3. Ceza Dairesi 2021/4150 E. , 2024/14733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1742 E., 2020/312 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/326 E, 2019/257 K. SUÇ : Anayasayı ihlal, Silahlı terör örgütüne üye olma, Suçluyu Kayırma, HÜKÜM :A) Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan; 1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında; CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat, 2-S
**3. Ceza Dairesi 2021/4150 E. , 2024/14733 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1742 E., 2020/312 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/326 E, 2019/257 K. SUÇ : Anayasayı ihlal, Silahlı terör örgütüne üye olma, Suçluyu Kayırma, HÜKÜM :A) Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan; 1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında; CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat, 2-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında; CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca beraat, 3-Sanık ... hakkında TCK'nin 30 ve CMK'nın 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 4-Sanık ... hakkında; TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet B) Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat, 2-Sanık ... hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, 3-Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 58/9, 53, 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet 4-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet, 5-Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet, C) Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden; 1-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca beraat, 2-Sanık ... hakkında CMK'nin 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, D) Birleşen davalar bakımından ..., ..., ... ve ... ile ilgili olarak CMK'nın 223/7 maddesi uyarınca davaların reddi, E) Sanık ... hakkında; TCK'nın 283/1, 62, 53, 63, CMK'nın 231/5 inci maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması,Kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Ret, Onama, Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme isteminin 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunu'n 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Sanık ... hakkında suçluyu kayırma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı temyiz yasa yoluna tabi olmadığından incelenmeksizin İADESİNE, Silahlı terör örgütüne üye olma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından davaya katılma hakkı bulunmayan katılan Cumhurbaşkanlığı vekilinin; anayasayı ihlal, silahlı terör örgütüne üye olma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan davaya katılma hakkı bulunmayan Milli Savunma Bakanlığı vekilinin; dosyada herhangi bir suçtan katılma hakkı bulunmayan Ösym Başkanlığı vekilinin ilgili hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından CMK'nın 296 ncı maddesi uyarınca temyiz taleplerinin REDDİNE; İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında anayasayı ihlal ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından "ceza verilmesine yer olmadığına" dair kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan, temyiz taleplerinin 5271 sayılı CMK’nın 298 inci maddesi uyarınca REDDİNE, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, anayasayı ihlal suçundan katılan sıfatına haiz Cumhurbaşkanlığı vekilinin, sanıklar müdafiileri ile sanık ..., ..., ..., ..., ...'nin temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; ... dışındaki sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararlarına yönelik bir temyiz talebi bulunmadığı anlaşıldığından bu sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararları temyiz kapsamı dışında bırakılmıştır. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 Esas 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde (faillerle birlikte) fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasası'nın 137/2 nci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/3 üncü maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olayda; Gölcük Donanma Üssünde Meydana Gelen Olaylar: Gölcük Donanma Üssünde darbe teşebbüsüne yönelik faaliyetlerin başlangıcını Ankara Akıncı Üssünde bulunan ...’ın saat 20:29 itibariyle Donanma Üs Komutanı ...’i araması ve darbe teşebbüsü için gece 03:00 itibariyle belirlenen harekete geçme saatinin öne alındığını bildirmesiyle başladığı anlaşılmıştır. Telefonla tâlimat alan ... darbe teşebbüsünün amaçları doğrultusunda Donanma Üssünün kontrolünü ele almak ve önceden yapılan plan doğrultusunda Harp Filo Komutanı ile Donanma Kurmay Başkanını usulsüz derdest etmek amacıyla ekibini toplamaya başlamıştır. Ardından harekete geçerek Güvenlik Tabur Komutanlığı nöbetçi astsubayını dâhili hattan telefonla aramış ve “benim hâricimde Donanma Komutanı ve Donanma Kurmay Başkanı dâhil Kara Hazır Kıtasını kim isterse emrini dinlemeyeceksin” diyerek telefonu kapatmıştır. Donanma Karargah binasına giderek nöbetçi âmirine “Donanma Komutanı bölge dışında, emir-komuta bende, ben Donanma Komutanıyım, hiç kimse Donanma Komutanı ve Donanma Kurmay Başkanı dahil Karargah’a kimse girmeyecek, giriş-çıkış yapılmayacak, kontrol altına al ve emniyeti sağla, Karargah askerlerinden 20 tane teçhizatlı asker ile Karargah binasını koru ve kontrol altında tut” demiştir. Önce Donanma Kurmay Başkanının bulunduğu Tepe Lojmanlarına giderek müşteki Yalçın Payal’i isteği dışında araca bindirip Merkez Komutanlığına götürerek önceden hazırlanan nezarethaneye kapatmış, sonra olumsuz birtakım gelişmeleri duyup Harp Filo Karargahına gelmiş olan Harp Filo Komutanı ...’ı bulunduğu Karargah binasından zorla Merkez Komutanlığına getirerek hürriyetini kısıtlamıştır. Gözaltına alınan müşteki amirallerin bir an önce İstanbul Maltepe Askeri Cezaevine gönderilmesi yönündeki tâlimat uyarınca ... bu sevk işlemi için yeteri kadar askerle birlikte araç hazırlanması ve askerlerin silahlandırılmasını istemiştir. Bu sevk işlemi için ... plakalı ... marka Askeri Cezaevi Tutuklu Sevk Aracı ile bu araca eskortluk yapacak olan ... plaka sayılı ... marka Jeep model araç hazırlanmış, tutuklu sevk aracını kullanacak şoför bulunamaması nedeniyle bu aracı kullanmaya ehliyetli tek şoför durumunda bulunan uzman Çavuş sanık ... evine telefon edilerek çağrılmıştır. Sanık ... birliğe geldiğinde garajdan çıkartılan sevk aracı Merkez Komutanlığı arka kapısına getirtilmiş durumdadır. Gerekli hazırlıkların tamamlandığını gören ...’in talimatıyla müşteki amiraller yine istekleri dışında Merkez Komutanlığından çıkartılarak cezaevi nakil aracına bindirilmişler ve önünde bir eskort araç ile birlikte saat 00:42 itibariyle Maltepe Askeri Cezaevine gitmek üzere Donanma Üssünden gönderilmişlerdir. Araçlar seyir hâlinde iken Gebze İlçesi D-100 Karayolu İstanbul istikameti ... önü mevkiine gelindiğinde Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile toplanan vatandaşlar tarafından yolun kapatılması üzerine, saat 02.00 sıralarında usulsüz sevk işlemi yapan araçlar durdurularak müştekiler kurtarılmıştır. Gölcük Donanma Komutanlığı Merkez Komutanlığında uzman çavuş rütbesiyle şoför olarak görevli sanık ...’nin, darbeye teşebbüs eden sanıklarla önceden fikir birliğine vararak atılı eylemleri gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği gibi aksine sanık savunması ve alınan tüm beyanlarda, başlangıçta olay gecesi sanığın evinde bulunduğu, ülke genelinde meydana gelen gelişmelerden kısmen haberdar olsa bile Donanma Üssünde yaşanan olaylardan bilgisinin olmadığı, müşteki amirallerin sevki ile ilgili kanunsuz emir geldiğinde E sınıfı ehliyet gerektiren sevk aracını kullanma yeterliliğine sahip ehliyetli başka şoför bulunmadığından Harun İlaslan’ın talimatıyla evinden acilen çağrıldığı, saat 00:15 – 00:30 sıralarında birliğe geldikten sonra daha neler olduğunu anlayamadan önceden hazırlanmış bir görev yazısıyla müşteki amiralleri taşıyan araçların saat 00:42 sıralarında Merkez Komutanlığından ayrıldığı, müşteki amiraller ile araç sürücüsü sanık ... arasında herhangi bir görüşme yaşanmadığı, sevk aracının sürücüsünün bulunduğu ön kabini ile müşteki amirallerin tutulduğu arka kabinini ayıran bir bölmenin yer aldığı, kanunsuz iş yaptıkları yönündeki müştekilerin araç içersindekilere uyarılarının sürücü sanık tarafından duyulmaması ihtimal dahilinde olsa bile sanık savunmasında sevki yapılan tutukluların Harp Filo Komutanı ile Donanma Kurmay Başkanı olduklarını bilmediğine yönelik savunmasının inandırıcı kabul edilemeyeceği, zira yolculuğun saat 00:42 sıralarında Merkez Komutanlığından başlayıp saat 02:00 dolayında Gebze ... mevkiinde sonu bulduğu, bu süreç içersinde yolda müşteki ...’ın tuvalet ihtiyacı nedeniyle Osmangazi Köprüsünü geçtikten sonra aracın kısa bir süre durduğu, akabinde seyir halindeyken Dilovası İlçe Emniyet Müdürü ...’ün kendi bulunduğu makam aracıyla tutuklu sevk aracını tâkip ederken bir süre bu araçlara durmaları yönünde uyarılarının olduğu, neticede olay gecesinin olağanüstü şartlarına özgü gelişen durumlar karşısında şoför sanık ...’nin rütbesi, eğitimi, mesleki bilgi ve deneyimi ile olayın gelişim biçimi ölçüsünde eylemlerinin bir haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düştüğü anlaşılmış olmakla bundan yararlandırılması gerektiği kanaatine varılmış ve atılı suçlardan dolayı hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmiş bulunulmaktadır. Sanık ... hakkında aynı zamanda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş olup, iddianame kapsamında kendisine yöneltilen suçlama ve iddiaların ileri sürülüş biçimine göre yüklenen eylemi tutuklu sevk aracını kullanmaktan ibaret olduğundan bunun dışında silahlı terör örgütünün hiyerarşisinde yer alıp organik bağ kurduğuna, örgüt içersinde sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyetleri olduğuna ilişkin soyut iddia dışında mahkumiyetini gerektirir kesin ve inandırıcı delilleri elde edilemediğinden bu suçtan ise beraatine ilişkin karar verilmiştir. Gölcük Donanma Üs’sünün Poyraz Limanının karada kalan kısımları dâhil fiziki güvenliğinin Güvenlik Tabur Komutanlığınca sağlandığı, Güvenlik Tabur Komutanı Binbaşı ...’ün 15 Temmuz 2016 günü itibariyle yıllık izinli olması nedeniyle yokluğunda bu görevin sanık yüzbaşı ... tarafından vekâleten yürütüldüğü, sanık yüzbaşı ...’in de Güvenlik Tabur Komutanlığı 3. Güvenlik Bölük Komutanı olarak görev yaptığı ve aynı zamanda Güvenlik Koordinasyon Âmirliği görevine de vekâleten baktığı, ...’ın Üs Savunma Harekât Merkezi Âmiri sıfatıyla albay rütbesinde görev yaptığı, sanıklar ... ile ...’ün Güvenlik Tabur Komutanlığında astsubay olarak görev yaptıkları, sanık ...’in o gece itibariyle Kara Hazır Kıtası nöbetçi astsubayı olması sebebiyle Üs içerisinde bulunduğu, Üs Komutanı ... tarafından darbenin amaçları doğrultusunda Üs içersinde kontrolü ele almak amacıyla Üs giriş kapılarında faraziye (eğitim amaçlı tatbikat) yapılacağı tâlimatı verildiği, bu gelişme karşısında Üs dışında bulunan sanıklar ..., ... ile ...’ün de birliğe geldikleri, saat 22:40 sıralarında alarm durumunun turuncu seviyeye yükseltildiğinin anons edildiği, bunun üzerine Üs kapılarındaki tedbirlerin artırıldığı, tel çekme işlemi yapıldığı, içeriye sadece askeri personel kimliği olanların alındığı, bu gelişme sonrası nöbetçi astsubayı ... tarafından güvenlik amaçlı kara hazır kıta tim komutanlarının birliğe çağrıldığı, 4 tane hazır kıta timi teşkil edildiği, 1. timin başında astsubay ..., 2. timin başında astsubay ..., 3. hazır kıta timinin başında astsubay Sezgin Kılınç ve 4. hazır kıta timinin başında astsubay ... olmak üzere 6’şar kişiden oluşan bu hazır kıta timlerinin tamamına askeri teçhizat aldırıldığı, ihtiyaç duyulan kapı ya da mevkiye yönlendirilmek üzere bekledikleri; bu esnada ülke genelinde darbeci teröristler tarafından kullanılan savaş uçaklarının saat 22.05 civarında alçaktan uçuş yapmaya başlaması, saat 22.10 civarında bir grup asker tarafından Boğaziçi Köprüsü’nün tanklarla tek yönlü olarak trafiğe kapatılması, aynı sıralarda Türkiye genelinde birçok kamu binası önünde asker ve polisin karşı karşıya gelmeye başlaması, Ankara'da MİT binası ve Genelkurmay Başkanlığı Karargâhına helikopterden ateş açılması, saat 22.35 sıralarında Atatürk Havalimanı’na askerlerin tanklarla gelmeleri ve kontrol kulesine girmeleri, saat 23.10 sıralarında Başbakan ...'ın olayları "kalkışma" olarak niteleyen açıklama yaparak Türk ordusu içerisindeki bir grubun darbe girişiminde bulunduğunu duyurması, saat 23.50 sıralarında TRT merkezi başta olmak üzere Ankara'nın dört bir yanından güçlü patlama sesleri gelmesiyle iyice belirginleşen darbe girişimine tepki amacıyla vatandaşların sokaklara dökülmeye başladığı, 16 Temmuz 2016 günü saat 00.15 sıralarında darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi bir kısım darbeci askerlerin TRT binasını basarak bir spikere bildiri adı altında açıklama okuttukları, saat 00:37 sıralarında Cumhurbaşkanı ...’ın facetime üzerinden ... kanalına demeç verdiği, darbe girişimini “silahlı güçler içerisindeki küçük bir azınlığın kalkışması” olarak nitelendirdiği, vatandaşlardan hükümete destek için sokağa/meydanlara çıkmalarını istediği; Gölcük Donanma Üs’sü kapılarındaki yoğunluk ve hareketliliğin bir süre daha devam ettiği, saat 00.30 sıralarında alarm seviyesinin “kırmızı” ya yükseltilmesiyle Üs kapılarının araç ve yaya giriş ve çıkışına tamamen kapatıldığı, bu sıralarda artık Gölcük halkının da sokaklara çıkmaya başladığı, vatandaşların büyük oranda Kapı-2 (Merkez Komutanlığı ve Jandarma Komutanlığı yanındaki kapı) karşısındaki Anıtpark (Çınarlıpark)’ta toplandığı, toplanan kalabalığın terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişimini en güçlü biçimde protesto etmek, demokratik tepkilerini göstermek ve gerekirse engellemek için en yakın askeri birlik olan Donanma Komutanlığındaki Merkez Kapıya doğru yöneldikleri, vatandaşlar ile Donanma Komutanlığı giriş kapısı arasında polis görevlileri tarafından koridor oluşturulmaya çalışıldığı, üzerlerinde Türk bayrağı bulunan bir grup vatandaşın Donanma Komutanlığının demir korkuluklarına çıkarak tekbir getirdikleri, gelen sivil halk grubunu yönlendirdikleri, bu durumun ÜSHM’ne bildirilmesi ve kameralarca tespiti üzerine 1 ve 2 no’lu hazır kıta timlerinin 15’er dakika arayla Merkez Kapı’ya sevk edildiği, ...’nin başında olduğu timin ikinci gönderilen tim olduğu, gittiklerinde biraz daha geride Merkez Komutanlığı yanında bekledikleri, müşteki amirallerin cezaevi nakil aracıyla Merkez Komutanlığından gönderilmesi sonrasında ...’in saat 00.45 civarı Kapı önünde halkın toplandığını ve sloganlar attığını görünce binadan ayrılıp hemen yanındaki Kapı-2’ye geldiği, çelik yelek giydiği, “darbeciler buraya saldıracak, tanklarla saldıracaklar, burası bizim kalemiz, kalemizi koruyacağız, asla teslim etmeyeceğiz, kanımızın son damlasına kadar savaşacağız, emir komuta bende, buradan asla kimse girmeyecek” şeklinde bağırdığı, merkez kapıda Güvenlik Taburunda görevli diğer uzman çavuşlar ve hazır kıta askerleri de olduğu halde kalabalık bir asker grubunun bulunduğu, ...’in tâlimat vererek kapıya jiletli tel çektirdiği, askere silah dağıtılmasını istediği, Güvenlik Taburundan gelen askerleri tel ve bariyerlerin önüne dizdiği, slogan atan vatandaşlara karşılık bu taraftan da askerleri yönlendirerek sloganla karşılık verdiği, ...’in elinde silah olduğu halde birkaç uzman çavuşla kapının ön tarafına kadar giderek vatandaşlar ve görevlilerle sözlü tartışmaya girdiği, Gölcük İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yapan ve personeliyle bölgenin emniyet altına alınmasına çalışan ... ...’e silahını doğrultarak “buradan git, yoksa seni vururum” dediği, silahlı askerlere halkın tepkisini artırması üzerine emniyet güçleri ve vatandaşların direncinin kırılması için ...’in elini yukarı kaldırarak ateş emri verdiği, o ve sanık uzman çavuşlarla birlikte bazı uzman çavuşların ellerindeki silahlarla havaya doğru çok sayıda ateş ettikleri, güvenlik kuvvetlerinin araya girerek askeri personelin önüne geçtikleri ve sakin olmaları yönünde ikaz ettikleri, yoğun bir şekilde silah atışı yapılmasına başlanması ile birlikte Donanma Komutanlığı önünde bulunan vatandaşın korku ve panik içerisinde sağa sola kaçmaya başladığı, vatandaşın askeri protesto ettiği ve yuhaladığı, görevli polislerin ateş açmamalarını söylemesi ve işlerin göründüğü sadece üs güvenliği ile ilgili olmadığını ve çığrından çıktığını gören astsubay sanık ...’