Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; arama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının; daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen bir soruşturma dosyasının herhangi bir şikâyet veya delil olmadan yeniden açılması, dosyadaki suçlamaların gerçekten saptırılarak değerlendirilmesi, sadece aleyhe delillerin dikkate alınması ve soruşturma dosyasına erişim imkânı ve
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; arama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının; daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilen bir soruşturma dosyasının herhangi bir şikâyet veya delil olmadan yeniden açılması, dosyadaki suçlamaların gerçekten saptırılarak değerlendirilmesi, sadece aleyhe delillerin dikkate alınması ve soruşturma dosyasına erişim imkânı verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 26/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Diyarbakır'da, Diyarbakır Valiliği Koordinasyonunda Uluslararası Polis Birliği (İPA) Diyarbakır Şube Başkanlığınca yürütülen Sosyal Destek Programı (SODES) Projesi olan "Bilinçli Kadın Aydınlık Gelecek" adlı SBS öğrencilerinin dershanelere gönderilmesi çalışması ile ilgili olarak yapılan bir ihalenin şartnamedeki belirtilen şartları taşımayan bir kuruma verildiği yönündeki bir şikâyet üzerine 21/12/2010 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır. Başsavcılık yaptığı soruşturma sonucunda 20/2/2013 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Şikayete konu ihalenin eğitim döneminin başlamış olması neden ile acil olarak yapılmış bir ihale olduğu, şikayet edilen dershanelerde şikayet dilekçesinde iddia edilenin aksin yeterli sayıda öğretmenin bulunduğu, başarı oranının yine şikayet dilekçesinin aksine yüksek düzeyde olduğu, ihaleye katılan ve şartları uyan dershaneler arasında öğrencilerin dershanelerin kapasitelerine göre taksim edildiği, alınan hizmet karşılığı ödemelerin yapıldığı, yine daha önce teklif edilen fiyatlarla alınan hizmetin uyumlu olduğu, ihalelerde belirli kişi veya firmaların korunduğu ve de kayrıldığına dair herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından KOVUŞTURMA İCRASINA YER OLMADIĞINA ...KARAR VERİLDİ." Başsavcılık ilerleyen süreçte, verilen bu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 14/10/2014 tarihli kararıyla kaldırılmasına ve başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım şüpheliler hakkında soruşturmanın yeniden başlatılmasına karar vermiştir. Kararda kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin gerekçe şu şekilde ifade edilmiştir:"...Soruşturmanın, 'Resmi İhaleye Fesat Karıştırmak' suçu olduğu halde ihale evrakları asıllarının temin edilerek, bilirkişi incelemesi yapılmadan dosya içerisindeki eksik evraklar üzerinden ve emniyet fezlekesi doğrultusunda Takipsizlik kararı verildiği, halbuki dosyada yapılan incelemede ihale işlemlerinde usulsuzluk bulunabileceği..." Yeniden soruşturma başlatılmasına karar veren Başsavcılık öncelikle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı yazarak bu ihaleye ilişkin olarak bir bilirkişi raporu aldırılması talebinde bulunmuştur. Bu talep üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı üç kişiden oluşan bir heyetten bilirkişi raporu alarak Başsavcılığa göndermiştir. Bu raporun ilgili kısımları şöyledir:"... Bu çerçevede inceleme ve tespitler bölümünde ayrıntıları ile irdelendiği üzere; Teklif veren dershanelere ait fiyat listesinde servis hariç fiyatların incelemeye esas alındığı, dosya kapsamındaki evraklara göre; Özel S.E. Dershanesi KDV dahil öğrenci başına 800 TL ve Özel Ö.P.A. Dershanesi KDV dahil öğrenci başına 800 TL ve Özel P. SBS Dershanesi tarafından KDV dahil 800 TL ikinci bir teklifin verildiği/alındığı görüldüğü, İhale satın alma komisyonu tarafından düzenlenen eğitim hizmeti satın alma teklifi, teklif veren dershanelere ilişkin komisyon tarafından düzenlenen teklif fiyat listesi ile soruşturma dosyasına sunulan teklif tutarlarının örtüşmediği, adı geçen 3 dershanenin verilen ilk teklife göre daha düşük tutarlarla ikinci bir teklif verilmesi sağlanarak