2. Hukuk Dairesi 2016/18857 E. , 2018/6800 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar, tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakaları ile velayet düzenlemesi yönünden, davalı kadın tarafından ise; tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yaz…
**2. Hukuk Dairesi 2016/18857 E. , 2018/6800 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar, tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakaları ile velayet düzenlemesi yönünden, davalı kadın tarafından ise; tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle mahkemece davacı erkeğe yüklenen, karısına yönelik "ışıklara çıkın" şeklindeki söylemde bulunma vakıasının dosya kapsamından ispatlanamadığının, bu nedenle ispatlanamayan bu vakıanın erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin, yine de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı erkeğin davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı kadının tüm, davacı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Taraflar cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK m. 141/1). Davalı kadın süresinde sunduğu cevap dilekçesinde maddi ve manevi tazminat yönünden bir talepte bulunmamış, bu konudaki talep haklarını saklı tuttuğunu belirtmiştir. Yargılama devam ederken tahkikat aşamasında, vekili aracılığıyla sunduğu 07.03.2016 tarihli dilekçesi ile de maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacı tarafın, kadının bu taleplerine yönelik açık bir muvafakat beyanı olmadığı gibi davalı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. Bu durum iddianın ve savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. O halde, davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) talepleri hakkında “karar verilmesine yer olmadığına" karar verilecek yerde yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalı kadın dava dilekçesinde talep etmiş olduğu yoksulluk ve iştirak nafakalarına her yıl artırım yapılması yönünde bir talepte bulunmamıştır. Buna rağmen talep aşılarak (HMK m.26) davalı kadın ve velayeti kendisine bırakılan ortak çocuk Atacan yararına hükmedilen nafakalara her yıl "TÜİK" tarafından belirlenen "ÜFE" oranında artırım yapılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.