DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1583 E. , 2024/2616 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1583 Karar No : 2024/2616 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararn
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1583 E. , 2024/2616 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1583 Karar No : 2024/2616 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın (istinaf edilmeden) 03/12/2021 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının kendi beyanı yönünden, lisede eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini, lise ve üniversite döneminde barınma amacıyla örgütün yurt ve evlerinde kaldığına ve evde kaldığı dönemde öğrencilerle ilgilenmesi ve kod adı kullanması istenildiğinde kaldığı evden ayrıldığına ve üniversite 1.sınıfından sonra örgütle herhangi bir bağlantısının kalmadığına yönelik davacının beyanlarının, bir başka ifadeyle örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin, lise ve üniversite 1.sınıfta barınma amacıyla örgüt evinde kaldığının aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine, lise ve üniversite döneminde örgüt yurdunda ve evlerinde kısa süreli olarak kaldığına yönelik beyanı örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanıkların davacının lise döneminde ve üniversite 1.sınıfta örgüt evinde kaldığına ve lise öğrencilerine matematik dersi çalıştırdığına yönelik beyanlarının davacı tarafından da ikrar edildiği, barınma amacıyla lisede ve üniversite 1.sınıfta örgütün evlerinde kaldığına ve evde kaldığı dönemde öğrencilerle ilgilenmesi ve kod adı kullanması istenildiğinde ise kaldığı evden ayrıldığına yönelik davacının beyanlarının aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut herhangi bir bilgi ve veri içermemesi nedeniyle tanık beyanları davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, ankesörlü/sabit hat telefon görüşme kayıtlarını içeren rapor değerlendirildiğinde, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının 30/05/2012 tarihinde ankesör/sabit hattan tek bir tarihte iki kez aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, HTS raporu yönünden, "Davacının adına kayıtlı 9 adet GSM hattı üzerinde yapılan HTS analizi sonucunda düzenlenen 20/12/2018 tarihli raporun içeriğine göre, davacının haklarında FETÖ soruşturması yürütülen çok sayıda şahıs ile sık irtibatlı olduğu ve ayrıca ... numaralı hattın CIA açık kaynak sorgulamasında "..." adına kayıtlı olduğu" hususunun değerlendirilmesinden, davacının yukarıda yer verilen beyanlarının aksini ortaya koyabilecek bir başka ifadeyle söz konusu telefon görüşmelerinin örgütsel saikle yapıldığına ve davacının adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattı numarasının örgütsel bir terminoloji ile "..." olarak kaydedildiğine dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz raporunda ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ... sayılı yazısında belirtilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 27/06/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 14/11/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve...sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 27/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçeleriyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu; Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu; davacı beyanında lise öğrenimi boyunca FETÖ/PDY adlı yapıya ait evlerde kaldığını, son sınıfta ... ilçesinde bulunan ve yapıya ait olan FEM dershanesinde sınava hazırlandığını ancak kazanamadığını, bunun üzerine yine aynı dershaneye kaydolduğunu ve bu dersaneye ait olan yurtta kaldığını, üniversite öğrenimi başlangıcında ilk 4 ay yine yapıya ait olan evde kaldığını ikrar etmiş olmasına ve tanıklar E.U., Y.B., B.D. ve M.K.' nın davacı hakkındaki tanıklıklarına rağmen, sadece davacının beyanlarının mutlak doğru