hizmet temininin adı geçen dershanelerden sağlandığı anlaşılmıştır. Teklif veren dershaneler ile ikinci bir teklif verilmesi/alınması dershaneler arasındaki rekabeti bozucu bir uygulama olduğu değerlendirildiği, Soruşturma dosyasına sunulan belgelerin incelenmesinde, ihale ilanının ne kadar süre ile yayınlandığına dair herhangi bir belgenin bulunmadığı görülmüştür. Ancak hizmet alımına ilişkin 13-14 isteklinin teklif verdiği görülmüştür. Teklif tarihlerinin örtüşmesi nedeniyle doğrudan temin yöntemine ilişkin ilanın yapıldığı değerlendirildiği, İhaleye daha ekonomik teklif veren istekliler olduğu halde ihalenin daha yüksek teklif veren isteklilere verildiği hususu, ekli tabloda ve yukarıda sunulan tabloda yer alan isteklilerin teklif edilen birim fiyatların incelenmesinde, en ekonomik teklif veren dershanenin E. Dershanesi olduğu verilen teklifin KDV dâhil 625,00 TL olduğu tüm istekliler arasında en düşük teklifi verilmesi nedeni ile aşırı düşük teklif kapsamında değerlendirilmesinin olağan olduğu, Birinci ve ikinci en ekonomik teklif veren dershanelerin Özel Ö.İ. ve E. Dershaneleri olduğu bu dershanelerin güvenlik konusundaki donanımının teknik şartnamede öngörülen kriterleri taşımadığının görüldüğü, A. SBS Dershanesi ve Ö. Dershanesinin ise en yüksek teklif veren istekliler olması nedeniyle tekliflerinin kabul edilmemesinin olağan olduğu, İstekliler tarafından Doğrudan Temin Yöntemi ile Hizmet alımına ilişkin tekliflerin incelenmesinde; en uygun teklifi veren ve teknik şartnamedeki koşulları sağladığı belirlenerek sözleşme imzalanmasına karar verilen dershanelerin diğer teklif veren isteklilerle önemli ölçüde ayırt edici niteliklere sahip olduğundan söz edilemeyeceği, bu şartlar altında doğrudan temin yönteminin bir ihale usulü olmadığından takdiri Cumhuriyet Başsavcılığına ait olmak üzere TCK’nın ihale ile ilgili hükümlerine bir aykırılığın söz konusu olmayacağı bununla birlikte hizmet alımına karar verilen isteklilere ikinci kez teklif verilme imkânının tanınmış olması, teklif veren diğer isteklilere ise bu imkânın tanınmamış olması fırsat eşitliğini bozan ve haksız rekabete yol açan bir uygulama olduğu değerlendirildiği..." Öte yandan Başsavcılık 2/10/2015 tarihinde dosya içindeki belgelerin incelenmesinin ve belgelerden örnek alınmasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürülebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar verilmesini Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik, benzer gerekçeyle 2/10/2015 tarihinde dosya içeriğinin incelenmesinin veya belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucu, anılan bu soruşturma kapsamında 3/10/2015 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık 5/10/2015 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım şüphelileri tutuklanması istemiyle Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu, Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/10/2015 tarihli kararıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "... Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26/02/2015 tarihli ve 2014/28850 soruşturma sayılı talimat yazısı ekinde bulunan bilirkişi raporunda, hizmet alımı esnasında usulsüzlüklerin tespit edildiği, yapılan inceleme neticesinde bu usulsüzlüklerin devletin zararına neden olduğu, IPA Diyarbakır Şube Başkanlığı tarafından SODES projesi kapsamında hizmet alımı için kurulan kurulda bulunan diğer polis memurları A.A., A.K. ve E.Ç.'ıın beyanlarında, şüphelilerin karar alma sürecinde söz sahipleri olduklarını, verilen tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında hizmet alımı yapılan dersanelerin daha düşük fiyat vermeleri için ikinci bir teklifte bulundurularak dersanelerin düşük fiyat vermelerini sağladıklarını beyan etmeleri, soruşturmanın çeşitli aşamalarında ifadelerine başvurulan bilgi sahiplerinin beyanları incelendiğinde, hizmet alımı yapılan dersanelerin şartları tam olarak sağlamadığı, bu hususun komisyonca denetlenebilir seviyede olduğunun tespit edildiği, hizmet alımı yapılan dersanelerin komisyonca belirlenen kriterleri tam olarak sağlamadıkları açıkça anlaşılabilir