10. Hukuk Dairesi 2024/12727 E. , 2025/3970 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı o…
**10. Hukuk Dairesi 2024/12727 E. , 2025/3970 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı... unvanlı işyerinde 24.04.1994 - 03.08.2007 tarihleri arasında ustabaşı olarak çalıştığını, sigorta primlerinin gerçek maaşı üzerinden değil asgari ücretten bildirildiğini, davacının emekli olduğunu, emeklilik müracaatında 8.500,00 TL priminin bulunduğunu, emekli maaşının bu sebeple emsallerine göre daha düşük olduğunu iddia ederek davalı işverence eksik yatırılan sigorta primlerinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde tespitini istediği dönemlerdeki ücretlerini somut olarak belirtmeden tespit istediğini, ücret tutarının yıllar itibari ile somut olarak belirtilmesi gerektiğini, davacının tespitini istediği dönemlerde çalıştığı işyerlerinin hepsini hasım göstermesi gerektiğini, bu sebeple eksik hasım gösterildiğini, 03.03.2007 işten çıkış tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürenin gektiğini, davacının ustabaşı olarak çalışmadığını, işçi olarak çalıştığını, davacının 13 yıl boyunca asgari ücretten çalıştığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından hiçbir ihtirazi kayıt konulmadan imzalanan ücret bordroları ile aldığı ücretin belirgin olduğunu, ücret iddiasının yazılı delil ile ispatlanabileceğini, davacı tarafça bu yönde yazılı delil ibraz edilmediğini, davacı tarafın iddia ettiği banka kredisi kullanılması için verilmiş belgenin yasal delil olamayacağını, 2010 yılında bu tarihten çok önce davacının ücret tutarına yönelik belge verilmesinin mümkün olamayacağını Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. 2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının ücret iddiasını somutlaştırmasının gerekeceğini, HUMK'nun 288. maddesinde yazılı sınırları aşan ücret alma iddiasının yazılı belgeyle ispatlanması gerektiğinden davacının alınan maddede yazılı sınırları aşan ücret alma iddiasının tanık beyanlarıyla ispat edilemeyeceğini, ücret konusunda dinlenen tanık beyanlarının çalışıldığı iddia edilen işyerinin kapasite ve niteliği gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI