Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, "müvekkili şirketin, ... ... Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin (bundan böyle “... 1”olarak anılacaktır) hissedarı ve müşterek müdürü (şirkete ait İTO sicil kaydı) olduğunu, şirketin büyük hissedarı ve diğer müdürü ise ... (bundan böyle ... olarak anılacaktır) olduğunu,büyük hissedar ...'nin, faaliyet konusu ile ilgili ciddi kar ve yatırım fırsatları olduğunu, bu konuda ciddi bir ticari tecrübesi ve brikimi olduğunu belirterek, yanıltıcı bilgiler de vererek müvekkili
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın yarı yarıya ortak olduğu adi şirket ile müvekkili şirketin arasında 13/10/2014 tarihinde eser sözleşmesi kurulduğunu, ...'ın, anılan eser sözleşmesinin iş sahibi tarafını, ... ise yüklenici tarafını teşkil ettiğini, yüklenici ... 20 metre boyunda bir tekne yapımını üstlendiğini ve adi şirket ortaklarından ... da sözleşmeye konu teknenin bedelinin yarısını teşkil eden 270.000-EUR şahsen ve münferiden ...'na ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmesel ilişki , davalının ödeme yükümlülüğündeki isteksizliği sebebiyle bozulduğunu ve 01/04/2015 tarihinde davalının temerrüte düştüğünü, davalının bu durumu "ödemezlik def'i "kılıfı altında gizlemeye çalıştığını, davalının ödemezlik def'ini kullanabilmek için ilk etapta 30/03/2015 tarihli ihtarnamesinde müvekkili şirketinin 'tekne yapımında ayıp, eksiklik ve gecikmeye' sebep olduğu iddia ettiğini, fakat davalının, müvekkili gıyabında yaptırdığı delil tespiti neticesinde ortaya çıkan bilirkişi raporunda bütün bu iddialarının asılsız olduğu ortaya çıktığını, daha sonra ödemezlik def'ini başka sebeplere dayandırdığını, taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin tüm içeriğini ifşa ettiği , müvekkili şirket tarafından nerede ise tüm yükümlülükler ihlal edilmiş gibi gerçeği yansıtmayan beyanlarla müvekkilinin yanlış ve yanıltıcı ifadelerle kötülediğini, üstelik bu konudaki gerek sözlü gerekse ihtarname ve maillerle yazılı olarak tüm uyarılara rağmen bu tutumuna devam ettiğini, davalının bu girişimleri ile müvekkilinin sektörde itibar kaybetmesine, müşteri kaybetmesine yol açtığını, davalı davacının prestij , tanınırlık, güven, kalite algısını tahrip ettiğini, ticari itibarını zedelediğini ve kazanç kaybına yol açtığını, izaha çalışılan ve yargılama sırasında görülecek sair nedenlerle , davalı ...'ın yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla müvekkilini kötüleyerek , şirketin ticari itibarını zedelediğini, noter kanalıyla gönderdiği ihtarnameler ve emailler ile söylemleri vasıtasıyla davacıyı tedarikçileri, çalışanları, müşterileri ve potansiyel müşterileri nezdinden yıllardır kazandığı haklı itibarını bozduğunu tüm uyarılara rağmen bu haksız eylemlerine devam ettiği ve davacının zorluklar yaşamasına sebep olduğunu, keza işlerinin siparişlerinin iptaline kazanç kaybına yol açtığını, davalının haksız rekabet teşkil eden işbu eylemlerinin tespiti, önlenmesi , men'i ile , HMK 107 uyarınca davacının bu nedenle uğradığı kazanç kaybının tespiti ile bu kalem için şimdilik 500-TL'nin ve 50.000-TL manevi tazminatın faizleri ile beraber tahsili, işleyecek ticari faizleri ile beraber tahsiline, tüm yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini arz ve dava etmiştir.