10. Hukuk Dairesi 2024/2194 E. , 2025/1962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/914 E., 2023/2532 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/291 E., 2021/540 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalılar ..., ... ile ... Parlayan vekilleri tarafın
**10. Hukuk Dairesi 2024/2194 E. , 2025/1962 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/914 E., 2023/2532 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/291 E., 2021/540 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalılar ..., ... ile ... Parlayan vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar ..., ..., ... Parlayan ile ... Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir .... Limanı içi ihraç sahası alanında, 22.10.2015 tarihinde, konteyner almak amacıyla .... plakalı çekici ile seyir halinde bulunan ...’ın, karşıya geçmeye çalışan davacılar murisi ...’a çarptığını ve önünde duran ... idaresindeki çekicinin arkasında bulunan dorse ile kendi kullanmış olduğu çekici arasına sıkıştırdığını, sıkıştırma sonucu yaralanan ...’ın hastaneye kaldırılırken yolda vefat ettiğini, İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/966 Esas 16.11.2016 tarih ve 2016/891 Karar sayılı dosyasında, sanık ...’ın asli kusurlu olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza olayı ile ilgili olarak 16.01.2017 tarihinde iki kişilik bir heyetten teknik bilirkişi özel raporu alındığını, dava konusu olayın gelişimi ile iş bu bilimsel mütalaa doğrultusunda; asıl işveren sıfatıyla dava konusu trafik iş kazasının meydana gelmesinde, kazanın oluşuna etken olan edinimlerini yerine getirmemiş olmakla kusurlu olan T.C.D.D’nin, ... çalışanı ...’a gerekli iş güvenliği eğitimini vermeyen, denetim ve gözetim görevini yerine getirmeyen ... Nak. Ltd. Şti’nin, aracın maliki ve haksız fiile sebebiyet veren ...’ın işvereni olan -işletenin kusursuz sorumluluğu kapsamında sorumluluğu bulunan- ...Loj. Ltd. Şti.’nin, sürücü ...’ın ve dava konusu aracı sigortalayan ... Sigorta A.Ş.’nin, dava konusu kaza sonucu doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalı ... Nak. San. ve Tic. A.Ş.’nin, ferdi kaza sigortası yaptırması nedeniyle kaza sonrasında talep üzerine, dava dışı ... Group Ltd. Şti. tarafından davacılar lehine 27.02.2017 tarihinde 200.000,00 TL tazminat ödendiğini, davacıların kaza nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, ayrıca ...’ın ölümü nedeniyle davacı eşin 3.000,00 TL cenaze masrafı yaptığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; dava konusu trafik kazasının 22.10.2015 tarihinde gerçekleştiğini, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kazanın oluşunda müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, 3. kişi ve zarar görenin kusuru nedeniyle müvekkil işveren açısından illiyet bağının kesildiğini, müvekkil şirketin sigortalısı olduğu dava dışı.... Group Ltd. Şti. tarafından 27.02.2017 tarihinde davacılara ödeme yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilin tazminata mahkum edilmesi halinde bu ödemenin müvekkili yönünden yapılacak olan hesaplamadan mahsup edilmesi gerektiğini, tazminat hesabında kusur oranının, müteveffanın yaşı ve gelir durumu ile her türlü kanuni indirim göz önünde bulundurularak aktüer siciline kayıtlı bir bilirkişi tarafından hesap incelemesi yapılmasını istediklerini, dava dilekçesi ekinde sunulan bilirkişi mütalaasının, konunun uzmanı olmayan kişilerce gelişigüzel hazırlandığını, gerçeklerden uzak, mesnetsiz ve hatalı raporu kabul etmediklerini, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, ayrıca manevi tazminatın haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemesi gerektiğini, manevi tazminatın ancak ... ile yakın bir ilişkinin varlığı halinde talep edilebileceğini, davacılar bir kısım davalılar yönünden ticari faiz talep etmiş ise de müvekkil ile ... arasında ticari bir ilişki olmadığından –kabul anlamına gelmemek üzere- alacağa ticari faiz uygulanamayacağını savunarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; kazaya karıştığı belirtilen .... plakalı aracın müvekkili şirkete 20.11.2014-2015 tarihleri arasında 91163...numaralı .... poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminatının limitinin kişi başına 290.000,00 TL olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin 2918 sayılı Kanun'a göre karayolu kapsamına girmediğini, bu nedenle müvekkilinin 2918 s. K.T.K. ve karayolları ZMMS Genel Şartları uyarınca sigortacı sıfatıyla sorumluluğu bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, kusur tespiti için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkil şirkete sigortalı aracın, kusurlu bulunması halinde, davacıların ve dava dışı kimselerin destekten yoksun kalıp kalmadıklarının tespitini, karayolları olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, destekten yoksun kimselerin olması halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini talep ettiklerini savunarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; dava konusu olayın, davalı ...’ın hareket halinde bulunan ve önündeki aracı çarpmamak için frene bastığı bir sırada müteveffanın, konteynerlerin arasından aniden çıkarak iki aracın arasında sıkışması ile meydana geldiğini, müteveffanın liman sahası içinde konteynerler arasında yaya dolaştığı gibi kaza sırasında cep telefonu ile konuşmakta olduğunu, dava konusu olayda müteveffanın telefonla konuştuğu görgü şahitlerinin beyanları ile sabit olmakla birlikte İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/966 Esas sayılı dosyasının 16.11.2016 tarihli kararında, müteveffanın cep telefonu ile konuşmasının sonuca etkili olmadığının değerlendirildiğini, söz konusu değerlendirmenin hatalı olup hukuk hakimini bağlayıcı olmadığından yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, dava dilekçesine eklenen bilirkişi özel raporunu tanzim eden bilirkişilerin ehil olmadığını, ayrıca bilirkişilerin İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki ifadeleri, toplanan delilleri, şahit beyanlarını dikkate almadığını, soruşturma ve yargılama aşamasındaki bilirkişi raporlarını tartışmadıklarını, dolayısıyla yetersiz ve yanlı olarak hazırlanmış özel rapora dayandırılan dava dilekçesinin kusur yönünden temelsiz olduğunu, ceza dosyası getirtildikten sonra iddia ve beyanları ile delilleri de değerlendirilerek ATK İhtisas Kurumundan rapor aldırılması gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalma tazminat talepleri bakımından, hesaplamaya esas olmak üzere müteeffanın ücret bordrolarının işvereni ... Nak. AŞ’den celbini talep ettiklerini, dava dilekçesinde ücretin bordro ile ödenen tutardan daha yüksek olduğuna yönelik bir iddia bulunmadığından, ilerde dava dilekçesinin genişletilmesine muvafakat etmediklerini, müteveffanın başka kardeşleri de bulunmakta olup davacı anne ...’ın müteveffanın desteğine muhtaç olup olmadığının belli olmadığını, ...’ın başka çocuklarının da olduğunu ve desteğe muhtaç olsalar bile bu çocukların da destek olabileceklerinin dikkate alınması gerektiğini, ayrıca ...’ın eşinin sağ olup olmadığı, eşinden aylık alıp almadığı hususlarının araştırılmasını talep ettiklerini, davacı eşin evlenme ihtimali kadar indirim yapılması gerektiğini, SGK tarafından gerekli destek ve yardımlar yapıldığından cenaze giderine ilişkin talebin reddedilmesi gerektiğini, SGK’ya müzekkere yazılarak davacılara bağlanan peşin değerli gelir olup olmadığının sorulmasını ve varsa destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilmesini istediklerini, davacıların manevi tazminat taleplerinin olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ..... vekili; her ne kadar davalı idare aleyhine asıl işveren olduğu iddiasıyla işbu dava açılmış ise de müvekkili idarenin asıl işveren olmadığını, şayet müvekkili idarenin hizmet kusuru olduğu iddiası var ise hizmet kusuruna ilişkin davaların çözüm yerinin İdari Yargı olduğunu, bu nedenle dosyanın tefrik edilerek müvekkili idare yönünden görevsizlik kararı verilmesini, dava dilekçesi ekindeki teknik bilirkişi özel raporunu kabul etmediklerini, müvekkili idare ile davacıların yakını ... arasında herhangi bir iş akdi olmadığı gibi çalıştığı şirket olan ... Nak. San. ve Tic. A.Ş. ile müvekkili arasında herhangi bir hizmet alımı/taşeronluk sözleşmesinin bulunmadığını, dolayısıyla TCDD’nin hiçbir şekilde “asıl işveren” olmadığını, ...’