4. Hukuk Dairesi 2021/27191 E. , 2024/1653 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1631 E., 2021/1490 K. DAVA TARİHİ : 29.06.2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine/İstinaf talebinin esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli (Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/65 E., 2021/203 K. Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddin…
**4. Hukuk Dairesi 2021/27191 E. , 2024/1653 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1631 E., 2021/1490 K. DAVA TARİHİ : 29.06.2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine/İstinaf talebinin esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli (Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/65 E., 2021/203 K. Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili hakkında "İki oğluna ..." ve "..." ismini verdi. FETÖ'den esinlendiği biliniyor." şeklinde yapılan açıklama üzerine bir çok gazete tarafından haberler yapıldığını, bu gerçek dışı açıklamanın davalı tarafından yapıldığı hususunun 22.06.2017 tarihli Milliyet Gazetesi'nde yapılan haberden de anlaşılacağını, davalı tarafından yapılan açıklamada sarf edilen sözler nedeniyle kamu görevlisi olan müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, terör örgütü ile irtibatı olduğu yönünde kamuoyunda izlenim yaratılmasının amaçlandığını, kullanılan söz ve ifadelerin, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, iftira niteliğindeki dava konusu yapılan açıklama ile müvekkilinin itibarının sarsıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkili olmadığını, müvekkilinin Milliyet Gazetesi veya başka bir gazeteye davacı hakkında açıklamada bulunmadığını, bu sözlerin müvekkili tarafından sarf edildiğinin kabul edilmesi durumunda da eleştiri sınırlarında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının "..." isimli oğlunun adının 15 Temmuz darbe girişiminden sonra "Fatih" olarak değiştirildiğini, bu anlamda açıklamanın içeriğinin doğru olduğunu, ayrıca darbe girişiminden sonra örgüt üyesi olanlar ya da yardım edenlerle ilgili ihbarda bulunulmasının kamusal görev niteliğinde olduğunu, manevi tazminat talebinin unsurlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yürütmüş olduğu kamu görevi nedeniyle eleştirilere açık olması gerektiği, davalı tarafından davacı hakkında sarf edilen "İki oğluna ..." ve "..." ismini verdi. FETÖ'den esinlendiği biliniyor" şeklindeki sözlerin bir kısmının doğruluk payı içerdiği, davacının nüfus kayıt örneği incelendiğinde "..." isimli oğlunun isminin mahkeme kararı ile "Fatih" olarak değiştirildiği, davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği, davacının oğlunun isminin ... olması nedeniyle kanaat açıklaması niteliğinde olduğu, hakaret niteliğinde bir ifade içermediği, davalı tarafından davacıya isnatta bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından sarf edilen sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin ... isminde bir çocuğunun olmadığını, davalı tarafından yapılan açıklamanın gerçek dışı olduğunu, kamu görevlisi olan müvekkilinin itibarının zedelendiğini, terör örgütü ile irtibatı olduğu yönünde kamuoyunda izlenim yaratılmayı amaçladığını, verilen kararın usul yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yürütmüş olduğu kamu görevi nedeniyle eleştirilere açık olması gerektiği, davacının nüfus kayıt örneği incelendiğinde "..." isimli çocuğunun isminin mahkeme kararı ile "Fatih" olarak değiştirildiği, davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği, davacının oğlunun isminin ... olması nedeniyle kanaat açıklaması niteliğinde olduğu, hakaret niteliğinde bir ifade içermediği, dava konusu edilen ifadeler nedeniyle davalının ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektiren gereklilik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından sarf edilen sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin ... isminde bir çocuğunun olmadığını, davalı tarafından yapılan açıklamanın gerçek dışı olduğunu, kamu görevlisi olan müvekkilinin itibarının zedelendiğini, kasıtlı olarak terör örgütü ile irtibatı olduğu yönünde kamuoyunda izlenim yaratılmayı amaçladığını, açıklama tarihinden bu yana ... isiminde bir çocuğunun olmadığını ispatlamaya çalıştığını, verilen kararın usul yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı tarafından davacı hakkında sarf edildiği iddia edilen "İki oğluna ..." ve "..." ismini verdi. FETÖ'den esinlendiği biliniyor." şeklindeki söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarını saldırıya uğrattığı iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ncı maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının da içinde bulunduğu birden fazla valinin merkeze alınmasına dair kararname sonrasında dava dışı bir çok gazetede, davalının davacı hakkında yapmış olduğu "İki oğluna ..." ve "..." ismini verdi. FETÖ'den esinlendiği biliniyor." şeklinde açıklamalara yer verilerek haberler yapıldığı, davalı tarafından yapılan bu açıklamanın gerçek dışı olduğu ve kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiası ile eldeki davanın açıldığı, davacının incelenen nüfus kaydına göre çocuklarından birinin adı "..." iken 16.11.2016 tarihinde açılan isim değiştirme davası ile "Fatih" olarak değiştirildiği, açıklamanın bu yönü ile görünür gerçeğe uygun olduğu, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiği, açıklamada geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.