T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/870 KARAR NO : 2025/1566 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/05/2025 (Karar) NUMARASI : 2024/537 Esas, 2025/296 Karar DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) KARAR TARİHİ : 21/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/870 KARAR NO : 2025/1566 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/05/2025 (Karar) NUMARASI : 2024/537 Esas, 2025/296 Karar DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) KARAR TARİHİ : 21/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı karşı davalı dava dilekçesinde özetle; kooperatif yönetim kurulu üyelerinin ölümü ve istifası sebebiyle tek aktif organının tasfiye kurulu olduğunu, arsa sahiplerinin elinde bulunan noter sözleşmelerine göre kooperatiften daire istediklerini, kooperatifin geçmişe dönük olarak hiçbir deftere, üçüncü kişilerle yapılan sözleşmelere ve belgelere erişemediğini, bu sorunları gidermek için mevcut tasfiye kurulunun yetersiz kaldığını, davalı ...'nun mahkeme kararıyla atanmış olduğunu, bu sorunları gidermek için avukata vekalet verildiğini ancak davalının avukatlardan imzalanan sözleşmede belirlenen işlerin yapılmaması yönünde istekte bulunulduğundan bahisle avukatların istifa ettiğini, Erzurum .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında tanık ifadelerine yönelik beyanda bulunmak ve bilirkişi raporuna itiraz etmek için davalının dilekçe vermediğini beyanla davalının azledilerek yerine yeni bir kayyım atanmasını dava ve talep etmiştir. Davalı karşı davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının beyanları asılsız, taleplerinin ise hukuka aykırı olduğundan dava dilekçesine cevap yazmaları ve karşı dava açmaları gerektiğini, kooperatife kayyım atanması talepli davalarda kooperatif tüzel kişiliğinin hasım gösterilmesi gerekmekte olduğundan müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, bu sebeple öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun Beşinci Bölümünde Kooperatif Organları düzenlenmiş olup bunların genel kurul, yönetim kurulu ve denetçiler olduğunu, kooperatife kayyım atanabilmesi için kooperatifin organsız kalması gerekmekte olup tasfiye memuru, kooperatif organı olmadığından yalnızca bir tasfiye memuru yerine kayyım atanmasının da talep edilemeyeceğini, ... Konut Yapı Kooperatifinin kat irtifak tapularının alınmış olup ferdileşmesinin önünde hiçbir engel bulunmadığını, sorunların çözülmesi için dosyaya mübrez sözleşmeden de anlaşılacağı üzere Av. ... ile Av. ...'e vekaletname verildiğini, sözleşme ücretinin ise 100.000,00 TL olarak kararlaştırılmış olup iki taksit halinde ödeneceği hususunda anlaşmaya varıldığını, avukatlarla yapılan görüşmede, tahliyesi istenilen dükkanların hak sahiplerini ispatlama durumunun mevcut olduğu ve bunun için bir müddet beklenilmesi, ancak diğer işlerin yapılmasının kararlaştırıldığını, tasfiye kurulunun, tasfiye işlerinin bir an önce bitirilmesi için çalışmakla yükümlü olup tasfiye işlemlerine ilişkin görevlerinin ana sözleşmede sayıldığını ancak davacının, tasfiyenin yürütülmesine ilişkin asli görevlerini yerine getirmek yerine karar defterini saklamakta ve üzerine vazife olmayan işlere müdahil olmaya çalıştığını, kooperatif üyelerinden ..., ..., ... ve ...'in Erzurum .... Noterliği 13.12.2024 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnameyi tasfiye kuruluna göndererek davacı ...'nın azlini görüşmek üzere seçimli olağanüstü genel kurul yapılması hususunu ihtar ettiklerini, kooperatifin yarım kalan işleri için müvekkilinin, avukatlara vekaletname verdikten sonra dava açılması muhtemel dükkan sahiplerinin hak sahibi olup olmadığını araştırdığını, netice itibariyle bu kimselerin kooperatif üye aidatlarını ödeyen ve karar alma süreçlerine yıllarıdır aktif şekilde katılan apartman sakinlerin olduğu, hatta tapu verilmek istemeyen bir kişinin mahkemece azledilen tasfiye kurulu üyesi ... olduğu, dolayısıyla ferdileşmenin yapılarak tapuların dağıtılmasının önünde hiçbir engel olmadığının anlaşıldığını, bu dükkanların satışını gösteren sözleşmeler sunulmasına rağmen, davacının bu sözleşmeleri