T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/29 Esas KARAR NO : 2025/1313 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2023 NUMARASI : 2022/768 E. - 2023/760 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 35…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/29 Esas KARAR NO : 2025/1313 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2023 NUMARASI : 2022/768 E. - 2023/760 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası ... ile davalının %50'şer oranında paya sahip dava dışı ... ... Gayrimenkul A.Ş.'yi kurduklarını, davalının şirketin içini boşalttığının tespit edilmesi üzerine ortaklar ile şirket alacaklılarının da aralarında bulunduğu dost meclisi kurulduğunu, müvekkillerinin babasını borçlu gösterme operasyonu başlatılarak baskı, tehdit ve hile ile senetler alındığını, sözde tahkim heyetinin müvekkillerinin babasından 15.000.000,00 TL bedelli ve 880.000,00 Euro bedelli, davalıdan 6.750.000,00 TL bedelli teminat senetlerinin alındığını, müvekkillerinin bu senetlere avalist olarak imza attıklarını ve yediemine teslim edildiğini, senetlerin hukuka aykırı şekilde davalıya teslim edildiğini, haksız tahkim sürecinin İstanbul BAM 14. HD'nin 2018/2 E-6 K sayılı kararı ile iptal edildiğin ve Yargıtay 11. HD'nin 2019/781 E 2019/2161 K sayılı ilamı ile iptal kararının onandığını, davalı tarafça senetlerin ödeme günü ve vade tarihlerinin sonradan doldurulmak suretiyle İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile takibe konu edildiğini, İstanbul 21 ATM'nin 2021/157 Esas ve 2021/965 Karar sayılı kararı ile işbu takip dosyalarındaki asıl borçlu ...'ün davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, bonoların teminat senedi olması nedeniyle müvekkillerinin de sorumluluğunun kalmadığını ileri sürerek, dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve... Esas sayılı dosyalarına konu bonoya aval verdiklerini, aval verenin borcunun bağımsız olduğunu, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval verenin geçersizliği ileri süremeyeceğini, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval verinin sorumluluğunun devam edeceğini, aval verenin sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceğini, davacıların, aynı talep ve dava konusuna ilişkin İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/39-2022/40 Esas sayılı dosyaları ile dava açtıklarını ileri sürerek, dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş, davacıların tazminata mahkumiyetini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2023 tarihli 2022/768E. - 2023/760 sayılı kararıyla; "...Somut olayda takip ve davaya konu bonoların incelenmesinden; düzenleyenin dava dışı ..., alacaklının davalı ... olduğu; davacılar ..., ... ve ...'ün bu bonolarda aval veren (avalist) konumunda oldukları anlaşılmaktadır. Davacı avalistler, bonoların teminat olarak verildiğini, bu nedenle asıl borçlunun borçsuzluğunun tespitine karar verildiğinden bonolardan kaynaklanan borçtan kendilerinin de sorumlu olmadıklarını ileri sürmüş iseler de; yukarıdaki açıklamalara ve anılan yasal düzenlemelere göre, davacı avalistlerin dava konusu bonoların şekline ilişkin herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve ileri sürdükleri dava sebeplerinin ise, 6102 sayılı TTK'nın 702/2.md hükmü karşısında dinlenemeyecek olması; diğer yandan olaya 6098 sayılı TBK'daki kefalet hükümlerinin de uygulanamayacak olması nedenleri ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce verilen 21/11/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının infaz edilmemesi nedeniyle İİK'nın 72/4.maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden, davalı tarafın tazminat isteminin reddine ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE,2-Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının infaz edilmemesi nedeniyle İİK.nın 72/4.maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden, davalı tarafın tazminat isteminin reddine," karar verildiği görülmüştür.İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, asıl davalı ...'