ün “ateş kes” tâlimatıyla ateşin kesildiği; Gölcük Donanma Komutanlığı Ana Giriş Kapısı önünde meydana gelen olaylar ile ilgili tutanağında yazılı olduğu üzere vatandaş grubu içerisinden bazı kimselerin giriş kapısına doğru yöneldikleri ancak güvenlik kuvvetlerinin vatandaşların asker ile direkt temasa geçmesini engelleme, koridoru ihlal etmek isteyen vatandaşları önlemeye yönelik görevli polislerin sürekli vatandaşları ikaz ettiği, askeri bölgeye girmemelerini söyledikleri, sağduyulu olmaya çağırdıkları, vatandaşlar içerisinde “Vatanımızı milletimizi seviyoruz, böyle yapılır mı, bunlar kim, burası askeri birlik, bunlar kime ateş açıyor, halk burada” şeklindeki konuşmaların duyulduğu, kalabalık grubun “Ya Allah bismillah Allah’u Ekber” şeklinde bağırmaya devam ettikleri, ... ve ... tarafından askerlerin geriye araç giriş kontrol noktasına kadar çekildikleri, burada Türk bayrağı açtıkları, minârelerden yükselen ezân ve salâ sesleri duyulunca ... tarafından askerlere diz çöktürüldüğü, ...’in toplanan askerlere önce “Atatürk’ün askerleriyiz, vur yetkimiz var, girmeye çalışan olursa vurun, bu Üs’sü kimseye vermeyeceğiz…” gibi hamâset ve motive içerikli bir kısım konuşmalar yaptığı, daha sonra “vatan sana canım feda, vatan millet el ele, şehitler ölmez vatan bölünmez, ya istiklâl ya ölüm” şeklinde ve buna benzer sloganlar attırdığı, kısa süren bu konuşması esnasında sanık ...’nin kendisine bu eylemleri sorgular tarzda “Donanma Komutanımız ile bir irtibatınız var mı?” şeklindeki sorusuna sanık ...’in “sen kimsin” diye karşılık verip, kara hazır kıtasında astsubay olduğunu öğrendikten sonra elini silahına atarak “sen zaten Donanma Komutanı olsa da benden emir almayacak mısın seni vururum” diye söylediği, ...’in olay yerine MG3 silahı getirilerek kurulmasını istediği, “buraya MG3 getirin girebilecek bir Allah’ın kulu varsa o zaman girsin” dediği, MG3 getirilmeyince halkın içinde hainler olduğunu söyleyerek Üs’se girmek isteyen olursa önce havaya sonra yere sonra da hedef gözetmeksizin gelenlere ateş edilmesi emrini verdiği, sanık ...’in ise buna karşılık Merkez Kapıya gerektiğinde kullanmak ve vatandaşları püskürtmek amacıyla itfaiye aracı getirtilmesini teklif ettiği, askerlerin bu tür davranışları ve emniyet görevlilerinin de çabasıyla kapı önündeki vatandaşların sâkinleşmeye başladığı, ortamın nispeten yatıştığı, bir kısmının kapı önünden uzaklaştığı, bir kısım vatandaşın daha sonra Üs’sün diğer kapıları olan Yuvaya Dönüş Heykelinin bulunduğu Kapı-1, Değirmendere sahiline açılan ve yüzbaşılar kapı da denilen Kapı-4 ve ... Kapı önüne gittikleri, 01.00 – 03.00 arası saatlerde başta Merkez Kapı olmak üzere ... Kapı, ... Kapı (Kapı-5), Yüzbaşılar Kapı gibi Üs giriş-çıkış kapı önlerinin belediye otobüsü, kamyon ve iş makinesi gibi araçlarla çevrildiği, böylece kapılarda ...’in gece boyunca değişik kapılara kontrol amaçlı gelip gitmesi dışında yargılaması yapılan sanıkların durumunu etkileyebilecek kayda değer başka bir olayın yaşanmadığı, bu olaylar esnasında diğer sanık ...’ün ise bir süre Üs giriş kapılarının kontrolünü yapıp daha sonra ÜSHM’ne (Üs Savunma Harekât Merkezi) geçtiği, sanıklar ... ile ...’ün ilerleyen zaman diliminde yaşanan olayların ülke genelindeki darbe teşebbüsüyle bağlantılı olduğu kanaatine varıp o an Üs’te bulunmayan Donanma Karargah Destek Kıtalar Komutanı Albay ... ve Güvenlik Tabur Komutanı Binbaşı ... ile irtibata geçtiklerini beyan ettikleri, ... ile ... mahkemece tanık olarak dinlendiklerinde, bu sanıkların olay gecesi kendileriyle irtibatlı olduklarını, Gölcük Kaymakamı, Gölcük C. Başsavcısı, İlçe Emniyet Müdürü ve diğer yetkililer tarafından oluşturulan ve Donanma Üs’sünde meydana gelen olaylara yönelik alınacak tedbirler kapsamında bir nevi kriz masası mahiyetindeki heyetin ve kendilerinin verdikleri talimatlara uyduklarını beyan ettikleri, dolayısıyla sanıklar ... ile ...’ün darbecilerle önceden fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gibi olay sırasındaki faaliyetlerini ve almış oldukları tedbirleri kalkışmanın amaçları doğrultusunda yerine getirdikleri, usulsüz gözaltı işlemlerine aktif iştirak ettikleri yönünde de cezalandırılmalarına yeterli kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği anlaşılmış olmakla, ... ile ...'ün Anayasayı İhlal suçundan ve sanık ...’in ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekmiştir. Bunun dışında sanıklar ... ile ... hakkında aynı zamanda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan da cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmış ise de, adı geçen sanıkların olay gecesi Üs içerisindeki şüpheli görülen birtakım hareketleri dışında öncesinde de silahlı terör örgütünün hiyerarşisinde yer alıp organik bağ kurduğuna, örgüt içersinde sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyetleri olduğuna ilişkin soyut iddia dışında mahkumiyetlerini gerektirir kesin ve inandırıcı delilleri elde edilemediğinden bu suçtan da beraatlerine ilişkin karar verilmiştir. Olay gecesi Güvenlik Tabur Komutanlığı hazır kıta nöbetçi astsubayları olan ve tim komutanı olarak görev yapan sanıklar ... ile ...’nin bu görevleri kapsamında öncelikle Üssün güvenliğini sağlama bilinç ve iradesiyle hareket ettikleri, darbeye yönelik ...’in hain emellerini bilmedikleri, Merkez Kapıda askerler ile halkın karşı karşıya geldiği bir ortamda Üs Komutanı ...’in toplanan vatandaşlara ve emniyet görevlilerine yönelik ateşli silahla karşı koyması ve birlik emniyet planıyla bağdaşmayan aşırı davranışlarda bulunması üzerine havaya ateş açan askerlere sanık ...’ün ateşkes emri verdiğinin tespit edildiği, ardından sanık ...’nin de yaşanan bu olumsuz olaylardan Donanma Komutanının haberi olup olmadığını sorarak ...’e tepki gösterdiği, kapı bölgesinde yaşanan bu lokal hadise dışında sanıklar ... ile ...’in Üs Komutanı Tuğamiral ... tarafından verilen başkaca herhangi bir kanunsuz emri yerine getirdiklerine ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi bu yönde bir delil elde edilemediği, dolayısıyla iddia, savunma, alınan tanık beyanları, olayla ilgili düzenlenen tutanaklar ve yapılan yargılaması sonucuna göre sanıklar ... ile ...’nin üzerlerine yüklenen anayasayı ihlal suçunu işlemedikleri yönünde ilk derece mahkemesince vicdani kanaat edinildiğinden ayrı ayrı beraatlerine ilişkin karar verilmiştir. Sanık ... hakkında aynı zamanda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş olup, iddianame kapsamında kendisine yöneltilen suçlama ve iddiaların ileri sürülüş biçimine göre yüklenen eylemi, olay gecesi Donanma Üssü içersindeki faaliyetlerden ibaret olduğundan bunun dışında silahlı terör örgütünün hiyerarşisinde yer alıp önceden organik bağ kurduğuna, örgüt içersinde sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyetleri olduğuna ilişkin soyut iddia dışında mahkumiyetini gerektirir kesin ve inandırıcı delilleri elde edilemediğinden bu suçtan da beraatine ilişkin karar verilmiştir. Diğer taraftan sanık ... hakkında da FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi için açılan kamu davası bulunmakla, düzenlenen iddianamesinde sanık ... için bu suça dayanak olacak biçimde ayrıca silahlı terör örgütünün TSK Deniz Kuvvetleri Mahrem Yapılanmasında görevli olduğu ve ... kod adını kullandığı iddiasıyla hakkında soruşturma yapılan ... ile HTS irtibatı bulunduğu iddialarına karşılık, sanığın savunmasında başından beri ısrarlı ve tutarlı biçimde ... isimli bu kişiyi 2004 yılında askeri okul sınavlarına girmeden önce tanıdığını, her ikisinin babasının da ...’da çalışması nedeniyle Balıkesir ilinde girecekleri sınav öncesinde aynı kurum misafirhanesinde yer ayırtmaları nedeniyle tanıştıklarını, ...’un girdiği o yılki sınavı kazanamadığını, sonrasında kendisiyle yaklaşık 10 yıl boyunca hiç yüz yüze gelmediklerini, 2015 yılında kendisi Kocaeli bölgesine atanınca onun da burada ikameti sebebiyle karşılıklı ailecek 1 - 2 kez gidip geldiklerini, onun örgütle olan bağlantısını bilmediğini beyan etmesi ile ...’un da tanık olarak dinlendiğinde bu savunmayı aynen teyit etmesi karşısında, geçmiş yıllara ait aralarında içeriği bilinemeyen ve başka bir delille desteklenmeyen 13 adet HTS görüşme kaydı bulunmasının sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşisinde yer alıp organik bağ kurduğu, örgüt içersinde sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyetleri olduğunu kabul etmeye yeterli bir delil sayılması mümkün görülmediğinden sanık ...’nin de atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraatine karar verilmiştir. 15 Temmuz 2016 tarihinde Gölcük Donanma Üssündeki darbe teşebbüsüne yönelik faaliyetler sadece kara birlikleri ve Üs içerisindeki gelişmelerden ibaret olmayıp darbe teşebbüsünün tüm TSK bünyesinde ve emir komuta zinciri bütünlüğü içersinde yapıldığı izlenimi vermek amacıyla Donanmaya bağlı savaş gemilerinin usulsüz biçimde seyre çıkartıldığı da anlaşılmıştır. Sanık ... Yarbay rütbesinde Kuzey Görev Grup Komutanlığı Harekat Şube Müdürü olarak görev yapmaktadır. Olay gecesi evinde iken Kuzey Görev Grup Görev Komutanı Tuğamiral ...’ın cevapsız çağrısını görmesi üzerine saat 21:37’de ona dönüş yapıp telefonda ...’dan Karargaha gelmesi yönünde çağrı almıştır. Saat 21:50 civarında Üsse geldiğinde Poyraz Limanında yaşanan gemi hareketliliğini görmüş ve ardından karargah binasına giderek firari sanık ... ile görüşmüştür. Bu aşamaya kadar darbe teşebbüsünden önceden haberdar olduğuna ilişkin dosya kapsamında bir bilgi bulunmamaktadır. ...’ın kendisine verdiği limandan kalkan gemilerle ilgili bilgi getirmesi yönündeki talimatını yerine getiren sanık ...’e karargah binasına döndüğünde ...'ın kendilerine hitaben “arkadaşlar, SABKOR durumu var, gemiler 1-2 saate döner, evlere gidebiliriz” şeklinde söylediği, yaklaşık 20 dakika sonra yine ...’ın çağırmasıyla bu defa onun konutuna gittiği ve burada aldığı “sen karargaha git gemileri bekle” şeklindeki emri gereği Karargah binasına gittiği ve burada bekleme dışında gece boyunca sanık ...’in darbe teşebbüsünün amaçları doğrultusunda sonuca katkı sağlayan herhangi bir davranışının tespit edilemediği anlaşılmıştır. Sanığın bu yöndeki savunmaları karargah binasında birlikte bulunduğu ve şu anda halen görevde olan Başçarkçı Yarbay ... tarafından da soruşturma ifadesinde teyit edilmiş bulunmaktadır. Bu duruma göre her ne kadar sanık ... hakkında Anayasayı İhlal suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmış ise de, sanığın darbe teşebbüsünü gerçekleştiren kişilerle önceden fikir ve eylem birliğine vararak hareket ettiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı gibi sanık tarafından yerine getirilen ve darbenin başarıya ulaşmasına ve sonuca katkı sağlayacak bir emir veyahut talimatın da tespit edilemediği, henüz ülke genelinde darbe teşebbüsüne ilişkin gelişmeler ortaya çıkmadan ve Üs’te olanlardan da habersiz ilk çağrıldığında Poyraz Limanındaki kargaşadan dolayı sanığın olayları tam idrak edememiş olabileceği, bu süreçte Poyraz Limanındaki gemilerin büyük bölümünün Marmara Denizinde seyir amacıyla harekete geçtiği, gemilerin seyre çıkartılmasında sanığın bir katkısı görülmediği, sanığın rütbesi, kıdemi, mesleki bilgi ve deneyimi ölçüsünde ilerleyen süreçte yaşanan bu olağanüstü gelişmelerin ülke genelinde ortaya çıkan darbe teşebbüsü eylemleriyle bağlantılı olabileceği hususunda sorgulama yapması beklenebilir ise de, sanığın darbe teşebbüsüne ve sonuca katkı sağlayan aldığı/verdiği bir emir veya tâlimatın tespit edilemediği, karargahta kalıp seyirde bulunan gemilerin dönüşünü beklemesinin görevi düşünüldüğünde makul sayılabileceği kanaatiyle yüklenen Anayasayı ihlal suçundan sanığın delil yetersizliği nedeniyle beraatine ilişkin karar verilmiştir. Sanık ... hakkında iddia ve yargılama kapsamında savaş gemilerinin usulsüz seyre çıkartılmasıyla alakalı 15.07.2016 günü saat 21:46 itibariyle ... ile görüşme yaptığı veyahut ...’ın ... ile görüşmesi için aracı olduğu konusu üzerinde durulmuş ise de, gerek sanığın ...’nın kardeşi ...’ya ait telefon hattının önceden kendinde kayıtlı olduğuna ve bu hat üzerinden ... ile görüşmenin kendisi tarafından yapılmayıp ... tarafından yapıldığına, içeriğinden önceden bilgisi bulunmadığına ilişkin savunmaları ve gerekse olay gecesi TCG Göksu isimli geminin ... tarafından seyre çıkartılmasıyla ilgili Kocaeli C. Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturması sonucunda Anayasayı İhlal suçundan ... hakkında takipsizlik kararı verilmiş olması dikkate alınarak, bu durum sanık aleyhinde bir husus olarak değerlendirmeye alınmamıştır. Öte yandan, sanık hakkında aynı zamanda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmış olup; sanığın bylock sorgu sonuç raporu içeriğine göre adına kayıtlı ve kullandığını beyan ettiği... numaralı GSM hattı ile ... ve ... IMEI numaralı telefon cihazı üzerinden ilk tespit tarihi 08.09.2014 olacak biçimde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock isimli gizli, kriptolu haberleşme programını ... User ID profil hesabı ile kullandığı, Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre kullanıcı bilgileri kısmında kullanıcı adının “ilker2012” şeklinde yer aldığı, ekleyen kısmında ... ID nolu kimliği belirlenemeyen kullanıcı ile 1842 ID nolu ... ile ilişkilendirilen kullanıcı kişi bilgisinin bulunduğu, bylock programı içersinde bu kişinin sanığı “ilkr” ismiyle eklediği, emniyet görevlilerince yapılan araştırmasında ... adına kayıtlı 2 farklı hat (... (...) (..) (..)