herhangi bir gerekçe belirtmeden kabul ettiğini, tüm bu nedenlerle; davacı tarafından açılan asıl davanın reddine, taraflarınca ikame edilen karşı davanın kabulüne, tasfiye memuru olarak kooperatif menfaatlerine aykırı iş yapan davacı ...'nın azline, mahkemece atanan ... ile birlikte tasfiye memuru olarak görev yapmak üzere yedek üye olan ... kimlik numaralı ...'in atanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davacı karşı davalı cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirttiği gibi; 2014 yılında görev süreleri biten yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliklerine kooperatif genel kurulu tarafından yeni yönetim kurulu üyeleri ve denetleme kurulu üyeleri seçimi yapılmadığını, dolayısıyla aktif olarak görev yapan kooperatifin, yönetim kurulu ve denetim kurulu organları olmadığını, pandemi döneminde çıkan yönetmenlikten faydalanarak olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, 27/11/2022 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında genel kurul üyeleri tarafından tasfiye üyeliklerine yönelik seçim yapıldığını, aktif olarak görev yapan sadece tasfiye organı olduğunu ve başka bir organ olmadığını, tasfiye organının çalışmasının da davalı tarafça engellendiğini, mahkemece tasfiye memurluğundan azledilen ...'ın davalı tasfiye memuru ...nu şantaj yaparak tehdit ettiğini, davalı ...'nun 27.09.2024 tarihinde ... Karakolunda tehdit ve hakarete uğradığından kaynaklı olarak ... hakkında şikayetçi olduğunu, davalı ...'nun, şantaj, tehdit ve taciz edildikten sonra korkusundan kooperatifin taşınmazlarını işgal eden kişiler ..., ... ve ...'la taşınmazların emlak değerinin çok altında komik bir fiyatla taşınmazların satışı hakkında anlaştığını, davalı / karşı davalı tarafın ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına yönelik talebindeki iddiaların soyut iddialar olduğunu, kooperatifin karar defterini sakladığına yönelik iddiaların doğru olmadığını, kooperatife kayyım atanmasın talebinin mahkemece atanan tasfiye memuru ...'nun tehditlerden dolayı çalışamamasından kaynaklandığını, kooperatifin ferdileşmesinin önünde engel olmadığı iddialarının da doğru olmadığını, kooperatife ait 2, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin ikinci şahıslar tarafından işgal edildiğini, bu haliyle kat mülkiyet tapuları çıkarılmadan tasfiye sürecinin tamamlanamayacağını, kooperatifin tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için kat mülkiyet tapularının çıkarılmış olması, kooperatif aleyhine açılmış dava olmaması ve de kooperatifin borcu, alacağı ve mal varlığının olmaması gerektiğini, kooperatif aleyhine devam eden davalar olduğunu, bu hususların kooperatifin tasfiyesine engel oluşturduğunu, tüm bu nedenlerle davalı / karşı davacının davasının reddini, gördüğü tahdit ve şantajdan dolayı görevini kooperatif aleyhine kullanan tasfiye memuru ...'nun azline karar vererek kooperatife kayyım atanmasını talep etmiştir. Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanları asılsız, taleplerinin ise hukuka aykırı olduğundan dava dilekçesine cevap yazmaları ve karşı dava açmaları gerektiğini, kooperatife kayyım atanması talepli davalarda kooperatif tüzel kişiliğinin hasım gösterilmesi gerekmekte olduğundan müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, dahili dava yoluyla da taraf teşkilinin sağlanamayacağını, bu sebeple öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun Beşinci Bölümünde Kooperatif Organları düzenlenmiş olup bunların genel kurul, yönetim kurulu ve denetçiler olduğunu, kooperatife kayyım atanabilmesi için kooperatifin organsız kalması gerekmekte olup tasfiye memuru, kooperatif organı olmadığından yalnızca bir tasfiye memuru yerine kayyım atanmasının da talep edilemeyeceğini, ... Konut Yapı Kooperatifinin kat irtifak tapularının alınmış olup ferdileşmesinin önünde hiçbir engel bulunmadığını, sorunların çözülmesi için dosyaya mübrez sözleşmeden de anlaşılacağı üzere Av. ... ile Av. ...'e vekaletname verildiğini, sözleşme ücretinin ise 100.000,00 TL olarak kararlaştırılmış olup iki taksit halinde ödeneceği hususunda anlaşmaya varıldığını, avukatlarla