kabul ederek davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin gözardı edildiği; davacı tarafından, terör örgütünün kendisinden ayrılan kişileri takip edip yapıya kazandırmaya çalıştığını, ankesör raporunda ortaya konulan bu aramanın da örgüt tarafından kendisinin tekrar örgüte kazandırılması amacıyla yapıldığını, ancak örgütün bunda başarılı olamadığını belirtilmiş olması karşısında, söz konusu aramanın örgütsel saikle yapıldığının kabulü gerektiği, Danıştay Savcısı tarafından da davacının anılan örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde görüş bildirildiği hususunun da dikkate alınması gerektiği, 375 sayılı KHK’da öngörüldüğü üzere dava konusu işlem tesis edilmeden önce davacıya savunmasını vermesi için 7 günlük süre de verildiği; 375 sayılı KHK'nın 35. maddesinin son fıkrası ve 6749 sayılı Kanun uyarınca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının 685 sayılı KHK kapsamında Danıştayda açtıkları davalardaki parasal-özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz talepleri yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, söz konusu parasal/özlük hak ve faiz taleplerinin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal hak ve faiz talebinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, süresinde savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 19/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiş ve bu maddenin (A) fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi ile benzer şekilde, yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) fıkrası uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği düzenlenmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (A) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ...1 tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacının... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği ve anılan kararın (istinaf edilmeden) 03/12/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. B) İLGİLİ MEVZUAT 1) Anayasa Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir. Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...” Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.” Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.” Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.” Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...” 2) AİHS AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir." AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” 3) Kanun 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ve 18/07/2021 tarihli, 7333 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle değiştirilen geçici 35. maddenin (A) fıkrası: "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca, ... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Bu kişiler hakkında alınan kararlar on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir. Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler hakkında bu maddenin (B) fıkrasının ikinci paragrafı hükümleri uygulanır. Ayrıca askeri hâkimlerin askeri rütbeleri, mahkûmiyet kararı aranmaksızın alınır." Anılan maddenin (B) fıkrasının ikinci paragrafı: "Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır... Bu paragrafta sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu paragraf hükümleri uygulanır." Aynı maddenin son fıkrası: "Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." kuralını düzenlemektedir. 4) Etik İlkeler Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir. Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 1)Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla gerek 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi gerekse OHAL kalktıktan sonra uygulanacak olan 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler” hakkında dört yıl süreyle uygulanmak üzere meslekten çıkarma yaptırımı öngörülmüştür. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat; anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu yaptırımın uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu yaptırımın sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari yaptırımın uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında açılan ceza davasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği ve anılan kararın (istinaf edilmeden) 03/12/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan beraat kararı verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Kurulumuz tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Davacıya ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen ... tarihli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir; "...Ben FETÖ/PDY yapılanmasına ait FEM...... Dershanesine lise son sınıftayken 1 sene gittim ama üniversiteyi kazanamadım...Üniversitede okurken ilk sene 3 ay kadar FETÖ/PDY'ye ait evde kaldım.Yapıya ait evde kalmama FEM ... Dershanesinden ... bölgesinde üniversite kazanan öğrencilerle ilgilenen hoca aracı oldu.Bana verdiği telefon numarasını aradım ve ... kod adlı biriyle irtibat kurdum o da beni ... kernek meydanında bir eve yerleştirdi.Bu evde kalan benim dışımda hukukçu yoktu.Ev abisinin ismi ...'di ve Türkçe öğretmenliği okuyordu....Bu evde üç ay kaldıktan sonra benden öğrenci bakmamı ve ... kod ismini kullanmamı istediler.Ben bu konuyu Türkçe öğretmeni olan abim O.Ç.'ye anlattım ve abim bir an önce oradan ayrıl diye söyledi....Abimle görüştükten sonra ben O.D. isimli arkadaşımla ev kiraladım...ben ve M. ayrılmaya karar verdik.Bu evde 3.sınıfın ortalarına kadar kaldıktan sonra ben ve M. KYK'ya ait ... Erkek Öğrenci Yurduna geçtik ve bu yurtta 2 ay kadar kaldık.Yurt şartlarını beğenmediğimiz için M. ile tekrar ev kiraladık ve 1,5 yıl kadar tekrar evde kaldık...Okulu bitirdikten sonra M. ile ...'ya gelip yukarıda adresini verdiğim evi tuttuk, avukatlık stajını başlattık ve sınavlara hazırlandık.Ben sınavı kazandım ancak M. kazanamadı...Ben FETÖ/PDY yapılanmasına ait evde sadece 3 ay kadar kaldım.Bir görev yapmadım.Görev yapmamı ve kod adı kullanmamı istedikleri için irtibatımı kestim." Davacıya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarihli şüpheli sorgulama tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...2017 yılı Ocak ayı içerisinde Türkiye Adalet Akademisi'nde hakim adayı olarak stajıma devam etmekte iken adalet müfettişi tarafından tanık sıfatıyla ifadem alınmıştı. Ben, söz konusu ifadede üniversiteye başladığımda ilk 4 ay FETÖ ile bağlantılı bir evde kaldığımı ve diğer bazı hususları anlatmıştım. Bu ifadeyi verdikten sonra Mayıs ayı içerisinde mesleğe kabulümüz yapılmıştı,..Ben, aslen ... ...luyum. Ancak ... nüfusuna kayıtlıyım. İlkokul ve ortaokulu ... ilinde ailemin yanında devlet okullarında okudum. ... Anadolu Lisesi'ni 2006 yılında kazandım. Lise öğrenimimin devam ettiği 2006-2010 yılları arasında ... ilçesinde aynı okuldan farklı arkadaşlarla cemaat evi olarak adlandırılan ancak örgütsel bir faaliyetin yürütülmediği evlerde kaldım...Evlerde birlikte kaldığım arkadaşlardan isimlerini hatırladıklarım; R.K., M.O.A., A.E.A. ve H.Y.'dır. Bu arkadaşlarla aynı okuldan idik. Örgüt mensubu olduklarını düşünmüyorum. Benim kalmış olduğum evlerin abisi ... isimli bir şahıstı. Bu şahsın gerçek adı mıydı yoksa kod adımıydı bilmiyorum. Bu şahıs bizim kaldığımız evleri arada sırada kontrol etmek amacıyla gelip giderdi, kendi odası da vardı, arada sırada kaldığı da olurdu. Bu evlerde Fetullah GÜLEN ile alakalı herhangi bir faaliyet yapılmıyordu. Ben sadece barınma amaçlı olarak okulu tamamlayabilmek amacıyla bu evlerde kaldım. O dönemde ailemin ekonomik durumu çok iyi değildi...Liseden mezun olduğum 2010 yılında girdiğim üniversite sınavını kazanamadım. Bunun üzerine ... ilçesinde dershane olmaması nedeniyle ve o dönemde cemaat dershanelerinin başarı grafiklerinin yüksek olması nedeniyle Islahiye ilçesinde bulunan FEM dershanesine giderek üniversite sınavına hazırlandım. Bu hazırlık dönemi içerisinde 1 yıl süre ile dershanenin hemen yanında bulunan Fetullah GÜLEN cemaatine ait yurtta kaldım. 