- ... (...) (..) (..) ) ile ADSL hattında bylock tespit edildiği bilgisi verildiği, bunlardan ... (...) (..) (..) nolu ... adına kayıtlı GSM hattını kullanan ... TC kimlik numaralı ... ID nolu bylock kullanıcısının akrabalarından ... TC kimlik numaralı ... olduğu ve bu kişi hakkında da benzer suç nedeniyle yürütülen soruşturma bilgisi bulunduğu, ilaveten sanığa ait soruşturma aşamasında el konulan ... S4 marka GT-I9505 model ... imei numaralı cep telefonunun Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince alınan imajı ve düzenlenen export raporunda dijital materyal içersinde bulunan “library.db” isimli database (veritabanı) dosyası içersinde bylock uygulamasının kalıntılarının tespit edildiği; bununla birlikte Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün askeriyedeki mahrem yapılanmasına ilişkin olarak; örgütün askeri birliklerde birimler bazında gizli/mahrem hizmet yapıları oluşturdukları, yapılanmanın ÖSS(Subaylar) ve OKS(Astsubaylar) olmak üzere asker şahıslar yönünden iki gruba ayrıldığı, her grubun bir Müdürü ve onun altında Müdür Yardımcıları, müdür yardımcılarına bağlı Öğretmenler (mahrem imam) ve her öğretmene bağlı yaklaşık 3-4 Öğrenci'nin (asker şahıslar) yer aldığı, bu kapsamda asker şahıstan sorumlu mahrem abi/Öğretmen kendisine bağlı asker şahıslarla sohbet adı altında, düzenli aralıklarla, belirli kişilerin katılım gösterdiği ve örgütsel amaçlarla (Örgüt liderine ait kitapların okunması, videoların izletilmesi, gelen mesajların duyurulması, himmet adı altında paralar toplanılması suretiyle örgüte finansal destek sağlanılması, asker şahsın çalıştığı birliğe ve birlikte görevli diğer askerlere ilişkin bilgi toplama, örgüte ait bir takım basın yayın organlarına abone kazandırılması) toplantılar düzenlediği, bu noktada askeriyede gizliliğe çok önem veren örgütün, örgütsel faaliyetlerinin deşifre olmaması adına, asker şahıslardan sorumlu mahrem imamların şahsi telefonlarından asker şahıslarla görüşmesini kesinlikle yasakladıkları, bunun yerine mahrem imam ilk görüşmesinde veya tanıştırılmasında asker şahsın cep telefonu numarasını almak suretiyle, ihtiyaç halinde bakkal, büfe gibi yerlerde bulunan ... telefon hatlarını kullanmak suretiyle asker şahıslarla iletişim kurdukları, yine gizlilik ve tedbir amacıyla kod isimler kullanıldığı yurt genelinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ilişkin yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadelerden anlaşıldığından, İstanbul C. Başsavcılığınca yürütülen 2018/33249 sayılı soruşturma dosyası kapsamında İstanbul ilinde bulunan ... hatların iletişim kayıtlarının, usulüne uygun şekilde verilen hâkim kararıyla iletişiminin tespitine karar verildiği, tespiti yapılan iletişim kayıtlarının tespit ve analiz sonuçlarına göre çok sayıda asker şahsın tekil yahut başka asker şahıslarla ardışık şekilde ... hatlardan arandıkların anlaşıldığı, özellikle çok sayıda asker şahsın saniyelerle ifade edilecek kadar kısa aralıklarla aynı ... hat telefonlarından aranmış olmalarının, teknolojinin günümüzdeki geldiği nokta da gözetildiğinde, olağan olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu kapsamda etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadelerden anlaşıldığı üzere tespiti yapılan aramaların, örgütsel amaçlarla gerçekleştirildiğinin ortaya konulması halinde örgüt üyeliğinin delili olarak kabul edilmesi gerektiği; sanığa ait... nolu GSM hattının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü sözde TSK Yapılanmasında faaliyet yürüten ve asker şahıslardan sorumlu olan sivil imamlar tarafından, asker şahıslarla örgütsel gizlilik ve hücresel teşkilatlanma gereği iletişim amacıyla kullandığı soruşturma birimince tespit edilen, İstanbul ili Üsküdar ilçesinde kurulu Kısmet Kuruyemiş isimli işyerine tahsis edilen ... (...) (..) (..) numaralı ... hat kullanılarak ardışık aranan şüphelilere dair iletişim tespit kayıtlarında 1. grup içersinde yer aldığı, söz konusu sâbit hattan 10.04.2015 günü saat 00.09.36 - 00.09.54 - 00.09.55’de ... nolu ... adına kayıtlı GSM hattına yönelik yapılan aramalardan sonra saat 00.10.28’de hakkında Ankara 18. ACM’nin 2017/336 esas sırasında hakkında yargılama yürütülen kendisi gibi Deniz Binbaşı rütbesindeki İskender ... tarafından kullanılan ... (...) (..) (..) nolu GSM hattının arandığı, bunun dışında gerek 0 216 (...) (..) (..) numaralı ve gerekse 0 216 (...) (..) (..) numaralı kontörlü telefon hatlarından sanığın GSM hattına yönelik çok sayıda sâbit ancak ardışık olmayan arama kayıtlarına rastlandığı; bu hususlar dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...’in FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin kriptolu haberleşme amacıyla kullandıkları yukarıda ayrıntısıyla açıklanan ByLock isimli haberleşme programını kullandığı, örgüt üyelerince gizliliğe riayet etme amaçlı ... hatlardan birçok kez aranarak örgüt ile sürekli temas kurduğu, sanığın bu şekilde sübutu kabul edilen eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği, belirli bir hiyerarşik disiplin içinde gerçekleşmiş oluşu ve yoğunluk durumu göz önüne alındığında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğundan eylemine uyan bu şekilde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettiği, bu şekilde örgütle organik bağ kurduğu ve örgüt içerisindeki tabir ile ÖĞRENCİ konumunda bulunduğu, sanığın FETÖ PDY Silahlı Terör Örgütünün devletin tüm kurumlarının içine sızarak ele geçirme amacını gerçekleştirme yolunda askeri yapılanma içerisinde yer alan üyelerinden olduğu, bu suretle sanığın üzerine atılı bulunan "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediğinin ... olduğu sonucuna varılmış ve cezalandırılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar sanık savunmalarında atılı silahlı terör örgütü suçunu kabul etmediğini beyan etmiş ise de, örgüt üyeleri tarafından telefonuna bylock uygulamasının yüklenmesi yönündeki talimata uyduğu, örgüt üyeleri tarafından telefonuna bu gizli ve kripto haberleşme uygulamasının kurulduğu, ByLock programı ile ilgili teknik raporda belirtilen Litvanya'da sunucu kiralama hizmeti veren "..." isimli firmaya tahsisli olup ByLock uygulamasının çeşitli sürümlerince kullanıldığı tespit edilen 9 adet IP adreslerine bir yada birden fazlasına GSM hattının internet bağlantısı üzerinden bağlantı sağlandığı, bylock kullanıcı bilgilerini gösterir Tespit ve Değerlendirme Tutanağının dosya içersinde mevcut olduğu, export raporunda cep telefonunda ByLock uygulama kalıntılarının tespit edildiği, örgüt üyelerince gizliliğe riayet etme amaçlı ... hatlardan ve üstelik ardışık vaziyette birçok kez arandığının ve bu şekilde kontörlü hatları diğer örgüt mensuplarıyla bir iletişim yöntemi olarak benimsediğinin tespit edilmesi karşısında, suçtan ve cezadan kurtulmak amacına matuf savunma içgüdüsü içersinde ileri sürülen sanık beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanık ... Kurmay Albay rütbesi ile Donanma Komutanlığı Lojistik Destek Gemileri Komodoru olarak görev yapmaktadır. 15 Temmuz 2016 günü itibariyle yıllık izin sırasında çocuğunun tedavisi amacıyla gittiği Ankara ilinden henüz Gölcük’e dönmüş iken saat 21:57’de 5. Muhrip Filotillası Komodoru ... ... tarafından aranması üzerine gemilerin terör saldırısı ihbarı nedeniyle Poyraz Limanından acilen seyre kaldırıldığı bilgisini almıştır. Ardından komodorluk bağlısı nöbetçi personeli arayıp Poyraz Limanındaki hareketliliği öğrenmesi üzerine sanığın anormal bir durum olduğunu değerlendirip evinden Üs içersindeki Karargah binasına geçtiği, burada ...’ı görüp gemilere yönelik tehdidin kaynağını sorduğunda kendisine bir terör ihbarı doğrultusunda Deniz Kuvvetlerinden gelen emirle gemilerin seyre kaldırıldığı, Lojistik Destek Gemilerine yönelik verilen bir emir bulunmadığı cevabı verildiği, sanığın buradan ayrılarak kendisine bağlı tüm gemi komutanlarını çağırarak toplantı yaptığı, ilerleyen zamanda basın yayın organlarına yansıyan ülke genelindeki gelişmelerle birlikte daha ayrıntılı bilgiler edinildikten sonra sanık ...’nun gerek Üs içersindeki darbe teşebbüsüne yönelik aktif faaliyetler ve gerekse gemilerin usulsüz seyre çıkartılmasıyla alakalı olayların hiçbirisine doğrudan karışmadan 16 Temmuz 2016 günü saat 01:10 ve 02:33’e tekâbül eden zaman diliminde o an Üs içersinde bulunmayan Donanma Komutanı Oramiral ...’yi aradığı, yapılan telefon görüşmelerinde Donanma Komutanı tarafından kendisine onarım sebebiyle üzerinde yakıtı olmayan ancak seyre kalkan gemilerin gerekirse yakıt ihtiyacının karşılanması için yakıt gemilerinden birini seyre hazırlanması ve diğer emirlerini beklemesi yönünde tâlimat verildiği, bunun üzerine Lojistik Destek Gemileri Komodoru olan sanığın TCG ALB. ... gemisinin seyir hazırlıklarını başlattığı, akabinde sanığın aldığı emir doğrultusunda beklemeye başladığı, böylece sanığın olay gecesi Donanma Komutanı Oramiral ... tarafından verilen emir ve talimatlar doğrultusunda hareket ettiği, sanığın emir ve komutası altındaki Lojistik Destek Gemilerinden seyre çıkan herhangi bir gemi bulunmadığı, sanığın komodorluğunu yürüttüğü askeri birlik ve personelinden sâdır olan darbe teşebbüsüne katkı sağlayan herhangi davranış veya kişinin tespit edilmediği, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında sanık ... üzerine yüklenen Anayasayı İhlal suçlamasını inkara yönelik savunmalar getirmiş olup bu yönüyle sanık savunmalarının yapılan duruşmasında dinlenen müşteki Donanma Komutanı Oramiral ... tarafından da teyit edildiği, dolayısıyla Anayasayı İhlal suçu yönünden sanık ...’nun darbecilerle önceden fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gibi olay sırasındaki faaliyetlerini ve almış olduğu tedbirleri kalkışmanın amaçları doğrultusunda yerine getirdiği yönünde de cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, bilakis Donanma Komutanlığı bünyesinde bozulan emir komuta zincirini yeniden tesis etmek amacıyla hareket eden ve bu çalışmalar esnasında darbeciler tarafından TCG Yavuz gemisinde kamaraya kapatılarak usulsüz biçimde derdest edilen Donanma Komutanı Oramiral ...’nin emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiğinin belirlendiği, üzerine yüklenen Anayasayı İhlal suçunun unsurları itibariyle meydana gelmediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince beraatine ilişkin karar verilmiştir. Sanık ... hakkında aynı zamanda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla açılmış bir kamu davası da bulunmaktadır. Sanığın ByLock sorgu sonuç raporu içeriğine göre adına kayıtlı ve kullandığını beyan ettiği ... (...) (..) (..) numaralı GSM hattı ile ... imei numaralı telefon cihazı üzerinden ilk tespit tarihi 16.09.2014 olacak biçimde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan Bylock isimli gizli, kriptolu haberleşme programını kullandığı, ByLock programı ile ilgili teknik raporda belirtilen Litvanya'da sunucu kiralama hizmeti veren "..." isimli firmaya tahsisli olup Bylock uygulamasının çeşitli sürümlerince kullanıldığı tespit edilen 9 adet IP adreslerine 16 Eylül 2014 ve 20 Kasım 2014 tarihleri arasında 1.050 (cgnat bilgisi) sinyal bilgisine rastlandığı; aynı dosyada birlikte yargılaması yapılan sanıklardan ... her ne kadar kovuşturma aşamasında inkar etmiş ise de, 30-31.01.2018 tarihinde emniyette müdafi katılımıyla, 01.02.2018 tarihinde yine müdafi katılımıyla Ankara Terör Suçları Soruşturma Bürosu C. Savcısı önünde ve aynı tarihte yine müdafinin hazır bulunduğu Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda tekrar ettiği üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı asker şahıslardan bahsederken sanık hakkında “….... isimli, Tuzla eğitim gemisinde görevli subay olduğunu bildiğim, o zaman binbaşı veya yarbay olduğunu düşündüğüm, benim yaklaşık olarak bir yıl kadar görüşüp dini sohbetler yaptığım, esmer tenli, orta boylu, görsem tanıyabileceğim şahıs, ….” Şeklinde açıklamalar yaptığı, alınan bilgiler doğrultusunda ...’nin operasyonel amaçlı ... ... adına kayıtlı ... (...) (..) (..) nolu GSM hattını (patates hat) kullandığı, sanık ...’nun da benzer faaliyetlerde kullanılmak, sivil mahrem abilerle irtibat kurmak amacıyla geçmişte ... adına kayıtlı 10.05.2011 tarihinde aktive edilmiş ... (...) (..) (..) nolu GSM hattını (patates hat) kullandığı, sanıklar ... ile ...’ye atfedilen bu ... (...) (..) (..) nolu GSM hattı ... (...) (..) (..) nolu GSM hattı arasında BTK’dan getirtilen HTS kayıtlarına göre çok sayıda görüşme yapıldığı, her iki GSM hattının da fiili kullanıcısının kim olduğuna ve aralarındaki iletişimin şekli ve ortak baz bilgisi bulunup bulunmadığına ilişkin emniyet görevlileri tarafından yapılan araştırması sonucunda 14 Aralık 2018 tarihli düzenlenen her iki Araştırma Tespit Tutanağına göre bu hatların adı geçen sanıklar tarafından kullanılıyor olabileceğinin bildirildiği, sanıklar ... ile ...’ye ait genel ve rutin olarak kullanılan kendi adlarına kayıtlı GSM hatları HTS ve baz istasyonu sinyal bilgileri, kullanım sıklığı, sinyal bilgisi verilen yerler, şehir değişikliğinde baz sinyal bilgisinin değişikliği vb. ölçütlere göre karşılaştırıldığında söz konusu başkaları adına (... ve ... ...) kayıtlı bu GSM hatlarının sınırlı ve yalnız operasyonel amaçlı sanıklar tarafından kullanıldığının değerlendirildiği ve kabul edildiği, bunun sonucunda ilk derece mahkemesince yeterli derecede hukuki kanaat hasıl olmakla sanık ... açısından ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının beklenmesinden vazgeçildiği; bu hususlar dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...’nun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kriptolu haberleşme amacıyla kullandıkları yukarıda ayrıntısıyla açıklanan bylock isimli haberleşme programını kullandığı, örgüt üyelerince gizliliğe riayet etme amaçlı operasyonel hat üzerinden örgüt mahrem abisiyle birçok kez temas kurduğu, sanığın bu şekilde sübutu kabul edilen eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği, belirli bir hiyerarşik disiplin içinde gerçekleşmiş oluşu ve yoğunluk durumu göz önüne alındığında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğundan eylemine uyan bu şekilde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettiği, bu şekilde örgütle organik bağ kurduğu ve örgüt içerisindeki tabir ile ÖĞRENCİ konumunda bulunduğu, sanığın FETÖ PDY silahlı terör örgütünün devletin tüm kurumlarının içine sızarak ele geçirme amacını gerçekleştirme yolunda askeri yapılanma içerisinde yer alan üyelerinden olduğu, bu suretle sanığın üzerine atılı bulunan "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediğinin ... olduğu sonucuna varılmış ve cezalandırılmasına karar verilmiştir. [adres satırı maskelendi] Kocaeli C. Başsavcılığı’nın 05.06.2017 tarihli 2016/13921 soruşturma sayılı iddianamesinde sanıklardan ... hakkında iddianamenin ilgili bölümünde ve “Konumu” başlığı altında, “...'in ... Kod adını kullandığı ve Genelkurmay Başkanlığı Konsept Teşkilat Harbe Hazırlık Daire Başkanı Tuğamiral ...'ın mahrem abiliğini yaptığı, FETÖ/PDY terör örgütünün TSK içerisinde bulunan mensupları ile irtibatı sağlamak amacıyla oluşturduğu Özel Hizmet Birimi (Mahrem Hizmetler Birimi) isimli yapılanma içerisinde faaliyet gösterdiği, iki ayrı telefon hattında FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin iletişimde kullandıkları ByLock programı kullanıcısı olduğu, ...'a örgütün bylocktan sonra üst düzey üyelerince kullanılan Eagle yüklü tableti veren kişi olduğu” iddiasıyla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/1, 309/1, 109/2-a-b-c ,43/1-2 , 53/1,58/9 maddeleri ile 3713 sayılı TMK'nın 5/1-2 nci maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Buna göre, Cumhuriyet savcısının Anayasayı İhlal suçuna ilişkin suçlama yöneltirken sanık hakkındaki iddiasını darbe teşebbüsüyle ilintili ve somut eylem olarak yalnızca ... isimli amiralin mahrem abiliğini yapmış olmasına ve onun sanık hakkındaki beyanlarına dayandırdığı anlaşılmıştır. Eldeki soruşturma dosyası ve yürütülen yargılaması sırasında sanık ... aleyhinde darbe teşebbüsünün planlanması safhasından başlayarak icraya konulması aşaması dâhil herhangi bir kısmına sanığın katıldığı hususunda bir delil elde edilmediği gibi irtibatlı olduğu belirtilen sanık ... hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan beraatine ilişkin karar verilmiştir. Sanık hakkında ... ifadesinde, “……2014 ün Ağustos ayında Ankara’ya tayini çıktığını ve Tuğamiral rütbesinde Genelkurmay Konsept Teşkilat Harbe Hazırlık Daire Bakanı olduğunu, daha önce İzmir’ de tanıştığı ve sonradan adını ... olarak tanıdığı ... (K) şahıs ile görüşmeye başladığını, bu şahsın Anafartalar Kolejinde Müdürlük yaptığını, 2016 Haziranına kadar kendisi ile önce ByLock’tan ve yüz yüze görüştüklerini, ..kendisi ... (K)’in Ankara Öveçler de bulunan evine birkaç kez geldiğini, ... (K) isimli şahsa da sadaka tarzı yaklaşık 300-400 tl civarında para ve ayrıca kurban parası verdiğini, 2014’ün sonları 2015’in başlarında ... (K) kendisine bir tablet getirdiğini, artık ByLock kullanmayacaklarını ve getirdiği tablette yüklü olan programdan iletişim sağlayacaklarını söylediğini, bunun üzerine telefonuna yüklü olan ByLock programını telefonu fabrika ayarlarına getirerek sildiğini, Tabletteki bu programın Wiber görünümünde ama Eagle isimli program olduğunu, bundan sonra iletişimlerini bu tablette yüklü program üzerinden yapmaya başladıklarını, … hatta ... (K)’a darbe girişiminin Fetö mensupları tarafından yapıldığının belli olmasından sonra saat:01.30 sıralarında “abi neler oluyor böyle” şeklinde mesaj yazdığını, onun da “ben de bilmiyorum, sadece izliyorum, dua edelim” şeklinde bir mesaj yazdığı,…” şeklinde beyan ve teşhis ettiği, kovuşturma aşamasında dosyaya gönderilen ve etkin pişmanlık kapsamında açıklamalarda bulunan ... sanık hakkında, “…..., Marmaris'ten Çanakkale'ye tayin olduğumda ilk görüştüğüm kişidir, Örgüt içerisinde yer aldığını bildiğim, normal mahrem yapıda olduğunu bildiğim kişidir. .. askeri personelle ilgilenen mahrem yapıdaki kişilerin hemen bir kademe üzerinde olduğunu bildiğim kişidir. Bu gibi kişilerle ilgilendikten sonra, sorumlulara devrettiğini biliyorum, bir süre bu kişiyle görüştükten sonra Murat isimli bir şahıs ilgilenmeye başlamıştır benimle….” Dediği; yine etkin pişmanlıktan faydalanan ve ifadesinde terör örgütünün mahrem yapısında öğretmen konumunda faaliyet yürüttüğünü açıklayan ... sanık hakkında, “…1 sene kadar Kocaeli ilinde kaldıktan sonra efendim Çanakkale iline tayinim çıktı kamu görevlisi olarak. Lapseki Devlet Hastanesinde göreve başlayacağım zaman örgüt içersinde benim de Çanakkale ilinde de Deniz Kuvvetleri Askeri mahrem yapılanmasına dahil bir birim olması sebebiyle tayinimin hem kamu tayinimin hem de örgüt içersindeki tayinim bu dönemde gerçekleşti efendim ve bu dönemde Bandırma Müdürlüğü denen bir örgüt içersinde Deniz Kuvvetleri Askeri mahrem yapılanmasında Bandırma bir müdürlük efendim. Müdürlüğe bağlı olarak Çanakkale ilinde de bir müdür yardımcılığı mevcut. Ben o müdürlüğe bağlı bir öğretmen pozisyonunda atamam gerçekleşti ve bunu örgüt içersinde bir atamam gerçekleşti kamu görevi ile eş zamanlı olarak. Bu atama esnasında beni o dönemde Bandırma ilçesinde karşılayan kişi ... kod isimli ... idi, ... kod isimli ... isimli kişi benimle Çanakkale ilinde müdür yardımcısı pozisyonunda bulunuyor ve benle o dönemde ilgilendi. Ve ben o dönem öğretmen pozisyonunda Çanakkale de görevime devam ettim Deniz Kuvvetleri Askeri mahrem yapılanması içersinde. ... kod isimli ... 