5. Ceza Dairesi 2007/3865 E. , 2011/24474 K. Rüşvet almak ve cezaevine yasak eşya sokmak suçlarından sanık ...'ın yapılan yargılanması sonunda; lehe kabul edilen 765 sayılı yasa hükümleri uyarınca mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22/02/2006 gün ve 2004/356 Esas, 2006/125 Karar sayılı hükümlerin sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 27.03.2007 günlü tebliğna…
**5. Ceza Dairesi 2007/3865 E. , 2011/24474 K.** **"İçtihat Metni"** Rüşvet almak ve cezaevine yasak eşya sokmak suçlarından sanık ...'ın yapılan yargılanması sonunda; lehe kabul edilen 765 sayılı yasa hükümleri uyarınca mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22/02/2006 gün ve 2004/356 Esas, 2006/125 Karar sayılı hükümlerin sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 27.03.2007 günlü tebliğnamesiyle Daireye gönderilmekle 24.10.2007 Çarşamba saat 14.00'e duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcısı ... hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine, sanık ... müdafii Av. ... tarafından gönderilen 22.10.2007 tarihli telgrafı ile duruşmaya katılamayacağını bildirmiş olmakla, Yargıtay C.Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde sanık vekilinin mazereti belgelendirilmediğinden REDDİ ile sanık hakkında DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı. Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu. Sanığa isnat olunan cezaevine yasak eşya sokmak suçunun yasa maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirlenen 5 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, karar tarihi olan 22/02/2006 ve inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE, Sanık hakkında rüşvet alma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Kamu hizmetlerinin eşitlik ve liyakat açısından adalete uygun yürütüldüğü, kamu görevlilerinin rüşvet kabul etmez ve satın alınamaz oldukları hususunda toplumda hakim olan güvenin korunması amacıyla TCK.nun 252. maddesinde düzenlenmiş olan rüşvet suçunun bir kamu görevlisinin yada anılan maddenin 4. fıkrasında sayılan tüzel kişiler adına hareket eden kişilerin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı yasal zeminde bulunmayan her iki tarafın aynı amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak ortaya koydukları doğrudan veya örtülü bir istek ile özgür irade ürünü rızalar sonucunda oluşan ve şarta bağlı olmayan anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıyla oluşacağı gözetildiğinde; oluş, dosya kapsamı ve mevcut delillere nazaran sanık ile suçun ortaya çıkarılması amacıyla görevlendirilen kişi arasında belli bir konuda, bir işin yapılması veya yapılmaması hususunda serbest irade ile karşılıklı anlaşmaya dayalı bir rüşvet sözleşmesinin bulunmadığı, teklifin sanıktan da gelmediği, rüşvet alarak cezaevine yasak eşya soktuğuna dair duyum üzerine sanığı yakalamaya yönelik olarak seri numarası tespit edilen paraların görevlendirilen kişi tarafından ikinci kez sanığa verilmesine müteakip yapılan operasyonla yakalandığı anlaşılmakla, eyleminin genel memuriyet görevinin kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi, Kabule göre de; Sanık hakkında 765 sayılı Yasanın lehe olduğunun kabul edilmesine karşın, 5237 sayılı Yasanın 53/5. maddesi gereğince uygulama yapılarak hükmün karıştırılması, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.