2011 yılında girdiğim üniversite sınavını kazanarak ...Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne yerleştim. Üniversiteyi kazanınca dershanedeki hocaların yönlendirmesi ile ... ilinde yanlış hatırlamıyorsam Y. isimli birisiyle irtibata geçtim, bu şahsın adı Y. da olabilir, net olarak hatırlamıyorum. Bu şahıs beni ... ilinde ... meydanında Fetullah GÜLEN cemaatine ait bir eve yerleştirdi. Bu evde kalan tek hukuk fakültesi öğrencisi bendim. Bu evin abisi Türkçe öğretmenliği bölümünde okuyan E. isimli bir şahıs idi. Bu şahsın gerçek adının E. olmadığını sonradan öğrendim. Gerçek adını hatırlamıyorum. Evde kalan diğer şahıslar eczacılık bölümü öğrencisi S. ve hemşirelik bölümü öğrencisi B. idi. Toplamda 4 kişi idik. Evde kalmaya başladıktan sonra Y. isimli şahıs ara sıra eve gelip bizi kontrol ederdi. Bu şahıs bana hukukçu olduğum için evdeki herhangi bir faturanın üstüme olmamasını, kendi adıma telefon kullanmamamı, B. kod ismini kullanmamı, eve dışarıdan ders çalışmak için gelen çocuklarla kod ismimle irtibat kurmamı, kendi adımı kesinlikle kullanmamamı, bu çocukların askeri okul sınavlarına hazırlandığını, gizliliğe dikkat etmemiz gerektiğini, eve gelen çocuklara kendi ailevi durumumuzla alakalı herhangi bir şey anlatmamamızı sıkı sıkı tembihliyordu. Ben sayısal bölüm mezunuyum, matematiğim çok iyidir, bu nedenle evde kaldığım 4 aylık süre boyunca eve ders çalışmak için gelip giden bazı lise öğrencilerine matematik çalıştırdım, bu çocuklara matematik çalıştırmak dışında kesinlikle örgütsel bir yönlendirme yapmadım. Örgütsel anlamda bir takip de yapmadım, sadece ders anlattım. Örgütsel bir takip yapmadığım için bir süre sonra çocuklar bizim eve gelmemeye başladı. Diğerleri tedbir amacıyla evde cep telefonlarını kapatıyorlardı ancak ben hiçbir zaman kapatmadım. Ben, bu olan bitenleri öğretmen olarak görev yapan ağabeyim O.Ç.'ye anlatınca benim o evden ayrılmamı istedi. Ben, benden istediklerini yapmadım, kod adı kullanmadım, başkası adına bir telefon hattı kullanmadım. Evde örgütsel bir faaliyet yürütmedim, sadece namazımı kıldım. 4 aylık sürenin sonunda V.O.D. isimli arkadaşımla ayrı bir eve çıktım. Bu arkadaşım şu anda Mersin hakim adayı olarak görev yapmaktadır. Kendi başımıza çıktığımız bu ev kesinlikle cemaat evi değildi. 2. sınıfa geçince yanımıza yine hukuk fakültesi öğrencisi olan M.A. dahil oldu, evde 3 kişi kalmaya başladık. M. şu anda ... ilinde gümrük avukatı olarak görev yapmaktadır. 2. sınıfın sonuna kadar ya da 3. sınıfın ortalarına kadar üçümüz bu şekilde birlikte kaldık. O. ile siyasi görüşü nedeniyle anlaşmazlığa düşmemiz ve evin maddi yükünün fazla olması nedeniyle ben M. ile birlikte KYK'ya ait ... Öğrenci Yurdu'na geçtim. Yurtta 1-2 ay kaldıktan sonra şartları beğenmediğimiz için M. ile birlikte eve çıktık. Üniversite son sınıfta yanımıza kardeşim H.İ.Ç. de geldi, lise mezunuydu, üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. 2015 yılında üniversiteden mezun olduk. Mezun olduktan sonra M. ile birlikte hakimlik sınavlarına hazırlanma ve sınavı kazanamazsak ... ilinde avukatlık yapma düşüncemiz olduğu için birlikte ...'ya gittik. ... ilçesinde meclise yakın bir yerde giriş kat bir daire kiraladık, sokağın adı ... sokak idi. Açık adresi şu anda hatırlamıyorum, müfettişe vermiş olduğum ifadede adresi beyan etmiştim, çünkü o dönemde o evde kalıyordum. Hakimlik sınavlarına birlikte bu evde hazırlandık, kesinlikle örgüte ait bir hakim savcı çalışma evinde kalmadım. Giderlerimiz ailemiz tarafından karşılanıyordu. 