Başvurucular, yeterli ve detaylı bir araştırma yapılmaksızın mahkûm edildiklerini, sundukları hukuki mütalaaların dikkate alınmadığını, bilirkişi ile davanın taraflarından birisi arasında hukuki ihtilaf bulunduğunu, Derece Mahkemelerinin olayların nitelenmesi ve delillerin değerlendirilmesinde hata yaptıklarını, Mahkeme kararlarının yeterince gerekçelendirilmediğini, aynı suçlamadan başvurucu Recai Alper Tunga mahkûm edilirken işleme katılan diğer kişinin beraat ettiğini belirterek, silahların e
Başvurucular, yeterli ve detaylı bir araştırma yapılmaksızın mahkûm edildiklerini, sundukları hukuki mütalaaların dikkate alınmadığını, bilirkişi ile davanın taraflarından birisi arasında hukuki ihtilaf bulunduğunu, Derece Mahkemelerinin olayların nitelenmesi ve delillerin değerlendirilmesinde hata yaptıklarını, Mahkeme kararlarının yeterince gerekçelendirilmediğini, aynı suçlamadan başvurucu Recai Alper Tunga mahkûm edilirken işleme katılan diğer kişinin beraat ettiğini belirterek, silahların eşitliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma haklarının ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, Anayasa’nın , , , , ve maddelerine dayanmışlar; iddia ettikleri ihlaller dolayısıyla, cezalarının infazının tedbiren durdurulmasını, yeniden yargılamaya ya da ihlalin ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişler, maddi ve manevi tazminat taleplerini ise saklı tutmuşlardır. 2014/5909 ve 2014/5911 numaralı başvurular, 25/4/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. 21/7/2014 tarihinde, 2014/5911 numaralı başvuru, aralarında hukuki yönden irtibat bulunması nedeniyle 2014/5909 numaralı başvuru ile birleştirilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 30/9/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 8/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 31/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Billur Güzide Balyemez (birinci başvurucu), başvuruya konu olaylar öncesinde Toprakbank A.Ş Merkez Şubesi Müdürü, Recai Alper Tunga (ikinci başvurucu) ise Kredilerden Sorumlu Koordinatör olarak görev yapmaktadır. İstanbul ve Şişli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca farklı tarihlerde hazırlanan iddianamelerle başvurucuların da aralarında bulunduğu on altı kişi hakkında 4389 sayılı mülga Bankacılık Kanunu’na muhalefet suretiyle zimmet suçundan davalar açılmıştır. Bu davalar daha sonrasında, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin (Mahkeme veya “Ağır Ceza Mahkemesi”) E.2004/20 sayılı dosyasında birleştirilmiştir. Başvuruculara yöneltilen suçlamaların bazıları aşağıdaki gibidir.Billur Güzide Balyemez’e ilişkin olarakSuçlama (a) B. Turizm San. ve Ticaret Ltd. Şti.’nin hesabı kullanılarak zimmet yapılması (2004/20 sayılı ana dava dosyası)Suçlama (b) R. İç ve Dış Tic. A.Ş. lehine verilen teminat mektuplarının bir kez yerine dört kez ödenmesi (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/6123 esas, 2003/4945 sayılı ve 2003 tarihli iddianame, birleştirilen E.2005/105 sayılı dava dosyası),Suçlama (c) T. İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin hesaplarından para çekilmesi (Birleştirilen E.2005/124 esas sayılı dava dosyası),Suçlama (d) F.-G. A. hesabındaki ve bağlantılı olarak A. İnş. Ltd. Şti. hesabındaki para hareketleri (İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2002/17611-1251 sayılı iddianamesi, birleştirilen E.2001/187 sayılı dava dosyası),Suçlama (e) CP A.Ş.’nin hesabından para çekilmesi (Birleştirilen E.2005/124 sayılı dava dosyası)Suçlama (f) T. Tekstil Ürünleri ve İhracat A.Ş. ve K. Demir Çelik A.Ş. hesaplarında usulsüz işlemler yapılması (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2001 gün 2001/7903 hazırlık sayılı iddianamesi)Suçlama (g) Otomotiv A.Ş. hesabında yapılan usulsüz işlemler (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2002 gün ve 2002/13479 hazırlık sayılı iddianamesi)Recai Alper Tunga’ya ilişkin olarakSuçlama (h) Kendisine Yönetim Kurulunca limit tahsis edilmemesine rağmen, R. İç ve Dış Tic. A.Ş.’ye onay vermek suretiyle kredi kullandırması (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2003 gün ve 2002/6123-4945 sayılı iddianamesi, yargılama ilk olarak Şişli Asliye Ceza Mahkemesinin E.2003/576 sayılı dosyasında yapılmıştır, Birleştirilen E.2005/105 sayılı dosya)Suçlama (i) Teminat mektubu kredisi teklifi eksik evraklar nedeniyle iade edilmesine rağmen, açılmaması gereken bir kredi mahiyetinde bulunan teminat mektubunun P. Ltd. Şti. lehine düzenlenmesi (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/6123 esas, 2003/4945 sayılı ve 2003 tarihli iddianamesi, yargılama ilk olarak Şişli Asliye Ceza Mahkemesi önünde görülmüştür)Suçlama (k) H.K.’ye kullandırılan ferdi kredi için tesis edilen ipoteğin yeterli bir teminat oluşturmaması ve kredinin taksitlerinin geri ödenmemesi (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2003 günlü ve 2003/7332-5795 sayılı iddianamesi, yargılama ilk olarak Şişli Asliye Ceza Mahkemesi önünde görülmüştür) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2004/20 sayılı dosyası ile birleştirmelerinin öncesinde ilgili mahkemeler önünde sürmekte olan yargılamalar kapsamında bazı bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, iddia ve savunmaların değerlendirilmesi, zimmetin her bir sanık açısından ayrı ayrı miktar ve niteliğinin tespiti, iade olup olmadığı, varsa miktarının tespiti açısından tüm dosya ve banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması için ayrı bir bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Üç kişiden oluşan bilirkişi heyeti, 5/10/2006 tarihli bir rapor sunmuştur. Daha sonraki bir tarihte E.2005/105 sayılı dosyanın da birleştirilmesi nedeniyle, Ağır Ceza Mahkemesi birleştirilen bu dosya yönünden ve E.2005/124 sayılı dosyadaki fiillerin nitelikli olup olmadıkları yönünde yukarıda belirtilen bilirkişi heyetine 28/5/2008 havale tarihli ek raporlar hazırlatmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 1/6/2009 tarih ve E.2004/20, K.2009/20 sayılı kararıyla başvurucuları 4389 sayılı Kanun’un maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca adiyen zimmet suçundan mahkum etmiştir. Mahkeme, “Suçlama (h)”ye konu eyleme katıldığı yönünde şüphe olması nedeniyle N.A. hakkında suç duyurusunda bulunulmasına da karar vermiştir. Birinci başvurucu Billur Güzide Balyemez, “Suçlama (a)” bakımından, bu işlemlerin Genel Müdürlüğün onayı olmaksızın yapılamayacağı, bankadaki görevi şube yöneticiliği olduğundan bu işleme ilişkin yetkisinin bulunmadığı ve sorumlular arasında sayılamayacağı, iş akışı kitapçıkları incelenseydi bu durumun ortaya çıkacağı, bilirkişilerin bu eylemin görevi kötüye kullanma olacağını belirttikleri; “Suçlama (b)” bakımından, bankadaki görevinden 10/6/2000 tarihinde ayrılmış olduğundan 1/11/2000 tarihli işlemden sorumlu tutulamayacağı, bu konuda 6/10/2008 tarihinde hukuki bir mütalaa da sunduklarını, Şişli Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamada alınan 13/8/2004 tarihli bilirkişi raporunda emniyeti suiistimal suçunun oluşmadığı yönünde görüş verdiği; “Suçlama (c)” bakımından, hazırlanan raporların, diğer şube çalışanlarının beyanının aksi yöndeki Ş. isimli gişe yetkilisinin yalan beyanına dayandırıldığı, görevden ayrıldığı tarihten sonraki işlemlerden de sorumlu tutulduğu, bu konunun Ağır Ceza Mahkemesince araştırılmadığı; Suçlama (d) bakımından, F.