ın çalıştığı ... Nak. San. ve Tic. A.Ş.’nin limanda faaliyet gösteren yüzlerce şirketten bir tanesi olup İzmir Limanında her gün gemici, yolcu, kurum/nakliyeci/gümrükleme firması/acente çalışanları gibi binlerce insanın girip çıktığını, limana giriş-çıkış yapan kişilerin sadece liman kullanıcı olarak tanımlanabileceğini, hukuki gerçek bu kadar açık olduğu halde, davacı ve davacının isnat ettiği bilirkişilerin zorlama yorumlarla müvekkili idareyi asıl işveren olarak nitelendirme ve sorumluluk yükleme çabası içine girdiklerini, husumeti ve kusuru kabul anlamına gelmemek üzere, kazada cep telefonuyla konuşurken dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde iki tır arasından geçmeye çalışan ... ile gerekli dikkat ve özeni göstermeyen araç sürücüsü ...’ın ağır kusurlu olduğunu, davaya konu kazada müvekkil idarenin kusurunun olmadığını, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu vs. göz önüne alındığında tazminat taleplerinin son derece fahiş olup, haksız zenginleşmeye yol açacak boyutta olduğunu, ayrıca ticari faiz talebinin haksız ve hukuki yanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; davacı tarafça yaptırılan (kusur oranının tespiti bakımından) bilirkişi raporu ile ceza mahkemesindeki kusur oranlarını kabul etmediklerini, her iki raporda da gereği gibi deliller toplanmadığından hatalı sonuca varıldığını, davalı müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını, bu bakımdan olay yerinde keşif yapılarak ve sunacakları belgeler de değerlendirilerek kusur oranının tespit edilmesini istediklerini, kabul anlamına gelmemek üzere; davacı tarafça istenen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davacıların sosyal güvenlik teminatı altında olduklarını, müvekkili kusursuz olduğundan maddi ve manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını, meydana gelen trafik kazasının iş kazası olduğunu, talep edilen tazminatın hesap ve tespitinde, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, işveren tarafından destek tazminatı ödenip ödenmediği, aylık bağlanıp bağlanmadığı hususlarının tespiti ile verilecek tazminatların (manevi) miktarının tespitinde dikkate alınmasını istediklerni ve ödenen tutarlar varsa mahsup edilmesini istediklerini savunarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle,"...Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, gelen yazı cevapları, bilirkişi heyet raporu, aktüerya raporu birlikte ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalılardan ... Nakliyat işçisi olarak çalışmakta olan davacıların murisi ...'ın 22.10.2015 tarihinde saat 10.00 sıralarında konteyner almak için operasyon noktasına gittiği, bu esnada davalılardan ...’ın sevk ve idaresindeki 35 HA 7338 plakalı çekici ile kendi önünde bulunan dorse arasına sıkışarak vefat ettiği, iş bu olayın iş kazası niteliğinde olduğu, davanın müteveffanın eşi ... ve çocukları ... ve ... ile annesi ... ve kardeşi ... tarafından maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla açıldığı görülmüştür. Olay tarihinde davalılardan ... Nakliyat Şirketinin davacıların murisi ...'ın işvereni, ...Lojistik Şirketinin ise davalılardan ...'ın işvereni oldukları, davalılardan ...'ın ise kazaya sebebiyet veren araç şoförü olduğu, Mahkememizce alınan ve hükme esas yeterlilikte bulunan 25.10.2020 tarihli heyet raporuna göre meydana gelen iş kazasında davalılardan ...'ın %60, davalılardan ... Nakliyat Şirketi'nin %10, müteveffanın ise %30 oranında kusurlu olduğu, davalılardan ...Lojistik Şirketinin ve TCDD'nin ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, bu iş kazası sonrasında davacıların murisi ...'ın 22.10.2015 tarihinde vefat ettiği, Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca her ne kadar davalıların kusurları birbirlerinden faklı ise de bir zarara birlikte sebebiyet verdiklerinden meydana gelen kazadan dolayı davalılar ..., ... Nakliyat ve ...Lojistik Şirketinin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, her ne kadar meydana gelen olayda davalılardan ...Lojistik Şirketinin bir kusurunun olmadığı tespit edilmiş ise de bu davalı şirketin kazaya sebebiyet veren ve olayda %60 oranında kusurlu bulunan davalı ...'