9. Ceza Dairesi 2024/4137 E. , 2024/11342 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/54 E., 2015/228 K. SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, düşme TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdure ... ... ve mağdureler ... ile ... vekili, katılan mağdureler ... ve ... vekili, mağdureler Ebru, ... ve ... vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz ret, onama İlk Derece Mahkemes…
**9. Ceza Dairesi 2024/4137 E. , 2024/11342 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/54 E., 2015/228 K. SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, düşme TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdure ... ... ve mağdureler ... ile ... vekili, katılan mağdureler ... ve ... vekili, mağdureler Ebru, ... ve ... vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, mağdure ...'e kovuşturma aşamasında davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de, inceleme tarihi itibarıyla reşit olan mağdure ...'in, yokluğunda kurulan hükmün yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekil tarafından temyiz edildiğinden haberdar olmadığının anlaşılması üzerine mağdure ...'e usulüne uygun şekilde yapılan ihtar şerhli gerekçeli karar tebliği ile hükmün temyizine muvafakat göstererek katılma iradesi göstermesi karşısında mağdure ...'in 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre katılan mağdure ve mağdure vekilinin de katılan mağdure vekili olarak davaya kabulüne karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında mağdure ...'ya karşı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı diğer katılan mağdureler ve mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın, mağdure ...'ya arkadan sarılıp öpmeye çalıştığı, katılan mağdure ...'ya arkadan sarılıp yanağından öptüğü, mağdure ...'e arkadan sarılıp göğsüne dokunduğunun kabulü ile sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, katılan mağdure ...'ya sarılıp öpmeye çalıştığı, kolundan tutup çekiştirerek kucağına oturtmaya çalıştığının kabulü ile çocuğun cinsel istismarı, katılan mağdure ... ...'ye "gel, sarılayım, öpeyim" şeklinde söylemlerde bulunduğunun kabulü ile cinsel taciz suçlarından mahkumiyetine, mağdure ...'i yanağından öperek çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla görülen yargılamada atılı suçtan beraatine, mağdure ... ve katılan mağdure ...'e "gel kucağıma otur, gel beni öp veya sen beni öp" şeklinde söylemlerde bulunarak çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla görülen yargılamada değişen suç vasfına göre cinsel taciz suçundan ayrı ayrı düşme kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdure ... ve Mağdureler ... ve ... Vekilinin Temyiz İsteği Özetle katılan mağdure ...’e beyanı sırasında şikayetçi olup olmadığı sorulmadan düşme kararı verildiğine, suç vasıflarının tayininde hatalı değerlendirme yapıldığına, mağdureler ... ve ...'ya yönelik eylemlerin sarkıntılık düzeyini aştığına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, sanığın okulda hizmetli olarak çalışmasından ötürü 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/3. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. Mağdureler ... ve ... ile Katılan Mağdure ... ... Vekilinin Temyiz İsteği Özetle sanığın mağdure ...’e yönelik eyleminin cinsel saik taşımasına karşın beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne, verilen düşme kararının hukuka aykırı olduğuna, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, sanığın okulda hizmetli olarak çalışmasından ötürü 5237 sayılı Kanun’un 103/3. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. C. Katılan Mağdureler ... ve ... Vekilinin Temyiz İsteği Özetle suç vasfının tayinininde hataya düşüldüğüne, katılan mağdure ...’nın ruh sağlığının bozulduğu gözetilerek üst hadden ceza tayininin gerektiğine, sanığın hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzdan faydalanarak atılı suçu işlemesi sebebiyle nitelikli halin oluştuğuna, yerinde olmayan gerekçe ile sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir. D. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle olayın geçtiği mahallin kalabalık bir ortam olması sebebiyle iddia konusu suçları işlemeye elverişli olmadığına, bir kısım mağdurların şikayetten vazgeçmesinin çelişkili durum yaratmasına karşın eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, beraat hükmü kurulması karşısında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindindir. III. GEREKÇE A. Mağdureler ..., ..., ... ve ... Vekillerinin Temyiz İstekleri Yönünden Mağdure ...'in kayden 02.11.1999, mağdure ...'nın kayden 20.05.1998 ve mağdure ...'in kayden 28.02.1998 doğumlu oldukları, on beş yaşını ikmallerinden sonra kovuşturma aşamasında 19.12.2014 tarihli duruşmada şikayetlerinden vazgeçtikleri, yine kayden 01.01.2000 doğumlu olan mağdure ...'nın temyiz aşamasında 18.03.2024 havale tarihli dilekçesiyle şikayetinden vazgeçtiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatlarının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmakla, yaş küçüklüğü sebebiyle tayin edilen mağdureler vekillerinin temyiz isteklerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Mağdure ...'e Karşı Kurulan Beraat Hükmü Yönünden Sanık hakkında mağdure ...'e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan beraat hükmü kurulmuş ise de aynı dosyada düşme ile mahkumiyet hükümlerinin de verilmesi karşısında, sanık müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmeti bölünemeyeceğinden, beraat edilen suç yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Katılan Mağdureler ... ve ... ...'ye Karşı Kurulan Hükümler Yönünden 1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, lehe olduğu anlaşılan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 105/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. Katılan mağdure ... ...'ye yönelik eylem yönünden 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 03.09.2015 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu, katılan mağdure ...'e yönelik eylem yönünden 5237 sayılı Kanun’un 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 26.03.2011 tarihli sorgu işlemi olduğu ve bu tarihlerden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. D. Mağdureler ... ve ... ile Katılan Mağdureler ... ve ...'ya Karşı Kurulan Hükümler Yönünden 1. Mağdure ...'nın temyiz aşamasında gönderdiği 18.03.2024 havale tarihli dilekçesi ile beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, çevresinin etkisi ile verdiği ifadeleri sebebiyle vicdanen rahatsızlık duyduğunu bildirmesi karşısında, bahse konu dilekçenin 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesi uyarınca duruşmada mağdureler ... ve ... ile katılan mağdureler ... ve ...'ya okunup, beyanları alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi lüzumu bozmayı gerektirmiştir. 2. Kabul ve uygulamaya göre de; Mahkemece atılı suçlardan temel ceza belirlenirken 5327 sayılı Kanun'un 61/1. maddesinde sayılan hususlar ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki kanuni düzenleme nazara alındığında, olayın emsallerine göre daha ağır nitelikte olduğunu gösteren bir özelliğin bulunmaması ve yapılan arttırımlarla ortaya çıkan sonuç ceza miktarı dikkate alındığında " suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve sonuçları" nedenlerine dayanılarak kanundaki tanımlamaları tekrarlayıp hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine uymayacak şekilde alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle cezanın belirlenmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Mağdureler ..., ..., ... ve ... Vekillerinin Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdureler vekillerinin temyiz isteklerinin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Mağdure ...'e Karşı Kurulan Beraat Hükmü Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, C. Katılan Mağdureler ... ve ... ...'ye Karşı Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan mağdureler ... ve ... ... vekilleri ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, D. Mağdureler ... ve ... ile Katılan Mağdureler ... ve ...'ya Karşı Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (D) bölümünde açıklanan nedenlerle Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan mağdureler ... ve ... vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2024 tarihinde karar verildi.