2013 yılının ortalarına kadar Çanakkale ilinde ikamet ediyordu, bu ikamet ettiği süreç içersinde kendisi ile bizim müdür yardımcısı pozisyonumuzda olduğu için dönem dönem görüşmelerimiz oluyordu, haftalık, 10 günde bir şeklinde, bu görüşmeler örgüt içersinde istişare olarak isimlendiriliyordu, bu görüşmeler esnasında kişilerden aldığımız yani subaylardan aldığımız himmet isimli paraları müdür yardımcısı pozisyonundaki kişiye iletiyorduk ve görüştüğümüz öğrenci pozisyonundaki subayların sorunlarını örgüt içersindeki durumları hakkında manevi takiplerini diye bir takip sistemi vardı efendim. Kişilerin Kuran okumaları, ... vaazları dinlemeleri gibi. Bu manevi takip çerçevesinde kişilerin durumlarını aktarıyorduk müdür yardımcısı pozisyonunda olan kişi ... kod isimli ...'e efendim. 2013 yılının ortalarına doğru ... kod isimli ...' in örgüt içersinde tayini Ankara’ya çıktı efendim. Kendisi de kamu görevinden istifa ederek Ankara’da göreve başladığını biliyorum…” şeklinde söylediği; kovuşturma aşamasında dosyaya gönderilen yine itirafçı beyanlarında Çanakkale CBS’nin 2018/5270 sayılı soruşturması kapsamında dinlenen ...’nin (binbaşı) Çanakkale ilinde örgüt tarafından kendisiyle irtibatlandırılan ve kendisinden sorumlu şahıs olarak sanık ...’i teşhis ettiği, Çanakkale CBS’nin 2018/3930 sayılı soruşturması kapsamında dinlenen ...’in (yüzbaşı) ifadesinde, sanığı İbrahim olarak hatırladığını, Çanakkale iline geldiğinde kendisini Kocaeli ilinde kendisinden sorumlu kişilerden devralan şahıs olduğunu söylediği; ...’in (binbaşı) ifadesinde sanık ...’in kendisiyle ilgilenen mahrem abi durumunda olduğunu beyan ettiği, 23.01.2019 tarihinde Muğla Kom Şube Müdürlüğünde ifade veren ...’nın ifade ve teşhis tutanağının ilgili bölümünde sanık ... hakkında “…İfademde ismini Murat olarak beyan ettiğim Çanakkale ilinde benden sorumlu olan şahsın yanında gördüğüm şahıstır. Bu şahsın konuşmaları ve davranışlarından örgüt içersindeki hiyerarşik olarak Murat’ın bir üst konumunda olduğunu düşünüyorum…” dediği, bir diğer etkin pişmanlıktan faydalanan ...’ün ifadesinde sanık ...’i ... kod adlı bu şahsı kendisiyle şahısla yaptığı buluşmalarında gördüğünü, daha üst konumda olduğunu düşündüğünü beyan ettiği, Ankara CBS’nin 2018/10439 sayılı soruşturması kapsamında etkin pişmanlıkta bulunan ...’ın (binbaşı), Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/13728 sayılı soruşturma evrakından gönderilen ...’e (Askeri Hastane Başhekimi) ait ifade ve teşhislerde yine sanığın mahrem yapıdaki konumuna ilişkin ayrıntılı bilgiler verildiği; sanığın bylock sorgu sonuç raporu içeriğine göre adına kayıtlı ve kullandığını beyan ettiği ... (...) (..) (..) ile 505 (...) (..) (..) numaralı GSM hatları ile ... ve ... İMEİ numaralı telefon cihazları üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock isimli gizli, kriptolu haberleşme programını kullandığı, ByLock programı ile ilgili teknik raporda belirtilen Litvanya'da sunucu kiralama hizmeti veren "..." isimli firmaya tahsisli olup Bylock uygulamasının çeşitli sürümlerince kullanıldığı tespit edilen 9 adet IP adreslerine 505 (...) (..) (..) nolu GSM hattı üzerinden 12 Ağustos 2014 - 5 Aralık 2014 tarihleri arasında 346 sinyal (cgnat), ... (...) (..) (..) nolu GSM hattı üzerinden 20 Ağustos 2014 - 4 Aralık 2014 tarihleri arasında 841 sinyal (CGNAT) bilgisi alındığı, bu hususlar dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...’in FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapısına dâhil ve örgüte bağlı TSK’na sızmış asker şahısları tâkip ve kontrolle görevlendirildiği, Çanakkale ilinde bir süre askeri mahrem yapılanmasında müdür yardımcısı konumunda olduğunun tespit edildiği, örgütün diğer üyeleriyle aralarında gizli bir haberleşme uygulaması kullanarak örgütün gizli iletişim ağına dâhil olduğu, sanığın eylemlerinde örgüt üyeliği için gerekli olan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarının bir arada bulunduğu, sanığın tek başına karar alma, yaptırım uygulama yetkisi bulunmadığından örgütteki yerinin üyelik niteliğinde olduğu, örgüt yöneticisi olduğundan söz edilemeyeceği anlaşıldığından sanığın üzerine yüklenen Anayasal Düzeni Zorla Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan öncelikle beraatine, gerçekleşen eylemi FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyeliği suçu niteliğinde sâbit görüldüğünden bu suçtan dolayı cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur. Ayrıca Gölcük bölgesindeki darbe teşebbüsü faaliyetleri esnasında Donanma Üssü içersinde ve TCG Yavuz gemisinde yasa dışı gözaltına alınan müştekiler olduğundan bahisle sanık ... hakkında aynı zamanda Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmış olup, öncelikle C. Savcısının sanık hakkında silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçundan dolayı kamu davası açtığı ve sanığa yüklenen Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçlamasını da 5237 sayılı Kanun'un 220/5 inci maddesindeki “Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır” hükmüne dayandırdığı, sanığın darbe teşebbüsüne doğrudan iştirak etmediği gibi örgütteki belirlenen konumunun yönetici niteliğinde olmadığının belirlenmesi sebebiyle atılı suç nedeniyle sanığın İlk Derece Mahkemesince beraatine karar verilmiştir. ... Deniz Hava Üs’sünde Yaşanan Olaylar: Sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu belirlenen darbe teşebbüsünün özellikle Deniz Kuvvetleri ve Donanma Komutanlığı ile ilgili bölümünün hazırlığı, planlanıp icraya konulmasında aktif bir rol üstlenen ...’ın, darbeci cunta tarafından gece 03.00 itibariyle planlanan darbe girişiminin Ankara’da yaşanan birtakım olay ve gelişmeler nedeniyle deşifre olması ve kalkışmanın saati öne çekilerek, hazırlanan planın saat 21.00’den itibaren uygulamaya konulmasına karar verilmesi sonrası harekete geçmeleri amacıyla Ankara’dan tek tek aradığı kişiler arasında Deniz Hava Üs Komutanı Tuğamiral ...’nın da bulunduğu belirlenmiştir. Sanık, 15.07.2016 günü saat:16.00’da Heybeliada Deniz Lisesinde yapılan son sınıftan mezun olan öğrencilerin mezuniyet törenine katıldıktan sonra dönüşte ailesiyle birlikte Gölcük Orduevine uğramıştır. İzlenen kamera görüntülerine göre makam aracında ailesiyle birlikte Orduevi önüne normal bir şekilde giriş yapan sanığın Marmara Salonu içersindeyken çok kısa bir süre sonra saat 20:59’da telefonunun Ankara’da bulunan ... tarafından aranması ve haber verilmesi üzerine, sanığın 22 saniye süren konuşmayı tamamlayıp koşarak aracına bindiği ve yemek bile yemeden süratle Orduevini terk ettiği görülmektedir. Kendisi Kuzey Deniz Saha Komutanı Kurmay Başkanı olarak İstanbul ilinde görevli olduğu halde geceyi ülke genelindeki darbe faaliyetlerinin yönetildiği Akıncı Üssünde geçiren ve darbe teşebbüsünün hazırlık ve planlama safhalarından başlayarak uygulanması sırasındaki konum ve eylemleri Genelkurmay Çatı Davasının görüldüğü Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince belirlenen ...’ın, ilk anda ve doğrudan Üs Komutanı sanık ...’ı aramış olması dikkate değer bulunmaktadır. Zira benzer şekilde ... tarafından kendilerine saat 20:29 ile 20:39’da ayrı ayrı telefon edilen ve ardından hemen Gölcük Donanma Üssündeki darbe teşebbüsü faaliyetleri için harekete geçtiği tespit edilen amiraller ... ile ...’nin soruşturmada verdikleri ifadelerinde, 11 ve 13 Temmuz 2016 tarihlerinde İstanbul Ümraniye’de bir apartmanda ve Ankara Çayyolu Mevkii’ndeki bir villada ayrı ayrı ...’ın organize ettiği darbe toplantısına katıldıklarını, bu toplantıda darbe ile ilgili olarak talimatlar aldıklarını beyan etmişlerdir. ... ile ... verdikleri ifadelerde her ne kadar darbeye yönelik aralarında önceden yapılan bir görüşme olmadığını savunmuş iseler de, bu durumun yani sanık ...’nın düğmeye basıldığı anda ilk haber verilen kişilerden birisi olmasının, yine diğerlerinde olduğu gibi bu kişilerin de önceden irtibatlı olup darbeye teşebbüs etme yönünde fikir ve işbirliği içersinde hareket ettiklerinden başka bir açıklaması bulunmamaktadır. Nitekim, akabinde yaşanan gelişmeler ve sanık ...’dan sâdır olan eylemler bu görüş ve kanaati doğrular şekilde ortaya çıkmıştır. Emniyet makamları tarafından ya da diğer olağan yollarla Deniz Hava Üs’süne saldırı yada sabotaj yapılacağı yönünde gelen bir terör ihbarı söz konusu olmadığı halde, Ankara'dan gelen telefon üzerine sanık ... derhal Deniz Hava Üssüne gitmiş (Üsse giriş saati 21:35), Üs giriş ve çıkışlarının kapatılması, girişin ancak izin alınarak yapılması, Üs güvenlik alarm durumunun kırmızıya çıkartılması, nöbet mahallindeki personelin silahlanması, Filo’lardaki uçak ve helikopterleri donatacak sayıda uçucu personelin birliğe çağrılması ve hava vasıtalarının uçuş öncesi bakım ve hazırlıklarının yapılması yönünde tâlimatlar vermiştir. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı olduğu anlaşılan bu tâlimatların verildiği an itibariyle, ilk önce bir grup askerin tanklarla İstanbul Boğaziçi köprüsünü kapatması ile görünür hale gelen darbeye ilişkin olay ve bilgiler henüz basın ve kamuoyuna yansımamış, tüm askeri birliklere gönderilen sözde Sıkıyönetim Mesajı Deniz Hava Üs Komutanlığına ulaşmamış durumdadır. Bu nedenlerle, sanığın söz konusu ... olan görüşmesini gizleyip, Orduevinde iken ortamda yaşanan kargaşayı görerek kendince sorumluluğundaki askeri birliğin de terör tehdidi altına girdiğini değerlendirdiği ve doğruca Hava Üs'süne giderek güvenlik alarm seviyesini yükselttiği şeklindeki savunması inandırıcı olmaktan uzaktır. Sanık ..., rütbeli olan bazı sanık ve tanıklara ciddi terör ikazı aldığını söylemesine rağmen bu terör ikazının kaynağını söylemediği gibi bu terör ikazı veya tehdidinden bilgi sahibi olan -kendisi dışında- başka bir kimse de olmamıştır. Sözde terör ikazı alan sanığın bu bilgiyi mülki amirler veya güvenlik güçleri ile de paylaşmaması dikkatten kaçmamıştır. Yine sanık Kocaeli bölgesi dışında kalan kendisine bağlı Dalaman Deniz Hava Üs Komutanı ...’yı aramış ancak ulaşamayınca saat 22:20 sıralarında Dalaman’daki 302'nci Deniz Hava Filo Komutanı Dnz. Bnb. ... ...’u arayarak Dalaman Deniz Hava Üs Komutanı Dnz. Albay ...'ya ulaşamadığını, bu akşam görev uçuşu icra edilme ihtimali olduğu, bekler ekibin hazırlanması gerektiğini (İdari Tahkikat Raporu); yine kendisine bağlı Çanakkale Deniz Hava Grup Komutanı ...’i saat 22:50 itibariyle telefonla arayarak benzer şekilde ona da derhal birliğe dönmesini, birliğe dönünce kendisini aramasını, sonra da helikopterleri hemen kaldırmak gerekirse diye her birini kaldıracak kadar ekibi birliğe çağırmasını söylediği tespit edilmiştir (Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/551 - 2018/172 esas ve karar sayılı yargılama dosyası). Kuruluş amaçları, icra ettiği görev tanımı ve fonksiyonu gereği Deniz Hava Komutanlığında, muharebe esnasında karasal hedeflere yönelik operasyon yapacak askeri personel ve teçhizat bulunmamakta, Deniz Hava Üssünde askeri güç olarak konuşlanmış tamamen düşman Donanmasının su üstü ve su altı gemi, unsur ve hedeflerine yönelik mühimmatla donatılan deniz karakol uçakları ile deniz helikopterleri bulundurulmaktadır. Bu nedenle, Deniz Hava Üssünde olaylar esnasında askeri bir güç hazırlığı yapılarak birlik dışına çıkılmamış, sivil makam, kişi veya hedeflere yönelik bir harekat vuku bulmamıştır. Önceden en ince detaylarına varıncaya kadar ayrıntılı hazırlığı yapılan ve olay gecesi en kanlı şekilde uygulamaya konulan darbe planının uygulanması sırasında deniz uçak/helikopterlerinin olası bir insan veya malzeme nakil, tedarik ve taşınmasında kullanılma ihtimali üzerinde durulmaktadır. Olayların Darbe teşebbüsünün planlanmasında biçilen ikincil rol gereği Üs Komutanı olan sanık ... ... tarafından olası ihtiyaç hâlinde bu hava vasıtalarına yönelik uçuş öncesi bakım ve hazırlıkların yapılması, uçuş için hava vasıtalarını donatacak sayıda bekler ekiplerin çağrılması tâlimatı verilmiş, Genelkurmay, Deniz Kuvvetleri ve Donanma Komutanlığı tarafından hava vasıtaları için konulan uçuş yasağına rağmen Hava Meydanı gece boyunca açık tutularak ... intizar beklemeye geçilmiştir. Bu arada yaklaşık saat 01:30 sıralarında Tepetarla mevkiine gelip Lumbarağzı giriş ve çıkışını kapatan iş makinesinin kaldırılması yönünde emir astsubayı aracılığıyla Üs Komutanı tarafından şoför Kemal ...’e tâlimat verildiği tespit edilmiş ise de iş makinesinin bulunduğu yere giden askeri personel tarafından yapılan görüşme sonucunda bu emir gereği yerine getirilmemiştir. Yine Tepetarla mevkiindeki girişi kapatan sivillere yönelik Su Deposu yanında birlik sınırı içindeki hazır kıta askerlerinin uzun namlulu silahlarının kırma kolunu çekip doğrulttukları konusu geçmiş ise de, konuyla ilgili dinlenen hazır kıta astsubayı ..., hazır kıta askerleri ..., ... ile ... ve olay mahalline gelen Yarbay ... ifadelerinde, o sırada askeri bir heyetin iş makineleriyle birlikte gelen kişilerle görüşmeye gittiğini ve hazır kıtadaki askerlere bu askeri heyet ve kendi güvenliklikleri için pozisyon ve tedbir aldırıldığını beyan etmişlerdir. Duruşmada dinlenen iş makinesi şoförleri ... ile ... ve yine buradaki polis görevlileri ... ile ...’