Başvuru, mahkûmiyetin usulüne göre alınmış adli bir arama kararı olmadan yapılan aramada ele geçirilen delile dayandırılması ve makul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mahkûmiyetin usulüne göre alınmış adli bir arama kararı olmadan yapılan aramada ele geçirilen delile dayandırılması vemakul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvurucu Suat Keser (S.K.) 18/2/2016 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucunun eşi Zeynep Keser, kendisi ve velayeten çocukları Ece Bade Keser ve Ege Suat Keser adına 28/12/2016 tarihinde kayda giren dilekçeyle başvuruya devam etmek istediğini bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğüne yapılan bir ihbar üzerine Eyüp Sulh Ceza Mahkemesinin 18/8/2005 tarihli kararına dayalı olarak müteveffa S.K.nın işyerinde arama yapılmıştır. Arama ve teslim tutanağına göre bandrolsüz olduğu tespit edilen 45 adet VCD film ve 2300 adet CD Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca emanete alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2005 tarihli iddianamesi ile S.K. hakkında 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na aykırılık (bandrolsüz kopya eser satışı yapma) suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin (Mahkeme) 29/11/2006 tarihli kararı ile S.K.nın müsnet suçtan adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 2/12/2009 tarihli kararı ile hüküm bozulmuştur. Bozma kararına uyularak devam edilen yargılamada Mahkemenin 19/9/2011 tarihli kararıyla S.K.nın müsnet suçtan 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dava dosyası temyiz aşamasında incelenmekte iken S.K. tarafından 8/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. S.K.nın 18/2/2016 tarihinde vefat etmesi üzerine Mahkeme 4/4/2016 tarihli kararı ile davanın düşürülmesine karar vermiştir. S.K.nın eşi Zeynep Keser, kendisi ve çocukları Ece Bade Keser ve Ege Suat Keser adına bireysel başvuruya devam etmek istediğini bildirmiştir. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Sanığın veya hükümlünün ölümü" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" kenar başlıklı maddesinin (8) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir..."B. Uluslararası Hukuk İlgili Sözleşme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:''Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak, ...makul bir süre içindegörülmesini isteme hakkına sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Ergezen/Türkiye (B. No: 73359/10, 8/4/2014, §§ 27, 28) başvurusunda, başvurucunun AİHM nezdinde başvuruda bulunduktan sonra ölmesi üzerine yakınlarının başvuruya devam etmeyi istemeleri durumu ile başvurudan önce ölen kişi adına doğrudan ölenin yakınları tarafından AİHM'e başvuruda bulunma durumunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir (benzer yöndeki karar için bkz. Valentin Câmpeanu Adına Hukuki Kaynaklar Merkezi/Romanya [BD], B. No: 47848/08, 17/7/2014, § 97). AİHM ilke olarak asıl başvurucu tarafından ölmeden önce yapılan bir başvurunun ölenin yakınları tarafından takip edilebilmesi için bunların başvurunun devamında yeterli menfaatlerinin olması gerektiğini belirtmektedir (Hristozov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 47039/11 ve 358/12, 13/11/2012, § 71; Valentin Câmpeanu Adına Hukuki Kaynaklar Merkezi/Romanya, § 97). Çünkü bu durumda asıl başvurucu kişisel tercihini kullanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (Sözleşme) doğan haklarının ihlal edildiği yönünde ölmeden önce bizzat başvuruda bulunmuştur (Ergezen/Türkiye, § 29). AİHM'e göre asıl başvurucu tarafından ölmeden önce yapılan bir başvuruda belirleyici husus başvuruya konu hakkın mirasçılara devredilip edilemeyeceği değil başvuruya devam etmek isteyen yakınların bu konuda meşru menfaatlerinin bulunup bulunmadığıdır (Ergezen/Türkiye,§ 29). Ancak AİHM'e göre başvuru karara bağlanmadan önce ölen kişinin başvuruya devam etmek isteyen yakınlarının bulunmaması veya bu türden bir istekte bulunan kişilerin başvurucunun mirasçısı ya da yeterince yakın akrabası olmaması yahut ölenin yakınlarının başvurunun devamında meşru bir menfaatlerinin bulunduğunu ortaya koyamaması hâlinde düşme kararı verilebilir (benzer yönde bir karar için bkz. Leger/Fransa [BD], B. No: 19324/02, 30/3/2009, § 50). AncakSözleşme'nin uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir (benzer yönde bir karar için bkz. Karner/Avusturya, B. No: 40016/98, 24/7/2003 §§ 25-28). AİHM Ergezen/Türkiye başvurusunda, başvuruda bulunduktan sonra vefat eden başvurucunun yakınlarının başvuruya devam etme isteklerini, ellerindeki belgelere göre yeterli menfaatleri bulunduğu gerekçesiyle kabul etmiş ve yargılamanın makul süreyi aştığı sonucuna ulaşarak Sözleşme'nin maddesinin fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.