ın işvereni olduğu, bu nedenle adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğuna ilişkin Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca meydana gelen olayda davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği anlaşılmıştır. Davalılardan TCDD ve ... sigorta şirketi yönünden yapılan yargılama sonunda ise davalılardan ... Sigorta Şirketinin 35 HA 7338 plaka sayılı aracın poliçesi nedeniyle 28.02.2017 tarihinde davacılardan ...'a 200.000,00 TL ödeme yaptığı, bu ödemenin yasal mirasçı olan davacılardan ...'a kendi adına asaleten ve yaşı küçük çocukları ... ve Kağan için vekaleten ödendiğinin ve bu şekilde tüm yasal mirasçılara ödeme yapıldığının anlaşıldığı, ancak yasal mirasçı olmaması nedeniyle müteveffanın annesi olan ...' a herhangi bir ödeme yapılmadığı, böylelikle poliçe limiti ile sınırlı olarak yasal mirasçıların tamamına ödeme yapan sigorta şirketinin sorumluktan kurtulacağı ve sigorta şirketi hakkında açılan maddi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerektiği, yine davalılardan TCDD'nin ise somut olayda asıl işveren sıfatının bulunmadığı, ayrıca davalı ...'ye kusur ithafının söz konusu olmadığı, bu nedenle davalılardan TCDD yönünden açılan maddi ve manevi tazminat talepli davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Hükme esas yeterlilikte bulunan ve aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan rapora göre; davacılardan ...'ın ödeme tarihi itibariyle 97.479,74 TL, davacılardan ... Akçay'ın ödeme tarihi itibariyle 22.214,58 TL ve davacılardan ...'ın ödeme tarihi itibariyle 12.510,15 TL destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı, davacılardan ...'a, ... Akçay'a ve ...'a dava tarihinden önce 28.02.2017 tarihinde yapılan 200.000,00 TL ödeme mahsup edildiğinde davacılardan ..., ... Akçay ve ...'ın bakiye destekten yoksun kalma tazminatı alacağının bulunmadığı, müteveffanın annesi olan davacılardan ...'ın ise 50.872,33 TL destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı, müteveffanın yasal mirasçılarına ödenen destekten yoksun kalma tazminatının sadece bu yasal mirasçılara veraset ilamları doğrultusunda ödendiği, bu nedenle bu davacılara fazlaca ödenen destekten yoksun kalma tazminatının diğer davacı ...'ın hak kazandığı destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilemeyeceği, bu nedenle davacı ...'ın hak kazandığı 50.872,33 TL maddi tazminatın davalılar ...Lojistik, ... Nakliyat ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya ödenmesi gerektiği (davalı ... poliçe limiti ile sorumlu olup tüm ödemeyi yaptığından bu davalının davacı ...'a karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı), davacılar ..., ... Akçay ve ... yönünden açılan maddi tazminat talebinin ise reddinin gerektiği, ayrıca davacı tarafça yapılan cenaze giderlerinin Kurum tarafından karşılanmış olduğu, bu nedenle davacı tarafın cenaze giderlerine ilişkin talebinin de yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Manevi tazminat talebine gelince; iş kazası neticesinde hayatını kaybeden ... ...'ın davacılardan ...'ın eşi, diğer davacılar ... ve Kağan'ın babası olduğu, davacı ...'ın oğlu ve davacı ...'ın ise kardeşi olduğu nazara alınarak; davacıların uğramış olduğu manevi zararın tazmini amacıyla, ...'ya olan yakınlıkları, davacıların yaşadığı üzüntü, olayın meydana geliş şekli, zararın niteliği-ağırlığı, tarafların mali ve içtimai durumları, olayın gerçekleşme biçiminde hak ve nesafet kuralları, ...'nın kusur oranı nazara alınarak ayrıca davacıların zenginleşmesine davalı tarafın ise fakirleşmesine mahal vermeden, manevi tazminatın özendirici ve zenginleşme meydana getirecek seviyede olmaması gerektiği hususu da gözönünde bulundurularak davacılardan ...'a 40.000,00 TL, davacılar ... ve ...'a 50.000,00'er TL, davacı ...'a 25.000,00 TL ve davacı ...'a 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği..." gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile 1-50.872,33 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, 2-Davacılar ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine, 3-Davalılar ... Sigorta A.