(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/7845 E. , 2009/14529 K. MAHKEMESİ . 2. Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Tevfik Balik avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, asıl ve birleşen davasında, davalılardan aralarında harici sözleşme ve noterde gayrimenkul satış vaadi s…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/7845 E. , 2009/14529 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ . 2. Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Tevfik Balik avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, asıl ve birleşen davasında, davalılardan aralarında harici sözleşme ve noterde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenleyerek 29.000YTL bedelle villa satın aldığını, bedelin tamamını ödediğini, dava dışı arsa sahiplerinin müteahhit olan davalı. Ltd.Şti.’nin sözleşmeyi yerine getirmediği gerekçesiyle taşınmazı dava dışı .’a sattığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini, mümkün olmadığı taktirde villanın rayiç değerinin belirlenerek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, bu da mümkün olmazsa ödediği paranın ve teslim tarihinden itibaren işleyecek aylık rayiç kira bedellerinin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar, davaya cevap vermemiştir.Mahkemece, asıl ve birleşen dosya birlikte nazara alınarak tescil mümkün olmadığından tescil talebinin reddine, feshedilen sözleşmeye göre kira talep edilemeyeceğinden kira talebinin reddine, davacının davalıya ödemiş olduğu 29.000YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Tevfik Balık tarafından temyiz edilmiştir. 1-HUMK.nun 381.maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda, mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda davacının davalıya ödemiş olduğu 29.000 YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise kısa karardaki hükümden farklı olarak infazda tereddüt yaratacak şekilde davacının davalıya ödemiş olduğu 29.000 YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Gerekçeli karar ve kısa karardaki hükmün az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece, az yukarda açıklandığı üzere ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili ve infazda tereddüt yaratacak mahiyette kurulan hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre davalı Tevfik Balık’ın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalı Tevfik Balık’ın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.