Ceza Genel Kurulu 2018/478 E. , 2021/326 K. Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 521-391 Sanık ...'ın kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan TCK'nın 125/1-3-a, 125/4, 43/2-1, 53 ve 58/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 14 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... 17. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.01.2011 tarihli ve 199…
**Ceza Genel Kurulu 2018/478 E. , 2021/326 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 521-391 Sanık ...'ın kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan TCK'nın 125/1-3-a, 125/4, 43/2-1, 53 ve 58/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 14 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... 17. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.01.2011 tarihli ve 199-8 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 05.09.2013 tarih ve 18054-21462 sayı ile; "...Mahkûmiyet hükmü kurulurken 'alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığı' belirtildikten sonra takdiren ve teşdiden denilerek ...alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin olunarak çelişkiye neden olunması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 10.07.2014 tarih ve 521-391 sayı ile, sanığın TCK'nın 125/1-3-a, 125/4, 43/2-1, 53 ve 58/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesinin 04.05.2017 tarihli ve 3202-5064 sayılı görevsizlik kararı doğrultusunda dosyanın gönderildiği Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21.06.2018 tarih ve 16025-7279 sayı ile; "Sanığın polis memurlarına karşı sarfettiği sözlerin, söylendiği yer, zaman ve saik dikkate alındığında hakaret suçunun oluştuğu" düşüncesiyle tebliğnamedeki "bozma" görüşüne iştirak edilmediği belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 16.07.2018 tarih ve 374789 sayı ile; "Sanık hakkında görevli memura hakaret suçundan verilen mahkûmiyet kararı hukuka aykırı niteliktedir. Sanık ...'ın görevli polis memurlarına yönelik sarf ettiği 'Ne var ulan, niye geldiniz lan, kaçan mı var, ben burdayım, beni herkes bilir.' şeklindeki sözlerin kişinin şeref ve haysiyetini incitici nitelikte olmayıp kaba ve nezaket dışı sözler olduğu ve TCK'nın 125/1-3-a maddesinde yazılı görevli memura hakaret suçunu oluşturmadığı, Mahkemece verilen gerekçeli kararda atılı suçun oluş ve kabulünde sanığın ayrıca sinkaflı sözlerle de hakaret ettiği belirtilmiş ise de, suç tarihi olan 30.12.2009 tarihinde düzenlenen tutanakta, sanığın sinkaflı sözlerle hakaret ettiğine ilişkin bir anlatım ve kabulün bulunmadığı, tanık ...'ın 30.12.2009 tarihli soruşturma aşamasındaki anlatımlarında da sinkaflı sözlerle hakaret ettiğinin belirtilmediği, kovuşturma aşamasında sanık ...'nin ayrıca sinkaflı sözlerle hakaret ettiğini belirttiği ve mahkemece tanığın anlatımları arasındaki mübayenetin giderilmediği ve tanık ...'ın hangi anlatımının üstün tutulduğunun karar yerinde tartışılmadığı, sanık hakkında düzenlenen suç tutanağının sanık lehine olduğu ve bu tutanağa itibar edilmesi gerektiği ve dosyada bulunan tüm bu hususlar göz önüne alındığında, sanık ...'ın görevli polis memurlarına sarf ettiği sözlerin kaba ve nezaket dışı sözler olduğu ve TCK'nın 125/1-3-a maddesinde yazılı görevli memura hakaret suçunun yasal öğelerinin oluşmadığı" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince, 11.10.2018 tarih, 8391-10801 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI İnceleme dışı sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz edilmeksizin; inceleme dışı sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan verilen mahkûmiyet kararı temyiz edilmeksizin; sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarından verilen mahkûmiyet kararları ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; [adres satırı maskelendi] Sanık ... hakkında Av. ... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 29.12.2009 tarihli raporda; sanığın yapılan muayenesinde üst dudağında hafif ekimoz, sol el üstü ile her iki ayak bileğinde hafif sıyrık bulunduğu, 0,72 promil alkollü olduğu, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte bulunduğu, hayati tehlikesi olmadığı bilgilerine yer verildiği, Anlaşılmaktadır. [adres satırı maskelendi] Mahkemede; kolluk ifadesini aynen tekrar ettiğini, o ifadesinde belirttiği gibi sanığın kendilerine hakaret ettiğini ve direndiğini, sanık ...'dan şikâyetçi olduğunu ancak davaya katılmak istemediğini, [adres satırı maskelendi] Mahkemede; kolluk ifadesini aynen tekrar ettiğini, ifadesinden çıkartılacak bir husus bulunmadığını, kendisine hakaret edilmesi ve direnilmesi nedeniyle şikâyetçi olduğunu ancak davaya katılmak istemediğini, [adres satırı maskelendi] Tanıklar ... ve ... Mahkemede benzer şekilde; kolluk ifadelerini aynen tekrar ettiklerini, ifadelerinden çıkartılacak bir husus bulunmadığını, Tanık ... Mahkemede; olay tarihinde 72-71 numaralı ekipte görevli olduğunu, silahla ateş edildiği ihbarını alınca diğer ekiplerle birlikte olay yerine gittiklerini, bahse konu sokağın başında bekleyen kişilere aracın kime ait olduğunu ve silahla ateş edilip edilmediğini sorduklarını, onların da silahla ateş edildiğini duymadıklarını söylediklerini, bu sırada sanık ...'ın sokak üzerinde bulunan bir evden çıkarak "Ne var lan, niye geldiniz?" diyerek hakaretli şekilde konuştuğunu, ayrıca arabanın kendisine ait olduğunu söylediğini, bunun üzerine sanıktan aşağı inmesini istediklerini, sanığın aşağı inince yine aynı şekilde "Niye geldiniz lan? Kaçan mı var?" deyip sinkaflı şekilde küfür ettiğini, bunun üzerine kendisini kontrol altına almaya çalıştıklarını, bu sırada sanığın şikâyetçi ...'e kafa atarak dudağından yaraladığını, ardından diğer şikâyetçi ...'nın da elinin kepenk demiri ile duvar arasında sıkışması nedeniyle elinden yaralandığını, arbede sırasında sanığın şikâyetçi ...'nın da boğazına sarıldığını, ardından sanığı kademeli olarak kontrol altına aldıklarını, Tanık ... Mahkemede; kız kardeşi ... ile sanık ...'ın nişanlı olduklarını, inceleme dışı sanık ...'nın babası, diğer inceleme dışı sanık ...'nın ise annesi olduğunu, olay günü sanık ...'ın aşırı alköllü bir şekilde ... isimli arkadaşı ile birlikte evlerine geldiğini, bir müddet sonra aşağıda kız kardeşi ... ile konuşan sanık ...'ın tabanca çıkartarak havaya ateş ettiğini, ardından evlerine çıktığını, bir süre sonra polislerin gelmesi üzerine tekrar aşağı inen sanık ...'ın küfür etmeden polislerle tartıştığını, İnceleme dışı sanık ... aşamalarda benzer şekilde; 29.12.2009 tarihinde kendisine ait olan ... plaka sayılı aracını arızası nedeniyle tamirciye bıraktığını, akşam saat 20.00 sıralarında tekrar gidip alacağını, ancak kendisinin gitmediğini, bunun için daha önce kızı ile nişanlı olan sanık ...'ı gönderdiğini, saat 21.00 sıralarında sanığın kendi arabası ile gelmesi üzerine sanığa "Arabam nerede kaldı?" dediğini, sanığın, oğlunun arabayı alacağını söylediğini, bir süre sonra araba gelmeyince sanığa "Git, bak da gel." dediğini, sanığın bunun için arabasına bindiğini ancak arabasının arıza yaptığını, bunun üzerine sanığın arabasını yol ortasında bıraktığını, ardından kendisinin tuvalete girdiğini, bu sırada iki el silah sesi duyduğunu, dışarı baktığında kimseyi göremediğini, silah sesi geldiğinde sanığın sokakta bulunduğunu, ardından aşağı indiğini, sanığın arabasının arıza yaptığını söylemesi nedeniyle sanığa "O zaman yukarı çık, yukarıda bekle, hava yağmurlu." dediğini, sanığın yukarı evine çıktığını, kendisinin de yolda arabasının gelmesini beklediğini, bu sırada evinin önüne polislerin geldiğini, gelen polislerin "Buradan silah sesi geldi, silah sıkan oldu mu?" diye sorduklarını, görmediğini söylediğini, bunun üzerine sanığın yol ortasına bıraktığı arabayı gördüklerini, bu araba kimin dediklerini, sanığın olduğunu söylemesi üzerine polislerin sanıktan aşağı inmesini istediklerini, sanığın alkollü olduğunu ve polisler ile tartıştığını, polislerin sanığı ekip arabasına aldıklarını, polis merkezine götürdüklerini, daha sonra yapılan aramalar sırasında elde edilen iki adet tabancanın kendisine ile çocuklarına ait olmadığını, sanığın getirmiş olabileceğini, ancak bunu görmediğini, İnceleme dışı sanık ... kollukta; oğlunun, sanık ...'