1. Hukuk Dairesi 2010/6412 E. , 2010/7550 K. MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/09/2008 Taraflar arasındaki davadan dolayı Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.9.2008 gün ve 3446-1079 sayılı hükmün Düzelterek Onanmasına ilişkin olan 23.11.2009 gün ve 10349-12194 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çekişme konusu taşınmazın kıyı kenar çi…
**1. Hukuk Dairesi 2010/6412 E. , 2010/7550 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/09/2008 Taraflar arasındaki davadan dolayı Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.9.2008 gün ve 3446-1079 sayılı hükmün Düzelterek Onanmasına ilişkin olan 23.11.2009 gün ve 10349-12194 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çekişme konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal sicil kaydının kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairece; “.... Kadastro Mahkemesinde 161 parsel değil 161 parselin kapsamı dışında kalan bölümün dava konusu edildiği, dava konusu 1453 parselin ise 161 parselin ifrazı ile oluştuğu gözetildiğinde eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturmayacağı ancak 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçmekle davanın reddinin sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle” düzeltilerek onanmış olduğu görülmektedir. Mahkemece, yapılan keşif sonucu çekişmeli bölümün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı ve dava tarihinde Hazinenin haklı olduğu anlaşıldığına göre ve eldeki dava bakımından kesin hükümden de söz edilemeyeceğinden, yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğrudur. Ancak bu halde davalının tüm yargılama giderlerinden ve Avukatlık ücreti ile maktu harçtan sorumlu tutulması gerekeceği açıktır. Belirlenen bu olgulara göre, mahkemece yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılarak davalı lehine Avukatlık parasına, hükmedilmiş olması doğru değildir. Açıklanan hususlar, davacının karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonucu anlaşılmakla, HUMK'nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairenin 23.11.2009 tarih 2009/10349 E 2009/12194 Sayılı “düzelterek onama” kararının kaldırılarak yerel mahkemenin 19.92008 tarih 2003/3446 Esas – 2008/1079 sayılı kararın “5841 Sayılı Yasa ile değişik, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği “belirlenmekle davanın reddinin bu gerekçe ile onanmasına, bu hususa yönelik karar düzeltme isteklerinin reddine, davacı Hazinenin yukarıda değinilen yargılama giderleri ve Avukatlık Ücreti ve harç açısından karar düzeltme isteklerinin kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.