ün davalıya borçlu olmadığının İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/157 Esas, 2021/965 Karar sayılı kararı ile tespit edildiğini, takibe konu senetlerin kambiyo senedi niteliğinde olmadıklarını, bu davanın halen istinaf aşamasında olduğunu, mahkemece sonucu beklenmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu,Yine İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/454 Esas sayılı davasında da tahkim komisyonu sonuç sözleşmesinin sahteliğiyle ilgili yargılama yapıldığını, bu davanın da sonucunun beklenmesi gerektiğini,İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün... Esas ve ... Esas saylı dosyalarına düzenlenen sıra cetvellerinde davalı ...'nun sırasına itiraz eden dava dışı kişi tarafından İstanbul 35. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/16 Esas sayılı davasının açıldığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/157 Esas sayılı davasının sonucunun beklenmesine karar verildiğini, bu durumun yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu gösterdiğini,Takibe konu senetlerin teminat senedi olduklarını, Mahkemenin senetlerle ilgili hukuki nitelemesinin hatalı olduğunu, davalıdan alınan senedin tahkim heyetinde kaldığını, işbu davaya konu senetlerin ise davalıya teslim edildiğini, senetlerin teminat senedi olmaları nedeniyle Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,Mahkemenin müvekkillerinin avalist olmaları nedeniyle borçlarının devam ettiğine dair gerekçesinin de hukuksuz olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. HD'nin 2018/2 Esas, 2018/6 Karar sayılı kararı ile tahkim kararının iptal edildiğini, bu kararın Yargıtay 11. HD'nin 2019/781 Esas, 2019/2161 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, kararın bu haliyle icra edilebilir olmadığına karar verildiğini, Müvekkillerinin imzaladıkları senetlerin bir dayanağının olmadığının Mahkeme kararı ile ortaya çıktığını, senetlerin usulsüz bir tahkim sürecinde alındığını, müvekkillerinin bu nedenle borçlu olmadıklarını,Asıl borçlu ...'ün senetlerle ilgili borçlu olmadığı iddiasıyla davalıya İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesine 2021/157 Esas sayılı davayı açtığını, takiplerin iptal edildiğini,Kambiyo senedi vasfı bulunmayan davaya konu senetlerle ilgili müvekkillerinin avalist olarak sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilleri hakkında TTK'nın aval hükümlerinin uygulanamayacağını, Takibe konu senetlerin sözde tahkim sürecinde hakem heyeti tarafından alındığını ve yedi emin olarak ... adlı şahsa teslim edildiğini, sonrasında senetlerin hakem heyeti eliyle davalıya verildiğini ve müvekkilleri aleyhine takibe konu edildiğini, takibe konu senetlerin davalıya müvekkilleri tarafından ibraz edilmediğinden taraflar arasında kambiyo ilişkisi oluşmadığını, avalin varması gereken bir irade beyanı ile oluşacağını, avalin sadece senet üzerine yazılmasının doğumu için yeterli olmayıp, karşı tarafın kabulüne ihtiyaç olduğunu, dolayısıyla avalin tek taraflı bir irade beyanı teşkil ettiğine ilişkin görüşlerin kabul edilemeyeceğini, zira tek taraflı hukuksal işlemlerde, istenilen hukuksal sonucun doğması için bir tek kişinin bulunması ve bu kişinin iradesini açıklamasının yeterli olduğunu, aval de ise aval verenin beyanının, senet teslim edilmediği müddetçe bir sonuç doğurmayacağını, teslim gerçekleşmediği sürece avalin doğmamış olacağını, somut olayda müvekkillerinin takibe konu senetleri davalıya teslim iradelerinin olmadığını, söz konusu senetler iradeleri dışında davalıya teslim edildiğinden müvekkillerinin avalist olarak sorumluluklarının olmayacağını, iş bu sebeple davacı müvekkillerinin avalist olarak sorumluluklarının devam ettiği kararını veren yerel mahkemenin kararının bozulması gerektiğini,Mevcut durumda davacı müvekkillerinin davaya konu haksız takipler sebebiyle icra tehdidi altında olduklarını, huzurdaki davanın dahi adli yardım talepli olarak ikame edildiğini, olmayan bir borç sebebiyle müvekkillerinin icra tehdidi altında bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğundan istinaf incelemesi süresince müvekkillerinin maddi durumu gözetilerek teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme gereğinin hasıl olduğunu belirterek, açıklanan ve re'sen tespit edilecek diğer hukuka aykırılıklar nedeniyle; istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.10.2023 tarihli, 2022/768 Esas, 2023/760 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, menfi tespit taleplerinin kabul edilerek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli olduğundan müvekkilleri lehine % 20 tazminatın tahsiline, yargılama sonuçlanıncaya kadar icranın tehirine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul 5. İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı davalı tarafından, davacı borçlular ve asıl borçlu dava dışı diğer takip borçlusu ... 