ın arkadaşı olduğunu, kendisini yaklaşık 5-6 aydır tanıdığını, 29.12.2009 tarihinde saat 21.40 sıralarında evinin dışından silah sesleri geldiğini, ardından korna sesleri gelmeye başladığını, ikametinin camından dışarı baktığında sanık ...'ın aracı ile dışarıda korna çaldığını gördüğünü, hemen evden çıkarak sanığın yanına gittiğini, alkollü olduğunu görünce de kendisini alarak ikametine çıkardığını, sanığa "Biraz ayıl, kendine gel de öyle gidersin, bu şekilde gidersen kaza yaparsın." dediğini, evde oturdukları sırada sokağa polislerin gelmesi üzerine aşağı indiğini, polislerin sokak üzerinde bulunan gri renkli aracın kime ait olduğunu sorduklarını, sanığa ait olduğunu ve sanığın da evlerinde bulunduğunu söylediğini, daha sonra sanığa seslenerek dışarı gelmesini istediğini, bu sırada pencere camına çıkan sanığın "Buyurun memur bey." dediğini, polislerin de sanıktan aşağı inmesini istediklerini, polislerin aşağı inen sanığı ekip otosuna bindirmek istedikleri sırada sanığın direndiğini, aralarında arbede yaşandığını, bu sırada ortalığın birden kalabalıklaştığını, sanığı sakinleştirmek ve polisler ile kavga etmesini engellemek istediğini, polislerin kendisini olay yerinden iterek uzaklaştırdıklarını, bu sırada yere düştüğünü, bir süre polisler ile sanık arasındaki kargaşanın devam ettiğini, daha sonra polislerin sanığı ekip otosuna bindirerek götürdüklerini, olay sırasında polislerin görev yapmalarına engel olmadığını, Mahkemede; kızı ile sanık ...'ın nişanlı olduğunu, inceleme dışı sanık ...'nın eşi olduğunu, olay tarihinde komşudan eve gelirken yolda sanık ... ile oğlu ...'yı gördüğünü, arabalarının arıza yapmış olduğunu söylemeleri nedeniyle eve çıkmalarını istediğini, evde oturdukları sırada polislerin gelmesi üzerine aşağı indiğini, polislerin yolda park edilmiş duran aracın kime ait olduğunu sorduklarını, sanık ...'a ait olduğunu söylediğini, sanığı çağırmasını istemeleri üzerine sanığı çağırdığını, sanığın polislerle konuştuğu sırada olay yerinin kalabalık olduğunu, bir ara sanık ...'ın yere düştüğünü gördüğünü, daha öncesinde de sanık ...'ın herhangi kimseye vurduğunu görmediğini, sanık ...'ın yere düşmesi üzerine polislerin sanığın üzerine çökerek onu dövmeye çalıştıklarını, bu sırada bir polis memurunun sanık ...'a vurmak istediğini ancak vuramayıp duvara vurduğunu, polislere ne yaptıklarını sorduğu sırada kolundan tutan polislerin kendisini uzaklaştırmaya çalıştıklarını, hatta hatırlamadığı bir polis memurunun kendisine vurduğunu, İfade etmişlerdir. [adres satırı maskelendi] Mahkemede; görevli polis memuru ile kavga etmesi dışında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, ... isimli şahısla nişanlı olduğu dönemde aralarında birtakım sorunlar bulunduğunu, olay günü kayınbiraderi olan tanık ... ile birlikte alkol aldıklarını, ardından nişanlısı ile konuşup onu ikna etmek amacı ile evine gittiklerini, olay yerine yaklaştığında aracının arıza yaptığını, bu nedenle aracı olduğu yerde bırakarak tanık ... ile birlikte söz konusu eve yürüyerek gittiklerini, evde ... ile tartışması üzerine oradan ayrılıp aracının yanına gittiğini, bu sırada tanık ...'nın da yanına geldiğini, arabası ile uğraştığı sırada tanık ...'nın yanında havaya 2-3 el ateş ettiğini, ardından polislerin geldiğini, aşağı inmelerini söylediklerini, aşağıya