yapılan görüşmede, tahliyesi istenilen dükkanların hak sahiplerini ispatlama durumunun mevcut olduğu ve bunun için bir müddet beklenilmesi, ancak diğer işlerin yapılmasının kararlaştırıldığını, tasfiye kurulunun, tasfiye işlerinin bir an önce bitirilmesi için çalışmakla yükümlü olup tasfiye işlemlerine ilişkin görevlerinin ana sözleşmede sayıldığını ancak davacının, tasfiyenin yürütülmesine ilişkin asli görevlerini yerine getirmek yerine karar defterini saklamakta ve üzerine vazife olmayan işlere müdahil olmaya çalıştığını, kooperatif üyelerinden ..., ..., ... ve ...'in Erzurum ... Noterliği 13.12.2024 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnameyi tasfiye kuruluna göndererek davacı ...'nın azlini görüşmek üzere seçimli olağanüstü genel kurul yapılması hususunu ihtar etiklerini, kooperatifin yarım kalan işleri için müvekkilinin, avukatlara vekaletname verdikten sonra dava açılması muhtemel dükkan sahiplerinin hak sahibi olup olmadığını araştırdığını, netice itibariyle bu kimselerin kooperatif üye aidatlarını ödeyen ve karar alma süreçlerine yıllarıdır aktif şekilde katılan apartman sakinlerin olduğu, hatta tapu verilmek istemeyen bir kişinin mahkemenizce azledilen tasfiye kurulu üyesi ... olduğu, dolayısıyla ferdileşmenin yapılarak tapuların dağıtılmasının önünde hiçbir engel olmadığının anlaşıldığını, bu dükkanların satışını gösteren sözleşmeler sunulmasına rağmen, davacının bu sözleşmeleri herhangi bir gerekçe belirtmeden kabul ettiğini, tüm bu nedenlerle; davacı tarafından açılan asıl davanın reddine, taraflarınca ikame edilen karşı davanın kabulüne, tasfiye memuru olarak kooperatif menfaatlerine aykırı iş yapan davacı ...'nın azline, mahkemece atanan ... ile birlikte tasfiye memuru olarak görev yapmak üzere yedek üye olan ... kimlik numaralı ...'in atanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...Anonim şirketlerde tasfiye memurlarının görevden alınmalarını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 537/2. maddesi gereğince ise; pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı sebeplerin varlığında, mahkeme tasfiyeye memur kişileri görevden alabilir ve yerlerine yenilerini atayabilir. Bu yolla atanan tasfiye memurları, mahkeme kararına dayanılarak tescil ve ilan olunurlar. Dosya kapsamına ve iddianın ileri sürülüş şekline göre asıl davada davacı tarafça, davalı/karşı davacının tasfiye memurluğu görevinden kaynaklı sorumluluklarını aksattığı iddia edilmiş ise de bu iddialara karşılık tanık dahil somut bir delile dayanılmamıştır. Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, basit yargılama usulüne tabi davalarda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanuu'nun (HMK) 318. maddesine göre taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır. Oysa asıl davada davacı tarafça dava dilekçesinde yalnızca bir kısım vakıalara yer verilmiş; tanık dahil iddiaları kanıtlamaya elverişli somut bir delile dayanılmamıştır. Buna göre, asıl davada davacının, karşı davaya cevap dilekçesinde bildirdiği delilleri dışında dosyaya sonradan bildirilen delilleri dikkate alınmamış; ve karşı davadaki karşı davacı tanıklarının beyanları da dikkate alınarak kanıtlanamayan asıl davanın reddi cihetine gidilmiştir. Davacı/karşı davalının, karşı davaya cevap dilekçesinde bildirdiği deliller ise, karşı davanın reddi için yeterli görülmemiştir. Karşı davada ileri sürülen iddilar bakımından ise; davalı/ karşı davacı tanıklarının -özellikle tanık ...'nın- beyanlarına göre davacı/karşı davalının, kooperatif tasfiye memurluğu görevinde sergilediği tutum itibariyle kooperatif işlerinin aksadığı; tasfiye sürecinin uzadığı ve hak sahiplerinin haklarını elde etmelerinin geciktiği..." gerekçesiyle "...Kanıtlanamayan asıl davanın REDDİNE, Karşı davanın KABULÜ ile; Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil numaralarında kayıtlı Tasfiye Halinde Sınırlı Sorumlu Kırmacı Konut Yapı Kooperatifi'ne 27.11.2022 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye memuru olarak seçilen ...'nın (T.C. Kimlik No:...) tasfiye memurluğu görevinden AZLİNE; yerine, ...'in (T.C. Kimlik No:...) TASFİYE MEMURU OLARAK ATANMASINA,..