12. Ceza Dairesi 2023/6356 E. , 2024/1895 K. MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1349 E., 2023/1516 K. SUÇ : Taksirle öldürme, görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, esastan ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan sanıklar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: A. Sanıklardan ..., ..…
**12. Ceza Dairesi 2023/6356 E. , 2024/1895 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1349 E., 2023/1516 K. SUÇ : Taksirle öldürme, görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, esastan ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan sanıklar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: A. Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarih, 2016/185 Esas, 2022/143 Karar sayılı kararı ile görevi kötüye kullanma suçundan açılan davada beraatlerine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmakla bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan sanıklar vekili tarafından temyiz edilen, sanıklar hakkında kurulan beraat hükmünün temyiz incelemesine tabi olmadığı belirlenmiştir. B. Sanıklardan ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan sanıklar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında 5271 sayılı yasanın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, Sanıklardan ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasında 5271 sayılı yasanın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan sanıklar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile sanıklar hakkında ilk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, bir kısım sanıklar yönünden kesin, bir kısım sanıklar yönünden ise temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında temyiz isteminin reddi, sanıklardan ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ise katılan sanıklar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan sanıklar vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme yapıldığına, sanıkların ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Olay günü dört yaşındaki ... ile yedi yaşındaki ...'ün Burhaniye İlçesi Tenekeli mevkiinde bulunan Karınca Deresine serinlemek amacıyla girdikleri, dere yatağından çeşitli zamanlarda kaçak olarak dolgu ve kum malzemesinin alınması nedeniyle yaklaşık 2-2,5 metre derinliğinde çukurlukların oluştuğu, ... ile ...'ün oluşan bu çukurlar dolayısıyla dere içerisinde boğularak öldüğü olayda, Sanıklardan ...'nın Burhaniye belediye başkanı, ...'ın belediye başkan yardımcısı (idari ve mali işlerden sorumlu), ...'ın fen işleri müdürü, ...'un imar ve şehircilik müdürü, ...'nin zabıta müdürü, ...'ın belediyede sağlık işleri müdür vekili olarak görevli olduğu, Sanık ...'nun Burhaniye İlçe Özel İdare Müdürü, sanık Abdulkadir Aydinlioğlu'nun Burhaniye İlçe Özel İdare Müdürlüğü Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanı olarak görev yaptığı, Sanık ...'ün Devlet Su İşleri'nde sulama kontrol mühendisi olduğu, Sanıklardan ... ile ...'ın birlikte işlettiği kum ocağının olay yerine yakın olduğu, (daha önce buradan kum alınmasıyla ilgili idari yaptırım uygulandığı) Sanık ...'un Yol Su Yapı İnşaat Ltd. Şti'nin yetkilisidir. (olay tarihinden önce olay yerine yakın yol çalışması yapan firma) Sanıklar aşamalarda alınan beyanlarda üzerlerine atılan suçlamaları kabul etmemiştir. Soruşturma aşamasında alınan 04.06.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre; iki çocuğun boğularak öldüğü olay, Burhaniye İlçesi, Belediye İmar Uygulama hudutları içinde bulunan Karınca deresinde kaçak kum alımı nedeniyle oluşan gölette meydana gelmiştir. Olay yerindeki dere yatağının değişik noktalarından daha önce de kaçak kum çakıl ve dolgu malzemesi alınmıştır. 