 4.319,83 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta AŞ için birleşen dava tarihinden (09/03/2018) itibaren, diğer davalı ... için kaza tarihinden (28/10/2016) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine; manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 4.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden (28/10/2016) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Asıl dosyada davacı vekili tarafından özetle kusur oranı ile maluliyet raporunun hatalı olduğu, manevi tazminat miktarının az kaldığı ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuştur. Asıl dosyada davalı Güvence Hesabı vekili tarafından özetle Güvence Hesabına yapılan başvuruya maluliyet raporu eklenmediği; bu durumda davadan önce başvuru şartının yerine getirilmediği, maluliyet oranları yönünden çelişkinin giderilmesi gerektiği, geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderlerinden sorumluluklarının bulunmadığı, davacının SGK’de aktif olarak çalışıp çalışmadığına, çalışıyor ise bir ödeme alıp almadığına yönelik belge veya bilgi sunmadığı; bu durumda çalışmayan emekli olan kişinin geçici iş göremezlik tazminatı isteyemeyeceği, tazminatın % 1,8’lik teknik faiz uygulanarak hesaplanması gerektiği, araç tescilsiz olduğundan Güvence Hesabının sorumluluğunun bulunmadığı, kasksız ve sürücü belgesiz olma nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, Güvence Hesabına usulüne uygun başvuru yapılmadığından faiz başlangıç tarihinin sekiz iş günü hesabına göre tespit edilemeyeceği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuştur. Duruşma açılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından inceleme ve görüşmeler HMK'nin 342, 353, 355 ve 356 maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere dosya üzerinden yürütülmüştür. Birleşen dosya yönünden istinaf yoluna başvurulmamıştır. İstinaf konusu asıl dosyada dava, yaralamalı trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminata ilişkindir. İlk derece mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesince esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir (HMK Md. 353/1-a-6). Somut olayda ilk derece mahkemesince kusur oranı usulüne uygun tespit edilmeden karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Şöyle ki: Kaza tespit tutanağında davacı ...’in 2918 sayılı KTK’nin 57/1-b-5 maddesinde yer alan “Tali yoldan anayola çıkan sürücüler ana yoldan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermemek” kuralını ihlal ettiği; davalı sürücü ...’ın ise 2918 sayılı KTK’nin 52/1-b maddesindeki “aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak” kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir. Ceza mahkemesine sunulan bilirkişi raporunda, trafik kazası, 2918 sayılı KTK’nin 57/1-c-2 maddesi temel alınarak değerlendirildiğinde davacı sürücü ...’in tali kusurlu, davalı sürücü ...’ın ise asli kusurlu; kazanın olduğu kavşakta yapılan keşifteki trafik akımı incelemesi, kavşak kollarındaki yolların fiziki ve zemin durumu temel alındığında, davacı sürücünün asli kusurlu, davalı sürücü ...’ın tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ceza mahkemesinde, davacı sürücü ...’in olay yerinde yapılan yerinde incelemede açıkça kendisinin geldiği ... no.lu sokak olup tamamen ziraat arazisi niteliğindeki yerler arasındaki eski tarla içi köy yolu niteliğindeki yola oranla ...-...-Antalya ana ulaşım yoluna oranla tali ve işlek yol olduğu herkes tarafından bilinen yola çıkarken durmaksızın kontrolsüz bir biçimde çıkış yapmış olması nedeniyle asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ...’ın ise fiilen sağdan tali yolun bağlandığı kavşak niteliğinde olan kavşağa yaklaşırken hızını azaltmamak suretiyle tali kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. İşbu dosyaya sunulan Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı raporunda, davacı sürücü ...’in, sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahalde gece vakti anayol konumundaki ... caddesini takiben seyrederken aydınlatmalı olay yeri kavşağa yaklaşımı sırasında yeterince müteyakkız bulunmadığı, hızını kavşak şartlarına göre ayarlamadığı; bu haliyle geldiği kavşakta seyrine göre sağındaki ... sokaktan seyirle gelerek ... caddesine kontrolsüzce giriş yapan motosiklete karşı zamanında etkin tedbir alamayıp çarpışmasıyla meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle % 80 oranında kusurlu olduğu; davalı sürücü ...’ın, sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahalde gece vakti tali yol konumundaki ... sokağı takiben seyirle geldiği olay yeri kavşaktan anayol konumundaki ... caddesine çıkış yapmadan önce bu yol üzerindeki trafiği yeterince kontrol etmediği, kavşağa kontrolsüzce giriş yaptığında anayol konumundaki ... caddesi üzerinde seyir halinde bulunan ilk geçiş hakkı bırakmadığı motosiklet ile çarpışmasıyla meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle % 20 oranında kusurlu belirtilmiştir. Aktüerya bilirkişi tarafından davacı ...’in kusur oranı % 80 kabul edilerek rapor hazırlanmış; ilk derece mahkemesince bu rapor temel alınarak hüküm kurulmuş ise de adli tıp raporunda hangi sürücünün hangi yoldan geldiği doğru olarak yazılmadığından adli tıp raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. O halde ilk derece mahkemesince kusur oranı için İTÜ Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik - Fen Heyetinden oluşturulacak bir kuruldan yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır. Manevi tazminat yönünden, olay nedeniyle davacının bedensel bütünlüğü zedelendiğinden, davacıya uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş ise de TBK’nin 56. maddesine göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda olayın oluş şekli, olay tarihi, olay nedeniyle alt ekstremitede açık fraktür oluşması, davacının dokuz ay boyunca iş göremez halde bulunması, bir ay bakıcının yardımına muhtaç olması, kusur oranları, paranın satın alma gücü, talep edilen tazminat miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı az bulunmuştur. Ortadan kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince hakkaniyete uygun daha yüksek bir manevi tazminata hükmedilmelidir. Güvence Hesabı'na başvurulabilecek hallere ilişkin olarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesinde "Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar" düzenlemesine yer verilmiş; aynı mahiyetteki düzenleme, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Güvence Hesabının sorumluluğu bedensel zararlara ilişkin olduğu halde ilk derece mahkemesince Güvence Hesabının davacının hastaneye gidiş geliş ücretinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK’nin 54. maddesinde özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda davacı tarafından kaza nedeniyle yaralanıp geçici iş göremediğinden bahisle geçici iş göremezlik tazminatı isteminde bulunulmuştur. Davacı hakkında düzenlenen ve hükme esas alınan rapora göre davacının % 4 oranında sürekli maluliyeti olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu tespit edilmiştir. Hesap bilirkişisi tarafından davacı için kaza tarihinden itibaren 9 ay için geçici iş göremezlik tazminatı hesabı yapılmış; ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu esas alınarak davacı bakımından geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmiştir. Gelir getiren bir işte çalışmayan davacı kaza tarihinde emekli olup geçici iş göremezlik döneminde emeklilerin maaşlarını tam olarak almaları sebebiyle kazanç kaybı oluşmayacağı göz önüne alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın esasının incelenmeksizin mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan nedenler ve gerekçe ile 1-İstinaf başvurularının kabulü ile HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca başvurunun esası incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2- Başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvuranlara iade edilmesine, HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olarak oy birliğiyle 15/01/2026 tarihinde karar verildi. ...