Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen kayıt sorgulama belgesinde "Kamu kurumundan ihraç edilmiş bulunmaktadır. " ibaresinin bulunması ve buna yönelik bilgi edinme talebinin kabul edilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen kayıt sorgulama belgesinde "Kamu kurumundan ihraç edilmiş bulunmaktadır." ibaresinin bulunması ve buna yönelik bilgi edinme talebinin kabul edilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/8/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 5/9/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmış olup hâlen Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu 13/12/2016 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) kayıt sorgulama belgesi almıştır. Belgede bulunan "Emekli Sandığı" başlığı altında, "01/09/2016 tarihinde kamu kurumundan ihraç edilmiş bulunmaktadır." ibaresi yer almaktadır. Başvurucu 6/1/2017 tarihinde SGK'dan bilgi edinme talebinde bulunmuştur. Talepte kayıt sorgulama belgelerinde kamudan başka gerekçelerle ihraç edilen kamu görevlileri hakkında benzer bir kayda yer verilip verilmediği, tazminatsız olarak işten çıkarılan bir işçi için de benzer şekilde işten çıkarılmaya dair bir kaydın bulunup bulunmadığı, ayrıca uygulamanın yasal dayanağı, bu şekilde bir ifadeye yer verilmesinin gerekçesi ve kurumun hangi göreviyle ilgili olduğu, uygulama ile ne amaçlandığı, bu uygulamanın ne kadar süre devam edeceği, yeni bir işe girilmesi hâlinde de benzer bir kayda yer verilip verilmeyeceği sorulmuştur. Başvurucu, SGK tarafından süresi içinde cevap verilmediğinden 16/2/2017 tarihinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna (BEDK) talebinin uygunluğunun değerlendirilmesi ve uygun görüldüğü takdirde SGK tarafından talebinin karşılanması için bildirimde bulunulması için başvurmuştur. BEDK 16/3/2017 tarihinde talebi reddetmiştir. Kararda, itiraz sahibinin talebinin 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'nun ve maddeleri (bkz. §§ 18, 19) uyarınca Kanun'un kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir. Başvurucu 9/5/2017 tarihinde BEDK kararının kaldırılması ve SGK'ya bilgi edinme talebine cevap verilmesi için bildirimde bulunulması talebiyle Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. SGK 1/7/2017 ve 11/7/2017 tarihli yazılarıyla başvurucunun bazı sorularına cevap vermiştir. Mahkeme 9/3/2018 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda; bilgi edinme isteminin bireyler için bir hak, kendisinden bilgi talep edilen kamu kurum ve kuruluşları bakımından ise kanuni bir yükümlülük olduğu, kurum ve kuruluşların bu yükümlülüklerini yerine getirmemelerinin ancak kanunun istisna saydığı durumlardan birinin bulunması hâlinde mümkün olduğu ifade edilmiştir. Bilgi edinme hakkının kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya bulunması gereken bilgi ve belgelere ilişkin bir hak olduğundan henüz kurumların uhdesinde bulunmayan bir bilgi ve belgenin istenemeyeceği belirtilmiştir. Bu anlamda kurumun yerine getiremeyeceği bir talebin ileri sürülemeyeceği, tavsiye ve mütalaa talebi niteliğindeki başvuruların bilgi edinme hakkı çerçevesinde cevaplandırılmayacağı vurgulanmıştır. Kararda ayrıca 4982 sayılı Kanun'un amacının açık ve şeffaf bir idare ile sivil toplum örgütleri ve bireylerce kamu kurumlarının kolayca denetlenmesinin sağlanması olduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte idarenin kimi tasarruflarını kamuyla paylaşmasının doğuracağı sonuçlar bakımından kamunun genel güvenliği, işleme yönelik özel durumlar gözönüne alınarak başvurucunun talebinin reddedildiği belirtilmiştir. Başvurucunun bilgi edinme talebinin 4982 sayılı Kanun'da belirtilen bilgi ve belgelere ilişkin olmadığı, mütalaa talebi niteliğinde olduğu ve anılan Kanun kapsamında cevaplandırılmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu 14/11/2018 tarihinde Ankara İdari Dava Dairesine istinaf talebinde bulunmuş, Daire 19/2/2019 tarihinde kararın usule ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle talebi reddetmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Nihai karar 9/7/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili hukuk için bkz. Bestami Eroğlu [GK], B. No: 2018/23077, 17/9/2020, §§ 42-50; Ümit Eyüpoğlu, B. No: 2018/6161, 28/6/2022, §§ 13- 4982 sayılı Kanun'un "Bilgi edinme hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.Türkiye'de ikamet eden yabancılar ile Türkiye'de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri saklıdır." 4982 sayılı Kanun'un "Bilgi verme yükümlülüğü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz." 4982 sayılı Kanun'un "Kurum içi düzenlemeler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır." 4982 sayılı Kanun'un "Tavsiye ve mütalaa talepleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Tavsiye ve mütalaa talepleri bu Kanun kapsamı dışındadır." 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun "Sigortalı sayılanlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;...c) Kamu idarelerinde;1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar,sigortalı sayılırlar. ..." 5510 sayılı Kanun'un "Sigortalı bildirimi ve tescili" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"İşverenler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişileri, 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdür. ...4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişileri çalıştıracak işverenler, bu kapsamda ilk defa veya tekrar çalıştırmaya başlattıkları kişileri, 7 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıcından itibaren, onbeş gün içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdürler. Aynı kamu idaresinin farklı birimleri arasındaki naklen tayin ve görevlendirmelerde bildirim yapılmaz." 5510 sayılı Kanun'un "Sigortalılığın sona ermesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık;...c) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanların;1) (Değişik: 17/4/2008-5754/7 md.) Ölüm veya aylık bağlanmasını gerektiren hallerde görev aylıklarının kesildiği tarihi, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde belirtilen yaş hadleri ile sıhhi izin sürelerinin doldurulması halinde ise bu süre ve hadlerin doldurulduğu tarihleri takip eden aybaşından,2) (Değişik: 17/4/2008-5754/7 md.) Diğer hallerde ise görevden ayrıldıkları tarihten,...itibaren sona erer....Birinci fıkranın (a), (c) ve (d) bentlerine göre sigortalılığı sona erenlerin durumları işverenleri tarafından, (b) bendinde belirtilen şekillerde sona erenlerin durumları ise kendileri ve sözü edilen bentte belirtilen faaliyetin sona erme halinin bildirildiği kuruluşlar veya vergi daireleri tarafından, en geç on gün içinde Kuruma bildirilir. Bu kişilerin meslek kuruluşlarına ya da vergi dairelerine olan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları, sigortalılığın sona ermesine ilişkin belge ya da bilginin verilmesine engel teşkil etmez. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/28 md.) Vergi dairelerince vergi mükellefiyetinin sona erdiğine ilişkin yapılacak bildirimlerde bu süre vergi mükellefiyeti terk işleminin tesis tarihinden itibaren iki ayı geçmemek üzere vergi mükellefinin işi bırakma işlemlerinin vergi dairelerince tekemmül ettirildiği tarihten başlar."