Başvuru, emeklilikten vazgeçme talebinin kabul edilmemesine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, emeklilikten vazgeçme talebinin kabul edilmemesine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde kurmay albay rütbesinde subay olarak görev yapmakta iken kamuoyunda Balyoz davası olarak anılan ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava kapsamında 11/2/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Anılan Mahkeme 21/9/2012 tarihli kararıyla başvurucuyu Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten men etmeye teşebbüs suçundan 18 yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 9/10/2013 tarihinde başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararını onamıştır. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumundan Deniz Kuvvetleri Komutanlığına gönderdiği 11/11/2013 tarihli dilekçe ile emeklilik talebinde bulunmuştur. Başvurucunun emeklilik talebi Millî Savunma Bakanı (Bakan) tarafından 12/11/2013 tarihinde onaylanmıştır. Başvurucu 16/12/2013 tarihinde idareye yeni bir dilekçe göndermiş ve emeklilik talebinden vazgeçtiğini belirterek emeklilik işlemlerinin iptal edilmesini istemiştir. Başvurucunun bu talebi, emeklilik işlemlerinin Bakan onayı ile tamamlandığı belirtilerek reddedilmiştir.A. Ceza Davasına İlişkin Yeniden Yargılama Süreci Başvurucu, mahkûmiyet kararına konu ceza davasında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur (B. No: 2013/7800). Anayasa Mahkemesi 18/6/2014 tarihinde, başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerektiğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin mezkur kararı gereğince İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden yargılanan başvurucu hakkında, anılan Mahkemece 31/3/2015 tarihinde beraat kararı verilmiş;söz konusu karartemyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.B. İdari Dava Süreci Başvurucu, emeklilik talebinden vazgeçme yönünde yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde gerçek iradesini yansıtmayan emeklilik talebinden vazgeçtiğini idareye bildirmesine rağmen bu isteği dikkate alınmaksızın ve mecburi hizmet süresini doldurmadığı hâlde emekli edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. AYİM Üçüncü Dairesi (Mahkeme) 11/12/2014 tarihinde oybirliğiyle verdiği kararla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde şu tespitler yer almaktadır:i. Kararda öncelikle başvurucunun emeklilik dilekçesi verdiği tarihte mecburi hizmet yükümlülüğü bulunup bulunmadığı hususu irdelenmiştir. Bu kapsamda, başvurucunun yurt dışı görevlendirmesinden doğan ve 21 ay 10 gün olan mecburi hizmet yükümlülüğünün 11/6/2010 tarihinde başladığı, 11/2/2011 tarihinde tutuklanması nedeniyle kesintiye uğradığı belirtilmiştir. Hakkındaki mahkûmiyet kararının 9/10/2013 tarihinde Yargıtay tarafından onanmasıyla birlikte başvurucunun hükümlü statüsüne geçtiğine, 11/2/2011 ile 9/10/2013 tarihleri arasında geçen sürenin tutukluluk süresi olduğuna dikkat çekilmiştir. 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 15/g maddesinde yer alan ve tutukluluk süresince fiilî hizmet müddetinin yarım hesaplanacağını öngören düzenleme uyarınca tutuklulukta geçen süresinin yarısının hizmetten sayılması hâlinde başvurucunun emeklilik dilekçesini verdiği tarih itibarıyla tamamlaması gereken mecburi hizmet süresi kalmadığı, dolayısıyla istekle emekliliğin onaylanmasında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı tespitinde bulunulmuştur. ii. Emeklilik işleminin kamu idaresinin en yüksek amirinin onayı ile tekemmül edeceğine ve emeklilik talebinin bir ay içinde sonuçlandırılması gerektiğine ilişkin kanun hükmüne atıfta bulunulmuş, emeklilik talebinden vazgeçmenin de personelin iradesi ile gerçekleşebileceği, ancak bu iradenin işlem tekemmül etmeden önce ortaya konulmuş olması gerektiği belirtilmiş; bu kapsamda benzer uyuşmazlıklara yönelik AYİM içtihadından örneklere yer verilmiştir.iii. Başvurucunun emeklilik dilekçesini verdiği tarihte 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre ayırt etme gücü olmadığına dair bir belge bulunmadığı hatırlatılmıştır. Hukuk devleti ilkesinin esaslarından birinin de yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre işlem tesis edilmesi olduğu ifade edilmiş, yürürlükteki kanun hükümlerini esas alarak istekle verdiği emeklilik dilekçesi üzerine şartları sağlayan başvurucunun emeklilik talebinin onaylanmasında ve onaydan sonra verilen emeklilikten vazgeçme dilekçesinin -işlemi sakatlayan bir sebebin ortaya konulmamış olması nedeniyle- geri alınmamasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmadığıbelirtilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı karar düzeltme yoluna gitmiştir. Başvurucu 9/1/2015 tarihli karar düzeltme dilekçesinde derece mahkemesinin emeklilik dilekçesi verdiği tarihte içinde bulunduğu özel durumu değerlendirmediğini, haksız bir şekilde yargılanmak ve uzun süre özgürlüğünden yoksun bırakılmak suretiyle iradesinin sakatlığa uğratıldığı yönündeki iddialarına bir açıklık getirmediğini ileri sürmüştür. Mahkeme 2/4/2015 tarihli kararıyla başvurucunun karar düzeltme istemini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, düzeltme istemine konu kararda4721 sayılı Kanun'a göre fiil ehliyetine sahip olanların, ayırt etme gücü bulunanların yaptığı işlemlerin geçerli olduğu, başvurucunun işlem tarihinde ayırt etme gücüne sahip olmadığına ilişkin bir belgenin bulunmadığı hususuna yer verildiği, bu itibarla esasa etkili görülen iddiaların kararda karşılanmış olduğu belirtilmiştir. Herhangi bir çelişki içermediği, kanuna ve usule uygun olduğu görülen kararın düzeltilmesini gerektiren bir sebep bulunmadığı ifade edilmiştir. Nihai karar 21/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların yaşlılık, malûllük veya vazife malûllüğü işlemleri;...b) İstek üzerine veya yaş haddi, malûllük veya vazife malûllüğü hallerinde kamu idaresinin en yüksek amirinin, ...onayı ile tekemmül eder.Özel kanun hükümleri hariç olmak üzere yetkili makamın emekliye sevk onayı, talep tarihinden itibaren bir ayı geçemez...... Birinci fıkranın (b) bendine göre emekliye ayrılmak isteyenler için her durumda, istek tarihinden itibaren bir aylık süre sonunda ilişikleri kesilmiş sayılır."