15.000.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 15.368.630,14 TL alacakla ilgili 27/08/2018 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığı, takip dayanağının 08/05/2018 keşide, 12/07/2018 vade tarihli, 15.000.000,00 TL bedelli bono olduğu tespit edilmiştir.Takibe konu bono örneği incelendiğinde; 08/05/2018 keşide, 12/07/2018 vade tarihli, 15.000.000,00 TL bedelli bono olduğu, borçlusunun ..., lehtarının ... olduğu, davalıların da bono üzerinde adlarının ve imzalarının mevcut olduğu, bedelinin nakden ahzolunduğunun yazıldığı tespit edilmiştir.İstanbul 5. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısı davalı tarafından, davacı borçlular ve asıl borçlu dava dışı diğer takip borçlusu ... hakkında 880.000,00 Euro asıl alacak olmak üzere toplam 881.114,67 Euro (4.712.729,92 TL) alacak için 29/06/2018 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 08/05/2018 keşide, 10/06/2018 vade tarihli senet olarak gösterildiği tespit edilmiştir.Takibe konu bono örneği incelendiğinde; 08/05/2018 keşide, 10/06/2018 vade tarihli, 880.000,00 Euro bedelli bono olduğu, borçlusunun ..., lehtarının ... olduğu, davalıların da bono üzerinde adlarının ve imzalarının mevcut olduğu, bedelinin nakden ahzolunduğunun yazıldığı tespit edilmiştir.09/07/2018 tarihli hakem heyeti kararı incelendiğinde; Tahkim heyeti nihai kararı ile; "... Üçüncü bilirkişi raporu olan (belge no:B-1-1) doğrultusunda ...'ün şirkete olan borçlarını ödemesi ve 01.01.2018 tarihinden hisseyi geri alacağı tarihe kadar şirketin borçlarını hissesi oranında ödemesi halinde 28.02.2018 tarihinde alınan tahkim kurulu kararına istinaden tedbirden devredilen ... A.Ş.'deki %50 hissesini geri almasına oy birliği ile karar verildi. 4.Son yapılan protokol gereği (belge no:A-5-1) ...'ya yediemin olarak verilen senetlerin heyet başkanı ...'in aracılığıyla üçüncü bilirkişi raporu olan ...'in sunduğu (belge no: B-1-1) göre alacaklı görünen ...'ya verilmesine, ... tarafından ... lehine keşide edilen senedin iptal edilerek heyet başkanı ... tarafından yediemin olarak saklanmasına oy birliği ile karar verildi. ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2018/2 Esas, 2018/6 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacının ..., davalıların ..., ..., ...ve ... oldukları, 09/07/2018 tarihli tahkim kararının iptali için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, davalılar ..., ..., ..., ... ve... aleyhindeki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... aleyhindeki davanın HMK'nın 439/2. maddesinin d,e,f,ğ bentleri uyarınca kabulüne; ... ve ... arasındaki şirket ortaklığından kaynaklanan uyuşmazlığın çözümüne ilişkin hakemler ..., ..., ..., ... ve ... tarafından verilen, 09.07.2018 tarihli olup, Büyükçekmece 14.Noterliğinin 10.07.2018 tarihli, ... Y. sayılı ihtarnamesiyle davacıya tebliğ edilmiş olan hakem heyeti kararının iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 25/03/2019 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/12/2021 tarihli, 2021/157 Esas, 2021/965 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacının ..., davalının ... olduğu, takip konusu yapılan İstanbul 5. İcra Dairesi ... E dosyası ile 880.000 Euro bedelli teminat olarak alınan senet ve İstanbul 5. İcra Dairesi... E dosyası ile 15.000.000 TL bedelli teminat olarak alınmış senetlerin boş kısımları doldurulmak suretiyle işleme konmuş olması nedenleri de göz önüne alınarak, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, tedbiren davacıdan bilabedel alınan % 50 şirket hisselerinin iadesine, takiplerin