-G. A. hesabındaki işlemlerden mahkumiyetinin haksız olduğu, A. İnş. Ltd. Şti. hesaplarındaki işlemlerin ve bazı kişilere araç alımının bu konuyla ilgili olmadığı ve aynı tarihlere denk gelmesi nedeniyle bu olayla ilişkilendirildiği “Suçlama (e)” bakımından, işlemlerin ilgili firmanın bilgisi dâhilinde yapıldığının delil ve şirket yetkililerin beyanlarıyla ortaya konulduğu; “Suçlama (f)” bakımından, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin kabul edilmediği; “Suçlama (g)” bakımından ise cezalandırılmasının gerekçesinin Mahkemenin kararında yer almadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçeleriyle yukarıda belirtilen suçlamalardan mahkumiyetine ilişkin kararı temyiz etmiştir. İkinci başvurucu Recai Alper Tunga, “Suçlama (h)” yönünden, görevsizlik kararı öncesi yargılamayı yapan Şişli Asliye Ceza Mahkemesince alınan 13/8/2004 tarihli bilirkişi raporunda ipotek yoluyla gerekli karşılığın öngörüldüğünün ve 18/3/1999 tarihli Toprakbank Yönetim Kurulu kararına göre Genel Müdürlüğün kredi verme yetkisinin 000 $ karşılığı 000 TL olduğundan verilen kredinin limit içinde kaldığının belirtildiği, mahkumiyete esas alınan raporla çeliştiğinden, yeni bir bilirkişi raporu alınması ve işlem tarihi itibariyle Genel Müdürlük kredi tahsis limitinin tespitine yönelik taleplerinin kabul edilmediği, kredi limitine ilişkin sunduğu belgenin dikkate alınmadığı; “Suçlama (i)” yönünden, önceki beyanlarına da atıf yaparak, almış oldukları hukuki mütalaada kredinin 3 katı ipotek alındığının belirtildiği ve zimmet suçunun oluşmadığı; “Suçlama (k)” yönünden, kredi limitinin yetkisi dâhilinde bulunduğu, Şişli Asliye Ceza Mahkemesinin E.2003/675 sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, kredi limitinin onay vermeye yetkili oldukları sınır içerisinde kaldığının ve yeterli teminatın alındığının belirtildiği; Mahkemenin savunmalarını dikkate almaksızın mahkumiyetine hükmettiği gerekçeleriyle yukarıda belirtilen suçlamalardan dolayı kararı temyiz etmiştir. Başvurucular, mahkeme dışı almış oldukları hukuki mütalaaların dikkate alınmadığı ve diğer bazı gerekçeleri ileri sürerek de mahkûmiyet hükmüne karşı temyiz talebinde bulunmuşlardır. Yargıtay Ceza Dairesi, 28/10/2010 tarih ve E.2010/2049, K.2010/15663 sayılı ilamı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19/3/2002 tarih ve 1251/75 sayılı iddianamesine konu eylemler hakkında başvurucu Billur Güzide Balyemez’in de bulunduğu dört sanığın ifadelerinin alınmaması ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarında 18/6/2003 tarih ve 7332/5795 sayılı iddianame konusu eylemler hakkında görüş bildirilmemesi nedeniyle bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini belirterek başvurucuların mahkumiyetine ilişkin hükmü bozmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 1251/75 sayılı iddianamesi yönünde sanıkların ifadelerini aldıktan sonra, 5/11/2011 tarih ve E.2011/9, K.2012/50 sayılı kararıyla tekrar başvurucuların 4389 sayılı Kanun’un maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkumiyetine karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, hakkında bozma sonrası dava açılan N.A.’yla ilgi olarak, R. İç ve Dış Tic. A.Ş.’ye kredi kullandırılması şeklindeki zimmet eylemine katıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini belirterek, beraatına hükmetmiştir. Mahkemenin, mahkûmiyete ilişkin değerlendirmeleri ise aşağıdaki gibidir:- (Suçlama “a”) B. Turizm Ltd. Şti.’ye kullandırılan kredi: Birinci başvurucunun, 20/9/1999 tarihinde Genel Müdürlüğün ve firmasının bilgisinin haricinde kredi kullandırdığı;- (Suçlama “b”) R. İç ve Dış Tic. A.Ş. lehine yapılan teminat mektubu ödemeleri: Birinci başvurucu ve diğer bir sanığın, 17/12/1999 (iki defa), 18/1/2000 ve 1/11/2000 tarihlerinde olmak üzere, teminat mektubunu bir kez yerine dört kez ödedikleri; - (Suçlama “c”) T. İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin hesabındaki usulsüzlükler: 22/3/2000-5/4/2000 tarihleri arasında, 10/7/2000, 8/8/2000 ve 10/10/2000 tarihlerinde, çeşitli miktarların firmanın iradesi dışında başka hesaplara aktarılarak zimmete geçirildiği; 10/7/2000 tarihindeki EFT işlemlerini onaylayan ve denetleyen kişinin sanık G. ve usulsüz işlemlerin temel sorumlusu birinci başvurucu Billur Güzide Balyemez’in olduğu; 8/8/2000 ve 10/10/2000 tarihli transfer işlemlerini sanık B.K.’nin yaptığı ve birinci başvurucunun direktiflerini yerine getirdiği (Mahkeme değerlendirmelerinin sonunda ve hüküm kısmında, birinci başvurucunun işlemlerin yapıldığı tarihte şube merkez müdürü olduğunu belirtmiştir);- (Suçlama “d”) F.-G. A. hesabı ve bağlantılı olarak A. İnşaat Ltd. Şti. hesabında yapılan usulsüzlükler: F.-G. A. hesabındaki 211 TL karşılığı paranın sanık N.’nin kardeşinin hesabına aktarıldığı; A. İnşaat Ltd. Şti.’ye Yönetim Kurulunun onayladığı miktarın üstünde kredi kullandırıldığı, bu şirketin hesabındaki 478 TL’nin birinci başvurucunun kardeşinin hesabına aktarıldığı ve bunun da bir kısmını sanık G. mal edindiğinden; birinci başvurucunun, N. ve G.’nin zimmet suçunu işledikleri (Mahkeme 211 TL’den sanık N.’nin, 478 TL’den kısmen birinci başvurucu ve sanık G.’nin sorumlu olduğunu belirtmiştir); - (Suçlama “e”) CP A.Ş.’nin hesabındaki usulsüzlükler: CP hesabından bir miktar paranın zimmete geçirildiği, fakat daha sonra iade edildiğinden zimmet teşkil etmeyeceği; müşteri Mustafa Oğuz Güner’in yatırdığı paranın birinci başvurucu ve sanık N. tarafından zimmete geçirildiği;- (Suçlama “f”) T. A.Ş. ve K. Demir Çelik A.Ş. hesaplarındaki usulsüzlükler: Sanık N.’nin Kaptan Demir Çelik hesabından 000 USD nakden çektiği, daha sonra bu miktarı iade ettiği; bu miktarın hesapta bulunmadığı dönem için işlemesi gereken faiz gelir kaybını telafi etmek için Teneks A.Ş.’ye birinci başvurucu ve sanık G. tarafından firmanın bilgisi dışında kredi kullandırıldığı, kredi karşılığı tahsil edilen faiz tutarının sanıklar N. ve G. tarafından nakden çekildiği;- (Suçlama “g”) Otomotiv A.Ş. hesabında yapılan usulsüz işlemler: Diğer suçlamaların aksine, Mahkemece birinci başvurucunun bu suçu ne şekilde işlediğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Hüküm kısmında ise bu firmanın hesabından usulsüz işlemler ile 27/3/2002 tarihi itibarıyla 000 TL parayı haksız olarak mal edindiği ve mal edinilmesini sağladığı gerekçesiyle birinci başvurucunun suçlu bulunduğu belirtilmiştir.- (Suçlama “h”) R. İç ve Dış Tic. A.Ş.’ye kredi kullandırılması: İkinci başvurucu Recai Alper Tunga’nın, Yönetim Kurulunca kredi tahsis edilmediği halde yetkisini aşacak biçimde 343 USD krediye onay verdiği;- (Suçlama “i”) P. Ltd. Şti. lehine teminat mektubu verilmesi: Bölge Müdürlüğünün ve Şube Müdürlüğünün olumsuz görüş bildirmesine rağmen firmaya 000 USD’lik teminat mektubunun ikinci başvurucunun talimatıyla verildiği ve Banka kaynaklarını, Bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde başkasının menfaatine kullandırmak suretiyle Bankayı zarara uğrattığı; - (Suçlama “k”) H.K.’ye kullandırılan ferdi kredi: 200 miyar tutarında kredi kullandırıldığı, kredi taksitlerinin hiçbirinin ödenmediği, kredi teklifinde birinci dereceden tesis edileceği belirtilmesine rağmen, söz konusu gayrimenkul üzerinde daha önce tesis edilmiş ipotek ve şerh olması nedeniyle yeterli teminat oluşturmadığından, kredinin zimmet suçunu oluşturduğu; İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 7332/5795 sayılı iddianameye konu