nitelikte olduğu, bu nedenlerle; şüpheliler hakkında 5271 Sayılı CMK’ [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/1 maddesinde belirtilen 'kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin', Anayasanın 19/ maddesinde belirtilen 'kuvvetli belirti' in (şüphe) ve AİHS’in [Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi] 5/ maddesinde belirtilen 'makul şüphenin' bulunduğuna dair hakimliğimizi ikna edebilecek bilgi ve somut deliller var olduğu...Anayasa Mahkemesinin 2011 Tarih 2010/71 Esas, 2011/143 Karar ve 2012 Tarih 2012/35 Esas 2012/203 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere ölçülülükilkesi; 'elverişlilik', 'gereklilik' ve 'orantılılık' ilkelerini içerip; şüpheliye isnat edilen suçlamanın niteliği, suçlamanın kanunda yazılı hapis cezasının alt ve üst sınırı, İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri göz önüne alındığında tutuklama kararının ulaşılmak istenen amaç için elverişli olduğu, tutuklama kararının ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olduğu ve verilen tutuklama kararı ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçünün (orantı) bulunduğu, tutuklama zorunluluğu gerektiren nedenlerin var olduğu. Bu itibarla tutuklama tedbirine başvurularak elde edilmesi beklenen yarar ile şüpheliler açısından ortaya çıkacak zarar karşılaştırılarak, tutuklama tedbirinin uygulanmasının gerekli olduğu sonucuna varıldığı, bu nedenlerle Anayasanın ve 5271 Sayılı CMK nun 100/1 maddesinde bilirtilen ölçülülük ilkesine göre tutuklama kararının ölçülü olacağı, Açıklanan tüm bu hususlar dikkate alındığında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı, şüpheliler hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin var olduğu, bir tutuklama nedeninin bulunduğu ve Ölçülülük ilkesinin gerçekleştiği, Anayasanın maddesi, AİHS’in maddesive5271 Sayılı CMK’ maddesinde belirtilen tutuklama nedenlerinin var olduğu. Ayrıca AİHS’in 5/1 maddesi uyarınca özgürlükten yoksun bırakmanın yasalara uygun olup, 5271 Sayılı CMK’ maddesinin de AİHS’ in tüm maddelerinin özünde var olanhukukun üstünlüğü ilkesi ile uyumlu olduğu anlaşılmakla; şüphelilerin CMK 100 ve devamımaddeleri gereğince ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA, ...[karar verildi.]" Başvurucu 7/10/2015 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğince 12/10/2015 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği 27/1/2016 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucu; anılan tahliye kararının verilme tarihinin 29/1/2016 olduğunu, kendisinin de bu tarihte bu kararı öğrendiğini bildirmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede tahliye kararının tarihinin 29/1/2016 olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 26/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başsavcılığın 24/5/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında on altı şüpheli hakkında da benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur. İddianamede, soruşturma konusu olaya ilişkin hukuki değerlendirmeler özetle şöyledir: "Soruşturma konusu olayda İPA Diyarbakır Şube Başkanlığı tarafından yürütülen Bilinçli Kadın Aydın Gelecek isimli sodes projesinde ilköğretim öğrencilerine verilecek SBS eğitim için yapılan hizmet alımı işinin ihale ile yapılmasında soruşturma konusu kurumun ülkemizde dernek statüsünde bulunması nedeniyle 4734 sayılı yasanın maddesinde tahdidi olarak sayılan kurumlarından olmadığı için, yine 2010 yılı Sodes uygulama usul ve esasları genelgesinin 13/9 maddesinde proje ile ilgili yapılacak satın alma işlemlerinde proje yürütücü kurumun tabi olduğu mevzuat hükümleri uygulanacağı belirtildiği için, özel hukuk tüzel kişisi konumunda olan İPA Diyarbakır Şube Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen hizmet alım ihalesinin, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine 4734 sayılı yasa hükümlerine tabi bir ihale olmadığı anlaşıldığından, şüphelilerin eylemlerinin ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturmadığı, hem İPA Diyarbakır Şube Başkanlığı yetkilisi olan şüphelilerin, hem de hizmet satın alınan