3. Hukuk Dairesi 2024/4134 E. , 2025/3224 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1921 E., 2024/2012 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/631 E., 2024/316 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafınd…
**3. Hukuk Dairesi 2024/4134 E. , 2025/3224 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1921 E., 2024/2012 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/631 E., 2024/316 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 25.12.2017 tarihinde sol ayak bileğindeki ağrı nedeniyle davalı ... Hastanesine başvurduğunu, ortopedi uzmanı diğer davalı Prof. Dr. ... tarafından muayene edilerek ayak bileği impigement sendromu tanısı konarak artroskopi ameliyatı önerildiğini, ameliyatın çok ciddi risklerinin olmadığı söylenerek matbu onam formu imzalattırıldığını, 15.01.2018 tarihinde gerçekleştirilen ameliyatta ayağın bilekten hareketini sağlayan posterior tibial sinir ve fleksör digitorum longus tendonunun teknik hata sonucu kesildiğini, ameliyattan sonraki takibi sırasında ayağını hareket ettiremediğini ve bir terslik olduğunu farkettiğini, bu nedenle nöbetçi hemşireye haber verdiğini ancak durumun normal olduğunu ve evhamlı olmaması gerektiği cevabını aldığını, aynı hastanedeki sonraki tedavi sürecinde de durumun farkedilemediğini, onarıcı ameliyat yerine fizik tedavi verildiğini, 19.02.2018 tarihinde nöroloji uzmanı tarafından yapılan değerlendirmede ameliyat sırasında meydana gelen sinir ve tendon hasarının yaklaşık 1 aylık gecikmeyle tespit edildiğini, müvekkilinin operasyon sırasında kesilen tendon ve sinirin onarımı için ... Hastanesine güveni kaybolduğundan ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğunu, hastanede tendon ve sinirin kopuk olduğu tespit edildikten sonra 08.03.2018 tarihinde onarım amaçlı ameliyat edildiğini, fizik tedaviye rağmen ayak bileğinin hareket kabiliyetinde çok değişme olmadığını, onarıcı ameliyatın etkisinin geç teşhise dayalı gecikme nedeniyle düşük düzeyde kaldığını, problemin geçeceği umuduyla 2 yıl boyunca zaman zaman fizik tedavi gören müvekkilinin 06.07.2020 tarihinde ... Şehir Hastanesine durumun tespiti için başvurusu üzerine düzenlenen süresiz ve %14 kesin maluliyet oranlı raporla kalıcı maluliyetinin oluştuğunu anladığını, davalıların müvekkilinin malul kalmasında ağır kusurlu olduklarını, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediklerini, müvekkiline ameliyatın basit bir ameliyat olduğu ve ciddi bir komplikasyonunun olmadığı söylenerek matbu form imzalatıldığını, imzalatılan matbu formda sinir ve tendon kesilmesinin ameliyatın bir komplikasyonu olması nedeniyle kalıcı engellilik durumunun oluşabileceğinden bahsedilmediğini, sinir ve tendon kesilmesi/kopması ağır teknik hata olmadığı sürece beklenen bir durum olmadığı için rıza formunda yer almasının beklenemeyeceğini, ameliyatın zorunlu bir ameliyat olmayıp faydalarının tartışmalı olduğunu, böyle bir ameliyatı kalıcı engellilik riski olduğu şeklinde aydınlatılan birisinin kabul etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutup belirsiz alacak olarak 100.000,00 TL maddi tazminatın ve 540.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili, HMK 317/2 maddesi uyarınca iki haftalık ek süre verilmesine rağmen süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08.03.2021 tarihli "...artroskopi cerrahi endikasyonu ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, 15.01.2018 tarihinde davacı tarafından imzalanmış onam formunda hastaya konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü ve bu yöntemin hastanın sağlığı için taşıdığı risklerin (komplikasyonların) yer aldığı, alınan rızanın tıbbi açıdan yeterli olduğu, artroskopi cerrahilerinden sonra her türlü özene rağmen tendon ve sinir yaralanması sonucu gelişen hareket ve duyu kusurunun komplikasyon olarak nitelendirildiği, davacının ameliyat sonrası fizik tedaviye yönlendirildiği gözetilerek komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, yapılan uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu..." şeklindeki rapor ve davacı itirazı üzerine alınan uzman bilirkişi heyet raporunda "...uygulanan tedavinin tıbben uygun olduğu, ameliyat öncesi aydınlatılmış alınan onam formunun uygun ve yeterli bilgiyi anlattığı, onamlar imzalatıldıktan sonra işlemin uygun cerrahi şartlarda yapıldığı, meydana gelen durumun cerrahide her türlü özene rağmen tendon ve sinir yaralanması sonucunda gelişen hareket ve duyu kusurlarının komplikasyon olarak değerlendirildiği, hastanın takip ve fizik tedaviye yönlendirilmesinin komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, genel olarak yapılan uygulamalar tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu" hususlarının belirtildiğini, alınan tüm rapor ve toplanan deliller kapsamında davalılara atfedilecek kusurun tespit edilemediği ve illiyet bağının sübut bulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; meydana gelen neticede davalı doktorun kusurunun bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu ve uzman bilirkişi heyeti raporlarına dayanan kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, müvekkilinden alınan onam formunda sinir ve tendon kesisi sonucu felç riskinin yer almadığını, uzman bilirkişi raporlarında davaya konu ameliyatlarda en sık karşılaşılan komplikasyonun sinir yaralanmaları olduğu belirtilmesine rağmen bu hususun onam formunda yer almamasının Adli Tıp Kurumu, uzman bilirkişi heyeti ve yargılama aşamasında mahkemelerce değerlendirilmediğini kaldı ki literatürde bu durumun komplikasyon da sayılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, onam formunda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinde; Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08.03.2021 tarihli raporda, davacı tarafından imzalanan 15.01.2018 tarihli onam formunda hastaya konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü ve komplikasyonların yer aldığı ve alınan rızanın tıbbi açıdan yeterli olduğunun belirtildiği, davacı vekilinin itirazı üzerine, ... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda görevli ortopedi uzmanı hekimlerden oluşan üçlü heyet tarafından düzenlenen 03.04.2023 tarihli, ameliyat öncesi aydınlatılmış onamın uygun ve yeterli bilgiyi anlattığını belirtir bilirkişi kurulu raporu alındığını, bu rapora karşı davacı vekilinin itirazı üzerine İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin sinir yaralanması ile ilgili komplikasyona dair itirazlarının da değerlendirilerek ek rapor tanzim edilmesi kararına rağmen, 14.08.2023 tarihli tek hekim imzalı ek raporun ilk raporla kelimesi kelimesine aynı olduğu ve davacı tarafın itirazına yönelik bir değerlendirme içermediği görülmekle, davacı tarafın ameliyat sonucu meydana gelen tam sinir kesisi sonucu felç durumunun davalı tarafça uygulanan ayak bileği artroskopi ameliyatının komplikasyonları arasında yer alıp almadığı, davacıdan alınan aldınlatılmış onama formunda tendon kesisi sonucu felç riski olduğuna ilişkin bilgilendirmenin bulunup bulunmadığı yani sinir yaralanması ile ilgili komplikasyona dair itirazlarının değerlendirilerek ortopedi uzmanı hekimlerden oluşan üçlü heyetten ek rapor aldırılarak karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen gerekçeyle eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.