eylemlere (suçlamalar “d”, “e” ve “f”) ilişkin İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi önünde süren yargılama aşamasında üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporun, kredinin bedeli, kullandırma tarihi ve ne şekilde kullandırıldığı hususunda maddi tespitlerin yeterli açıklıkta olduğunu; 1251/75 sayılı iddianame bakımından (suçlama “k”) ise dosyadaki bilirkişi raporlarının yeterli açıklıkta maddi tespitlere yer verdiği ve Yargıtayın kararında “gerektiğinde” bilirkişi incelemesi yaptırılmasının ifade edildiğini belirterek, yeniden bilirkişi görüşü alınmasına gerek görmemiştir. Başvurucular, bir önceki temyiz taleplerinde ileri sürdüklerine benzer hususlara ve Yargıtay kararında belirtildiği gibi yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmamasına dayanarak ikinci mahkûmiyet hükmünü de temyiz etmişlerdir. Yargıtay Ceza Dairesi, duruşmalı olarak yaptığı temyiz incelemesinin sonucunda, 26/3/2014 tarih ve E.2013/17552, K.2014/5718 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararının düzelterek onamıştır. Başvurucular, 25/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk Suç tarihinde yürürlükte olan 10/6/1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“ Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirirlerse altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum edilirler. Bu fıkrada gösterilen suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmişse faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç katı kadar ağır para cezası verilir. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur. Zararın kovuşturma yapılmadan önce tamamıyla ödenmiş olması halinde cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/5/2005 tarihli ve E. 2004/11-158, K.2005/58 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:“9- Önem arzeden bir diğer husus;İster TCY.nın isterse 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22/ Maddesi uygulansın, zimmet suçunun her türünde, oluşan gerçek zararın rakamsal olarak tespiti gerekliliğidir.Bu gereklilik, kredilendirmelerden kaynaklanan zimmet türlerinin, kendine mahsus özelliği itibarıyla farklı ve kapsamlı bir saptamayı zorunlu kılmaktadır.Bankanın, kredilendirmedeki usulsüz işlemlerinden kaynaklanan zimmet türleri, karşılık olarak alınan ipotek değerlerinin yetersizliği ile ortaya çıkacağından, öncelikle ve kesin biçimde ipotekli taşınmazların, kredi tahsis zamanındaki gerçek satış değerlerinin belirlenmesi zarureti vardır.Bu belirlemede, ipotekli taşınmazın kredi tahsis tarihindeki satış bedeli açıklıkla saptanmalı, aynı taşınmaza önceden ve farklı nedenlerle konulan ipoteklerin değerleri indirilmeli, arta kalan değerin krediyi ne ölçüde karşıladığı ve depasmanlı kredilendirmelerin teminata bağlanıp bağlanmadığı belirlenmelidir. İpoteğin krediyi karşılıyor olması durumunda zimmet suçunun oluşmayacağı kabul edilmeli, karşılamayan miktarın zimmet teşkil edeceğinden hareketle fiile vasıf verilmeli, haklarında kamu davası açılsın ya da açılmasın bu işlemin banka yönetiminin zimmet sorumluluğu kapsamında olduğu gerçeğinden hareketle eylemler yorumlanmalı ve yargılaması sürdürülen sanıkların her bir kredilendirmedeki sorumluluğu somutlaştırılmalı, konumlarına ve etkinliklerine göre zimmet suçunun asli faillerini azmettiren veya bu fiillere asli ya da feri düzeyde iştirak eden olduklarının kabulüyle değerlendirme yapılmalıdır. Soruşturma öncesinde kendiliğinden ve iyiniyetle yapılan ödemelerin zimmet suçu ödemesi olmadığı benimsenerek zarar hesabına dahil edilmemesi sağlanmalı, soruşturmadan sonra yapılan ve ipotekle karşılan¬mayan değerlere ilişkin bulunan ödemelerin ise zimmet suçu ödemesi olduğu kabul edilmelidir.”