Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki mevcut olup, davacının davalıya verdiği hizmet nedeniyle cari hesap dökümündeki alacaklı olduğu miktara ilişkin İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 26.967,11 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığını, davalı şirketin ödeme emrine 16/08/2016 tarihli dilekçe ile tüm borca ve ferilerine itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin işleyecek faiziyle birlikte
davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında, tarafların karşılıklı mal alım satımı yaptıklarını, alım satım ilişkisi kapsamında düzenlenen fatura ve cari hesap kayıtlarının müvekkilince düzenli şekilde tutularak takip edildiğini, 31.12.2016 tarihi itibariyle davalının müvekkiline 103.394,40 TL cari hesap borcu bulunduğunun belirlendiğini, davalının aynı tarihli mutabakatname ile borcunu kabul ettiğini, müvekkilin kayıtlarının da davalının gönderdiği mutabakatnamede belirtilen borç miktarını teyit ettiğini, tarafların 31.12.2016 tarihi itibariyle 103.394,40 TL miktarında davalının borçlu olduğu hususunda mutabık olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine müvekkilince keşide edilen Ankara ... Noterliğinin ihtarıyla alacağın talep edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında asıl alacak ve işlemiş faizinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, borç konusunda tarafların mutabık olduğunu, davalıca verilen mutabakat üzerine borcun muaccel hale geldiğini ileri sürerek, davalının asıl alacak ve işlemiş faize yönelik haksız itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin şifahi bayilik sözleşmesi şeklinde yürütülerek feshe kadar devam ettiğini, müvekkilinin, davacının tedarikçisi olduğu bir kısım ürünlerin İstanbul Avrupa ve Anadolu yakası distribütörü olarak atandığını, ancak daha sonra davacının bayilik ilişkisini tek taraflı olarak feshetmesi üzerine, müvekkil şirket tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliğinin 27.02.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle ticari ilişkinin ve bayiliğin sona erdiği, müvekkil şirketin stoklarında davacıdan alınan ürünlerden bir kısımın kaldığı, bu ürünlerin toplam stok değerinin 133.569,41 TL olduğu ve ürünlerin 7 gün içinde değerinden iade alınması gerektiği, aksi takdirde ürünlerin serbest piyasa koşullarında paraya çevrilebilerek oluşabilecek zararlardan davacının sorumlu olacağının, bayilik dönemine ilişkin toplam 29.056,03 TL bütçe alacağının cari hesaptan düşülmesinin ihtar edildiğini, bayilik ilişkisinin normal alım satımdan farklı hükümleri bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin geçmişinde de bayilik sözleşmesine ilişkin uygulamaların bulunduğunu, bayinin çevresindeki müşterilerin ihtiyaç duyduğu ürünleri stoklarında bulundurması gerektiğini, piyasa teamüllerine göre bayilik ilişkisinin sona ermesinden sonra bayinin elinde kalan ürünlerin iade alınması veya yeni bayiye devri gerektiğini, ancak davacının ihtara rağmen belirtilen işlemleri yapmadığını, uyuşmazlığın, bayiliğin feshi sonrası davalının elinde kalan davacıya ait ürünlerin iade almamasından kaynaklandığını, kalan ürünlerin serbest piyasada tedarikçi firma desteği ve aktivite uygulamaları olmaksızın satışında yaşanan güçlüklerin taraflar arasındaki sorunun esasını oluşturduğunu, müvekkilinin kötü niyetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki mutabakata rağmen borca yönelik itirazın haksız olduğunu, taraflar arasında mal alım satımı ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu kabul edilse dahi, sözleşmenin 27.02.2017 tarihli ihtarla davalı yanca feshedildiğini, davalının aynı dönemde müvekkilinden aldığı üründen fazlasını başka kişilerden aldığını, bu eylemlerin de ileri sürülen bayilik sözleşmesine aykırı olduğunu, müvekkilinin İstanbul ilindeki satışlar için personel görevlendirdiğini, fesihle müvekkilinin zararının oluştuğunu, feshin haksız olduğunu, davalının bütçe alacağı adı altında hiç bir alacağı bulunmadığını, mal satımının tarafların kabulünde olduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek, davanın kabulünü istemiştir.