iptaline, takibe konu senetlerin hacizlere sebep olması nedeniyle dava sonuna kadar teminat alınmadan takiplerin durdurulmasına, davalının haksız ve kötüniyetli olduğundan bahisle davacı lehine %20 tazminatın tahsiline karar verilmesi talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, davacının davasının kabulüne, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün... E. Ve ... E. sayılı takip dosyaları ve bu dosyalara konu 15.000.000,00 TL ve 880.000,00 Euro bedelli senetler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takiplerin iptaline, davalı tarafın kötü niyeti sabit olmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, Tahkim Heyeti kararının iptal edilmiş olması nedeniyle davacı tarafça davalıya devredilen ... Gayrimenkul A.Ş'nin %50 hissesinin davalıdan alınarak davacı adına şirket pay defterine kaydına karar verildiği, UYAP üzerinden yapılan inceleme ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarihli, 2022/5288 Esas, 2024/953 Karar sayılı kararı ile temyiz yolu açık olmak üzere istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın kesinleşmediği tespit edilmiştir.İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/274 Esas, 2022/524 Karar sayılı kararı incelendiğinde; Davacıların ..., ... ve ... oldukları, davalı ...’ya karşı takibe konu senetler açısından asıl borçlu gözüken ...'ün ...'ya borçlu olmadığı tespit edilerek takipler iptal edilmiş olmakla, bu karar doğrultusunda davacıların da borçlu olunmadığın tespiti gerektiğini, takip konusu yapılan İstanbul 5. İcra Dairesi ... E dosyası ile 880.000 Euro bedelli teminat olarak alınan senet ve İstanbul 5. İcra Dairesi... E dosyası ile 15.000.000 TL bedelli teminat olarak alınmış senetlerin boş kısımları doldurulmak suretiyle işleme konmuş olması nedenleri de dahil, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, takiplerin ve davaya konu senetlerin iptali ile senetlerin taraflarına iadesine, davacılar lehine %20 tazminatın tahsiline karar verilmesi talebiyle dava açtıkları, yapılan yargılama sonucunda nispi harcın tamamlanması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın 20/10/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/454 Esas sayılı dosyası ile UYAP üzerinden araştırıldığında; şikayetçinin ..., sanıkların ... ve ... olduğu, yapılan yargılama sonucunda sanık ... yönünden, suça konu 08/05/2018 tarihli Tahkim Sözleşmesi Sonuç Sözleşmesi'nde sanık ...'un imzası bulunmaması ve sanık tarafından kullanıldığına dair herhangi bir iddia ve belgede bulunmaması nedeniyle beraat kararı verildiği, sanık ... hakkında ise "...içerik itibari ile sahte olarak oluşturulan belgelerle müştekinin borçlandırıldığı, tanzim edilen tahkim sözleşmesi ile borç senetleri hazırlanarak İstanbul 5. İcra müdürlüğünün 2018/29114 E. ve ... E. Sayılı takip dosyalarında icraya konulduğu, İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 14.Hukuk dairesi ( ilk derece sıfatıyla ) 'nin 2018/2 Esas 2018/6 karar sayılı ilamı tahkim kararlarının iptaline karar verildiği, İstanbul 21. Asliye Ticaret mahkemesinde açılan menfi tespit davasında müştekinin borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ... Bu suretle sanık ...'in Başkanlığında oluşturulan Tahkim kurulunda; İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 14.Hukuk dairesi ( ilk derece sıfatıyla ) 'nin 2018/2 Esas 2018/6 karar sayılı ilamı ile Hakem yargılamasının yürütülmesinde ağır usul hataları yapıldığı, bu usul hatalarının kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu, bunlara rağmen esasa dair hüküm verildiği tespit olunarak hakem heyeti kararlarının iptaline karar verdiği anlaşıldığı, teminat amaçlı verilen bonoların bu durumda bedelsiz kaldığı ve müştekinin bu senetler nedeni ile bir borcunun olmadığı tespit olunarak müşteki adına İstanbul 5. İcra müdürlüğünün ... E. ve ... E. Sayılı takip dosyaları ve senetler nedeni ile müştekinin borçlu olmadığını tespit ederek takiplerin iptaline karar verildiği, dolayısıyla sanık ...'in imzasının bulunduğu suça konu 08/05/2018 tarihli Tahkim Sözleşmesi Sonuç Sözleşmesi gerçeğe aykırı olarak düzenlenerek katılan mağdur edilmiş ve zararları oluşmasına