DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/727 E. , 2024/3500 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/727 Karar No : 2024/3500 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/05/2022 tarih ve E:2016/56389, K:2022/3072 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İ…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/727 E. , 2024/3500 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/727 Karar No : 2024/3500 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/05/2022 tarih ve E:2016/56389, K:2022/3072 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/05/2022 tarih ve E:2016/56389, K:2022/3072 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının birleştirme talebi yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No: ..., Karar No: ... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 20/02/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, kararda yer verilen tanık ifadesi incelendiğinde, davacının ve eşinin Fetullahçı yapıya yakın olabilecekleri bilgisinin kendisine verildiğini ancak bu konuda somut bir bilgiye sahip olmadığını beyan ettiğinin görüldüğü, davacı hakkında somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığını ifade eden M.K. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının kendi beyanı yönünden, davalı idare tarafından, "davacının Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadesinde; 'darbeye teşebbüs gecesi 00.30'da darbeci askerler tarafından eşiyle birlikte gözaltına alındığını, hamile olduğunu söyleyince Sarıkamış Tugay Komutanının kendilerini serbest bıraktığını, askeri araçla kaldıkları otele gönderdirildiklerini' beyan etmiş ise de, davacının ifadelerinde çelişki bulunduğu, söz konusu olaya ilişkin CD görüntüleri inceleme tutanağındaki bilgilerin bu yönde olmadığı" denilmek suretiyle belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun iddia edildiği, Davacı tarafından; ifadesinin çelişkili olmadığı, davalı idarece iddia edilen çelişkinin hangi noktada ve hangi hususta olduğunun belirtilmeyip sadece çelişki var denilmekle yetinildiği, darbe teşebbüsü gecesinde yaşanan olayların ifadesinde belirttiği şekilde gerçekleştiği, ifadesi ile kamera görüntülerinin birebir aynı doğrultuda olduğu, FETÖ mensubu askerler tarafından bir gün önce hürriyetinden alıkonularak hayatının en kötü gününü yaşamış olması sonraki gün de terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınmasının verdiği şaşkınlık, korku ve panik haliyle eksik ifade vermiş olabileceği ya da ifadesinin eksik geçirilmiş olabileceği, adli soruşturma kapsamında sorgulamalar dahil üç kez ifade vermesine rağmen hiçbir hakim ve savcının gerek beyanlarında gerekse diğer deliller arasında çelişki görmediği, çelişki olarak yansıtılan hususların soruşturma ya da iptal davasıyla ilgili olmayıp sadece ufak tefek nüanslara ilişkin olduğunun ileri sürüldüğü, Her ne kadar davalı idare tarafından, davacının darbe teşebbüsü gecesi yaşamış olduğu bir olayla ilgili olarak vermiş olduğu beyanı ile bu olayın kamera kayıtlarının çözümlemesinin yapıldığı CD İnceleme Tutanağındaki bilgilerin çelişkili olduğu ileri sürülmüş ise de, iddia edilen söz konusu çelişkinin hangi hususta olduğu ve bu çelişkinin ne şekilde davacının örgüt ile ilişkisini ortaya koyduğunun belirtilmediği, öte yandan kararda yer verilen davacının beyanı ve CD İnceleme Tutanağındaki bilgiler birlikte incelendiğinde; davacının beyanı ile CD İnceleme Tutanağındaki bilgiler arasında davacıyı anılan örgütle ilişkilendirmeye yeter nitelikte bir çelişkinin olmadığı görüldüğünden, davalı idarece ileri sürülen bu hususun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, HTS kaydı yönünden, davacıya ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının eşi H.İ.N.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması yönünden, davacının eşi H.İ.N.'nin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle Dairelerinin E:2017/4793 sayısına kayıtlı olarak açtığı davada, Dairelerinin 13/05/2022 tarih ve K:2022/3071 sayılı kararıyla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararının iptaline ve davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verildiği, Davacının eşi H.İ.N.'nin Dairelerinin E:2017/4793 sayısına kayıtlı olarak açtığı dava dosyasında yer alan A.F.D., M.K., M.A.S., ve E.İ. isimli tanıkların beyanlarının, davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını ortaya koyacak nitelikte olmadığının değerlendirildiği, öte yandan, davacının eşi H.İ.N.'nin açtığı anılan dosyada yer alan diğer tespit ve belgelerde de davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği, Bu nedenle, davacının eşi H.İ.N.'nin FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince verilen ara kararına davalı idare tarafından verilen 02/03/2021 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, belirtilerek, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 24/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesinin gerektiği, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu, Diğer yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 18/04/2022 tarihli Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçesinde dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin inceleme olanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu; tanık M.K.'nın "...2014 HSYK seçimlerinde Suluova adliyesinde olmayan ancak daha sonra göreve başladığını hatırladığım Hâkim ... ve eşi Cumhuriyet Savcısı H.İ.N ile ilgili o dönemde araştırdığımda Fethullahçı yapıya yakın olabilecekleri bilgisi verilmiş..." şeklinde beyanı, davacı hakkında düzenlenen HTS Analiz Raporuna göre davacı hakkında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yapılan kişilerle irtibatının tespit edilmiş olması, davacının sosyal çevresinin en temelini oluşturan kişi olan eşinin de yargı mensubu olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, ayrıca her ne kadar davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkumiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de; dava konusu işlem "üyelik" isnadına değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, söz konusu taleplerin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da yasal faizin dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin de kabulünün mümkün olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 21/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımları, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir. Daire kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına gelince; Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir. Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, yasal faizin başlangıç tarihinin dava dilekçesinde belirtilmemesi hâlinde, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde parasal haklarına yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak bunun başlangıç tarihini göstermediği, bu durumda dava açma tarihi olan 28/11/2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, Daire kararında meslekten çıkarıldığı tarihin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, temyize konu Daire kararının (6) "Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafında yer alan "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesi ile hüküm fıkrasının ikinci sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 13/05/2022 tarih ve E:2016/56389, K:2022/3072 sayılı kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden ONANMASINA, 3. Anılan Daire kararının, (6) "Sonuç olarak" bölümün üçüncü paragrafında yer alan "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesi ile hüküm fıkrasının ikinci sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, 4. Kesin olarak, 25/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.