4. Hukuk Dairesi 2024/13201 E. , 2026/2210 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/42 E., 2024/249K. Mahkeme kararı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı veki…
4. Hukuk Dairesi 2024/13201 E. , 2026/2210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/42 E., 2024/249K. Mahkeme kararı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Çaykur Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Kayseri Bölge Müdürlüğü bayilerinden dava dışı ... Ltd. Şti'nin almış olduğu çay bedellerine karşılık vermiş olduğu 7 adet teminat mektubu tutarı olan 1.135.000,00 TL'nin nakde çevrilmesinin istenildiği, ancak ... Bank tarafından bu mektupların hiçbirisinin geçerli olmadığı, sahte olduğu ve kendileri tarafından düzenlenmediğinin bildirildiğini, yapılan teftiş sonucunda mektupların alınması, saklanması ve teyitlerinin istenilmesi konularında bölge çalışanlarının kusur ve ihmallerinin bulunduğu, ayrıca dava dışı .... Ltd. Şti'ne 2008 yılının 3. ayından sonra hiç faiz tahakkuk ettirilmediği, firmanın faiz borcunun ise 38.298,90 TL olduğu, faiz borcunun teminatların nakde dönüştürülmesi sırasında kapatılarak bayi borcunun 1.106.237,82 TL'ye indirildiğini belirterek 1.106.237,82 TL tutarındaki kamu zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; teminat mektuplarının usulüne uygun olup olmadığının İç Satış Talimatı doğrultusunda Satış Kısım Müdürlüğü tarafından yapılan ve teyidinin alınması için Muhasebe Müdürlüğüne gönderildiğini, teyitleri alınan mektupların bayiinin kartına işlendiğini, teyitlerin sahte olduğunun kendileri tarafından bilinemeyeceğini, mektupların muhafazasının ise Muhasebe Kısım Müdürlüğünce yapıldığını, kendisine düşen görevi yaptığını, müfettiş raporundan da anlaşılacağı üzere bu konudaki sorumluluğun Bölge Müdür Yrd.sı ...'e ait olduğunu, kasada bulunan teminat mektuplarının alınarak sahteleri ile değiştirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ...'nun 13.12.2007-26.09.2008 tarihleri arasında Bölge Müdürü olarak görev yaptığını, işlemlerin çoğunun bu dönemin dışında olduğunu, ... nolu mektuplardan sorumlu tutulamayacağını, 6 ve 9 nolu mektupların ise resmi giriş ve çıkışlarının olmadığı ve teyit mektuplarının davalının görevinden ayrılmasından sonra geldiğinden sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, 19.09.2008 tarihinde cari karta işlenen 30.000,00 TL ile ilgili olarak Kısım Müdürünün imzası olduğunu, kendisinin işlemi tamamlamak üzere evrakları imzaladığını, 65.000,00 TL tutarındaki işlem ise 20.10.2008 tarihini taşımakta olup davalının 26.09.2008 tarihinde görevinden ayrıldığını, faiz sorumluluğunun Muhasebe Kısım Müdürlüğüne ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalılardan ... cevap dilekçesinde; kendisinin personel kısım müdürü olarak görev yaptığını, davanın İdare Mahkemesinde açılmasının gerektiğini, 03.09.2007 tarihleri arasında Kayseri Pazarlama Müdürlüğü Satış Kısım Müdürlüğünde geçici olarak görevlendirildiğini, 220.000,00 TL tutarındaki mektubun tarihi 14.12.2009 olup mektuba esas malların bedeli firmaca ödenmiş olduğundan alacak davasının hukuki dayanağının kalmadığını, dolayısıyla kurumun bir zararından söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; iç satış talimatından da anlaşılacağı üzere satış memuru tarafından cari karta yapılan hesap işleminin tek başına bir hüküm ifade etmediği, satış işlemlerinin vadeli olarak yapıldığı, tahsilatı vade tarihinin bitiminde yapıldığı, 65.000,00 TL'lik tahsilatın da o günkü satışlarla bir ilgisinin bulunmadığı, tahsilatların Muhasebe Kısım Müdürlüğü tarafından yapıldığı, kuruma verilen zararın teminat mektuplarının sahte olmasından kaynaklandığı, satış memuru olarak kendisinin teminat mektupları üzerinde inceleme, denetleme ve onaylama yetkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; mektupların teyitleri görevinin Muhasebe Müdürlüğünde olup teyit ile ilgili yazıların yapılması ve postaya verilmesi görevli memur tarafından yapılmakta olup Muhasebe Müdürünün işlemden sorumlu tutulamayacağını, 140.000,00 TL tutarındaki mektup ile ilgili olarak işlemler yapıldıktan sonra postaya verilmiş olup bundan sonraki sorumluluğun bankaya ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.05.2015 tarihli, 2009/99 Esas ve 2015/210 sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulü ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan 1.106.273,82 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. lV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 26.10.2017 tarihli ve 2015/13631 Esas, 2017/6462 Karar sayılı ilamıyla, "... davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından verilen temyiz dilekçelerinde, davacının aynı zamanda dava konusu sahte teminat mektupları ile ilgili olarak teminat mektubunu veren şirket hakkında da dava açıldığı ve mükerrer tahsilata yol açacağı bildirildiğinden böyle bir dava açılıp açılmadığı, icra takibi yapılıp yapılmadığı, tahsilat olup olmadığı hususları araştırılmalıdır. Ayrıca, davalıların ihmali ve kusurlu eylemleri nedeniyle davacı kurum bir kamu zararına uğramış ise de; davalıların yaptıkları işin niteliği, sahteciliğe konu teminat mektuplarının özelliği nazara alınarak davalılar lehine sorumlu oldukları tutardan TBK 51... . (818 s. BK 43... .) maddeleri gereğince hakkaniyet indirimi gerekip gerekmediği de değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 10.03.2020 tarihli ve 2018/507 Esas, 2020/171 Karar sayılı ilamıyla, tazminattan %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulü ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan 884.990,26 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... ve ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 21.09.2020 tarihli ve 2020/2510 Esas, 2020/2860 Karar sayılı ilamıyla, "...Mahkemenin davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden istemin kabulüne dair ilk kararı, Dairemizin 26.10.2017 tarihli ve 2015/13631 esas, 2017/6462 karar sayılı ilamı ile “davalıların yaptıkları işin niteliği, sahteciliğe konu teminat mektuplarının özelliği dikkate alınarak davalılar lehine sorumlu oldukları tutardan TBK 51... . (818 sayılı BK 43... ) maddeleri gereğince hakkaniyet indirimi gerekip gerekmediği değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş, ilk kararda hüküm altına alınan tazminattan %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak karar verilmiştir. Ne var ki; somut olayın gelişimi, muhasebe kısım müdürlüğünün gereğince denetlenmemesi, dosya kapsamındaki diğer olgular da gözetildiğinde, yapılan hakkaniyet indirimi oranı azdır. Şu durumda, temyize gelen davalılar yararına daha yüksek oranda hakkaniyet indirimi uygulanmak üzere kararın bozulması gerekmiştir ..." gerekçesiyle hükmün kararı temyiz eden ..., ... ve ... yararına bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 16.12.2021 tarihli ve 2021/404 Esas, 2021/605 Karar sayılı ilamıyla, davalılar kusurlu eylemleri nedeniyle davacı kurum 1.106.273,82 TL zarara uğramış ise de; davalıların yaptıkları işin niteliği, sahteciliğe konu teminat mektuplarının özelliği nazara alınarak anılan davalılar lehine sorumlu oldukları tutardan %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulü ile davalılar ..., ... ve ... yönünden kısmen kabulü ile 663.764,29 TL tazminatın diğer davalı ... yönünden kesinleşen miktar nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davalılar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede, anılan davalılar yönünden ilk karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; adı geçen davalı hakkında mahkemenin 10.03.2020 tarih ve 2018/507 esas sayılı kararı kesinleştiğinden bu davalı hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. E. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ile davalılar ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 13.06.2022 tarihli ve 2022/3290 Esas, 2022/8617 Karar sayılı kararıyla, "... somut olayın oluş şekli ve özelliği, zararın oluşumu yönünden davalıların konumu, muhasebe kısım müdürlüğünün gereğince denetlenmemesi, davalılar hakkında ceza yargılaması sonucunda verilen hüküm ve dosya kapsamındaki diğer olgular da gözetildiğinde, yapılan hakkaniyet indirim oranı azdır. Şu halde mahkemece, önemli oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, bu yönler gözetilmeksizin temyiz eden davalılar yararına yapılan indirimin düşük tutulması doğru görülmediği..." gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekilince karar düzelme isteminde bulunulması üzerine de Dairece, karar düzeltme istemi reddedilmiştir. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda verilen kararı ile davalıların yaptıkları işin niteliği, sahteciliğe konu teminat mektuplarının özelliği nazara alınarak anılan davalılar lehine sorumlu oldukları tutardan %80 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulü ile davalılar ..., ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede 221.254,76 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte diğer davalı ... yönünden kesinleşen miktar nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davalılar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede, anılan davalılar yönünden ilk karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; adı geçen davalı hakkında mahkemenin 10.03.2020 tarih ve 2018/507 esas sayılı kararı kesinleştiğinden bu davalı hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hakkaniyet indirimi oranının çok yüksek olduğunu, yerel mahkemece ... ve ... yönünden verilen kararın kesinleştiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalılar ..., ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı kurumun asıl borçlu olan ... Ltd. Şti'ye dava açmayıp hakkında icra takibi dahi yapmadığını, doğrudan kendi personeline rücu davası açtığını bu durumun hakkaniyetli olmadığını, davalıların görevlerini gereği gibi yerine getirdiğini, kasıt ya da ihmalleri bulunmadığını, davanın tümden reddi gerektiğini, ceza dosyasında beraat ettiklerini, bu durumun da kusurları bulunmadığını gösterdiğini, teminat mektuplarının iadesinden veya değişiminden haberdar olmadıklarını, kasanın anahtarını elinde bulunduran memur ve müdürün kendi iradeleriyle ve davalıların bilgisi dışında teminat mektuplarını değiştirme yoluna gittiiğini ve gerekli mahsup fişlerini de düzenlemediğini, bu hususların bilirkişi raporlarında değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre hükmün bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz olunan karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Aşağıda dökümlü yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'e iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.