2004 yılına ait uydu fotoğraflarında da görünen çocukların suya girdikleri gölet dere yatağına göre oldukça derindir ve kaçak çakıl kum alımı nedeniyle oluşmuştur. Çocukların boğulduğu yerin derinliği 2.20-2.40 metre civarındadır. Olay öncesinde gölet haline gelmiş olan alanın etrafında herhangi bir güvenlik tedbiri alınmamıştır ve herhangi bir uyarıcı levha bulunmamaktadır. Olaydan sonra Burhaniye Kaymakamlığınca kum-çakıl almanın yasak, dereye girmenin tehlikeli olduğuna dair uyarı levhaları konulmuştur. Olay yerine 3 ayrı yoldan giriş-çıkış yapılabilmektedir. Soruşturma aşamasında alınan 14/05/2015 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre olayın meydana geldiği çukurların ruhsatlı sahaların dışında olduğu,bu çukurların ne zaman kim veya kimler tarafından açıldığını belirlemenin dosyadaki belgelere göre mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkemenin hükme esas olarak kabul ettiği, çelişkilerin giderildiği, ODTÜ öğretim üyeleri bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 30.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda, ... ve ...'ün kaçak kum çakıl malzemesi alınması sonucu oluşan gölette boğulması olayında, çocukların anneleri katılan sanıklar ... ve Naciye Bolgüsün'ün asli kusurlu oldukları, Burhaniye İlçe özel İdaresi müdürü ... ve İlçe Özel İdare memuru Abdulkadir Aydınlıoğlu'nun tali kusurlu oldukları, davanın diğer sanıkları olan ..., ..., ..., ... ve ..., ... ..., ..., ..., ... ve ...'ın kusursuz oldukları şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Rapora göre; dere kenarındaki kum çakıl ocaklarına ait işletme ruhsatlarının İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından verildiği, bu ocaklardan elde edilen gelirlerin de İl Özel idaresine ait olduğu, bu ocaklardaki üretimlerin kanun ve yönetmeliklere uygun olarak yapılmasından, üretimin kontrol ve denetimlerinden de Özel İdarenin sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Katılan sanıklar ... ve ...'ın tehlike bilinci olmayan küçük çocukları için yeterli uyarı, denetim ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle asli kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Sanık ...'nın olay tarihinde Burhaniye Belediye Başkanı olduğu, belediye başkanı seçildiğinde belediyenin kum-çakıl ocağı bulunmadığı, başkanlığı döneminde Belediyeye iki adet kum-çakıl ocağı işletme ruhsatı kazandırdığı, Burhaniye belediyesinin bu iki saha için maden mühendisi teknik nezaretçi atadığı, bu ruhsatlı ocaklardan üretilen kum-çakılın sevk fişleri ile nakledildiği belirlenmiştir. Diğer taraftan Burhaniye Belediyesinin çocukların boğulduğu göletten kum-çakıl aldığına dair bir tutulmuş bir tutanak da dava dosyasında mevcut değildir. Ayrıca Burhaniye belediyesinin 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında Karınca Deresi ile ilgili bir sorumluluğu bulunmamakta olup, dava konusu olayda sanığa atfedilecek bir kusur bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sanık ...'ın 2004 yılı itibari ile Burhaniye Belediye Meclis üyeliği görevine başladığı, 2011 yılında idari ve mali konulardan sorumlu belediye başkan yardımcısı olduğu, Sanık ...'ın Burhaniye Belediyesinde fen İşleri müdürü olarak görev yaptığı, Sanık ...'un Burhaniye Belediyesinde İmar ve Şehircilik Müdürü olarak çalışmakta ve mimar olarak görev yaptığı, Sanık ...'ın Burhaniye Belediyesi'nde 07.08.2009 yılında gürültü denetimi için Çevre Denetim birimi kurulmuş ve ... önce o bölümde görevlendirildiği ve daha sonra Burhaniye Belediyesinde Sağlık işleri Müdür vekili olarak görev yaptığı Burhaniye Belediyesinin ihtiyacı olan kum-çakıl malzemesini ... ve ...'