Ş ve TCDD yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine, 4-40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, 5-50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, 6-50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, 7-25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, 8-10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, 9-Davalı ... yönünden manevi tazminat talebinin reddine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ..., ... ile ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacıların murisine kusur atfedilmesinin ve ayrıca davalılara atfedilen kusur oranlarının düşük olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, davalı ...’ın dava konusu olayda asli, tam ve ağır kusurlu olduğunu, belirlenen kusur oranının davalılar açısından düşük, ... açısından ise yüksek belirlendiğini, trafik bilirkişisinin de dahil olduğu bir heyetten rapor alınması gerektiğini, davalılar TCDD ve ... Sigorta A.Ş. yönünden husumet yokluğu nedeniyle verilen kararın hatalı olduğunu, zira tüm güvenlik ve denetleme sorumluluğunun davalı ... Müdürlüğüne ait olduğunu, gerekli tedbirlerin bu davalı tarafından alınmadığını, diğer davalı ... açısından ise söz konusu 200.000,00 TL ödemenin bu sigorta şirketi tarafından yapılmadığını, ferdi kaza sigortası kapsamında dava dışı ... Group Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, mahkemece hatalı şekilde davalı ... şirketinin ödeme yapması nedeniyle sorumluluğu kalmadığından bu davalı açısından davanın reddine karar verildiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun bulunduğunu, bu sigorta şirketi açısından da davanın kabulü gerektiğini, davacıların maddi zararının belirlenen zarardan daha fazla olduğunu, reddinin hatalı olduğunu, ayrıca davacı ....’nin özel eğitim alması gerektiği dikkate alındığında maddi tazminat miktarının düşük belirlendiğini, yeniden hesaplanması gerektiğini, dava dışı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin Yargıtay kararları gereğince ödemenin yapıldığı tarihteki zararın tespiti dikkate alınarak belirlenen tazminattan mahsup edildiğini, olayın 2015 yılında meydana geldiğini, ödemenin yaklaşık 2 yıl sonra yapıldığını, ancak bu hususta raporda bir tespite yer verilmediğini, tüm davacıların hem ödeme tarihindeki hem rapor tarihindeki hem de dava konusu olayın yaşandığı dönemdeki tazminat tutarlarının açıkça belirtilmesi gerektiğini, raporun denetime elverişsiz olduğunu, davacı ... için belirlenen tazminat tutarının ödeme tarihi ve rapor tarihindeki miktarlarının farklı belirlendiğini, aradaki farkın afaki olduğunu, sadece davacı ...’in rapor tarihindeki maddi tazminat alacağının hesaplandığını, ancak diğer davacıların rapor tarihindeki alacakları tazminat tutarlarının belirlenmemiş olduğunu, müteveffanın aktif dönemine ilişkin tazminat hesabına esas alınacak ücretin giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanması gerekirken bordro dökümleri üzerindeki brüt ücret netleştirilerek hesaplanmasının hatalı olduğunu, pasif dönem için asgari ücret üzerinden değil, asgari geçim koşullarını sağlayacak düzeyde bir ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğine Yargıtay ilamları ile işaret edildiğini, PSD’nin tespiti açısından davacıların Kuruma ne zaman başvuruda bulundukları ve taraflarına ne kadar ödeme yapılacağının Kurumdan açıkça sorularak raporun düzenlenmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının az belirlendiğini, cenaze giderlerinin hesaplanması için mutlaka belge sunulmasının zorunlu olmadığını, Mezarlıklar Dairesi Başkanlıklarınca bildirilen 390,00 TL defin masrafına cenaze defin için yol masraflarının ve cenazeye gelenlere ikram masraflarının dahil olmadığını, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar aleyhine fazla ve lehine az olacak şekilde belirlendiğini, davacı ...’