22. Hukuk Dairesi 2016/30596 E. , 2016/26202 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait işyerinde 2002 yılından itibaren kapıcı olarak çalıştığını, ... Kurumuna çalışmasının bildirilmediğini, apartmana ait kapıcı dairesinde kira bedeli ödemeden oturması sebebiyle işverence hiçbir zaman ücret ödenmediğini, iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini, hak kazandığı işçilik alacaklarının ödenmediğini …
**22. Hukuk Dairesi 2016/30596 E. , 2016/26202 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait işyerinde 2002 yılından itibaren kapıcı olarak çalıştığını, ... Kurumuna çalışmasının bildirilmediğini, apartmana ait kapıcı dairesinde kira bedeli ödemeden oturması sebebiyle işverence hiçbir zaman ücret ödenmediğini, iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini, hak kazandığı işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, aylık ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının 01.03.2002 tarihinde apartmanın ortak mülkiyetinde bulunan kapıcı konutunu dava dışı bir şahısla birlikte kiraladıklarını, aralık 2007 tarihinden sonra ise davacının kira borcunu ödemekte güçlük çektiğini, bunun üzerine kira karşılığı olarak apartmanın çöplerini toplaması hususunda anlaşıldığını, 01.07.2012 tarihinde ise davacının kendi isteğiyle konuttan ayrılması üzerine kira ilişkisinin sona erdiğini, davacının dava konusu alacak taleplerinde haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Taraflar arasında öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için gerekli şartları taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre, "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." Hükümet tasarısında yer almayan bu madde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından, esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi üzerinde durularak ihdas edilmiş ve nihayetinde kanunlaşmıştır.