sebebiyet vermek suretiyle üzerine atılı TCK'nin 207/1 maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun sabit olduğu..." gerekçesiyle mahkumiyetine kararı verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bçlge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 26/09/2024 tarihli, 2024/2405 Esas, 2024/2724 Karar sayılı kararı ile "…- İstanbul 5 İcra Müdürlüğü'nün... ve ... esas sayılı icra takip dosyalarına ilişkin senet asıllarının temin edilerek dosya arasına alınması,- Ardından hem getirtilen senetler hem de 08.05.2018 tarihli tahkim komisyonu sonuç sözleşmesinde yer alan imzaların sıhhati açısından gerekirse tarafların beyanına başvurulmak suretiyle araştırma yapılması, İmzaların aidiyeti hususunda tereddüt yoksa; Yargıtay kararlarında içtihat olunduğu üzere (Örneğin Yargıtay 11. C.D. 2023/2129-6913 sayılı ve 21.05.2024 tarihli kararı) 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmediği, yalnızca, "belgeyi sahte düzenleme" hareketine yer verildiği, içerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu, madde metninde sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verildiği, sanıkların eyleminin “fikri sahtecilik” olarak kabul edileceği ve bu eylemin Türk Ceza Kanunu'nda özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurları arasında yer almayacağından sanıkların beraatine karar verilmesi gerekeceği, şayet imzaların aidiyeti hususunda tereddüt bulunması durumunda yapılacak grafolojik inceleme sonucunda sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik soruşturma ve hatalı değerlendirme ile sanık Cuma'nın mahkumiyetine, sanık Bayram'ın ise beraatine karar verilmesi.." gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verildiği tespit edilmiştir. G E R E K Ç E : Dava; İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün... Esas ve ... Esas sayılı takiplere dayanak bonolardan dolayı İİK'nın 72/3.maddesi gereğince davacıların borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, davaya ve icra takiplerine konu olan ve davacıların avalist olarak imzaladıkları bonolar nedeniyle sorumlu olup olmadıklarına ilişkindir. Davaya konu bonolar kambiyo senedi niteliğinde bonolar olup, davacılar bonolarda avalist olarak yer almaktadır. Kambiyo senetleri kamu güvenine mazhar senetlerdir. Hamil, senedi kendisine ciro eden cirantanın sahip olduğu hakları değil, sadece senette yazılı olan hakları kazanır. Kambiyo senedinde aval şerhinin şüphe uyandırması, avalden başka bütün senedin güvenliğini etkiler ve gerek lehtar, gerekse sonraki cirantalar ve nihayet hamil için senet güvenliği zayıflar. Bu da senedin tedavül kabiliyetini kaybetmesine neden olur.TTK’da avale ilişkin hükümler de bu ilkelere paralel olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 702. maddesi; " (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." hükmünü düzenlemiştir. Bu düzenlemeye göre aval verenin borcu bağımsız bir borçtur. Başka bir ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa dahi, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. 6102 sayılı Kanun'un 702/2. maddesi gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Aval veren, hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilir, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. Aval verenin sorumluluğu kendisi ya da lehine aval verilen tarafından borcun ödenmesi, ibra, zamanaşımı ve kambiyo senedinin zayi olmasıyla sona erebilir.Bu açıklamalara göre; somut uyuşmazlık bakımından mahkemece de avalist olduğu kabul edilen davacıların, 6102 sayılı Kanun'un 702/2.maddesi hükmü karşısında, taraf olmadıkları tahkim kararı ile davalıya verilen bonoların teminat senedi olduğu ve hakem kararının Mahkemece iptal edilmesi nedeniyle senetlerin bedelsiz olduğu yönündeki iddiaları asıl borçluya ait şahsi defi niteliğinde olduğundan, bedelsizliğe yönelik defiyi hamil olan davalıya karşı ileri süremeyeceklerinden, ilk derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Bu nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının adli yardımdan yararlanan davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacılar tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.