2. Hukuk Dairesi 2025/96 E. , 2025/1400 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/199 E., 2024/326 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki istinaf incelemesinden geçen davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından iştirak nafakası, maddî tazminatın miktarı ve kişisel ilişkinin şekli yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kadın lehine hükmedilen madd
**2. Hukuk Dairesi 2025/96 E. , 2025/1400 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/199 E., 2024/326 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki istinaf incelemesinden geçen davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından iştirak nafakası, maddî tazminatın miktarı ve kişisel ilişkinin şekli yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kadın lehine hükmedilen maddî tazminat miktarı, velâyet ve kişisel ilişki, nafakalar ile nafakalara artış uygulanması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, Mahkemece bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olduğuna, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığına göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2019 tarihli kararının gerekçesinde; duruşmada edinilen izlenim, yaşı küçük ...'ın davacı anne yanında bulunması, çocuğun yaşı itibariyle anne ilgi, şefkat ve sevgisine muhtaç olması, SİR, çocukların kişilik gelişiminde ve sağlıklı bir kimlik bilinci edinmelerinde anne babanın rolünün önemli olması, çocuğunda ebeveyn ayrılığının yarattığı olumsuz sonuçlardan daha az etkilenebileceği gerekçesi ile ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine; baba ile çocuk arasında her ayın 1 ve 3. cumartesi günleri ile sabah saat 09.00 dan pazar akşam saat 17.00 'a kadar dini bayramların 2. günü sabah saat 09.00’dan 3. günü akşam saat 17.00’e kadar, yarı yıl tatillerinin ilk pazartesi günü saat 09.00’dan takip eden pazartesi günü saat 17.00’ye kadar, her yıl 1 Temmuz saat 09.00'dan, 15 Temmuz saat 17.00'a kadar kişisel ilişki tesisine, çocuk yararına aylık 200,00 TL tedbir ve işitirak nafakasına karar verildiği, her iki taraf vekilinin istinaf etmesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verildiği; taraf vekillerinin temyiz etmesi üzerine Dairemiz 10.02.2022 tarihli 2021/9348 Esas 2022/1212 Karar sayılı ilamı ile "Velâyeti anneye verilen 30.07.2016 doğumlu ... ile baba arasında kurulan kişisel ilişki babalık duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi, çocuğun fikri ve sosyal gelişmesi için de yetersizdir. Mahkemece baba ile Özden arasında daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken hatalı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." şeklinde hükmün kişisel ilişki tesisi yönünden bozulmasına karar verildiği görülmüştür. Ne var ki; Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozmanın amacına aykırı olarak "velâyeti annede olan çocuk ile baba arasında her ayın 1. ve 3. cumartesi günleri sabah saat 09.00'dan aynı gün akşam saat 18.00'e kadar şahsi ilişki tesisine, karar kesinleşinceye kadar baba ile çocuk arasındaki şahsi ilişki tesisinin tedbiren bu şekilde devam etmesine, karar kesinleştikten sonra da kişisel ilişkinin aynen devamına..." şeklinde daha az süreli yatısız kişisel ilişki kararı verildiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, bozma ilamında belirtildiği şekilde baba ile çocuk arasında babalık duygularını tatmine elverişli yeterli kişisel ilişki tesisi yönünde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. 3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Davacı-davalı kadına evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasında ortak çocuk yararına aylık 750,00 TL iştirak nafakası talep ettiği, artış talebi bulunmadığı görülmüş olup bozma kararı sonrası Mahkemece "ortak çocuk için hükmedilen aylık 200,00 TL iştirak nafakasının 2.300,00 TL arttırılarak aylık 2.500,00 TL iştirak nafakasına, nafakanın kararın kesinleştiği tarihten bir yıl sonra başlamak üzere ve her yıl 12 aylık ÜFE ortalaması oranında hükmedilen nafakaya artış uygulanmasına..." şeklinde karar verilmiş, bu suretle istek aşılmıştır. Mahkemece talepten fazlasına karar verilemez. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının kişisel ilişki düzenlemesi, iştirak nafakası yönünden BOZULMASINA, 2.Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.