indiğinde aracı neden yol ortasında park ettiklerini sorarak çekmelerini istediklerini, aracın arıza yaptığını söylediğini, iki ekip olarak gelen bütün polislerin başında toplandıklarını, bunun etkisi ile kendisini kaybederek polislerden birisine yumruk attığını, daha sonra bütün polislerin kendisini dövdüklerini, olayın akabinde karakola götürüldüğünü, polislere sövdüğünü kabul etmediğini, bu olaylar sırasında kayınvalidesi olan inceleme dışı sanık ...'nın polislere direnip direnmediğini bilmediğini, ele geçirilen tabancalardan haberi olmadığını, polislerden özür dilediğini, pişman olduğunu, Savunmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Hakaret” başlıklı 125. maddesi; “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile 765 sayılı TCK'dan farklı olarak hakaret ve sövme ayrımı kaldırılmış, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek hakaret suçunu oluşturan seçimlik hareketler olarak belirlenmiştir (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, ..., 2013, s. 430.). Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Eleştiri ise herhangi bir kişiyi, eseri, olayı veya konuyu enine, boyuna, derinlemesine her yönüyle incelemek, belli kriterlere göre ölçmek, değerlendirmek, doğru ve yanlış yanlarını sergilemek amacıyla ortaya konulan görüş ve düşüncelerdir. Genelde beğenmemek, kusur bulmak olarak kabul görmekte ise de eleştirinin bir amacının da konuyu anlaşılır kılmak, sonuç çıkarmak ve toplumu yönlendirmek olduğunda kuşku yoktur. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Öte yandan, "Ulan" kelimesi Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde "Ey" ya da "Öfke ve nefret anlatan seslenme sözü" şeklinde tanımlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; [adres satırı maskelendi] Bu itibarla; haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu bakımından kaldırılmasına, Yerel Mahkemece sanık hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanığın, şikâyetçi polis memurlarına sinkaflı sözlerle sövdüğüne ilişkin mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının, yine olay sırasında şikâyetçi polis memurlarına yönelik olarak kullandığı “Ne var ulan.” şeklindeki ifadesi bakımından hakaret suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Olay günü alkollü hâlde nişanlısının evi önünde yaşadığı olaylara sinirlenerek, ruhsatsız taşıdığı tabancayla havaya 2 el ateş eden sanığın kişilerin hayatını, sağlığını, malvarlığını tehlikeye sokacak ve kişilerde korku, panik kaygı yaratacak şekilde silahla ateş ederek genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunu işlediği sabit iken, silah seslerine olay yerine gelen üniformalı görevli polis ekibine yönelik 'Ne var ulan, neye geldiniz ulan, beni herkes bilir.' şeklinde bağırarak, dayılanarak küfür etmesi şeklindeki eyleminden dolayı aleni ortamda güvenlik güçlerini tahkir kastı ile hareket ettiği için 5237 sayılı TCK’nın 125/1. maddesi yollamasıyla 125/3-a maddesi uyarınca cezalandırılmasına dair İlk Derece Mahkemesi kararını onayan Özel Daire ilamının yerinde olduğu" düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, Karşı oy kullanmışlardır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.06.2018 tarihli ve 16025-7279 sayılı onama kararının kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu bakımından KALDIRILMASINA, 3- ... 17. Asliye Ceza Mahkemesince 10.07.2014 tarih ve 521-391 sayı ile kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanığın, şikâyetçi polis memurlarına sinkaflı sözlerle sövdüğüne ilişkin mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının, yine olay sırasında şikâyetçi polis memurlarına yönelik olarak kullandığı “Ne var ulan.” şeklindeki ifadesi bakımından hakaret suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.07.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.