ın maddi tazminat talebi bulunmamasına rağmen maddi tazminatın reddedilmesi nedeniyle davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının da hatalı olduğunu ifade ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmamasına rağmen %10 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, illiyet bağının kesilmiş olduğunu, müteveffanın annesi İpek lehine hükmedilen maddi tazminatın yasaya aykırı olduğunu, tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını, davacının annesine düzenli şekilde maddi destekte bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca Kurum tarafından rücu edilebilen kısmı belirlenen destekten yoksun kalma zararından indirilmesi gerektiğini, ancak bu hususta bir inceleme yapılmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olarak belirlendiğini, kararın hatalı olduğunu ifade ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının raporlar ile sabit olmasına rağmen tazminattan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, adam çalıştıranın sorumluluğu ile ilgili olarak TBK’nın 66/2. maddesinde adam çalıştıran kişilere kurtuluş beyyinesi sunma hakkı tanındığını, davalı şirketin de kazanın meydana gelmemesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini ispatladığını, gösterilen dikkat ve özen nedeniyle zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, bu kazada alabilecekleri bir önlem bulunmadığını, ayrıca, SGK ve zorlu trafik sigortası tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun aydınlatılmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu kararın hatalı olduğunu ifade ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalının hiçbir kusurunun bulunmadığını, mahallinde keşif yapılması talebinin gerekçesiz reddedildiğini, ATK’dan kusur tespitine ilişkin rapor alınmadığını, dosyaya sunulan uzman raporunun dikkate alınmadığını, müteveffanın liman içi kurallara uymayarak konteyner istifleri arasında telefon ile konuşarak geçmek suretiyle kazaya sebep olduğunu, liman içi kurallara uyulup uyulmadığının denetleme görevinin TCDD ve müteveffanın işvereni olan davalıda olduğunu, müteveffanın aktif ve pasif döneminin yanlış hesaplandığını, ayrıca kaza tarihinde 35 yaşında, rapor tarihinde 40 yaşında olan dul eşin evlenme ihtimalinin bulunmadığına ilişkin tespitin hatalı olduğunu, dava dışı şirket tarafından yapılan ödemenin belirlenen tazminat miktarının fazla olduğunu, ancak buna rağmen davacı anne İpek’e ödeme yapılmadığı kabulünün hatalı olduğunu, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, kararın hatalı olduğunu ifade ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...ancak, davalı ...Ş yönünden, ödeme nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de Mahkemece verilen bu karar dosya kapsamındaki deliller ile uyumlu değildir. Şöyle ki, bir kısım davacılara 200.000,00 TL ödeme yapan sigorta şirketinin davalı ... değil, dava dışı... isimli şirket olduğu ve bu ödemenin 24.12.2014 başlangıç tarihli ferdi kaza sigorta poliçesi kapsamında yapıldığı, davalı ... tarafından herhangi bir ödemenin yapılmadığı mevcut delillerden ve bu davalının savunmasından da anlaşılmaktadır. Bu itibarla, anılan sigorta şirketi açısından ödeme sebebiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Davalı ... savunmasında, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında 290.000,00 TL teminat miktarının olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin karayolu tanımına girmemesi sebebiyle genel şartlar uyarınca sorumluluğunun bulunmadığını ifade etmekte ise de, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/25063 Esas - 2017/6130 Karar sayılı ilamına göre de, somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu iş kazasının gerçekleştiği İzmir Alsancak Limanı içi ihraç sahasının karayoluna bağlantılı ve karayolu sayılan yerlerden olduğu da dikkate alındığında, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında ve poliçe limitleri dahilinde, maddi tazminat talebi açısından davalı ... Şirketinin sorumluluğu bulunmaktadır. Bu bakımdan söz konusu davalı ... açısından maddi tazminat talebi yönüyle davacı tarafın istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiş ve karar bu yönüyle düzeltilmiştir. Ayrıca, maddi tazminat talebi bulunmayan davacı ...'