Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/8739 E. , 2024/10489 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/8739 Karar No : 2024/10489 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Hukuk Müşaviri ... İstemin Özeti : 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişk…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/8739 E. , 2024/10489 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/8739 Karar No : 2024/10489 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Hukuk Müşaviri ... İstemin Özeti : 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... (Kapatılan) ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Bir kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu ve ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, hakkında somut delil bulunmadan ve yargılama yapılmadan kamu görevinden çıkarıldığı, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağı, MGK veya Bakanlar Kurulu kararıyla suçlu ilan edilemeyeceği, somut olayda kişiye karşı yöneltilmiş bir suçlamanın bulunduğu, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki usul ve esaslara uyulmadığı, çekirdek haklarına dokunulamayacağı, OHAL döneminde alınan kararların geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran tedbir niteliğinde olduğu, Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, dava dosyasında yer alan tanık ifadesinin şahsıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığı, isim benzerliği dolayısıyla sehven dosya içerisine girdiği, hakkındaki ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği, fişleme niteliğindeki verilerin kendi içerisinde tutarsız olduğu, gizli tanık beyanına göre oluşturulan Veri İnceleme Raporunun delil niteliğinin bulunmadığı, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, mahkemeye erişim hakkı, önceden kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı, gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, özel hayata saygı hakkı, savunma hakkı, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi gibi temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında ''...FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün etkin olduğu dönemde istihbarat branşında görev yaptığı ve hayatın olağan akışına aykırı şekilde çok sayıda taltifle ödüllendirildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülke genelinde kriminalize hale geldiği tarih olan 17-25 Aralık olaylarının hemen sonrasında ise (2014 yılının başlarında) İstihbarat branşından çıkarıldığı...'' tespitine de yer verilmişse de, söz konusu hususun hangi saikle yapıldığı bu dosyada ortaya konulamadığından bu tespitin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Öte yandan, yine temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında ''...Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tanık E.G.'nin; "Polis kolejinde ve polis akademisinde 8 sene beraber eğitim gördüğü devrelerinden Fetöyle irtibatta olduğunu bildiği şahıslardan birinin de sanık olduğunu, polis kolejinde ve polis akademisinde fetöcülerin en belirgin özelliği namazları cem ettiklerini, yani beş vakit olan namazı üç vakit kıldıklarını, öğle namazıyla ikindi namazını birleştirdiklerini, aynı şekilde akşam namazı ile yatsı namazını birleştirdiklerini, bunun tamamen polis kolejinde ve polis akademisindeki fetöcülere haiz bir tedbir olduğunu, sanığın da bu tedbiri yaptığını düşündüğünü, sanığın kendi sohbet grubunda olmadığından dolayı somut hiç bir FETÖ ile irtibatını gösterir faaliyetini görmediğini, ... kod isimli mahrem imanın Avrupa'daki misyonlarda görev yapan FETÖ ile irtibatlı olan kişileri 2013 yılında Ankara Kızılcahamam'da düzenlemiş olduğu toplantıya sanığın katılmadığını, ama sanığın mahrem imamdan izin aldığını, gelmediğini, bunu mahrem imamdan duyduğunu" beyan ettiği...'' tespitine de yer verilmişse de, davacının iddia ettiği üzere Dairemizce yapılan tetkikten, anılan şüpheli ifadesinin davacı ile aynı ismi taşıyan ve ... Ağır Ceza Mahkemesince yargılaması yapılan bir başka şahsa ait olduğu görülmüştür. Bu itibarla, söz konusu tespitin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki diğer tespitler değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 13/06/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.