8. Hukuk Dairesi 2016/1401 E. , 2016/2428 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin ile ... aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.05.2015 gün ve 907/382 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 120 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 192,78 m2'l…
**8. Hukuk Dairesi 2016/1401 E. , 2016/2428 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin ile ... aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.05.2015 gün ve 907/382 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 120 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 192,78 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını açıklayarak bu kısmın tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu 120 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, 3 jeoloji mühendisi bilirkişi ve 1 fen bilirkişi ile dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmış, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisinin içinde (deniz tarafında) kaldığı belirtilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin çakışıp çakışmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmadığı gibi, keşifte açılan gözlem çukurları ve keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi de krokide gösterilmemiştir. Denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Diğer yandan, ...nin de tarafı olduğu bir ilam ile taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil ettiği benimsenerek bir tescil hükmü kurulur ve taşınmaz hakkında bir sicil kaydı tesis edilirse, artık bu kararın ...yi bağlamayacağından söz edilemez. Ayrıca, kesin delilin de aynen kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı tartışmasızdır. Somut olayda; dava konusu taşınmazın tapu kaydının, 331 parsel sayılı taşınmazdan ifrazıyla 27.06.1969 tarihinde oluştuğu, 331 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ise ...nin de tarafı olduğu ...Tapulama Hakimliğinin 08.11.1967 tarih 963/226 esas 967/127 karar sayılı ilamıyla oluştuğu anlaşılmaktadır. Anılan ilamın eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediğinin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.