ın, reddine karar verilen maddi tazminat talebi bakımından vekalet ücretinden sorumlu tutulması da hatalı olmuştur. Davacı tarafın istinaf itirazının bu yönüyle kabulü gerektiği..." gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında; "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1-Davacıların, davalılardan TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğüne yönelik maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, 2-Davacılardan ..., ... ve ...'ın maddi tazminat taleplerinin reddine, 3-50.872,33 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Sigorta A.Ş, ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine (Davalı ...Ş. yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere), 4-40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5-50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 6-50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 7-25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 8-10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... Nakliyat San. ve Tic. A.Ş. ve ...Lojistik Depolama Hiz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, "şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ..., ..., ... Parlayan ile ... Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Nakliyat firma vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Özmar firma vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf incelemesinin hatalı yapıldığı, kazanın gerçekleştiği alanın karayolu olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu, davacı talebi aşılmak suretiyle hüküm kurulduğu, faiz başlangıç tarihinin de hatalı belirlendiğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A)Taraf vekillerinin davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat alacağı ile davalılar vekillerinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemleri yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Davacılar vekilinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre Mahkemece 14.09.2021 tarihli hesap raporunun hükme esas alındığı, anılan raporda davacı tarafça itiraza uğramayan dava dışı sigorta şirketince yapılan 27.02.2017 tarihli ödeme dikkate alınarak ödeme tarihi itibariyle davacı eş ...'ın maddi zararının hesaplandığı ve 97.479,74 TL olarak tespit edildiği ancak tespit edilen zararın ödeme ile karşılandığı gerekçesiyle bakiye alacağın kalmadığının belirtildiği, buna göre reddine karar verilen 97.479,74 TL tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. C) Taraf vekillerinin davacılar ... ile ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemleri yönünden; Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince 14.09.2021 tarihli hesap raporunun hükme esas alındığı anılan raporda davacı erkek çocuklar yönünden destek süresinin 20 yaşına kadar hesaplandığı anlaşılmaktadır. Gerçek zarar hesaplanması yönteminde, hak sahibi eşin kalan ömür süresi daha uzun olsa bile, destek süresi, sigortalının kalan ömrü ile sınırlı olup çocuklardan erkeğin 18, ortaöğretimde 20, yüksek öğretim durumunda 25 yaşını doldurduğu tarih itibarıyla gelirden çıkacağı kabul edilmeli, evlenme tarihine kadar gelire hak kazanacağı belirgin bulunan kızın, aile bağlarına, sosyal ve ekonomik duruma, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına göre evlenme yaşı değişkenlik arz ettiğinden bu konuda Türkiye İstatistik Kurumunca bölgelere göre hazırlanan istatistiklerden yararlanılmalıdır. Mahkemece yapılacak iş davacıların maddi zararlarının tespiti noktasında açıklanan hususların gözetildiği davacı çocuklar için destek süresinin 25 yaşına kadar devam edeceği hususun gözetir bilirkişi hesap raporu almak ve çıkacak sonuca usulü kazanılmış hakları da gözeten bir karar vermekten ibarettir. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada taraf vekillerinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz eden taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Temyiz eden taraf vekillerinin davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat alacağı ile davalılar vekillerinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davacılar vekilinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Temyiz eden taraf vekillerinin davacılar ... ile ... lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemleri yönünden; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.