şirket ortak ve yetkilileri ile Valilik Proje Koordinasyon Merkezi yetkilisinin usulsüz olarak proje kapsamındaki 250 Öğrenciye SBS kursu ile 100 kadına dokuma kursu verilmesi işini tamamen Fetö/Pdy [Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması] silahlı terör örgütüne mali kaynak sağlamak amacıyla soruşturma konusu şirketlere eksik olarak yaptırarak Diyarbakır Valiliği ve Devlet Planlama Teşkilatından yaklaşık 000-TL ödenek almak suretiyle kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşılmıştır. ...Bu bilgiler ışığında soruşturma konusu olayda dernek statüsündeki uluslararası polis birliğinin Türkiye temsilciliğine bağlı Diyarbakır IPA Şube Başkanlığı tarafından 2010 yılında Diyarbakır Valiliği ve Devlet Planlama Teşkilatı'nca gerçekleştirilen Sodes projelerinde Bilinçli Kadın Aydın Gelecek isimli 250 öğrenciye SBS kursu verilmesi ve 100 kadına dokuma kursu açılması konulu projenin yürütüldüğü, burada IPA Şube Başkanlığı yetkilileri olan şüpheliler A., Yalçın Kaplan, H.İ., A.A., E.Ç. ve A.K.'in dosyada mevcut 29/102010 tarihli komisyon karar tutanağına göre teklif veren 14 dershane arasında fiyat avantajı olmamasına ve ihale şartlarını taşımamalarına rağmen FETÖ/PDY terör örgütü bünyesindeki Pi Analitik, Pratik SBS ve Sur Özel Eğitim Dershanesi'nden hizmet alımı yapılmasına karar verdikleri, şüphelilerin buradaki amacının IPA Şube Başkanlığı tarafından yürütülecek olan projenin en iyi fiyat veren kişi tarafından eksiksiz olarak yerine getirilmesi olmadığı, zira proje kapsamında soruşturma konusu dershanelere giden öğrencilerin alınan ifadelerinde ihale şartnamesinde yazılı birçok hususun dershane yetkilileri tarafından yerine getirilmediği gibi IPA yetkilisi şüpheliler tarafından da bu konunun araştırılmadığı, bu nedenle şüphelilerin asıl amacının dernek üzerinden yürütülen proje için Diyarbakır Valiliği'nden alınan yaklaşık 000 TL'lik ödeneğin FETÖ/PDY bünyesinde faaliyet gösteren şirketler vasıtasıyla örgüte aktarmak olduğu, A.K., E.Ç., A. isimli şüphelilerin ikamet ve üzerlerinde yapılan aramada ele geçirilen dijital malzemeler ile yine Yalçın Kaplan, E.Ç., A.A. ve A.K. hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olma suçundan yürütülen soruşturmalara bakıldığında tüm bu hususların, şüphelilerin FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde hareket ettiğini ve Sodes projesinde de örgütün kendilerine verdiği talimatla işlem yaptıklarını gösterdiği, soruşturma konusu Pi Analitik ve Sur Özel Eğitim isimli dershanelerde, yine dershane ortak ve yetkilileri olan E.Ö. ve İ.Y.'ın ikamet ve üzerlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital malzemelerde yapılan incelemeler sonucu tespit edilen örgütsel dokümanlar da soruşturma konusu projenin bilerek ve isteyerek örgüt bünyesinde faaliyet gösteren kurumlara verildiğini gösterdiği, bu nedenlerle tüm şüphelilerin FETÖ/PDY terör örgütü Diyarbakır il yapılanması içerisinde örgütün gerçekleştirmek istediği nihai amaca ulaşmak için kendilerine verilen görevleri yerine getirdikleri, örgüt içerisinde bulunma iradesi ile örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettikleri anlaşılmaktadır....Tüm bu anlatılanlar ışığında yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı şüphelilerin üzerlerine atılı kamu kurumu zararına dolandırıcılık, silahlı terör örgütüne üye olma ve özel belgede sahtecilik suçlarını birlikte işledikleri anlaşılmakla..." Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 13/6/2017 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2017/653 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, ...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Dolandırıcılık" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir." 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli dolandırıcılık" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:"(1) Dolandırıcılık suçunun;...d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,...İşlenmesi hâlinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Değişik cümle: 03/04/2013-6456 S.K./mad) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz."