11. Ceza Dairesi 2021/20714 E. , 2023/5665 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/121 E., 2015/178 K. HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihind…
**11. Ceza Dairesi 2021/20714 E. , 2023/5665 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/121 E., 2015/178 K. HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/121 Esas, 2015/178 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendi, 52 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca, ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis ve 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafinin, temyiz istemi, müvekkilinin yaptığı işlerde bu eylemden bağımsız olarak da ödemelerinin çoğunu elden yaptığına, buna ilişkin deliller sunduklarına, ortada sahte olmayan bir senedin bulunduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğinine, diğer sanığın vekaleti bulunduğuna, kötü niyetli olunsa idi 1,5 buçuk yıl beklemeden icra işleminin yapılabileceğine, eksik incelme ile karar verildiğine, Sanık ... müdafinin, temyiz istemi, senet tarihinde müvekkilinin genel vekaletnamesinin bulunduğuna, mağdurenin vasisi ya da kısıtlı olmadığına, kötü niyetli olsa idi genel vekaletname ile tüm malları satabileceğine, diğer torunu olan Alpaslan Hamursuz'un da daireler sattığına ancak sorun olmadığını ve şikayet edilmediğine, mağdureye kendisinin baktığına, mağdure hayatta iken yapılan işlemdeki borcu kabul ettiğine, atanan avukatın müşavire çektiği ihtarnamede açıkça bu durumun anlatıldığına, mağdurenin dosyanın katılanı olan ...'ü şikâyet de ettiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, atılı suçu işlemediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık ... ile katılan ... arasında mağdur ...'un mallarının idare edilmesi hususunda ortaya çıkan sorunlar nedeniyle, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde sanık ...'nin anneannesi olan mağdur ...'u borçlu, kendisini kefil ve sanık ...'ın da alacaklı olduğu senedi düzenleyerek ve okuma yazması olmayan mağdur ...'ya parmak bastırarak icraya koymaları biçimindeki eylemleri nedeniyle haklarında kamu davası açılmıştır. 2. Sanıklar, senedin gerçek olduğunu, Hasan'a satılan gayrimenkulun peşinatı olarak Hasan tarafından verilen 300 bin TL'nin teminatı olarak düzenlendiğini, satışın adi satım sözleşmesi ile gerçekleştirildiğini, devrin gerçekleşmemesi üzerine icraya konulduğunu, sanık ...'nin mağdurun tüm işlemlerinin yapmasını içeren genel bir vekaletnamesinin bulunduğunu, buna istinaden bu işlemin yapıldığını, hatta işlemlerden doğrudan ...'un da bilgisinin bulunduğunu, bu durumun mağdurun avukatının kanuni müşavire çektiği ihtarnamede belirtildiğini, dava sırasında vefat eden mağdurun bakımının sanık ...' tarafından yapıldığını, vekaletname yanında bir süre kanuni müşaviri olarak atandığını, kötü niyeti olsa elinde bulunan genel vekalet ile her türlü tasarrufta bulunabileceğini, sanık ...'ın varlıklı bir galerici olduğunu, iş hayatında bir çok alımını bankayı aracı kullanmadan yaptığını, beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmedikleri anlaşılmıştır. 3. Katılanların, mağdurun yaşlı olduğunu, bir çok gelirinin bulunduğunu, gayrimenkulunu satmaya ihtiyacının bulunmadığını, kandırılarak parmak izinin alındığını beyan ettikleri, eldeki davayı ilgilendiren hukuk davalarının bu dosya ile irtibatlı kısımlarının örneklerinin, 240 bin TL bedelli bir alacak ile ilgili sanık ...'nin tanık olduğu, mağdurun yine mağdur olduğu dosyanın gerekçeli kararının, ihtarname başlıklı belgenin, senet fotokopisinin, vekaletname örneğinin, adi gayrimenkul satış sözleşmesinin dosya arasına alındığı, senet metninde yer alan parmak izi ile ilgili bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmıştır. 4. Mahkeme tarafından sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçları işledikleri kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanık ... yönünden; dosya kapsamına göre sanık ...'nin geniş yetkiler içeren 30.04.2010 tarihli vekaletnamesinin bulunması, yine Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/344 Esas, 2015/42 Karar sayılı dosyasının gerekçeli kararında bahsi geçen 11.03.2009 tarihli vekaletnamenin bulunması, sanık ...'nin eylem tarihinde bu yetkileri kullanma hakkının bulunduğu gibi devam eden yargılama süreçlerinde 09.12.2010-14.11.2011 tarihleri arasında mağdurun kanuni müşaviri olarak atanmış olması, tarihsiz adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesinin dosya arasında yer alması, Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/620 Esas sayılı dosyasının 02.07.2009 tarihli celsedeki mağdur beyanları, mağdurun avukatı olan Hakan Aksoy'un 12.06.2012 tarihli ihtarname içeriğinde mağdurun borcu kabul ettiğini beyan etmesi karşısında, sanıkların irade birliği içerisinde mağdurun haberi olmaksızın parmak izi bastırmak suretiyle oluşturdukları senedi icraya koyduklarına ve suç kastı ile hareket ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması, Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Sanık ... yönünden; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 11.09.2020 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu bulunduğu anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/121 Esas, 2015/178 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii ve sanık ... müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, sanık ... yönünden başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde karar verildi.