19/12/2015 tarihinde girmiş olduğumuz hakim ve savcı adaylığı yazılı sınavını kazandım, M. kazanamadı. Aynı evde ben mülakata hazırlanmaya başladım, M. de bir sonra yapılacak yazılı sınava hazırlanıyordu..Yanlış hatırlamıyorsam 2016 yılı Nisan ayında girdiğim mülakatı da kazandım. 30/06/2016 tarihinde ... Batı hakim adayı olarak göreve başladım. 1 yıllık staj sürem dolana kadar aynı şekilde bu evde kaldım. M. sınavı kazanamayınca ... döndü...31/05/2017 tarihinde kura kararnamesi ile ... Cumhuriyet savcısı olarak atanınca evden ayrıldım, Gerek lise döneminde, gerekse de üniversiteye başladığım ilk 4 aylık süre içerisinde FETÖ yapılanmasının evlerinde tamamen barınma amaçlı olarak maddi imkansızlıklar nedeniyle kaldım. Ailemin maddi durumu çok iyi değildi. 7 kardeşiz. Ben, bu yapının o dönemde bir terör örgütü olduğunu bilmiyordum. Yapılanma içerisinde herhangi bir vazifem de yoktu. Bana sormuş olduğunuz ve HTS analizinde de tespit edilen telefon hatları benim tarafımdan çıkarılmıştır ve kullanılmıştır, buna herhangi bir itirazım yoktur. Yapılan görüşmeler de bana aittir, ancak isimlerin bir çoğunu şu anda hatırlayamadım. Benim gizlilik kaygım olsa idi kendi adıma hat çıkartıp görüşmeler yapmazdım. Ev abisinin talimatına uyar ve başkası adına hat çıkartarak görüşme yapardım, ancak ben böyle yapmadım. Üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum..." Astsubay olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.U.'ya ait, ... Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 19/07/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...Ben bu cemaat evleri olarak bilinen örgüt evlerine günde iki saat kadar gidiyordum.Ben bu evlere gittiğimde namaz kılma, aralarında Fetullah GÜLEN'in de kitapları olan çeşitli kitapları okuma ve ders çalışma gibi etkinlikler oluyordu. Biz de bunlara katılıyorduk. Bu gitmiş olduğum evde yaklaşık 5 erkek üniversite öğrencisi kalıyordu. Kalan şahıslar arasında Ü., ..., E., D. ve Ö. isimli şahıslardı.Ben bu şahısların soy isimlerini bilmiyorum....Bu eve gelen öğrencilerden sorumlu olan kişi ... isimli kişiydi bu şahıs Hukuk öğrencisi idi. Bize ... ders çalıştırıyordu..." Aynı şahıs tarafından, ... Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 19/07/2018 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağı ile davacı açık ve net olarak teşhis edilmiştir. Astsubay olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.D.'ye ait, ... Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 06/12/2018 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir; "...Bana göstermiş olduğunuz şahsın ismini ... olanak bilmekteyim.Ben bu şahsı bir FETÖ/PDY evinde gördüm.Bu kişi dershaneden FETÖ/PDY evine gelen öğrencilerden sorumlu kişiydi.Bu şahıs bize ders çalıştırırdı..." Aynı şahsın yargılandığı ....Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının ... tarihli duruşmasında alınan savunmasında şu ifadelere yer verilmiştir; "....:E.U. ile gittiğim ... Merkezde Kanal boyu ... Camiinin civarlarında bulunan FETÖ/PDY evinde gördüm.Bu kişi ...'da örgüt evlerinde ders çalışanlardan E., F. ve benden sorumlu kişiydi.Bu şahıs bize ders çalıştırırdı.... bizim kaldığımız FETÖ/PDY evinde sabit bir bireydi.Bizden önce de oradaydı.Biz ayrıldıktan sonra da o evde kaldı.." Astsubay olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K.'ya ait, ... Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14/07/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadeler yer almıştır ; "...Yerleştirilmiş olduğum bu cemaat öğrenci evinde ev abiliğini T.S. isimli sorumlu olan abi yapıyordu.Bu evde benimle birlikte kalan diğer lise öğrencileri; .........(soyismini bilmiyorum ... ...lu idi, ancak ...'de yaşıyordu, ...Lisesi 3.sınıf öğrencisi idi)...isimli öğrencilerdi, bizim evin dışında ikinci bir cemaat evi vardı, ancak o evde kimin kaldığını hatırlamıyorum, ara sıra bir araya getiriliyorduk, ancak dediğim gibi o evde kalanlardan hatırladığım kimse yoktur, o evle de T.S. ilgileniyordu, evde kalırken ders çalışmanın dışında cemaatsel açıdan günlük olarak fetullah gülenin kitaplarından herkes şahsi olarak okuma yapıyorduk,...fetullah gülenin vaaz videolarından dinliyorduk, T.S. bize cemaat halinde namaz kıldırıyordu.." Aynı şahıs tarafından, ... Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 18/07/2018 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağı ile davacı açık ve net olarak teşhis edilmiştir. Y.B.'ye ait, ... Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16/10/2018 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağında şu ifadeler yer almıştır; "...Bana göstermiş olduğunuz 2 numaralı fotoğrafta bana göstermiş olduğunuz şahsın ismini bilmiyorum.Bu şahısla ilgili ifademde bilgi vermemiştim.Bana gösterilen resimler içerisinden teşhis ettim.Şahıs örgüte ait evlerde kalan şahıstır.Bu şahsın hiçbir sorumluluğu yok diye biliyorum.Ancak örgüte ait evlerde kaldığını biliyorum.Benim ilgilendiğim lise öğrencileri, bu şahsın bulunduğu eve gidiyordu.Eve gelen öğrenciler ile arada sırada evde ilgilenen şahıstır.Açık kimlik bilgilerini burada sizlerden......olarak öğrendim.. Davacının yukarıda yer verilen beyanından ve tanık beyanlarından, ailesinin yaşadığı ... ilinden lise okumak için kazandığı ... Anadolu Lisesine gittiği, üniversiteye hazırlık döneminde ... ilçesinde örgüte ait dersahaneye gittiği, davacının lise döneminde ve üniversite 1.sınıfta örgüt evinde kaldığı, eve gelen öğrencilerden sorumlu olduğu ve onlara matematik dersi çalıştırdığı anlaşılmıştır. Davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve 09/09/2021 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan ankesörlü/sabit hat telefon görüşme kayıtlarını içeren raporda, 30/05/2012 tarihinde davacının kendi adına kayıtlı olan ...no'lu GSM hattının "..." numaralı ankesörlü telefondan (2) kez arandığı ve bu aramalarda 0 saniye görüşme yapıldığı, davacıdan sonra S.A. adına kayıtlı olan ... no'lu numaranın (1) kez arandığı ve 42 saniye görüşme yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından, anılan tespite yönelik olarak terör örgütünün kendisinden ayrılan kişileri takip edip yapıya kazandırmak için peşlerine düştüğü, yapılan bu aramanın da kendisini tekrar kazanmak için yapıldığı, ancak bunda başarılı olunamadığı beyan edilmiştir. Davacının adına kayıtlı 9 adet GSM hattı üzerinde yapılan HTS analizi sonucunda düzenlenen 20/12/2018 tarihli raporda, davacının haklarında FETÖ soruşturması yürütülen çok sayıda şahıs ile sık irtibatlı olduğu ve ayrıca ... numaralı hattın CIA açık kaynak sorgulamasında "..." adına kayıtlı olduğu hususu tespit edilmiştir. Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının lise dönemi süresince ve üniversitenin ilk senesinde FETÖ/PDY'ye ait örgüt evinde kaldığı ve eve gelen lise öğrencilerden sorumlu kişi olduğu ve onlara sınavlara hazırlık kapsamında matematik dersi çalıştırdığı, üniversiteye hazırlık döneminde örgüte ait dersahaneye gittiği yönündeki kendi beyanı ve tanık beyanları ile yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 3)Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi Dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir. Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu karara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır. Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır. Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike"nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır. Bu itibarla, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır. 4) Sonuç olarak Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline ve davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemlerin iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/01/2023 tarih ve E:2021/1543, K:2023/210 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 05/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.