3. Ceza Dairesi 2022/33890 E. , 2023/4705 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma 03.10.2017 (... yönünden) 03.03.2018 (..
**3. Ceza Dairesi 2022/33890 E. , 2023/4705 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma 03.10.2017 (... yönünden) 03.03.2018 (... yönünden) 03.10.2017 (... yönünden) HÜKÜM : İstinaf başvurusunun reddi ve istinaf başvurusunun esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER : Katılan ... vekili, Milli Savuma Bakanlığı vekili, sanıklar ..., ..., ..., sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Ret, Onama, Bozma Sanıklar ..., ... ve müdafileri ile sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmiştir. I- ... vekilinin sanık ... yönünden resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından beraat ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan birleşen dosyada karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar; sanık ... yönünden resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından beraati ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan birleşen dosyada yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar; sanık ... yönünden, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçlarından verilen beraat, silahlı terör örgütü yönetme/üye olma suçlarından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararlara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde: 1-Karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararların CMK'nın 223 üncü maddesi uyarınca hüküm niteliğinde bulunmadığından ve temyizi kabil olmadığından hüküm niteliğinde olmayan ve bu itibarla konusu bulunmayan kararlara yönelik temyiz isteminin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e maddesinde öngörülen cezanın miktarına göre suç tarihi itibariyle anılan Kanun'un 158/3 üncü maddesinin yürürlüğe girmediği gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-g maddesi uyarınca 10 yıl veya daha az hapis cezasına veya adli para cezasını gerektiren suçlarla ilgili ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup, temyizi mümkün bulunmadığından katılan vekilinin temyiz isteminin CMK'nın 298 inci maddesi uyarınca REDDİNE, 2-... vekilinin diğer beraat kararlarına yönelik temyiz istemi bakımından ise, anılan kurumun atılı suçların niteliği itibarıyla doğrudan zarar görmemesi nedeniyle bu suçlar yönünden davaya katılmasına imkan bulunmadığından CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca verilen istinaf başvurusunun reddine dair karar, anılan maddenin son cümlesine göre itiraza tabi olduğu ve itiraz merciince de bu hususta bir karar verildiği anlaşılmakla, belirtilen hükümlerin temyiz incelemesine konu olmadığından İNCELENMEKSİZİN İADESİ, II- ... vekilinin sanık ... yönünden resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından beraat ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan birleşen dosyada karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karara; sanık ... yönünden resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan birleşen dosyada karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar; sanık ... yönünden, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçlarından verilen beraat, silahlı terör örgütü yönetme/üye olma suçlarından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararlara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Anılan suçların niteliği itibarıyla Milli Savunma Bakanlığının doğrudan zarar görmemesi nedeniyle belirtilen suçlar yönünden davaya katılmasına olanak bulunmadığı gibi kanun yoluna başvurmaya da hakkı olmadığından, verilen kararları temyiz etme yetkisi bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin CMK’nın 298/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE, III-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan; sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde: Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, sanık ... bakımından İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin temadinin kesildiği ilk gözaltı tarihi olan “03.10.2017” yerine “21.01.2019” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin her bir sanık yönünden ayrı ayrı doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ... ve sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, IV-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütü yöneticiliği, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde: 1-Sanık ... bakımından; a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Terör örgütünü yönetme suçu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: 5237 sayılı TCK'nın; Suç işlemek amacıyla örgüt kurma Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır. Silahlı örgüt Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. 3713 sayılı TMK'nın uyarınca; Terör örgütleri Madde 7 - (Değişik: 29/6/2006-5532/6 md.) Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanunu'nun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır. Suçla korunan hukuki değer: Devletin Anayasal düzeni, bu düzene hakim olan ilkeler, Devletin birliği ve ülke bütünlüğünün korunması suretiyle kamu güven ve huzuru temin edilerek bireyin Anayasa'da güvence altına alınan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı korunmasıdır. Suçun maddi unsurları: a- Suçun faili: T.C. Vatandaşı olan ya da olmayan herkes olabilir. b- Suçun mağduru: Demokratik bir toplumda temel hak ve hürriyetleri güvence altına alınmış olarak barış içinde yaşama hakkı olan her bir bireydir. c- Fiil-Tipik eylem: TCK’nın 314/1 inci maddesinde tahdidi olarak belirtilen, Devletin Anayasal düzenine, birliğine ve ülke bütünlüğüne karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütü yönetmektir. Böyle bir örgüt, 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi gereğince terör örgütüdür. Aynı nedenle suç, mutlak terör suçlarındandır. Örgütü yönetmekten bahsedebilmek için öncelikle TCK'nın 220 inci maddesinde öngörülen şartlarla birlikte, amaç-saik, yöntem ve elverişlilik kriterleri itibariyle de terör örgütü vasfını haiz bir örgütün bulunması gerekir. Doktrin ve yerleşik uygulamalara göre; Terör örgütünü yönetmek örgüt hiyerarşisinin çeşitli basamaklarında örgütün amaçlarına ve yöntemlerine uygun biçimde örgüt faaliyetlerini sevk ve idare etmek olarak tanımlanabilir. Yönetici suç ortaklığına komuta eden ve örgütün kurallarını gösteren kişidir (... I ...,op.cit.s 257 ... Terör Amaçlı Örgütlenme Suçu s.269). Suç veya terör örgütünü yönetmek; onu sevk ve idare etmek, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak yönetip yönlendirmek, hiyerarşik yapıya ve varsa ... bölümüne uygun olarak emir ve talimat vermek, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmelerini cezalandırmaktadır. Kişinin somut olayda yönetme kudretine, sevk ve idare yeteneğine fiilen sahip olup olmadığına bakılmalıdır (Şen ... S.Suç Örgütü s.107). Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda ... bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir. Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez. Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekir. Örgüt yöneticileri, hiyerarşik açıdan emir ve talimat vermeye yetkili olduğu mensupların, örgütün amaçları doğrultusunda işledikleri suçlardan dolaylı fail olarak sorumludurlar (TCK'nın 220/5m.) (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından). Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir (Baltacı Vahit Terör Suçları ve Yargılaması sh.183). Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Bu nedenle failin hiyerarşik konumu, üstlendiği görevler esas alındığında dahi belli bir hiyerarşik seviyenin üstünde bulunan kişilerin yönetici olarak kabulünde zaruret vardır. Zira gerek kanun koyucunun aynı cezai yaptırımı öngörerek örgüt yöneticiliğini, örgüt kurma fiili ile aynı ağırlıkta bir ihlal olarak görmesi, gerek mülga 765 sayılı TCK'nın 168 inci maddesinde yer alan, "silahlı çetede amirliği ve kumandayı haiz olmak" ve 141 inci maddesindeki, "cemiyetlerin faaliyetlerini tanzim veya sevk ve idare etmek" kavramları ile mer'i 3713 sayılı Kanun'un 7/1 inci maddesinde yer verilen "örgütün faaliyetlerini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılacağına" dair kavramlar gerekse örgütle kurulan "organik bağın" sonucu olarak her seviyede belli ölçüde talimat alma-verme, astları yönetme olgusunun, örgütlü suçların doğasında mündemiç bulunması birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilikten maksadın hiyerarşik yapının belli seviyede üst katlarını ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Bu görüş Yüksek Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarında da benimsenmiştir. Nitekim silahlı terör örgütlerinin kırsalda faaliyet gösteren tim, manga, bölük sorumluları ile faaliyet yoğunluğu bulunmayan kimi il sorumluları örgüt yöneticisi olarak değil, örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. TCK'nın 220/1'de düzenlenen örgütü yönetme suçu niteliği gereği devamlılık gerektirdiğinden, mütemadi bir suçtur. Suçun manevi unsuru: Suç işlemek üzere kurulmuş bir örgütü yönetme saikine dayanan doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur. Bu suç olası kast ile işlenemez. Suç örgütünün varlığı için suç işlemek amacının açık bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir. Bir oluşumun çekirdeğini oluşturan kişiler suç işlemek amacıyla hareket etmekle birlikte, oluşumun içinde yer alan fakat bu amaçtan habersiz olan kişiler, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte üye olmaktan veya bu örgütü yönetmekten sorumlu tutulamazlar (..., Suç Örgütleri s.21,22). Bu halde sorumluluk, TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen "hata” kurumuna göre çözüme kavuşturulmalıdır (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından). Hukuka Aykırılık: Kişi hak ve hürriyetlerinden hiç birisinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağına dair Anayasa'nın 14 üncü maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere, bu suç herhangi bir hukuka uygunluk sebebi kapsamında işlenemez. Hiçbir Devlet, hiç kimseye birliği ve ülke bütünlüğünü, Anayasal düzenini bozacak bir hukuk düzeni kurmaz. Konunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü bakımından değerlendirilmesi: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 16-956 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3- 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere FETÖ'nün dikey yapılanması şöyledir; Örgütün sorumlu yöneticisi “imam” olarak isimlendirilir. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün yöneticisi, raporları toplayan ve emirleri veren kişidir. Kâinat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi birçok değişik pozisyonu vardır. Örgütün lideri, mensuplarınca kâinat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kâinat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar “istişare kurulu”, “mollalar”, “tayin heyeti” ve “özel hizmet” birimleridir. Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, “Türkiye imamı”, “bölge imamları”, “il imamları”, “küçük il ve bölge imamları”, “İlçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” şeklinde hiyerarşik bir ... izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır. Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır. Bunun yanı sıra kamuda, bakanlıklar ve taşra teşkilatı, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri alanlarında faaliyet gösteren kurumlara da örgüt tarafından imamlar atanmaktadır. ...’in 1999 yılında ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek ...’e aktarılarak onayı istenmektedir. Örgütün bir nev’i omurgasını oluşturan ve günümüz itibariyle elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgüt ve lideri ...’in en çok önem verdiği imamlardır. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, Milli Eğitim ve akademik kadro imamlarından oluşmaktadır. Hizmet birimlerinde gizliliğe çok önem verilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiştir. Örgüt mensubu en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan mensubunu tanımaktadır. Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için “abi”, kadınlar için “abla” dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve ahilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiçbir zaman üst düzey yönetici olamazlar. Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve önder ... olup örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetkiyle onun adına görev yaparlar. Örgüt yukarıdan aşağıya doğru tekçi (monist) yapıda Örgütlenmiştir. Daha önce de ifade edildiği gibi kâinat imamı, kutsal insan, Mesih, mehdi, hoca efendi gibi sıfatlarla anılmaktadır. Kâinat imamlığı, örgütün her türlü işiyle ilgilenip üst karar veren temel, ideolojik ve doktriner birimdir. Bütün işler onun talimatıyla yürütülmektedir. Örgüte her hafta sesini internet üzerinden duyurmaktadır. Örgüt mensuplarının topladığı bütün bilgi ve belgeler de onda toplanır. Kâinat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanma, ... mezhebinden ve ... olarak da Zerdüştlük dininden alınmıştır. Zerdüştlük dini ve ondan mülhem ... mezhebinden yedi kat gök gibi örgütlenmişlerdir. Bu mezhep, sofilerini yedi dereceye ayırmıştır. Tarikatın piri yedinci derecede oturur ki, bu mertebe Allah’tan doğrudan emir alan imamlık makamıdır. İmam helali haram ve haramı helal yapabilir. Ona mübah olmayan hiçbir şey yoktur. Örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet, katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır. Örgüt sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı unsurlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, ..., emniyet ve bakanlık birimleri bu gücün denetimine girip, örgütsel amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir. Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Katlar şu şekildedir; -Birinci Kat, Halk Tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların birçoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesimdir. Genellikle faaliyetlerden habersizdirler. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur istismar edilen İslami duyarlılık ve din duygularıdır. -İkinci Kat, Sadık Tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılır, düzenli aidat öder, az veya çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir. -Üçüncü Kat, İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur. -Dördüncü Kat, Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar. -Beşinci Kat, Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evliliklerinin örgüt içinden olması zorunludur. -Altıncı Kat, Has Tabaka: ... ile alt tabakaların irtibatım sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. .... Örgüt liderince bizzat atanırlar. -Yedinci Kat, Kurmay Tabaka: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir. Yedi katmanın en üstünde “Sözde ... Hoca arşı” yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Altıncı ve yedinci katmandakilerinin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler örgüt liderinin bildiği ve takip ettiği hayati önemi haiz gördükleri hizmetleri yapan kişilerdir. Beşinci katmanda çok nadir halde örgütten kopma olmuştur. Bu katmanda olup örgütten ayrılanlar takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Dördüncü katman örgütü bir arada tutar ve alt katmandakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmandakiler yürütmektedir. Şu hale göre; anılan örgüt yönünden, örgütün lideri ... ile beşinci, altıncı ve yedinci katmanlarda yer alanların, bu cümleden olarak kıta imamı, ülke imamı, “Türkiye imamı” ve “bölge imamlarının”, her halükarda örgütün üst düzey yöneticisi olduklarında kuşku yoktur. Ancak örgütü bir arada tutan ve alt katmanlardakilerin teftiş ve kontrolünü yapan dördüncü katman örgüt mensupları ile ilgili olarak, il ve ilçe sorumluları/imamları ile kamu kurumları imamlarının yönetici olup olmadıkları, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, somut olayın özellikleri, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önem ve yoğunluğu ile kontrol ettikleri kamu personelinin devletin güvenliği bakımından ifade ettiği stratejik değer de gözetilerek belirlenmelidir. Örgüt yöneticisinin mutlaka illegal faaliyetleri yönetmesi gerekmez. Örgütün amacına ve varlığının devamına katkı sunan sözde legal faaliyetleri sevk ve idare etmek de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örgütün anlatılan yapılanması çerçevesinde, “örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” gibi ilk üç katman mensuplarının ise örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, kollukta ifade veren tanık M. U.'nin sanığın "..." kod adını kullandığı ve örgütün asker mahrem yapılanması içerisinde yer aldığını beyan ettiği, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/66 esas sayılı dosyası kapsamında ...'da talimat yoluyla dinlenen tanığın 2010-2011 yıllarında tanıştığı sanığın subaylardan sorumlu il sorumlusu olduğunu, sanığın üzerinde ..., ... ve ... sorumlusu olarak A. C.'nin bulunduğunu söylediği, Mahkemede ise mahrem yapılanmada imam olarak görev yapması için sanık tarafından mülakata alındığını, sanığın il sorumlusu olup olmadığı hususunun ise kendi zannına dayandığını söylediği, tanık A. Ç.'nin mahkeme huzurunda tanık olarak alınan beyanında, yarbaylıktan emekli olduğunu, sanığın 2008 yılında ...'de görev yaparken örgüt adına kendisiyle ilgilenen kişi olduğunu ifade ettiği, P. M.'nin mahkeme huzurunda tanık olarak alınan beyanında ise ... Hava Harp Okulunda asistan görevinin bulunduğunu, sanığın söz konusu okulun örgüt yapılanmasında Dekanlık denen, öğrencilerin ve öğretmenlerin bulunduğu kısımda "öğretmen asistanı" olarak görev yaptığını ifade etmesi karşısında sanığın, örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, ancak sübuta eren diğer tüm eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu nazara alınıp eylemi ve faaliyetlerindeki yoğunluk ile örgüt içerisindeki konum ve sıfatı ve örgütte kaldığı süre de dikkate alınmak suretiyle üst sınırdan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilerek hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri gerekirken, suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Sanık ... bakımından; Sanık hakkında daha önce ... 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.11.2017 tarihli ve 2016/321 Esas, 2017/182 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin 03.04.2019 tarihli ve 2018/6623 Esas, 2019/2265 sayılı Kararı ile onanarak kesinleştiği, onama kararına konu suç ile incelemeye konu suç tarihlerinin aynı olduğu, örgüt üyeliği suçunun temadi ettiği ve iki dosya arasında fiili ya da hukuki kesintinin bulunmadığı aynı dönem içerisindeki farklı farklı olayların ayrı ayrı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturmayacağı cihetle, aynı fiil nedeniyle mükerrer açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/7 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı, sanıklar ..., ... ile sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık ...’a yüklenen suçun niteliği, tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni ve atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı dikkate alındığından tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına; sanık ... yönünden ise bozma gerekçesi dikkate alınarak TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın ... 36. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.