1. Hukuk Dairesi 2009/10352 E. , 2009/12052 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : PAZAR(RİZE) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2008 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı hazine, çekişmeli taşınmazın kısmen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının ileri sürerek, tapusunun iptalini davalıların el atmasının önlenmesini istemiştir. Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur Mahkemece, taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığının keşfen saptandığı gerekçesiyle dava
**1. Hukuk Dairesi 2009/10352 E. , 2009/12052 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : PAZAR(RİZE) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2008 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı hazine, çekişmeli taşınmazın kısmen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının ileri sürerek, tapusunun iptalini davalıların el atmasının önlenmesini istemiştir. Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur Mahkemece, taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığının keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, birkısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli, taşınmazın kısmen devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan kıyı kapsamında kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 1956 yılında kesinleştiği ve bir kısmının keşfen saptanan kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa'nın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12.maddesinin üçüncü fıkrasına "Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır." cümlesi ve anılan Yasa'nın 3.maddesi ile de aynı Yasaya' "Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır." şeklindeki geçici 10.madde eklenmiştir. Somut olayda, kadostro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usuli müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarih 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır ve yürürlüğe konulan hükümler kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan ve re'sen gözetilmesi gerektiğinden somut olayda aleyhe bozma yasağı ilkesinin de uygulama yeri bulunmadığı izahtan varestedir. Öte yandan, bir tarafın dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olmasına rağmen, dava açıldıktan sonra yürürlüğe ğiren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü yada yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybetmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı sorumluluğun davalı tarafa ait olacağı da kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, yukarıda değinelen yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilmek suretiyle bir karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır. Davalıların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir.Kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.