ın beyanlarında hazır kıta askerleri ile duruş ve pozisyonlarını görmediklerini, kendilerini tehdit altında hissetmediklerini söylemeleri nedeniyle bu durum ilk derece mahkemesince sıcak temas niteliğinde sayılmayıp değerlendirmeye alınmamıştır. Genelkurmay Başkanlığının 152215C TEM 16 tarih saat ve grubu ile Harekat Yıldırım öncelik dereceli ve gizli ibareli ekinde atamalar bulunan sözde “sıkıyönetim direktifi” konulu mesaj formu MEDAS (Mesaj Evrak Dağıtım Sistemi) üzerinden saat 22:37’de Haber Merkezine geldikten sonra sümen içersinde komutan katına çıkartılmış, Üs Komutanı sanık tarafından mesajın dağıtımı yapılmaması emri verilmiştir. Mesaj ekindeki atama listelerinin 239. sırasında sanığın isminin bulunduğu, eski görev yerinin Deniz Hava Komutanı Kartepe/Kocaeli, yeni görev yerinin ise “DEVAM” şeklinde yazılı olduğu görülmüştür. Sıkıyönetim mesajının gelmesinden bir süre sonra sanık birlik komutanları olan ..., ..., ..., ... ve ...’yı çağırarak saat 01:00’de makam odasında toplantı yapmış, darbe mesajını onlara göstererek tepkilerini ölçmeye çalışmıştır. Burada yapılan değerlendirmede yeterli destek bulamayınca komutanlara “tamam o zaman biz birliğimizin bekası ile ilgileneceğiz” deyip Üs içersinde devriye atmalarını söyleyerek toplantıyı sonlandırmıştır. Sanık kendisinin gelen darbe mesajının dağıtımın yapılmayacağını ve bu bağlamda bir şey yapılmayacağını söyleyerek darbe teşebbüsü içinde olmadığını savunmuşsa da bu savunmasının dosya içeriğindeki ifade, beyan ve delillerle örtüşmediği görülmektedir. Ayrıca her ne kadar sanık ... ve hakkındaki kamu davası evrakı tefrik edilen sanıklar arasında bulunan istihbarat binbaşı ... ... tarafından kabul edilmemiş ise de, tanıklar ..., ... ile ...’ın beyanlarından anlaşıldığı üzere sanık ...’nın, tayini çıkıp ilişiği kesildiği halde ... ...’i Üsse çağırarak sıkıyönetim mesaj emrini gösterdiği, mesajı incelemesini, Üs bitişiğindeki ... sivil havaalanını gece kontrol altına almasını söylediği de ifade edilmiştir. Bu emir gereğinin de yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Üs içersinde sanık ...'nın ağzından, darbe yanlısı olduğuna dair olay gecesi doğrudan ve açık bir dille sarf ettiği söz veya söylemi duyulmamış ise de, hârici faaliyetleriyle olası ihtiyaç durumunda harekete geçilmek üzere sanık tarafından askeri birliğin kontrolü daima elde tutulmaya çalışılmıştır. Konulan uçuş yasağı ile normalde uçuş yapmayacak hava araçlarına yakıt ikmali yapılmaması kuralına rağmen olay gecesi 2 adet Keşif Karakol uçağı ile 2 adet ATR-72 model uçağın uçuşa hazır hale getirilmesi için bakımlarının yapılarak hangar dışına çıkartılması talimatı verilmiş, 301’inci Uçak Filo ve 351'inci Helikopter Filo Komutanlıkları aracılığıyla gönderilen talepler sonucu hava vasıtaları olan TCB-72 (S-70B)'ye saat 23:00'da, TCB-39 (AB-212)'a saat 23:05'te, TCB-46 (AB-212)'ya saat 23:10'da, TCB-47 (AB-212)'ye saat 23:15'te, TCB-701 (ATR-72)'e saat 01:30'da (Bora Jet personeli tarafından), TCB-73 (S-70B)'e saat 02:00'da bakımları sonrası yakıt ikmalleri yapılmış, yapılan bu işlemler Üs Komutanı olan sanığın tâlimat ve bilgisi doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Deniz Hava Üssünden dışarı asker çıkartılmamış olması, uçak veya helikopterler üzerinde gerçekleştirilen işlemlerin kısmen bakım ve yakıt ikmalinden ibaret bulunması, tüm hazırlığı tamamlanıp uçuş için tekerleği dönen veya motoru çalıştırılan bir hava vasıtası olmaması karşısında, sanığın eylemlerinin darbeye teşebbüs suçunun hazırlığı aşamasında kalıp icra hareketleri aşamasına geçmediği ileri sürülebilir ise de, somut darbe teşebbüsünün, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eşzamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmış olması nazara alındığında, sanığın olay öncesi ve sırasında biri İstanbul’daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, diğeri Marmaris/Aksaz’daki Güney Görev Grup Komutanlığı’nda görevli olduğu halde Donanma Komutanlığı ve Kocaeli bölgesindeki faaliyetleri koordine ve icra eden darbeci amiraller ..., ... ve ... ile birçok defa irtibat kurmuş olması dolayısıyla, başından itibaren iştirak iradesi içersinde hareket ettiğinin kabulü gerektiği, örgütsel koordinasyon ve iş bölümü doğrultusunda kendisine verilen görev ikincil nitelikte de olsa (gerekli hazırlıkları yapıp emir beklemesi, olayların seyrine göre emir verildiğinde kendisinine bağlı hava vasıtalarıyla devreye girmesi) yukarıda anlatımı yapılan eylemlerinin bütünü değerlendirildiğinde, bulunduğu mahal ve konumuna uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrâî hareket niteliğinde gerçekleştiği, kaldı ki Donanma Komutanlığı bünyesindeki Deniz Hava Komutanlığına bağlı Dalaman, Çanakkale ve Kartepe’de konuşlu Üs’lerin komutanı durumundaki sanığın eylemleri Kartepe Üs’süyle sınırlı olmayıp kendisine bağlı diğer Dalaman ve Çanakkale Deniz Hava Üs’lerini de arayarak hava vasıtalarının uçuşa hazır tutulması yönünde verdiği somut emirler bulunduğu; diğer taraftan sanık ...’nın Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince görülen Cumhurbaşkanına Suikaste Teşebbüs edilmesiyle ilgili 2016/277 esas sayılı yargılama dosyasında Cumhurbaşkanına Suikaste Yardım Etme eylemi sâbit görülerek mahkum olduğu, tüm bu nedenlerle, sanığın eylemlerinin hazırlık hareketlerini aşıp icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığı, eylemlerin bütünü dikkate alındığında ülke genelinde icra edilen darbe suçunun icrası ile ortaya çıkmış somut tehlike ile eylemleri arasında uygun illiyet bağı doğduğu ve bunun sonucunda Anayasayı İhlal suçunun işlenmesi konusunda üstlendiği rol, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkısı da göz önünde bulundurulduğunda sanık ...'nın FETÖ tarafından ülke genelinde birçok üyesi tarafından eşzamanlı biçimde işlenmekte bulunan suçta TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 06.06.2018 tarih ve 2018/904 esas – 2018/1661 karar sayılı ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 – 2019/1953 sayılı kararlarıyla onanan Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04.10.2017 tarih ve 2016/277 esas 2017/253sayılı kararında yazılı gerekçesinde "Dalaman'da Yaşanan Olaylar" başlığı altında irdelendiği üzere, 15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle Muğla ili Marmaris ilçesindeki otelde bulunan sayın Cumhurbaşkanı ...’a yönelik suikast amacıyla harekete geçtikleri belirlenen helikopterlerin faaliyetleri ve yakıt alımıyla ilgili olarak karardan aynen aktarıldığı biçimde, “….Sanıklar ... ve ...'un kullandıkları ve makineli tüfekçisi sanık ... olan Skorsky tipi helikopterin gerek Çiğli'deki helikopter pistinde çalışır vaziyette bir süre beklemesi, daha sonra Marmaris'e intikali, Marmaris'te oteller bölgesinde havada bir süre kalması sonrasında yakıt ihtiyacının doğması üzerine Marmaris'ten ayrılarak Dalaman'a yönelmiş, transponder ve DT-500 cihazları kapalı olarak ve kuleden yapılan çağrılara rağmen kimliğini açıklamadan Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığı helikopter pistine 03:55 sıralarında iniş yapmıştır. Kuleden yapılan çağrılara rağmen kimliğini açıklamamakta ısrar etmesi ve ne amaçla geldiğini bildirmemesi üzerine Dalaman Deniz Hava Üs Komutanı olan sanık ...'nın talimatıyla helikopterin etrafı hazır kıta tarafından sarılmış ve kuleden dart kanalı üzerinden helikopterdeki personele motor susturmaları ve helikopterden inerek teslim olmaları yönünde çağrı yapılmıştır. Ancak helikopter personeli tarafından bu çağrıya olumlu cevap verilmediği ve 04:23'de helikopterin tekrar havalanarak pistten ayrıldığı ve boş bir araziye iniş yaptığı sanıkların ikrarları ile ... olmuştur. Sanık ... saat 04:24'de sanık ...'u arayarak durumu bildirmiş ve helikoptere yakıt verilmesi konusunda yardım talep etmiştir. Sanık ... saat 04:29'da sanık ...'e dönüş yapmış, Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığı ceridesine göre bu telefon görüşmesinden sonra saat 04:31'de helikopter yeniden piste iniş yapmıştır. Sanık ... savunmasında her ne kadar telefon görüşmesi sırasında "kuvvet komutanlıkları arasındaki protokole göre yakıt vermek zorundalar" diyerek ...'ün tekrar Dalaman Deniz Hava Üssüne gitmesini söylediğini savunmuş ise de, ...'ün kendisini 04:24'de arayarak 61 saniyelik bir konuşma yapmasından yaklaşık 5 dakika sonra sanık ...'un saat 04:29:48'de sanık ...'e dönüş yapmış olması ve hemen sonrasında helikopterin havalanarak saat 04:31'de tekrar Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığına iniş yapmış olması göz önünde bulundurulduğunda her iki telefon görüşmesi arasında sanık ...'un muhtemelen askeri hattan yaptığı için HTS kayıtlarında görünmeyen bir telefon görüşmesi daha yaptığını ve yakıt verilmesi konusunda gerekli teminatı aldıktan sonra sanık ...'e dönüş yaparak tekrar Deniz Hava Üs Komutanlığına dönmesi talimatı verdiğini göstermektedir. Bununla bağlantılı olarak sanık ...'nın ikrarı ve tanık ...'in beyanlarından anlaşıldığı üzere sanık ... tarafından sanık ...'nın makam odasında kurulu bulunan telefon aranmak suretiyle gelen helikoptere yakıt verilebileceğini söylediği sabittir. Ancak bu telefon görüşmesi askeri hat üzerinden yapıldığı için HTS kaydında görünmemektedir. Helikopterin ilk gelişi sırasında kimliğini gizlemesi ve herhangi bir şekilde kuleyle ve yerdekilerle temas kurmaması ve bu kapsamda Dalaman'dan yani sanık ...'dan bir üst komutanı olan sanık ...'ya helikopterin yakıt talebinde bulunduğu yönünde herhangi bir bilgi paylaşımı yapılmadan evvel sanık ...'nın askeri hattan arayarak gelen helikoptere yakıt verilebileceğini astı olan personel tarafından talimat olarak algılanacak şekilde söylemiş olması sanık ... tarafından helikoptere yakıt verilmesi hususunda askeri hatlar üzerinden sanık ... ile irtibat kurulduğunu açıkça göstermektedir. … Saat 04:31'de helikopter ikinci kez Dalaman Deniz Hava Üssüne indikten sonra bu kez helikopter personeli kule ile temas kurmuş ve dost olduklarını, yakıt ihtiyacı için geldiklerini ve herhangi bir kötü amaçlarının bulunmadığını bildirdikten sonra motor susturmak suretiyle helikopterden inmişlerdir. Bu esnada sanık ... da personeliyle birlikte helikopter pistinde bulunduğu için sanık ...'nın odasındaki ... telefona yaptığı aramaya cevap verememiştir. Piste inen helikopter trafiğinden haberdar olup üsse geri dönen Yarbay ... bu esnada üzerini giyinmek için odasında bulunduğu sırada üs komutanı ...'nın oda telefonunun uzun uzun çaldığını ve cevap verilmediğini fark edince kendisi giderek telefona cevap vermiş, arayan kişinin Deniz Hava Komutanı ... olduğunu fark etmiştir. Sanık ... telefonda "gelen helikopterlere yakıt verilebilir" diye söylemiş, bunun üzerine tanık ... sanığın emrini tam olarak almak ve anlamak amacıyla "yakıt vermemizi mi istiyorsunuz?" diye sormuş, sanık ... tekrar "evet, verebilirsiniz" şeklinde karşılık vermiştir. Bunun üzerine helikopterin etrafının hazır kıta ile sarılmış olması ve her an bir çatışma çıkma ihtimalinin mevcut olmasını göz önünde bulunduran tanık en seri vasıta olarak telsiz ile “Deniz hava komutanının direktifiyle o helikopterlere yakıt verilebilir” demek suretiyle emri sanık ...'ya iletmiştir. … helikopterlerin Dalaman istikametine doğru gittikleri yönünde Muğla Valiliğinde oluşturulan kriz masasına bilgiler ulaşması üzerine İl Jandarma Komutanı ... saat 04:43'de ...'yı arayarak helikopterin darbeci olabileceğini ve yakıt vermemesini söylemiştir. Bunun üzerine ... ...'yı tekrar arayarak İl Jandarma Komutanının da aradığını ve helikoptere yakıt verilmemesini söylediğini bildirmiş ve ...'nın yakıt verilmesi yönündeki talimatı üzerine ... saat 04:53'de ...'ı arayarak bağlı bulunduğu komutan olan ...'nın talimatı olduğunu ve helikoptere yakıt vereceğini söylemiştir. … ve gelen helikoptere yakıt verdikten sonra helikopter saat 04:56'da kalkış yaparak Dalaman Deniz Hava Üssünden ayrılarak oteller bölgesine bıraktıkları suikast timini almak üzere Marmaris'e geri dönmüş ve burada otel bölgesine gelen özel hareket ve Marmaris polisinden oluşan güvenlik güçleri ile çatışmaya girmiş, helikopter makineli tüfekçisi tarafından güvenlik güçlerinin üzerine ateş açılmış, yaşanan çatışma sırasında kamu ve özel mülkiyete konu taşınır/taşınmaz mallarda zarar meydana gelmiştir. … Helikopterin ilk gelişi sırasında kimliğini gizlemesi ve herhangi bir şekilde kuleyle ve yerdekilerle temas kurmaması ve bu kapsamda Dalaman'dan yani sanık ...'dan bir üst komutanı olan sanık ...'ya helikopterin yakıt talebinde bulunduğu yönünde herhangi bir bilgi paylaşımı yapılmadan evvel sanık ...'nın askeri hattan arayarak gelen helikoptere yakıt verilebileceğini, astı olan personel tarafından talimat olarak algılanacak şekilde söylemiş olması, sanık ... tarafından helikoptere yakıt verilmesi hususunda askeri hatlar üzerinden sanık ... ile irtibat kurulduğunu açıkça göstermektedir. .... her ne kadar askeri hat üzerinden yapıldığı için kayden ispatı yapılamaz ise de, o gece sanıklar ... ve ... arasında telefon trafiğinin yaşandığı aşikardır. ... ile ... arasında ast-üst ilişkisinin bulunmaması, hatta farkı kuvvetlere mensup olmaları, olay gecesi TSK içerisine sızmış terör örgütü mensuplarının darbe teşebbüsüne kalkışmış olmaları, Genelkurmay tarafından askeri uçuşların yasaklanmış olması ve yaşanan olağanüstü durum karşısında ordu içerisinde general rütbesine yükselmiş bir subayın (...) yakıt talep eden helikopterin kime ait olduğunu, ne amaçla bölgede bulunduğunu sormamış olması beklenebilir bir davranış olamaz. Bu itibarla ... tarafından helikopterin icra ettiği faaliyet hakkında ... ile bilgi paylaşımı yapıldığı ve kendisi hakkında, kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak adlandıran FETÖ'cü cunta tarafından Sıkıyönetim Direktifi EK'indeki görevlendirme listelerinde "göreve devam" yönünde değerlendirme yapılmış bulunan ve hakkında Anayasayı İhlal suçundan başka yer mahkemesinde yargılama devam eden sanık ... tarafından helikopterin icra ettiği faaliyet hakkında bilgi sahibi olduktan sonra askeri hattan sanık ... aranmak suretiyle helikoptere yakıt verilmesi talimatının verildiği anlaşılmıştır. Yine "helikoptere yakıt verilebilir" şeklindeki ifade inisiyatifin yerel makamlara bırakıldığı şeklinde de anlaşılmamalıdır. Zira komutanın gecenin 04:30'unda, 700-750 km uzak bir mahalden "inisiyatif sizde" demek için aramasının gerekmediği, kendisine bu konuda bir müracaat bulunmadan arayıp "helikoptere yakıt verilebilir" demesinin emir olarak telakki edileceği izahtan varestedir. Tanık ... de sanığın sözlerini emir olarak telakki etmiş ve iletmiştir. … Bu suretle sanık ...'nın Cumhurbaşkanına suikast ile görevli timi Marmaris'e getiren ve Dalaman'dan yakıt aldıktan sonra yerdeki timi almak üzere Marmaris'e dönen ve burada güvenlik güçleri ile çatışmaya giren helikoptere yakıt verilmesini sağlamak suretiyle diğer sanıkların işledikleri Cumhurbaşkanına Suikast suçuna yardım etmek suretiyle iştirak ettiği ve böylelikle üzerine atılı bulunan suçu işlediği sanığın kaçamak savunması, başka ... olmak üzere diğer sanık savunmaları, tanık ...'in beyanları, diğer tanık anlatımları, HTS kayıtları ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir….” Şeklinde eylemlerin sübutu belirlenmiş, sanık ... hakkında Cumhurbaşkanına Suikaste Yardım suçundan verilen mahkumiyet hükmü de kesinleşmiştir. Sanığın somutlaşan bir diğer eylemi de, hakkında Anayasayı İhlal suçundan Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/1 esas – 2017/86 karar sayılı kararıyla (Sahil Güvenlik Komutanlığı davası) ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen dönemin Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral ...’in yönlendirmesi doğrultusunda hareket eden TCSG 553 kuyruk numaralı CASA tipi uçağın, Genelkurmay tarafından konulan askeri uçuşların yasaklanması kararına karşın, ... Deniz Hava Üssünden kalkışına izin vermiş olmasıdır. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/203 esas ve 2018/178 sayılı kararında yapılan tespitlerine göre, uçağın Lojistik Başkanlığı tarafından yurt dışından temin edilerek İstanbul Hava Limanında nakile hazır bekletilen Sahil Güvenlik Hava Komutanlığının arama kurtarma faaliyetlerinde mevki işaretlemeleri için istifade ettiği duman kandillerinin (Smoke Marker) İstanbul Atatürk Hava Limanından İzmir’e getirilmesi konusunda 15.07.2016 tarihine planlanmış bir uçuşu söz konudur. Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral ... ile Sahil Güvenlik Hava Komutanı Kd. Albay ... arasında 14.07.2016 tarihinde yapılan görüşme sonrasında ...’ın uçuş personelinden olmadığı halde kendisini ve uçuş planında olmadığı halde uçağın uçuş bacağına Ankara Etimesgut Askeri Havaalanını da eklettiği belirtilmektedir. TCSG 553 kuyruk numaralı CASA tipi uçağın 15.07.2016 tarihinde saat 10:20 sularında İzmir’den kalkarak saat 12:00 sularında Ankara Etimesgut Askeri Havaalanına indiği, saat 13:30 sularında Etimesgut Askeri Havaalanı’ndan kalkarak saat 15:00 sularında İstanbul Atatürk Havalimanı’na indiği, duman kandillerinin uçağa yüklenmesini müteakiben saat 16:00 sularında tekrar havalanarak İzmir’e dönmesi gerekirken saat 17:00 sularında ... Havalimanı’na indiği belirtilmiştir. ... Havalimanı’na inişte alınan bilgisine göre (Hava Meydanı Uçuş Kulesi ses kayıtları çözümü) uçağın gece saat 03.00-03.30 sıralarında (planlanan darbenin gerçekleştirileceği saat) kalkış yapacağının bildirildiği, ...’ın ... tarafından uçuş güzergahından olmadığı halde uçağın belirtilen saatte Sabiha Gökçen Havaalanında olması yönünde talimatlandırıldığı, normalde uçağın uçuş güzergahının sadece İzmir – İstanbul olduğu, uçağın tamamen darbeci amiral ...’in yönlendirmesi doğrultusunda hareket ettiği, ancak yine birtakım gelişmeler nedeniyle (ayrıntısı İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/203 esas ve 2018/178 karar sayılı gerekçeli kararında yazılıdır) uçağın daha erken bir saatte kalkması gerektiğinde hava sahasının askeri uçuşa yasaklanması emrine rağmen Üs Komutanı sanık ...’nın ... Hava Meydan Harekat Nöbetçi Subayı Yüzbaşı tanık Tuna Yazıcı’yı arayarak kalkışa izin vermesini emrettiği, bu nedenle kule tarafından pist ışıklarının açıldığı, akabinde pistte kaza kırım ekibi olmaksızın uçağın saat 21:20 sıralarında usülsüz olarak kalkış yaparak ve saat 22:50’de İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na indiği belirtilmiştir. ... hakkında yargılaması İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılmış olup 2016/203 esas ve 2018/178 sayılı kararla Anayasayı İhlal suçundan bu kişi hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanık ... olayda neredeyse tüm geceyi Karargah binasındaki odasında geçirdikten sonra 16 Temmuz 2016 günü emniyet görevlileri tarafından Deniz Hava Üs Komutanlığında sabah saatlerinde gözaltına alınmıştır. Her ne kadar savunmada sanık tarafından atılı suçlamalar tümüyle reddedilmiş ise de, iddia, tanık beyanları, hava vasıtaları yakıt formları, sözde sıkıyönetim mesajı ekindeki atama listesi, İdari Tahkikat Raporu, HTS kayıtları, çözümü yapılan güvenlik kamera görüntüleri, olay sonrası düzenlenen tutanaklar, Muğla ve İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından usulüne uygun şekilde yapılan yargılaması sonucu verilen kararlar, tüm dosya kapsamına göre, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen darbeye teşebbüs eyleminde Anayasayı ihlal suçunun işlenmesi hususunda, örgüt yönetimi tarafından alınan suç işleme kararı ve yapılan planlama doğrultusunda, yukarıda açıklaması yapıldığı üzere iştirak iradesi altında örgütsel koordinasyon içersinde hareket eden sanığın suçun icrasında üstlendiği rol, yapılan iş bölümü doğrultusunda bulunduğu mahal ve konumuna uygun, suçun icrasına ilişkin etkin ve fonksiyonel katkı sağlayan eylemleri, suçtan önceki davranışları ve sözde Yurtta Sulh Konseyi Üyesi ile olayın hemen öncesi ve işlenmesi sırasında irtibatlı olduğunun tespit edilmiş olması ve komutası altındaki Kartepe, Dalaman ve Çanakkale Deniz Hava Üslerinde yaşanan olaylara bütünüyle bakıldığında, bu eylemler ile işlenmesi amaçlanan Anayasayı ihlal suçunun konusu üzerinde ve somut tehlike arasında illiyet bağının tam anlamıyla gerçekleştiği kabul ve kararına varılmış, bu nedenlerle, suçtan ve cezadan kurtulmak amacına matuf biçimde savunma içgüdüsü içersinde geliştirilen sanık savunmalarına değer verilmeyerek üzerine atılı Anayasal Düzeni Zorla Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçunu işlediğinin sâbit olduğu kanaatiyle ilk derece mahkemesince cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur. Sanık ... hakkında aynı zamanda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetme suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi için açılmış kamu davası bulunmaktadır. Anayasayı ihlal suçundan hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın “ geçitli suç ” hükümleri nedeniyle ayrıca terör örgütü yöneticiliği veya üyeliği suçundan dolayı cezalandırılamayacağı anlaşılmakla bununla ilgili olarak hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır. Kartepe Deniz Hava Komutanlığında Kurmay Albay rütbesiyle Harekât Komutanı olarak görev yapan sanık ... 15 Temmuz 2016 tarihinde yıllık izinde iken Üs Komutanı sanık ... tarafından ilk aranan kişilerden olmuştur. Sanık, ... ile yaptığı telefon görüşmesi sonrası Lojman Nizamiye’den saat 21:41 sıralarında Üsse giriş yapmıştır. Sanık ... tarafından savunmada bu telefon görüşmesiyle ilgili “21:24'de telefonum bir daha çaldı .. Ben telefonu açtım arayan ...’ydı. ‘... ne yapıyorsun?’ dedi, ‘komutanım izindeyim’ dedim, ‘nerdesin?’ dedi, ‘İzmit'teyim’ dedim. ‘Hemen birliğe gel kırmızı durum var terör saldırısı’ dedi, ben telefonu kapattım, hemen aracıma atladım,..” şeklinde açıklanmıştır. Sanık ... olayların akışı içersinde gece boyunca sanık ... ile sık sık bir araya gelmiştir. Üsse gelip ... ile görüşme yaptıktan sonra, Harekât Şube Müdürü Binbaşı ...’ın odasına giderek buradan uçak ve helikopterler için uçucu personel çağrılması yönünde telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. ...’ın ifadesinin ilgili bölümünde bu durum “ ….22.25’te birliğe üst lumbarağzından giriş yaptım. Üzerimi değiştirmeye müteakip komutan ...’ya geldiğimi rapor etmek üzere makamına gittim. Burada harekat komutanı ...’de bulunuyordu. ... bana sabkor kırmızı güvenlik alarmı durumuna geçtiğimizi, birliğimizin emniyetini alacağımızı söyledi. Komutanın makam odasından ayrılarak kendi odama geçtim. … Yaklaşık 1-2 dakika odamda oturduktan sonra ... odama geldi ve benim dahili telefonumdan uçak ve helikopter filo komutanlarını aradı. ...’ye dahili telefonda hava araçlarını uçurabilecek personelin birliğe gelmesini söyledi. Daha sonra da uçak filo komutanı ...’yı aradı ancak ... dahili telefonunu açmadı, sonrasında uçak filonun heraket subayı ... ...’ü aradı. ... ... de telefonu açmadı. ... odamdan ayrıldıktan 1 dakika geçmemişti ki ... ... kendisini arayan dahili telefona dönüş yaptı. Ben de ...’e ‘...’nin filo komutanlarını aradığını, ...’ya ulaşamadığını, ...’ye de hava araçlarını uçurabilecek ekipleri çağırması talimatı verdiğini, benzer talimatı uçak filosu için de verebileceğini’ söyledim, …” şeklinde aktarılmıştır. Bu olayı sanık savunmasında “…... Harekat Şube Müdürümüz oradaydı, doğrudur ben onun odasına girdim dahili telefonundan ... yarbayı aradım ‘...’ dedim ‘terör saldırı ihbarı var kırmızı durum işte meşhur birlik yatay dikey dağılma planları uygulanabilir’ yani ‘personel çağır’ dedim ondan sonra burada hiç uçuş niyeti yok, yani böyle bir ihtimale binaen böyle bir konuşma geçti, zaten kanunsuz bir şey değil. Uygulanması gereken bir tedbir gerekirse, uçak filosu komutanını aradım ... binbaşıyı, ulaşamadım, odadan çıktım,…” diyerek açıklamıştır. Ardından sanık ... Güvenlik Taburuna giderek erlerin kaldırılması, teçhizat aldırılması yönünde emir vermiştir. Güvenlik Taburu Nöbetçi Subayı tanık ...’ın ifadesinde bu durum, “..... albay kendi özel aracı ve elinde telsizle nöbet tuttuğum yer olan er yatakhanesinin önünde bulunan yolun önüne geldi. .. Bana ‘arkadaşlar ülke çapında çok büyük bir terör saldırısı olabileceğine dair duyumlar aldık. Askerleri kaldırın, silahlarını alsınlar ve hazır beklesinler. Şu an kesin bir şey yok. Üsse herhangi bir saldırı olursa kırmızı alarm durumuna geçmek için hazır olalım’ diyerek talimat verdi…” şeklinde anlatılmıştır. Nöbetçi astsubayı tanık ... ... da ifadesinde “…televizyonu izliyorduk nöbetçi subayla. Deniz Üsteğmen .... Biz izlerken televizyonu, köprüde tankları gördük, ve aramızdaki konuşmada bunun bir terör saldırısı olabileceğini ben bombalı araç düşündüm, saldırısı, biz öyle konuşurken dönemin Harekat Komutanı Deniz Albay ... geldi. Kendisini koridorda karşıladık, nöbetçi subayla. Daha sonra askerlerin koğuşuna yöneldik. Oraya gittiğimizde dönemin Harekat Komutanı ... ‘arkadaşlar neyin ne olduğunu bilmiyoruz, birinci güvenlik ve ikinci güvenlik askerlerini tabura alalım’ diye söyledi. ‘Kapıları güçlendirebiliriz’ diye söyledi. Daha sonra onlar nöbetçi subayla dışarı çıkarken ben koğuşlarda askerleri tek tek kaldırıp tabura geçmelerini sağlamaya başladım. …” diye söylemiştir. Sanık ... yine savunmasında “…...'ya Üs Savunma Birlikleri Komutanı daha yok ‘ben gideyim bir kontrol edeyim’ dedim ya, işte nizamiyelere gittim, oradan şeye geçtim Üs Savunma Harekat Merkezine, kamera odasına girdim, ‘arkadaşlar terör ihbarı varmış,’ daha bakın ortada hiç darbe şeyi falan yok olay tamamıyla terör, çıkarken nöbetçi astsubayı ve nöbetçi subayı var, nöbetçi astsubayı dedi ki ... ... ‘komutanım’ dedi ‘kırmızı durum dediniz, kırmızı durum da’ dedi ‘nöbet kulelerine nöbetçi olmayan nöbet kulelerine ilave personel göndermemiz gerekiyor,’ çok doğru söylüyor. Doğru bir şey böyle ben dedim ki ... astsubaya ‘... astsubayım doğru söylüyorsun’ ben normalde çıkıp gidiyordum yani bu teklifi yapmasa ama dedim Üs Savunma Birlikleri Komutanı yolda İstanbul'dan geliyor 'ben’ dedim ‘böyle bir emri vermek istemiyorum,’ çünkü ilave nöbet kulelerine adam gönderirken çevremiz 15 km. yollar stabilize araç devrilebilir veya teröristler bir tuzak kurabilir ‘ben’ dedim ‘bu riski alamam, ama şöyle yapalım’ dedim yani sen bu teklifi yaptın, hazır kıta bizde 4 ya da 5 kişiden oluşuyor Sayın Başkanım. ‘Hazır kıtayı desteklemek için 5 ya da 6 eri siz çıkartın teçhizatı ile birlikte oturarak bekletin orda, Üs Savunma Birlikleri Komutanı gelince elinde hazır asker olsun,’ hani çünkü teçhizat almakta zaman alıyor yani askerler açısından olay budur …. o gece ... bana iki tane emir verdi. Bir tanesi ‘birliğe gel kırmızı durum’ bunu uyguladım kanunsuz emir değil, emri veren birinci sicil amirim, ikincisi de ‘birliğin emniyetini bekasını sağla’ yani kendi birliğimizin, esasen bu iki emri de benle beraber 5 albaya dahil olmak üzere verdi, her iki emri …” şeklinde beyan etmiştir. Bu olaylar esnasında sanığın kendisine bağlı 301 Uçak Filo ile 351 Helikopter Filo Komutanlıklarına ayrı ayrı gidip tüm personele hitap ederek “..arkadaşlar şu an neler olduğunu biz de bilmiyoruz, anlamaya çalışıyoruz, bizim burada bulunma nedenimiz hava araçlarımızın ve üssümüzün emniyetini sağlamak, meydana gelen olaylarla bir ilgimiz yok..” şeklinde konuşmalar yaptığı bildirilmiştir. Bu sıralarda ülke genelinde darbe teşebbüsüne ilişkin yaşanan olayların basın ve yayın organlarında geniş biçimde yer aldığı, Devletin yetkili makamlarından ard arda açıklamalar yapılmaya başlandığı, Üsse gelen sözde sıkıyönetim mesajının sanık dâhil birçok kişi tarafından haber alındığı anlaşılmaktadır. Akabinde Üs Komutanı sanık ... ... birlik komutanlarını odasında toplantıya çağırmış olup, saat 01:00 sıralarında yapılan bu toplantıya Harekât Komutanı olan sanık ... ile birlikte Bakım Komutanı Y. Müh. Alb. ..., Deniz Hava Eğitim Merkezi Komutanı Dz. Yb. ..., Değerlendirme ve Denetleme Başkanı Albay ... ve Hizmet Destek Birlikleri Komutanı Vek. Dz. P. Alb. ...’nın da katıldıkları anlaşılmıştır. Bakım Komutanı ... yargılanan sanıklar arasında bulunmaktadır ve toplantı içeriğiyle ilgili alınan beyanları dosyadadır. Toplantıya katılan ..., ... ve ...’nın da toplantı ve yapılan konuşmalarla ilgili beyanları tanık sıfatıyla ilk derece mahkemesince ve ayrıntılı biçimde alınmıştır. Üs Komutanı sanık ... bu toplantıda sözde sıkıyönetim mesajını odadakilere göstererek bundan sonraki hareket tarzının ne şekilde olacağı hususunda tepkilerini ölçmek istemiştir. Tüm bu gelişmeler karşısında, sahte terör ihbarıyla Üs Komutanının birçok personeli Üsse çağırması akabinde sözde sıkıyönetim mesajının Üsse gelmiş olması ve ülke genelinde ortaya çıkan darbe teşebbüsüne ilişkin olayların öğrenilmesi nedeniyle artık Üs içersinde yaşanan hareketliliğin bir terör saldırısından çok darbe teşebbüsüyle ilintili olabileceğinin değerlendirilmesi gerektiği, darbeci yönetim tarafından kendilerinden olmayan birçok kişi görevden alındığı halde sıkıyönetim mesajı eki atama listelerinde ...’ya yine Deniz Hava Komutanlığı görevi (eski görevine devam) verildiği, Üs Komutanı tarafından verilen Üs’ten çıkışın yasaklanması, girişlerdeki kontrolün artırılması, Üs içersinde devriye atılması, Güvenlik Taburu askerlerinin harekete geçirilmesi, hazır kıtaya takviye yapılması, kulelerde nöbet tutturulması, nöbetçi personelin silah alması vs. gibi tedbirlerin sahte bile olsa başlangıçta Üs Komutanından gelmesi nedeniyle personel zihninde bu tedbirlerin birlik emniyet planı kapsamında algılanması doğal kabul edilmiş ise de, darbe teşebbüsü ortamında tüm askeri uçuşlar yasaklanmış olmasına karşın hava araçlarına yönelik yapılan müdahalelerin son derece kuşku çektiği, üstelik bu durumun hava vasıtalarının güvenliği için öngörülen ve sanıklarca sıkça dile getirilen yatay dikey dağılım planı kapsamında da kabul edilemeyeceği ilk derece mahkemesince değerlendirilmiştir. Donanma Komutanlığının 15 Mart 2018 tarih ve 180165 sayı ile mahkemeye gönderdiği yazı cevabında belirtildiği üzere; yatay/dikey dağılım esaslarında 2004 yılında hazırlanan ve halen yürürlükteki “... Üs Savunma Planı”ında özetle, (1) Vazife ; Türkiye ile başka ülkeler arasında çıkabilecek kriz veya harp döneminde Deniz Hava Ana Üs Komutanlığının havadan ve karadan gelebilecek tehditlere karşı korunması olarak tanımlanmış, (2) Planın uygulama emrinin gelmesiyle birlikte uygulamaya geçileceği ifade edilmiş, (3) Hava araçlarının yatay/dikey dağılımına ilişkin olarak; (a) Plan özetinin ‘Harekât Konsepti’ bölümünde, muhasım/ların (düşman devlet unsurları) havadan icra edebilecekleri baskın tarzında bir harekata karşı ani mukabeleye yönelik tedbirler alınması, emir verildiğinde yatay/dikey dağılıma tabi tutulması ifade edilmiştir. (b) ‘Harekât Tasarısı Gerginlik Dönemi’ bölümünde, baskın tarzında bir harekatı asgari zayiat ile atlatmak maksadıyla pasif savunma tedbirleri kapsamında emir verildiğinde mevcut uçak, helikopterler ve yer destek cihazlarının yatay dağılıma tabi tutulacağı ifade edilmiştir. Yatay dağılım; hava araçları ve yer destek cihazlarının birlik içinde park sahalarında uygun mevkilerde dağıtılarak mevkilendirilmesidir. (c) ‘Harekât Tasarısı Muhasamat (Harp) Dönemi’ bölümünde; pilotların filo binalarında bulunacağı, emir verildiğinde dikey dağılım için kalkış yapacakları ifade edilmiştir. Dikey dağılım; baskından sakınmak için hava araçlarının uçurularak birlik sanırları dışında havada bekleme mevkilerine sevk edilmesidir. Yazıda özetle, barış döneminden itibaren terör/sabotaj tehdidine karşı uygulanacak tedbirlerin ‘Birlik Emniyet Planı’na istinaden icra edildiği, ‘Birlik Emniyet Planı’nın ‘Vazife’ bölümünde ayrıntılı şekilde ifade edilmiş olup tamamı üzerinde yapılan incelemede yatay/dikey dağılım usulüne ve uygulamasına yer verilmediği, buna göre yatay/dikey dağılım usulünün uygulama emri verilmesi hâlinde muhasım ülkelere yönelik uygulanan bir kriz (gerginlik) ve harp dönemi tedbiri olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihine ilişkin olarak yapılan incelemede ‘Yatay/dikey dağılım esasları’ planının yürürlüğe sokulmasına ve baskına karşı tedbir ilanına yönelik bir emir bulunmadığı, terör/sabotaj tehdidine karşı koymak üzere barış döneminden