7. Ceza Dairesi 2021/30 E. , 2024/1685 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/696 E., 2016/44 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Sanık ... hakkında beraat, sanık ... Serinbaş hakkında Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerin…
**7. Ceza Dairesi 2021/30 E. , 2024/1685 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/696 E., 2016/44 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Sanık ... hakkında beraat, sanık ... Serinbaş hakkında Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; sanık ... hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık ... hakkında hükmolunan hapis cezasının şartları bulunmadığı halde ertelendiğine, sanık ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci ve onuncu fıkraları uyarınca uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmediğine ve re'sen belirlenecek nedenlere ilişkindir. 2.Sanık ...'ın temyiz istemi; şartları bulunduğu ve ortada giderilmesi gereken bir kamu zararı bulunmadığı halde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmadığına, nakil aracının müsadere koşullarının bulunmadığına ve re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir. II. GEREKÇE 28.06.2014 tarihinde saat 01.40 sıralarında, Ziyaret Hudut Karakolu sorumluluk sahasında, ANT-P36-C1 harita paftasında 63580-06400 harita koordinatlarında, 9-10 numaralı hudut kazıkları arasında, 40 numaralı gözetleme kulesi tarafından birinci derece askeri yasak bölge içerisinde Suriye istikametinden Türkiye istikametine akaryakıt kaçakçılığı yapıldığının tespit edilmesi üzerine devriye unsurlarının olay yerine intikal ettikleri ve siyasi hududa 50 metre mesafede sanık ...'ın sevk ve idaresindeki, içerisinde yolcu olarak Suriye uyruklu sanık ...'nin bulunduğu, sanık ... adına kayıtlı ... plaka sayılı minibüste 50 adet bidon içerisinde 3000 litre ulusal marker seviyesi geçersiz motorin ele geçirdikleri anlaşılmıştır. Soruşturma aşamasında müdafii bulunmaksızın alınan kolluk ifadelerinde sanık ...; akaryakıtı tek başına satmak amacıyla Suriyeli bir şahıstan satın aldığını, diğer sanığı tanımadığını, sanık ... ise; olay sırasında araçta olmadığını, olay yerinden geçmekte olduğu sırada kolluk görevlilerinin kendisini aracın içinde sanarak yakaladıklarını belirtmiştir. Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci ve onuncu fıkraları uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ... mahkemedeki savunmalarında; ele geçen kaçak akaryakıtı satmak için tek başına Türkiye tarafındaki köylerden aldığını, diğer sanığı tanımadığını belirtmiştir, sanık ...'nin ise mahkemece savunmasının tespit edilmediği belirlenmiştir. Makine mühendisi tarafından düzenlenen 04.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda; ele geçen kaçak eşyanın aracın taşıma yükü kapasitesine göre miktar veya hacim bakımından ağırlıklı bölümü oluşturmakta olduğu, aracın kasko değerinin 18.200,00 TL, piyasa değerinin ise 14.000,00 TL olduğu belirtilmiştir. A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan İncelemede Mahkemeye gelmemiş olan sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen ve ancak derhal beraat kararı verilebilecek hallerde sınırlı olarak uygulama yeri bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 193 üncü maddesinin söz konusu olayda uygulanmasının mümkün bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve özel Dairelerin uyum gösteren kararlarının da bu yönde olduğu gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun'un 147 nci ve devamı maddeleri uyarınca sanık ...'nin savunması alınıp, gerektiğinde tutanak tanıkları da dinlenilmek suretiyle sonucuna göre sanık ...'nin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, savunma alınmadan mevcut kanıtlar tartışılarak, delil takdirine girilmek suretiyle sanık ... hakkında yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Katılan ... İdaresi Vekili ve Sanık ...'ın Temyiz İstemleri Yönünden Yapılan İncelemede Sanık ...'ın ticari amaca yönelik ikrarı, suçüstü yakalanması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık ... hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Nakil aracının sanık ...'a ait olduğu, dava konusu eşyanın taşıma aracının yüküne göre miktar ve hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 12.354,38 TL olması karşısında nakil aracının değerine göre, aracın müsaderesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmadığı gibi hakkaniyete de aykırılık oluşturmadığı anlaşılmış olup, nakil aracının müsaderesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak; 1. Dava konusu kaçak akaryakıtın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması halinde, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci ve onuncu fıkraları kapsamında kalacağı, buna göre sanık ...'ın Suriye ülkesinden Türkiye istikametine doğru kaçakçılık yapıldığının belirlenmesi üzerine saat 01.40 sıralarında sınıra yaklaşık 50 metre mesafede birinci derece askeri yasak bölgede yakalandığının anlaşılması karşısında; sanığın dava konusu kaçak akaryakıtı ülke içerisinden satın aldığına ilişkin daha az ceza almaya yönelen savunmasına itibar etmenin mümkün bulunmadığı, sanığın eyleminin 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile aynı maddenin onuncu fıkrası kapsamında kaldığı gözetilmeden, sanığın 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, 2. 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde (A) ve (B-1-2) bentlerinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden beraat ve mahkûmiyet hükümlerinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı BOZULMASINA, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.