ün boğulduğu kaçak kum çakıl alımı nedeniyle oluşan göletten çok uzak bir yerdeki kendisine ait iki işletme ruhsatlı ocaktan aldığı, alınan malzemenin ocakta değil sanayide bulunan ve belediiyeye ait kum-çakıl depolama ve yıkama tesisinde işlemden geçirildiği tespit edilmiştir. İşletme ruhsatlı ocaklar için Belediye tarafından teknik nezaretçi ataması yapılmış ve malzemenin nakli sevk fişleri ile gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan Burhaniye Belediyesinin çocukların boğulduğu göletten kum-çakıl aldığına dair bir tutulmuş bir tutanak da dava dosyasında mevcut değildir. Ayrıca Burhaniye belediyesinin 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında Karınca Deresi ile ilgili bir sorumluluğu bulunmamakta olup, dava konusu olayda sanıklar ...,..., ... ve ...'a atfedilecek bir kusur bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sanık ...'nin olay tarihinde Burhaniye Belediyesinde zabıta müdürü olarak görev yaptığı, dere yatağının korunması veya denetlenmesi ile ilgili olarak 5393 sayılı Belediye Kanunun kapsamında Belediyenin bir sorumluluğu olmadığı gibi Belediye başkanlığınca da zabıta müdürü olarak kendisine böyle bir görev de verilmediği, bu nedenle ... ve ...'ün boğulmalarında sanığa atfedilecek bir kusur bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sanık ...'un 2005-2006 yılları arasında Gömeç-Burhaniye (Edremit-Gömeç) arası bölünmüş yolu yapan Yol-Su- Yapı Mühendislik Ltd. Şti'nin müdürü ve aynı zamanda ortağı olup bu yolun yapımı sırasında DSİ'nin bilgi, gözetimi ve denetimi altında Karınca Deresinden dolgu malzemesi aldığı, alınan malzemenin kaçak olduğuna dair bir belge ve tutanağın dava dosyasında yer almadığı, yine Yol-Su- Yapı Mühendislik Ltd. Şti'nin aldığı bu dolgu malzemesinin çocukların boğulduğu yerden alındığına dair bir belge ve görgü tanığı bulunmadığını, bu nedenle ... ve ...'ün kaçak kum çakıl malzemesi alınması sonucu oluşan gölette boğulmalarında sanığa atfedilecek bir kusur bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sanık ...'ın, boğulma olayının gerçekleştiği gölete 250-300 metre uzaklıkta kum çakıl yıkama tesisisini Belediye Başkanı seçilmesi nedeniyle abisi ...'a bırakmıştır. Belediye başkanı olarak 5393 sayılı Belediye Kanunun kapsamında bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Kum Çakıl yıkama tesisi sahibi olarak da ...'ın çocukların boğulduğu göletin oluşmasına sebep olan kaçak kum çakıl malzemesi alma suçunu işlediğine dair bir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle ... ve ...'ün boğulmalarında ...'ın bir sorumluluğunun olmadığı ve kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sanık ...'ın, ...'ın işletme ruhsatı ile işlettiği kum-çakıl ocağını, ...'ın Belediye Başkanı seçilmesi nedeniyle devir almıştır. Daha sonra kendi tapulu mülkleri olan yerde kum çakıl çıkarma işini bırakmış sadece inşaatların temel kazımı sırasında hafriyat olarak elde edilen malzemeleri satın alarak yıkama eleme tesisinde elemiştir. ...'ın Karınca Deresinden kaçak kum-çakıl üretimi yaptığına ve özellikle de çocukların boğulduğu göletten kaçak kum-çakıl aldığına dair bir tutulmuş bir tutanak veya tanık ifadesi de dava dosyasında mevcut değildir. Bu nedenle ... ve ...'ün kaçak kum çakıl malzemesi alınması sonucu oluşan gölette boğulmalarında sanığa atfedilecek bir kusur bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sanık ...; Özel İdarede memur olup, Burhaniye İlçe Kaymakamı Ali Usanmaz'ın talimatı üzerine Köylere Hizmet Götürme Birliğinin başkanı olarak da görev yaptığı, ayrıca Kaymakam tarafından kendisine Köylere Hizmet Götürme Birliğinin iş ve işlemlerini yürütme talimatı da verildiği, ...'nun görevi gereği sık sık Karınca deresinden malzeme alarak bunların köy hizmetlerinde kullanılmasına yardımcı olduğu, ayrıca Karınca deresinden kaçak malzeme alındığı ihbarı gelmesi üzerine ilgili kişilerle birlikte olay yerine gidip tutanak hazırlayarak idari para cezası uygulamaları yapılmasına da yardımcı olduğu, bu nedenle ...'nun çocukların boğulduğu göletten habersiz olmasının mümkün olmadığı, bu göletin varlığından haberdar olduğu halde bunu Kaymakamlığa bildirip gerekli emniyet önlemlerinin alınmasına yardımcı olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, Karınca deresinden kum çakıl alınmasının ancak Özel İdareden alınan işletme ruhsatları ile mümkün olduğu, yine kaçak kum alımı nedeniyle idari para ceza uygulamalarının Özel İdare kanalıyla yapıldığı anlaşılmakta olup, bu durum, Karınca deresinin işletilmesinin ve sorumluluğunun İl-İlçe Özel İdaresine ait olduğunu göstermektedir. Bu nedenle Özel idaresi varlığı herkesçe bilinen çocukların boğulduğu gölet için uyarı levhaları hazırlamalı, göleti güvenli bir duruma getirecek önlemleri almalıydı. Nitekim boğulma olayından sonra başta gölet etrafı olmak üzere gerekli yerlere uyarı levhalarının asılmış olması Karınca deresinden kum-çakıl alınması ile ilgili sorumluluğun İl-İlçe Özel idaresine ait olduğunu göstermektedir. Açıklanan nedenlerle İlçe Özel İdare memuru Abdülkadir Aydınlıoğlu'nun ... ve ...'ün kaçak kum çakıl malzemesi alınması sonucu oluşan gölette boğulmasında tali kusurlu olduğu değerlendirilmektedir. Sanık ..., olay tarihinde Burhaniye İlçe Özel İdaresi Müdürüdür. 2006 yılında Karınca deresinden kaçak kum çakıl alındığı ihbarı üzerine Karınca Deresi boyunca ilerleyip kontrol yaptıklarını beyan etmiştir. Nitekim bu ihbar üzerine ilgili kişilerle birlikte olay yerine gidip tutanak hazırlayarak idari para cezası uygulaması da yapmışlardır. Bu nedenle ...'nun 2004 yılından beri mevcut olduğu uydu fotoğraflarından anlaşılan çocukların boğulduğu kaçak malzeme nedeniyle oluşmuş göletten habersiz olması mümkün değildir. Bu göletin varlığından haberdar olduğu halde bunu Kaymakamlığa bildirip gerekli emniyet önlemlerin alınmasına yardımcı olmaması önemli bir eksikliktir. Bilindiği gibi Karınca deresinden kum çakıl alınması ancak Özel İdareden alınan işletme ruhsatları ile mümkündür ve kaçak kum alımı nedeniyle idari para ceza uygulamaları yine Özel İdare kanalıyla yapılmaktadır. Bu durum Karınca Deresi'inin işletilmesi ile ilgili sorumluluğun İl-İlçe Özel İdaresine ait olduğunu göstermektedir.Bu nedenle Özel idare varlığı herkesce bilinen çocukların boğulduğu gölet için uyarı levhaları hazırlamalı, göleti güvenli bir duruma getirecek önlemleri almalıydı. Nitekim boğulma olayından sonra başta gölet etrafı olmak üzere gerekli yerlere uyarı levhalarının asılmış olması Karınca deresinden kum-çakıl alma ile ilgili sorumluluğunun İl-İlçe Özel idaresine ait olduğunu doğrulamaktadır. Açıklanan nedenle Özel İdare Müdürü ...'nun, ... ve ...'ün kaçak kum çakıl malzemesi alınması sonucu oluşan gölette boğulmasında tali kusurlu olduğu değerlendirilmektedir. SanıkVolkan Ergün, inşaat mühendisi olup, olay tarihinde DSİ 25.Bölge Müdürlüğü'nde Altınova Dikili Ovaları Sulaması kontrol Baş mühendisi olarak görev yapmaktadır. ... ve ...'ün ölüm olayını 16.07.2013 tarihinde hakkında ön inceleme yapmakla görevlendirilen kişiden öğrendiğini, dere yataklarının DSİ'nin mülkiyetinde olmadığını, dere yataklarının ıslahının DSİ'nın görevleri arasında olduğunu beyan etmiştir. Burhaniye Belediye Başkanlığı'nın 15.09.2003 tarih ve 3736 sayılı, 13.10.2004 tarih ve 5036 sayılı, ve 04.11.2004 tarih ve 5484 sayılı yazıları ile Burhaniye Kaymakamlığı'nın 19.02.2003 gün 545 sayılı yazıları ile DSİ 25. Bölge Müdürlüğü'nden “Dere settelerinin yerinde incelenerek acilen tedbir alınması“ talep edilmiştir. Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 2013/394 Esas sayılı dosyası için verilen 20.09.2013 tarihli ve 2013/415 sayılı kararda “Dere yatağında kum-çakıl ve dolgu malzemesi alınması suretiyle dere içerisinde gölet oluşması ve gölet etrafında olası tehlikelere karşı gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması hususunda DSİ Genel Müdürlüğünün yükümlülükleri bulunmaktadır” denilmektedir.Yine 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesinin f bendinde, akarsularda ıslahat yapmak ve icab edenleri seyrüsefere elverişli hale getirmek DSİ Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.Ayrıca 09.09.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Dere Yatakları ve Taşkınlar” başlıklı 2000/7 sayılı Başbakanlık Genelgesinin 9. maddesinde de; “Dere yatağı içinde veya dere yatağına bitişik alanlarda yapılan kum, çakıl ve stabilize malzeme ocağı işletme faaliyetleri, DSİ'nin görüşleri doğrultusunda yapılacaktır. Usüle aykırı uygulamalı ocakların izinleri, ruhsat veren idarelerce iptal edilecektir. şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Ölüm olayından sonra Valiliğin DSİ'den Karınca deresi ile ilgili sorumlu kişinin bildirilmesini istemesi üzerine, önce DSİ 25.Bölge Müdürlüğü'nün 5.04.2013 gün ve 472 şayılı yazısı ile “İlgili Mevzuat çerçevesinde incelemeye konu faaliyet DSİ'nin yetki,görev ve sorumluluk alanında bulunmadığından bu hususta görevli kimliği bildirilmesi hukuken ve fiilen mümkün olmamıştır ”cevabı verilmiş Valiliğin ısrarı üzerine aynı Bölge Müdürlüğü bu sefer 29.05.2013 gün ve 692 sayılı yazı ile “ Karınca deresindeki durumu açıklayan 05.04.2013 tarihli yazıdaki açıklamalar saklı kalmak kaydı ile Bölge Müdürlüğümüz sınırları içinde bulunan Burhaniye İlçesi Karınca deresi içersindeki DSİ faaliyetlerinin sürdürülmesi için Yetkili personelinVolkan Ergün olduğunu” bildirmiştir. Ancak ... kendisi için yetki devri ve görevlendirme yapılmadığını iddia etmektedir. DSİ'nin sadece dere kenarındaki ruhsat talepleri ile ilgili görüş bildirmekle mükellef olması nedeniyle, DSİ'nin bu boğulma olayında sorumluluğu olmadığı bu nedenle DSİ 25. Bölge Müdürlüğü'nce ...'e ister yetki devri yapılmış isterse yapılmamış olsa bile ... ve ...'ün kaçakKum çakıl malzemesi alınması sonucu oluşan gölette boğulmalarında ...'ün bir sorumluluğunun olmadığı ve kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alınarak sanıklar ..., ..., ..., ... ve ..., ..., Volkan Ergün, ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 85/2.maddesinde düzenlenen taksirle öldürme suçundan beraatlerine karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporunda Burhaniye İlçe Özel İdaresi Müdürü ..., Özel İdare Müdürü Abdulkadir Aydınlıoğlu'nun tali kusurlu olduğu şekilde rapor tanzim edilmiş ise de, olayın önlenmesi için yetki ve sorumluluklarındaki Karınca deresinde yeterli önlemlerin alınmamış olmasının taksirli eylem olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, sanıklar ..., Abdulkadir Aydınlıoğlu'nun taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiş olup yerel mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından, sanıkların beraatine yönelik yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, hükmedilen cezanın türü ve miktarı itibariyle istinaf başvurusu sonucu verilen kararın kesin olması sebebiyle bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, katılan sanıklar vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanıklardan ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10.Ceza Dairesinin kararında katılan sanıklar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca, Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2024 tarihinde karar verildi.