3. Ceza Dairesi 2024/13971 E. , 2024/16386 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/518 E., 2017/670 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 20.02.2018 tarihli ve 2017/3439 Esas, 2018/397 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2024 tarihli ve KD - 2024/41676 sayılı itirazı üzerine ya
**3. Ceza Dairesi 2024/13971 E. , 2024/16386 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/518 E., 2017/670 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 20.02.2018 tarihli ve 2017/3439 Esas, 2018/397 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2024 tarihli ve KD - 2024/41676 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtiraza konu uyuşmazlık; sanığın, olay tarihinde nakil edildiği cezaevine girişi esnasında yapılan aramada tespit olunan örgütsel doküman bulundurmanın tek başına örgüt üyeliği suçunu oluşturmayacağı gibi devletin gözetimi ve denetimi altında ceza infaz kurumunda hükümlü iken vuku bulan bu eyleminin tekrar örgüt ile bağ kurduğu anlamına da gelmeyeceğinden unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine dair verilen kararın onanmasının hukuka aykırılık oluşturduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Dairemizce de benimsenen, öğretide ekseriyetle kabul gören yerleşik yargısal kararlara göre, örgütü yönetmek ya da örgüte üye olmak suçları mütemadi (kesintisiz) suçlardandır. Yani fiilin icrası süreklilik arz eder. Bu suçlarda örgüt hiyerarşisine dahil olup faaliyetlere başlanmakla suç tamamlanmıştır. Ancak fiilin icrası devam ettiği müddetçe fiilin ifade ettiği haksızlık da süreceğinden suç işlenmeye devam edecektir. Failin kendi isteğiyle ya da irade dışı olarak örgütten ayrılması halinde suç bitmiş olacaktır. Mütemadi suçların tamamlanmasıyla bitmesi aynı anlamı taşımamaktadır. Mütemadi suçların ceza ve muhakeme hukuku bakımından önemli sonuçları mevcuttur. Ceza hukuku bakımından, suça teşebbüs fiilin bitmesine kadar değil tamamlanmasına kadar mümkündür. İştirak ise bitinceye kadar gerçekleşebilir. Suç işlenmeye devam ettiğinden, koşulları varsa meşru savunma hükümleri uygulanabilir. Uygulanacak ceza hükümleri bakımından temadinin bittiği tarih esas alınmalıdır. Yine kusur yeteneği ve yaş küçüklüğü bitiş tarihine göre tayin edilir. Muhakeme hukuku bakımından ise, zamanaşımı, yetkili mahkeme ve şikayet süresi temadinin bitişine göre değerlendirilecektir. Ancak suçun mütemadi niteliği, kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. Örgüt üyeliği temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona erecektir. Kesinti tarihi suç tarihidir. Mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır. Bu nedenlerle, örgüt üyeliği suçunda, temadinin fiili kesinti(yakalanma) ile meydana geleceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaylar değerlendirildiğinde; Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre; Cezaevinde silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hükümlü olarak bulunan sanığın, Kandıra 1 ve 2 Nolu F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu içerisinde, PKK/KCK terör örgütü tarafından örgütün yönetimine bağlı bir şekilde "Zindan Tüzük ve Yönetmeliği" adı verilen talimatname ile örgütsel işleyişi belirleyen kurallar çerçevesinde cezaevi içerisinde dolaştırılan talimat, eğitim ve haberleşme notlarını kendi el yazısıyla hazırlayarak, "Topraksızlar" isimli kitabın kapak kısmına gizlediği, bu suretle örgüt üyeliğini sürdürdüğü kabul edilmişse de; yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olması, mütemadi suç niteliğinde olan silahlı terör örgütüne üye olma suçunda temadinin fiilen yakalanma ile kesileceği, bu durumda kişinin irade dışı olarak örgütten ayrıldığının hukuken kabul edilmesi gerektiği, ancak yakalanan kişinin serbest bırakılması üzerine sonradan gerçekleştirdiği eylemlerle örgütle tekrar bağ kurduğunun anlaşılması halinde ikinci kez örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmasının mümkün olacağı nazara alındığında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, devletin gözetimi ve denetimi altında ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın, dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin tekrar örgüt ile bağ kurduğu anlamına gelmeyeceği gibi bu eyleminde tek başına örgüt üyeliği suçunu oluşturmayacağı, bu nedenlerle sanığın eyleminin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun ve bu Kanuna göre hazırlanan yönetmelik kapsamında disiplin cezasını gerektirdiği nazara alınmadan, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine yönelik hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunduğu görülmekle itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 20.02.2018 tarihli ve 2017/3439 Esas, 2018/397 sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.04.2017 tarihli ve 2017/518 Esas, 2017/670 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2024 tarihinde karar verildi.