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı karşı davalı istinaf dilekçesinde özetle; davalı karşı davacı ile şahitler huzurunda tutulan 15/01/2025 tarihli tutanağın dava konusunun temelini oluşturan bir belge olduğunu, hem dava dilekçesinde hem de karşı davaya ilişkin sunulan cevap dilekçesinde yazılı hususlarda mahkemeye sunulan delillerin dava konuları ile alakalı somut deliller olup davalı karşı davacının kooperatifte üstlendiği görevi kooperatif menfaatlerini uygun yapmadığının somut delili olduğunu, davalının tutulan tutanağa rağmen olağan genel kurul yapılması kararı almadığı için olağan genel kurul yapılamayıp davaya konu olan taşınmazların durumu genel kurul üyeleri nezdinde neticelendirilmediğini belirterek kararın kaldırılması ile asıl davanın kabulü, karşı davanın reddi, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Asıl ve karşı dava, 6102 Sayılı TTK'nın 537-(2) maddesi kapsamında kooperatife atanmış olan tasfiye memurunun haklı sebeple azliyle yeni tasfiye memuru atanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine ve karşı davanın kabulüne karar verilmiş, davacı karşı davalı vekili tarafından kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda; 1-) Tasfiye memurunun azli davasının tasfiye memuruna karşı açılması gerekli ve yeterli olup ayrıca tasfiye halinde bulunan kooperatife husumet yöneltilmesine gerek bulunmadığının kabulüyle esasa dair incelemeye geçilmiştir. (bknz. Yargıtay 6. H.D. 2024/2180 E. 2024/2535 K. Sayılı ilamı) 2-) Uyuşmazlık, her iki dosya yönünden davalı tasfiye memurunun azli için haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK 537/2.maddesi uyarınca, pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı sebeplerin varlığında, mahkeme de tasfiyeye memur kişileri görevden alabilir ve yerlerine yenilerini atayabilir. Bu yolla atanan tasfiye memurları, mahkeme kararına dayanılarak tescil ve ilan olunurlar. 3-) Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tasfiye memurunun azli için haklı neden, bu görevin yerine getirilmesi sırasında yapılan hukuka aykırı ve zararlandırıcı iş ve eylemlere dayalı olarak ileri sürülebilecek nedenler olup, karşı davada ileri sürülen argümanlar yönünden davacı-karşı davalıya güven noktasında alınan tanık beyanlarının karşı davada bu yöne vaki hususları doğruladığı, eldeki davada tasfiye aşamasında olan kooperatifin temel amacının bu süreci bir an önce ve sorunsuz bir şekilde tamamlaması yönünde olması gerektiği, davacı karşı davalı tasfiye memurunun 2022 yılından bu yana tasfiye memuruluğu görevini sürdürmekle birlikte alınan yeminli tanık beyanları dahilinde ferdileştirme işlemi yapılmasına dair diğer ortaklarla sorun yaşadığının ve sürecin uzamasına sebebiyet verdiğinin ifade edildiği, yine kooperatif vekili olan tanığın beyanı kapsamında icra dosyasındaki borcun ödenmemesi nedeniyle kooperatife haciz geldiği ve vekil eliyle takip edilen kooperatif adına yürütülen dosyada gerekli harç ve masrafın vekil tarafından talep edilmesine rağmen tamamlanmadığı, gelinen aşamada ortaklar taraflar hakkında ceza soruşturmasına konu edilen hadiselerin de yaşandığı dosya münderecatıyla sabit olmakla, tasfiye sürecinin sağlıklı bir şekilde sonlandırılabilmesi nihai amaç olması gerektiğine göre alınan yeminli tanık beyanları da dikkate alınarak dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı karşı davalının asıl davaya konu iddialarını ispatlayamadığı, karşı dava açısından ise davacı karşı davalı tasfiye memurunun kooperatif menfaatlerine uygun olarak hareket etmediği, bu durumun ise tasfiye memurunun azli için haklı sebep teşkil ettiği kanaatine varıldığından ve ilk derece mahkemesinin yazılı gerekçe minvalindeki değerlendirmesinde hatalı bir yön bulunmadığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1 madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı karşı davalının asıl ve karşı davaya ilşikin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu aşamasında asıl ve karşı dava yönünden yeteri kadar harç alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 21/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.