Başvuru, kamudaki görevinden çıkarılan hukukçunun baro levhasına yazılması yönünde verilen kararın mahkemece iptal edilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamudaki görevinden çıkarılan hukukçunun baro levhasına yazılması yönünde verilen kararın mahkemece iptal edilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Hukuk fakültesi mezunu olan başvurucu, 2000 yılında Ankara Barosu (Baro) levhasına yazılmış; talebi üzerine aynı yıl içinde baro levhasından kaydı silinmiştir. Başvurucu, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesinde doçent olarak görev yaptığı sırada baro levhasına avukat olarak yeniden yazılma talebiyle 1/6/2016 tarihinde Baroya başvurmuştur. Başvurucunun talebi Baro Yönetim Kurulunun 13/7/2016 tarihli kararıyla kabul edilmiştir. Kabul kararı Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulunca 27/7/2016 tarihinde uygun bulunmuştur. TBB tarafından verilen karar, başvurucu hakkında ceza soruşturması yapılıp yapılmadığının ve 667 sayılı Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında görevine son verilip verilmediğinin tespit edilmesi, sonucuna göre yeniden karar verilmesi gerektiğinden bahisle bir daha görüşülmek üzere 11/8/2016 tarihinde Bakanlık tarafından TBB'ye geri gönderilmiştir. Başvurucu; 1/9/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesiyle terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerine ilişkin açıklanan listede ismine yer verilmek suretiyle 1/9/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılmıştır. Gazi Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı 10/10/2016 tarihli yazısıyla, başvurucunun 672 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden çıkarıldığını Baroya bildirmiştir. TBB Yönetim Kurulu, 2/12/2016 tarihli kararıyla önceki kararında ısrar etmiştir. Israr kararının gerekçesinde, avukatlığın kamu görevi olmadığı ve baro levhasına yazılmanın istihdam olarak nitelenemeyeceği ifade edilmiştir. Bakanlık, başvurucunun baro levhasına yazılmasına dair TBB Yönetim Kurulu kararına karşı 24/1/2017 tarihinde iptal davası açmıştır. Yürütmenin durdurulması talebini de içeren ve Ankara İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) tarafından kayda alınan dava dilekçesinde, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün akabinde Devlet kurumlarının Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile iltisakı, irtibatı veya mensubiyeti değerlendirilen kişilerden hızlı bir şekilde arındırılabilmesi amacıyla çıkarılan KHK'lar ile meslekten veya kamu görevinden çıkarılanların bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceğinin hükme bağlandığı belirtilmiştir. Yargının kurucu unsurlarından olan avukatlık mesleğinin önem ve değerine vurgu yapılarak 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinde avukatlık mesleğinin kamu hizmeti olarak tanımlandığı, kamu hizmetinin bir kısmının işlevsel anlamda kamu görevi ifa eden serbest meslek grubundaki kişilerce yerine getirildiği, avukatların verdiği hizmetin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu nedenle 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan başvurucunun avukatlık mesleğini icra etmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla levhaya yazılma talebinin de reddi gerektiğinden TBB Yönetim Kurulu tarafından verilen ısrar kararında hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmüştür. Başvurucu, İdare Mahkemesine sunduğu dilekçe ile davalı TBB yanında davaya müdahale talebinde bulunmuştur. İdare Mahkemesi, 12/5/2017 tarihli kararıyla başvurucunun müdahale isteminin kabulüne ve koşulları oluştuğu gerekçesiyle TBB tarafından tesis edilen işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Söz konusu kararın gerekçesinde; avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu ve avukatların işlevsel anlamda kamu görevi ifa ettiği, KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılanların bir daha kamu hizmetinde doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği, bu suretle hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç zararlar doğabileceği belirtilmiştir. Karara yapılan itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 5/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. İdare Mahkemesi 22/1/2018 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, yürütmenin durdurulması kararında yer alan gerekçeler tekrar edilmiştir. TBB ve başvurucu, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge İdare Mahkemesi 13/6/2018 tarihli kararıyla başvurunun kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı belirtilmiştir. Nihai karar 23/7/2018 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu, 20/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, Anayasa Mahkemesince ve idari yargı mercilerince verilen yargı kararları, uluslararası düzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları) için bkz. Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 37-