itibaren uygulamada olan ‘Birlik Emniyet Planı’nda yatay/dikey dağılım usulünün yer almadığı bildirilmiştir. Buna karşın sanık ... tarafından 301 Filo Komutanı sanık ...’ya uçaklara yakıt ikmali yapılması, 351 Filo Komutanı ...'ye helikopterleri uçuracak şekilde hazırlık yapması yönünde verdiği talimatlar bulunmaktadır. Konuyla ilgili 301 Uçak Filo Komutanlığında astsubay olarak görevli ... ifadesinde, “….ilerleyen vakitlerde vakti tam olarak hatırlamıyorum yarım saat yada bir saat sonra olabilir ... binbaşım çağırdı o zaman, tam filonun orta bölümünde ... albay vardı, ben vardım, bir kişi daha vardı ama onu hatırlayamıyorum, bu ‘uçakların yakıt durumlarıyla ilgili bilgimiz var mı?’ diye söylendi, ben de uçaklar hakkında bilgim olmadığını yakıtların ne kadar olduğuyla ilgili bilgim olmadığını bunun 301 hat bakım komutanlığının bilgisi dahilinde olduğunu söyledim, sonra kendisi ... binbaşıma dönerek ‘uçakların yakıtlarını tamamlayalım’ dedi, ‘fulleyelim yakıtlarını’ dedi, daha sonra ... Binbaşım da bana bu talimatı iletti, Borajet ekibini filodan hatta gitmesini, çünkü dediğim gibi sadece borajet ekibi yani bu sivil ekip uçaklara yakıt alabiliyor ATR uçaklarına ve yanlarında 3 tane gözetmen olarak astsubay göndermemizi ve bu bilgiyi 301 hattaki ekibe iletilmesini söyledi, ben de 3 astsubay arkadaş yine uçuş teknisyeni arkadaşları görevlendirdim dedim ki ‘böyle böyle emir var, arkadaşları da alın borajet ekibini ve hatta götürün ve yakıt alınmasını söyleyin’ dedim,…” şeklinde anlatmaktadır. Akabinde TCG 701 kuyruk numaralı ATR tipi uçağa saat 01:30 sıralarında 1.700 litre yakıt dolumu yapılmıştır. ... soruşturma ifadesinde Filo'da kendisi makam odasında bulunmakta iken sanık ...'nin dahili telefondan arayarak "... faal olup uçabilecek tüm hava araçlarının emniyeti maksadıyla hava araçlarının gerektiğinde uçuracak şekilde gereken tedbiri al” dediğini beyan etmiştir. Sanık ...’nin ByLock sorgu sonuç raporu içeriğine göre adına kayıtlı ve kullandığını beyan ettiği ... (...) (..) (..) numaralı GSM hattı ile ... ile ... IMEI numaralı telefon cihazları üzerinden ilk tespit tarihi 30.08.2014 olacak biçimde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan Bylock isimli gizli, kriptolu haberleşme programını kullandığı bildirilmiş, ByLock programı ile ilgili teknik raporda belirtilen Litvanya'da sunucu kiralama hizmeti veren "..." isimli firmaya tahsisli olup Bylock uygulamasının çeşitli sürümlerince kullanıldığı tespit edilen 9 adet IP adreslerine 30 Ağustos 2014 ve 24 Kasım 2014 tarihleri arasında 113 (cgnat bilgisi) sinyal bilgisi tespit edilmiştir. Söz konusu telefon numarasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nun ByLock verilerinin detaylı incelenmesi, bağlantı verilerinin ileri inceleme tekniklerine tabi tutulması talebini içeren 22.12.2017 tarih ve 2016/180056 sayılı yazısına istinaden BTK tarafından düzenlenen 26.12.2017 tarih ve 730.10.00-2017.865319 sayılı ekindeki rapor ve liste (morbeyin listesi) bilgileri arasında yer almadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık tarafından bu durum kabullenmeyip ve hatta Adli Bilişim Uzmanı ... tarafından talep üzerine haricen düzenlenen rapor edilmiş ise de, raporun hazırlayıcısı ...’ın, görüşüne dayanak olarak büyük ölçüde, bir kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun kabul edilebilmesi için cgnat kayıt sayısının en az 1.000 olması gerektiğini söylediği görülmüştür. Oysa ki yukarıda yapılan açıklamasında geçtiği gibi sanık ...’in 0507(...) (..) (..) nolu GSM hattı ile ilişkilendirilen ByLock tespitinde cgnat kayıt bilgisi 192 olduğu halde User ID bilgileri (... nolu ID) gelmiş, ByLock kullanıcısı olduğu kuşkusuz tespit edilmiştir. Bunun gibi daha az sayıda örneğin mahkemece yargılaması yapılan ve bylock ile ilişkilendirilen ... (...) (..) (..) nolu GSM hattında cgnat bilgisi 93 olduğu halde User ID bilgisi (131005 ID) dosyaya gönderilmiştir. Kovuşturma aşamasında dosyaya Ankara C. Başsavcılığının 08/10/2018 tarih ve 2018/8016 sayılı yazısında operasyonel hat kullanılmak suretiyle sivil imamlar ile irtibatlanan TSK personeli kişiler arasında sanık ... de gösterilmiştir. Bylock kullanıcısı ve aynı zamanda FETÖ/PDY ile iltisaklı ...’un bağlı olduğu şirket ... Inc’nin 2005-2006 yıları arasında yönetim kurulu başkanlığını yapan ve hakkında yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetme / üyesi olma suçundan dolayı yürütülen soruşturmasında yurt dışına kaçtığı anlaşılan ... ile irtibatlı olduğundan bahsedilmiştir. Sanık ...’nin ... adına kayıtlı ...(...) (..) (..) nolu GSM hattını operasyonel amaçlı (patates hat) kullandığı, ...’in de ... adına kayıtlı ... (...) (..) (..) nolu GSM hattını operasyonel amaçlı (patates hat) kullandığı belirtilmiştir. Sanığın şahsi telefonu olan ... (...) (..) (..) nolu ve ...’in şahsi telefonu olan ... (...) (..) (..) nolu GSM hatları ile operasyonel amaçlı kullanıldığı iddia edilen yukarıdaki GSM hatlarının belirli dönemler itibariyle BTK’dan HTS kayıtları getirtildiğinde patates hat tabir edilen her iki ... (...) (..) (..) ve ... (...) (..) (..) nolu GSM hatları arasında çok sayıda görüşme gerçekleştiği anlaşılmıştır. Her iki GSM hattının da görüşme sıklığı ve kullanım biçimine göre sadece belirli kişilerle iletişim kurmak için aktif edildikleri ve dolayısıyla operasyonel amaçlı kullanıldıklarında kuşku duyulmamıştır. Her iki GSM hattının da fiili kullanıcısının kim olduğuna ve aralarındaki iletişimin şekli ve ortak baz bilgisi bulunup bulunmadığına ilişkin emniyet görevlileri tarafından yapılan araştırması sonucunda emniyet görevlileri tarafından düzenlenen 23/01/2019 tarihli 3 farklı Araştırma Tespit Tutanağında ayrıntılı görüşme ve baz sinyal bilgisi çalışması yapılmıştır. Her ne kadar bu çalışma sonucu emniyet görevlileri tarafından düzenlenen tutanakta GSM hattının sanık ... tarafından kullanıldığına ilişkin kesin bir belirleme yapılamadığı belirtilmekte ise de, ... İle ... isimli kişilere ait genel ve rutin olarak kullanılan kendi adlarına kayıtlı GSM hatlarının HTS ve baz istasyonu sinyal bilgileri, patates hatların HTS ve baz istasyonu sinyal bilgileri, GSM hatlarının kullanım sıklığı, sinyal bilgisi verilen yerler, şehir değişikliğinde baz sinyal bilgisinin değişikliği vb. ölçütlere göre karşılaştırıldığında söz konusu başkaları (... ve ...) adına kayıtlı bu GSM hatlarının sınırlı ve yalnız operasyonel amaçlı adı geçen kişiler tarafından kullanıldığı yönünde İlk Derece Mahkemesinde kanaat uyanmıştır. İstanbul C. Başsavcılığının 2016/97787 hz. evrakından beyanı alınan ve bir dönem terör örgütü içersinde Colorado imamlığı yapmış olan ... ... 01.09.2016 tarihli soruşturma beyanı ile yaptığı teşhiste, kendisinin ev ve semt abiliği yaptığı dönemden (1993 yılı Deniz Harp Okulu öğrencileri) tanıdığı Harp Okulları yapılanmasında FETÖ/PDY ile irtibatlı askerlerden birisi olarak ...’yi teşhis ettiği bildirilmiştir. ... ... mahkemece tanık olarak dinlendiğinde başlangıçta genel olay anlatımı içersinde sanıkla ilgili onu yakinen tanıdığını beyan etmiş ise de soru/cevap kısmında özel olarak sorulduğunda “….... beyle zaten görüştüğümüzü çok hatırlamıyorum. Dolaylı yoldan ... Bey’i tanıyorum. Belki bir defa görüşmüş olabiliriz farklı şekillerde. Ama ... Beyle, ... Beyle defalarca görüştüm. Yani bir kere değil birden fazla. Ve ben onların bu yapıya mensup olduğunu düşünüyorum. Yani ilgilenilen değil ilgilenen konumunda olduklarını düşünüyorum. Aynı şeyi ... için net olarak söyleyemeyeceğim…” şeklinde cevaplamıştır. Tüm bu hususlar dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kriptolu haberleşme amacıyla kullandıkları yukarıda ayrıntısıyla açıklanan bylock isimli haberleşme programını kullanan, örgüt üyelerince gizliliğe riayet etme amaçlı operasyonel hat üzerinden örgüt mahrem abisiyle birçok kez temas sağlayan sanık ...’nin, rütbesi, görevi, kıdemi, mesleki bilgi ve deneyimi ölçüsünde, 15 Temmuz 2016 tarihinde ... Deniz Hava Komutanlığı’nda ortaya çıkan hareketlilik kapsamında, artık ilerleyen bir saatte Üssün dışardan gelebilecek bir terör tehdidi altında olmadığı, yatay/dikey dağılım gibi 2004 yılında hazırlanan ve yürürlükteki 'Üs Savunma Planı'nın uygulama koşullarının bulunmadığı ve üstelik Genelkurmay, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Donanma Komutanlığı’nca askeri uçuşlar yasaklanmış olduğu halde, sanığın, darbe yanlısı faaliyet gösterdiği tespit edilen Üs Komutanı ... tarafından verilen hava araçlarının uçuşa hazır hale getirilmesi emri doğrultusunda ve başka bir merciden teyit almaksızın uçak ve helikopterlerin uçuş için hazır edilmesi, yakıtların fullenmesi, yönündeki talimatının olduğu, ancak Deniz Hava Üssündeki uçak veya helikopterlerin devreye sokulmasına, darbenin amaç ve faaliyetleri doğrultusunda kullanılmak üzere harekete geçirilmesine ilişkin ikinci bir emir gelmediğinden bir sonraki aşamaya geçilmediği, sanığın verdiği tâlimat yerine getirilmiş olsa bile Üs’ten herhangi bir uçak yada helikopterin havalanmak amacıyla uçuş pistine çıkmadığı, uçuş öncesi hazırlık çalışmalarının motorların çalıştırılması, tekerin dönmesi aşamalarına dahi ulaşmadığı, bu haliyle verilen emrin sonuca katkı sunan fonksiyonel bir etki sağlamadığı, sanığın belirtilen bu eyleminin Anayasayı İhlal suçunun hazırlık hareketleri aşamasında kaldığı, henüz teşebbüsün icra hareketlerine başlanmadığı, sanığın eylemiyle ülke genelinde icra edilen darbe suçunun icrası ile ortaya çıkan somut tehlike arasında uygun illiyet bağının da kurulamadığı anlaşıldığından, öncelikle unsurları itibariyle oluşmayan Anayasayı İhlal suçundan ilk derece mahkemesince beraatine karar verilmiş, eyleminin işlenmekte olan amaç suç yönünden hazırlık hareketi niteliğinde kaldığı kabul edildiğinden sanığın eylemine uyan ve bu suçun hazırlık hareketini suç sayarak yaptırıma bağlayan silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu kabul ve kanaat doğrultusunda, bylock uygulaması hususunda aksi yöndeki sanık savunması ile uzman raporuna itibar edilmemiş, sonuca etkili görülmeyen bylock tespit ve değerlendirme tutanağının beklenmesinden vazgeçilmiştir. Sanığın durumunun Anayasayı İhlal suçunu işleyen Üs Komutanı sanık ...’nın eylemlerine yardım etme suçunu oluşturduğu düşünülebilir ise de, yukarıda sanık ... açısından eylemlerinin hangi nedenle ve ne ölçüde amaç suçun hazırlık hareketlerini aşıp icra safhasına geçtiğinin açıklanmış bulunduğu, sanık ...’ın davranışlarının Askeri Üs’teki hava vasıtalarına yönelik müdahalelerden ibaret olmadığı, suçun öncesi ve icrası safhalarında darbe teşebbüsüne bilfiil katılmakta olan kişilerle irtibatlı bulunduğu, ortak eylem ve fikir birliği içersinde iştirak iradesiyle hareket ettiğinin tespit edildiği, Kartepe, Dalaman ve Çanakkale Deniz Hava Üslerine yönelik bu yönde emirler verdiği, en önemlisi Cumhurbaşkanına suikast amacıyla hareket eden ekiple iletişime geçtiği, Dalaman Deniz Hava Üssüne inen Sikorsky tipi helikoptere yakıt verilmesi tâlimatı verdiği, bu nedenle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı suçuna yardım etme suçundan hüküm giydiği, sanık ...’nın bu şekilde amaç suçun işlenmesine yönelik icrâi ve somut eylemlerde bulunduğu hususunda ilk derece mahkemesince en ufak bir kuşkuya düşülmediği; ancak sanık ... yönünden ele alındığında, darbeden önceden haberdar olduğuna ve darbecilerle suç işleme konusunda önceden ortak karar aldığına yönelik dosya kapsamında herhangi bir delil elde edilemediği, sanığın eylemleri 15 Temmuz gecesi Kartepe Deniz Hava Üssündeki faaliyet ile sınırlı düşünüldüğünde askeri güç hazırlığı yapılarak Üs dışına çıkılmadığı, herhangi bir sivil kişi veya makama yönelik müdahalede bulunulmadığı, Üs’teki hava vasıtalarından herhangi birisinin uçuş için harekete geçmediği, bu anlamda ...’nin sanık ...’nın tüm eylemlerinden sorumlu tutulmasının hukuken mümkün görülemeyeceği, dolayısıyla sanık ... açısından Anayasayı İhlal suçuna yardım koşullarının da oluşmadığı yönünde sonuç ve değerlendirmesi yapılmıştır. Sanık ... ile ilgili ayrıca iddianame kapsamında, soruşturmada ele geçen dijital materyallerinde FETÖ ile ilgili görüntüler olduğu ve darbe bildirisini prova mahiyetinde okuyan bir asker kişi ile ilgili video kaydı olduğu, sıkıyönetim direktifi konulu mesajın derhal komutana arz edilmesi talimatını verdiği ve mesajı Üs komutanı Amiral ...’ya bizzat götürdüğü, Asb. Çvş. ...'i üs lumbarağzına araç giriş çıkışına yardım için gönderdiği, 301'inci Deniz Hava Filo Komutanlığında görevli personele kuzey kapıda, üs lumbarağzı ve lojman lumbarağzında kurşun geçirmez miğfer ve yelek giymiş olarak nöbet tutturulduğu, saat 23:00 sularında Üs Savunma Harekat Merkezine giderek (Güvenlik Kamera Kontrol Odası) "herhangi bir olumsuz durumun olup olmadığını" sorduğu, Su deposundaki hazır kıta askerlerine tüfeğin kırma kolunu çektirerek sivillere doğrultmalarını istediği, iş makinelerinin çekilmesi için teşebbüs ettiği gibi konular da sanık aleyhinde suç şüphesine ayrı ayrı dayanak olarak gösterilmiş ve kovuşturmada Ankara CBS’nin ankesörlü/kontörlü sâbit hatlar üzerinden örgüt mahrem abileri ile asker şahısların irtibatlarının tespitine yönelik yürüttüğü soruşturması kapsamında aldırılan rapordaki sanıkla ilgili bölüm çıkartılarak gönderilmiş ise de; dijital materyallerinde ikinci kez ve ayrıntılı biçimde yaptırılan tetkikinde fetö ile ilgili görüntülerin cihazın internete bağlandığı esnada erişilen site ve sayfalara ait atık dosyalarının tutulduğu çerezler arasında olduğu ve erişim tarihinin de 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra gelen 4-5 Ağustos 2016 tarihi olduğu, asker üniformalı bir şahsın darbe bildirisini prova yapıyor vaziyetteki görüntüleriyle ilgili Kocaeli Emniyet Müdürlüğünce gönderilen 19/12/2017 tarihli Araştırma Tutanağında, görüntü kaydı yapılan yerin Ankara Akıncı Hava Üssü Şeref Salonu olduğu, provayı yapan kişinin de 15 Temmuz'da Akıncı Üssü'nde bulunan ve Genelkurmay Başkanı ...'ı darbeyi yönetmesi için iknaya çalışan ekipteki isimlerden Çiğli 2'inci Ana Jet Üs Komutanı Hava Tümgeneral ... olduğunun belirlendiği, bu konuyla ilgili bilgilerine olaydan sonra basın ve internet ortamı gibi açık kaynaklarda yer verildiği bildirilmiş ve dolayısıyla sanık aleyhinde atfı kabil bir durum tespit edilmemiştir. Ankara C. Başsavcılığı tarafından gönderilmiş ankesörlü/kontörlü sâbit hat aramalarına ilişkin elde edilen tespitlerin yalnızca 10 ve 11 Ağustos 2012 tarihlerinde 2 farklı günde yapılan aramalarla sınırlı olması, öncesi ve sonrasında başka arama kaydına rastlanmaması, aramaların düzenli ve periyodik nitelikte olmaması, en önemlisi başkaca asker şahıslarla ardışık vaziyette bulunmaması nedenleriyle, bakkal/büfe gibi işyerlerinde ticari hayatın bir gereği kazanç elde etme amacıyla kullanıma açılan bu tür hatların toplumdaki herkes veya herhangi biri tarafından kullanılma ihtimali ile arayan kişi ve yapılan görüşme içeriğinin belirsizliği gibi hususlar birlikte gözetildiğinde, 2012 yılının Ağustos ayının 10 ve 11’inci günlerine ait HTS kayıtlarının tek başına bu aramaların örgütsel nitelikte olduğunu kabul etmeye yeterli görülemeyeceği kanaatine varılmıştır. Diğer iddialar konusunda, Deniz Hava Üssü içersinde alınan diğer bir kısım tedbir ve faaliyetlerin Birlik Emniyet Planı kapsamı doğrultusunda ortaya konulduğuna ilişkin alınan sanığın makul ve tutarlı savunmaları ile buna uygun tanık beyanları birlikte incelendiğinde bu hususlarla ilgili ilk derece mahkemesince sanık aleyhinde bir değerlendirilme yapılmamıştır. [adres satırı maskelendi] [adres satırı maskelendi] 15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle sanık ...’nin yıllık izinde olması sebebiyle aynı zamanda Harekât Komutanlığına da vekâlet eden 351. Helikopter Filo Komutanı olarak görevli sanık ...’nin de olay günü Lojmanında bulunduğu sırada saat 21:24’de telefonunun çaldığı, sanık savunmasına göre arayan Üs Komutanı sanık ...’dan “güvenlik durumu kırmızı, beylik silahını alarak derhal birliğe gel” şeklinde tâlimat aldığı, birliğe gelip Üs Komutanı ile görüşme yaptıktan sonra 351 Filo’ya geçerek Filo personeli çağırma planını devreye aldığı, helikopterler için ulaşıldığı ölçüde bekler ekipleri ve kol komutanlarını çağırdığı, ardından TV haberlerinden ülke genelinden darbe teşebbüsüyle ilgili haberler alındığı, sanığın olay gecesini büyük ölçüde Filo’da personeliyle birlikte bekleyerek geçirdiği, her ne kadar sanık hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilerek kamu davası açılmış ve iddia makamı esas hakkındaki mütalaasında sanıkla ilgili 1 tane AB-212 helikopter ekibi, 1 tane SeaHawk helikopter ekibini çağırarak uçuşa hazır olmalarını istediği şeklinde ve katılan Cumhurbaşkanlığı vekili de sanığın hava araçlarının Uçuş evveli kontrol işlemini yaptırdığı, 5 adet helikopterin bakımlarının yapılarak uçuşa hazır hale getirilmesi ve uçuş ekiplerinin hava aracı başına yönlendirilmesi emrini verdiği ileri sürülmüş ise de; sanığın telefonla çağrılması üzerine saat 21:45 sıralarında askeri birliğe geldiği, esasen hava vasıtalarını donatacak sayıda uçucu personelin çağrılması ve uçak ile helikopterlerin uçuş öncesi hazırlık ve bakımlarının yapılması yönündeki tüm talimatların sahteliği sonradan ortaya çıkan terör saldırısı ihbarı olduğundan bahisle Üs Komutanı tarafından verildiği, sanık ...’ye tâlimat verildiği sırada henüz darbe teşebbüsüyle ilgili hadiselerin ülke çapında görünür hale gelmediği, sanık tarafından bu durumun birlik emniyet ve bekası kapsamında tedbir olarak nitelendirildiği, sanığın darbeden önceden haberdar olduğuna ve darbecilerle suç işleme konusunda önceden ortak karar aldığına yönelik dosya kapsamında herhangi bir delil elde edilemediği, 351 Filo’da uçucu personel çağrılması ve bir kısım helikopterler için uçuş öncesi hazırlık yapılması gibi gelişen birtakım olaylar kuşku çekici görülmüş ise de, Üs’ten o gece helikopter havalanması bir yana saat 01:00 sıralarında Üs Komutanı odasında yapılan toplantı sonrası 1-2 saat içersinde bakım için hazırlanan helikopterlerin Bakım Komutanı sanık ... tarafından içeriye (şaltırlara) aldırıldığı, sonraki zaman diliminin sanık açısından tamamen bekleyip, olayları izleyerek ve pasif vaziyette geçirildiği, olayın herhangi bir anında helikopterlerden birisinin uçuş için motorlarının çalıştırılıp tekerinin dönmediği, Filo dışına herhangi bir harekât gerçekleştirilmediği, bu anlamda teşebbüsün dahi suç sayıldığı amaç suçun işlenmesine ve sonuca katkı sağlayan elverişli ve icrâi nitelikte bir hareket tespit edilemediği, tam olarak ispatlanamamakla birlikte bu kabilden şüphe çekici hareketler olaylarla ilintili kabul edilse bile amaç suçun hazırlık hareketleri niteliğinde olabileceği, kaldı ki bu durumun da şüpheden öteye geçmediği, dolayısıyla sanık ...’nin eylemlerinde Anayasayı İhlal suçu bakımından maddi unsurların oluşmadığı, bu eylemler ile ortaya çıkan somut tehlike arasında doğrudan illiyet bağı kurulamadığı; öte yandan, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün aralarında gizli/şifreli haberleşmeyi sağlamak amacıyla kullandıkları bylock kullanıcısı olmadığı, terör örgütünün herhangi bir kurum veya kuruluşuyla veya askeri mahrem yapılanmasıyla irtibatlı olduğuna dair delillerin dosyada bulunmadığı, öncesinde de silahlı terör örgütünün hiyerarşisinde yer alıp organik bağ kurduğuna, örgüt içersinde sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyetleri olduğuna ilişkin soyut iddia dışında mahkumiyetini gerektirir kesin ve inandırıcı delillerin ortaya konulamadığı yönünde sonuç ve vicdani kanaate varılıp ilk derece mahkemesince sanığın üzerine atılı her iki suçtan dolayı da beraatine karar verilmiştir. 17 Temmuz 2016 Pazar günü Deniz Kuvvetleri Komutanlığının organize ettiği Amerika Birleşik Devletlerinde yapılacak olan ve görev anlamında birlik içerisinde faal olarak kullanılan S70B Tipi SeaHawk Helikopterlerin Proje Yönetimi ve Gözden Geçirme Toplantısına katılmak üzere Amerika Birleşik devletlerine gitmek üzere Albay rütbesinde ... Deniz Hava Üssünde Bakım Komutanı olarak görev yapan sanık ...’ın görevlendirildiği, bu görev ve yokluğunda askeri birlikte yapılacak işlemlerle ilgili çalışmalar yapmak amacıyla 15 Temmuz Cuma günü mesaiden geç çıktığı, aracıyla otoyoldan İstanbul istikametine ilerlerken Üs Komutanı sanık ...’nın telefon açıp çağırmasıyla geri döndüğü, saat 22:00 sıralarında Üsse giriş yaptığı, sanık savunmasında Üs Komutanı tarafından kendisine çok yakın bir terör tehdidinden bahsedildiğini söylediği, önce 301 ve sonra da 351 Hat Bakım Komutanlıklarına uğrayarak hangarda ve dışarıda bulunan hava vasıtası sayısını öğrendiği, ardından Üs Komutanı tarafından kendisine telefon edilerek yeteri kadar bakım personelinin birliğe çağrılmasının istendiği, sanık ...’ın da nöbetçi astsubayı ...’a bu yönde tâlimat verdiği, ...’ın ifadesine göre aralarında ayrıca bu kadar çok hava aracının hangarlardan tahliyesi gerekirse mevcut beş personel ile nasıl gerçekleştirilebileceği hususunda konuşmalar geçtiği, ardından hangardaki uçakların hazırlanmasını istediği, 653 ve 654 numaralı uçakların hangar dışına alınarak bakımı gerçekleştiği, Üs içerisinde bakım ve tüm hizmetleri Bora Jet isimli sivil firma tarafından yapılan yolcu ve kargo taşımacılığı işlemlerinde kullanılan ATR-72 Model uçaklar için de firma personelinin çağrılmasını istediği, bu gelişmeler yaşanırken ülke genelindeki darbeye teşebbüs hadiselerinin henüz görünür hale gelmediği, hava vasıtalarına bakım yapılması yönünde sanık tarafından personele doğrudan verilmiş bir tâlimat bulunmadığı, 301 Filo’dan ... ..., 351 Filo’dan ... isimli kişilerin doğrudan nöbetçi atsubayı ...’ı dâhili hattan arayarak faal uçurulabilecek hava aracı sayı ve numaralarını sordukları, aldıkları bilgi doğrultusunda uçabilecek bu faal hava araçlarının bakımlarının yapılması yönünde talepte bulundukları, dolayısıyla her iki talebin de Üs Komutanı tarafından önce iki ayrı Filo’ya, sonra da Filo’lar üzerinden Bakım Komutanlığına geldiği, saat 01:00 sıralarında Üs Komutanı ...’nın birlik komutanlarını makam odasında çağırarak toplantı gerçekleştirdiği, bu toplantıda Komutanın göstermesiyle Üsse gelen sözde sıkıyönetim mesajına nüfuz ettiği, toplantı akabinde Hat Bakım Komutanlığına gelen sanık ...’a personel tarafından helikopterlerin hazırlandığı bilgisinin verildiği, bakım ve hazırlık talimatının Filo’dan geldiğini öğrenen sanığın saat 01:30 sıralarında helikopterlerin pervaneleri katlanarak şaltırlara alınması tâlimatı verdiği ve belirli bir zaman içinde bu emir gereği yerine getirilerek helikopterlerin içeriye alındığı; her ne kadar sanık hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilerek kamu davası açılmış ve iddia makamı esas hakkındaki mütalaasında sanıkla ilgili ayrıca Deniz Üs Komutanı ...'nın Pazartesi için 2 adet VIP helikopterin hazırlanması emrini ilettiği ileri sürülmüş ise de; sanığın telefonla çağrılması üzerine Üsse gelip Bakım Komutanlığı sorumluluğu altındaki hava araçlarının sayısı ile ilgili inceleme yaptığı, uçakların hangar dışına alınması tâlimatı verdiği sırada henüz darbe teşebbüsüyle ilgili hadiselerin ülke çapında görünür hale gelmediği, esasen hava vasıtalarını donatacak sayıda uçucu personelin çağrılması ve uçak ile helikopterlerin uçuş öncesi hazırlık ve bakımlarının yapılması yönündeki tüm talimatların sahteliği sonradan ortaya çıkan terör saldırısı ihbarı olduğundan bahisle Üs Komutanı sanık ... tarafından verildiği, sanığın darbeden önceden haberdar olduğuna ve darbecilerle suç işleme konusunda önceden ortak karar aldığına yönelik dosya kapsamında herhangi bir delil elde edilemediği, Bakım Komutanlığındaki personel tarafından hava vasıtaları üzerinde uçuş öncesi bir kısım müdahaleler yapılması kuşku çekici görülmüş ise de, Üs’ten o gece uçak/helikopter havalanması bir yana saat 01:00 sıralarında Üs Komutanı odasında yapılan toplantı sonrası 1-2 saatlik zaman dilimi içersinde Filo’dan gelen talimatla bakım için hazırlanan helikopterlerin Bakım Komutanı sanık tarafından içeriye (şaltırlara) aldırılması tâlimatı verildiği, olayın herhangi bir anında hava vasıtalarından birisinin uçuş için motorlarının çalıştırılıp tekerinin dönmediği, askeri birlik dışına herhangi bir harekât gerçekleştirilmediği, birlik içersinde de sanık tarafından kimseye yönelik zor kullanılmadığı, bu anlamda teşebbüsün dahi suç sayıldığı amaç suçun işlenmesine ve sonuca katkı sağlayan elverişli ve icrâi nitelikte bir harekette bulunduğunun tam olarak tespiti yapılamadığı, tam olarak ispatlanamamakla birlikte bu kabilden şüphe çekici hareketler olaylarla ilintili kabul edilse bile amaç suçun hazırlık hareketleri niteliğinde olabileceği, bu yoğun şüphe nedeniyledir ki sanık hakkında kovuşturmada uzunca bir süre tutuklama koruma tedbiri tatbik edildiği, nitekim bu durumun şüpheden öteye geçmediği, 2 adet vip helikopter hazırlanması konusundaki sanık savunmalarının büyük ölçüde dinlenen tanıklarca desteklendiği, dolayısıyla sanık ...’ın eylemlerinde Anayasayı İhlal suçu bakımından maddi unsurların oluşmadığı, bu eylemler ile ortaya çıkan somut tehlike arasında doğrudan illiyet bağı kurulamadığı; öte yandan, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün aralarında gizli/şifreli haberleşmeyi sağlamak amacıyla kullandıkları bylock kullanıcısı olmadığı, terör örgütünün herhangi bir kurum veya kuruluşuyla veya askeri mahrem yapılanmasıyla irtibatlı olduğuna dair delillerin dosyada bulunmadığı, öncesinde de silahlı terör örgütünün hiyerarşisinde yer alıp organik bağ kurduğuna, örgüt içersinde sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyetleri olduğuna ilişkin soyut iddia dışında mahkumiyetini gerektirir kesin ve inandırıcı delillerin ortaya konulamadığı yönünde sonuç ve vicdani kanaate varılıp ilk derece mahkemesince sanığın üzerine atılı her iki suçtan dolayı da beraatine karar verilmiştir. 1.Sanık ... hakkında anayasayı ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne; sanıklar ..., ... ve ... hakkında anayasayı ihlal ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan beraat hükümlerine; sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan beraat hükmüne; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında anayasayı ihlal suçundan kurulan beraat ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasayı ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde; Sanık ...'nun dosya kapsamına yansıyan örgütsel konum ve faaliyetleri nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin alt sınırdan hüküm kurulması sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, anayasayı ihlal suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık ..., silahlı terör örgütünden mahkumiyetine karar verilen sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı; anayasayı ihlal ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından beraatlerine karar verilen sanıklar ... ..., ...; anayasayı ihlal suçundan beraatlerine karar verilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verilen sanık ... ile ilgili olarak ise yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin ... olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı (sanıklar ... ..., ..., ...,... yönünden), katılan Cumhurbaşkanlığı vekili, sanıklar müdafiileri ile sanık ..., ..., ..., ... temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 2.Sanıklar ... ve ... hakkında anayasayı ihlal suçundan kurulan beraat ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde; a.Sanık ... yönünden; Olay tarihinde ... hava üstünde harekat komutanı olarak Kurmay Albay rütbesiyle görev yapan, izinli olmasına rağmen darbeci ...'nın araması üzerine üsse gelerek darbeci Amiral ...'nın yasa dışı tüm talimatlarını yerine getiren, ... Havaüssünün kapısına gelen sivil iş makinalarının çekilmesi için birlik komutanı ...'dan askeri iş makinası isteyen, ... bunu kabul etmeyince yakasına yapışan, büyük bir terör saldırısı olabileceğinden bahisle kapıdaki güvenlik tabur askerlerini silahlandıran, bir adet ATR-72 model uçağa Bora Jet personeli tarafından yakıt ikmali yapılması talimatını veren ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşisi içinde yer alan sanık ...'nin eylemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle hazırlık aşamasında kaldığının kabul edilmesi karşısında, ... Hava Üssü'nün kullanım amacı ve görev alanı dolayısıyla önemi, Akıncı Üssünde bulunan darbe eyleminin planlama ve organizasyon aşamasında görev alan ... ile irtibatlı olan ... tarafından izinli olmasına rağmen göreve çağrılış biçimi, üsse geldikten sonra aldığı ve verdiği emirlerin işlenen fiil üzerindeki önem ve etkisi dikkate alındığında sanığın darbe teşebbüsünü öğrendiği andan itibaren diğer sanık ... ile birlikte hareket ederek verdiği emirlerin amaç suçun işlenmesinde icrai nitelikte eylem olduğunun kabulü ile konum ve eylemi kül halinde silahlı terör örgütü ile anayasayı ihlal suçu arasındaki geçitli suç ilişkisi de nazara alınarak, eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 37'inci ve 309'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca Anayasayı ihlal suçuna asli müşterek fail sıfatıyla katıldığı bu kapsmda işlenen araç suçlardan da asli fail olarak sorumlu olduğu gözetilmeksizin delillerin değerlendirilmesinde düşülen hata sonucu yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde anayasayı ihlal suçundan beraat kararı verilmesi, b.Sanık ... yönünden; Olay tarihinde binbaşı rütbesiyle ... Deniz Hava Komutanlığı 301 Filo komutanı olarak görev yapmakta iken 17.05.2016 tarihinde Ankara Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Hava Şube Müdürlüğüne tayini çıktığından 15.07.2016 tarihinde birliğinden ilişiğini kesen, Genel Kurmay Başkanlığı tarafından verilen emir ile uçuşların yasaklandığı, donanma harekat merkezi tarafından hava araçlarına yönelik bir görevlendirme yapılmaması yönünde bir talimat olduğu halde darbeci amiral ... tarafından birliğe çağrıldığında 301 Filo Komutanlığı personelini ilişiğini kesmiş olmasına rağmen birliğe gelerek emir komuta veren, mesaiye personel çağıran, uçuş ekibinin uçuş yasağına rağmen uçuşa hazır olarak bekleten, bir adet ATR-72 uçağa Bora jet personeli tarafından yakıt ikmali yapılmasına ilişkin ...'nin emrini ...'a ileten, bu şekilde söz konusu eylemlere aktif olarak katılan sanık ...'nın eyleminin silahlı terör örgütü ile anayasayı ihlal suçu arasındaki geçitli suç ilişkisi de nazara alınarak, 5237 sayılı Kanunun 37'inci ve 309'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca Anayasayı ihlal suçundan müşterek asli fail olarak kabul edilip edilmeyeceği karar yerinde tartışılıp elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sunduğu katkının tek başına vahamet arz etmediği gibi fiilin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurduğundan bahsedilemeyeceğinin anlaşılması durumunda zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıyan eylemlerinin suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 39'uncu maddesinin 2'inci fıkrasının (c) bendi ve 309'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca Anayasayı ihlal suçuna yardım etme kapsamında değerlendirilmesi gözetilmeksizin delillerin değerlendirilmesinde düşülen hata sonucu yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, 3.Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde; Sanık ve müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan cezaya hükmedilerek yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan Cumhurbaşkanlığı vekili, sanıklar müdafiileri ile sanık ...'ın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.