8. Ceza Dairesi 2021/6128 E. , 2023/1743 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/982 E., 2017/1544 K. SUÇ : Yalan tanıklık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyi…
**8. Ceza Dairesi 2021/6128 E. , 2023/1743 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/982 E., 2017/1544 K. SUÇ : Yalan tanıklık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2016 tarihli iddianame ile 5237 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanıklar hakkında yalan tanıklık suçundan dava açılmıştır. 2.İstanbul 23.Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2017 tarihli kararı ile sanıklar hakkında yalan tanıklık suçundan, suç işleme kastı tespit edilemediği gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir. 3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 18.10.2017 tarihli ve 2017/982 Esas, 2017/1544 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraat kararının kaldırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 274 ncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafiinin temyiz istemi, suç işleme kasıtları olmadığı, usul ve esasa aykırı olarak beraat kararının kaldırıldığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Dava konusu olay, şirket çalışanı olan sanıkların alacak davası görülen asliye ticaret mahkemesi ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılama yapılan asliye ceza mahkemelerinde aynı konularda farklı beyanlarda bulunarak yalan tanıklık suçunu işledikleri iddiasına ilişkindir. 2.Katılan ... vekili 19.08.2014 tarihli dilekçe ile 1979 yılından beri Genç Tuhafiye ticaret isimli şirkette temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olarak çalıştığı, 2012 yılında istifa ederek çalıştığı şirkete yakın ve benzer alanda faaliyet gösteren diğer şirkette çalışmaya başlaması ile çalıştığı işyerini, eski işyerine rakip hale getirmesine içerleyerek istifasından 14 ay sonra hakkında güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası ile ceza yargılaması başladığı ve asliye ticaret mahkemesinde ise alacak davası açıldığını, sanıkların hukuk ve ceza mahkemelerinde farklı beyanlarda bulunarak aleyhine tanıklık yaptıklarını beyan ederek şikayetçi olmuştur 3.İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/92 Esas sayılı dava dosyasının 21/04/2014 tarihli 2 numaralı duruşmasında yemin ederek dinlenen tanık sıfatıyla dinlenen sanık ...; "ben şirkette satış elemanı olarak çalıştığım için para yatırıp çekme işleri benim işlerim değildi, ben bu nedenle bu konuda bilgi sahibi değilim, bir işlem yapmadım", sanık ... ise "merkez şubemizden gelen mallarla ilgili fatura kesilmektedir, giriş çıkışlar da hep faturalıdır" şeklinde beyanda bulundukları, İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/408 Esas sayılı dava dosyasının 13.05.2014 tarihli 3 numaralı duruşmasında yine yeminli olarak tanık sıfatıyla dinlendikleri, ancak aksi istikamette olacak şekilde sanık ... "yine benim çalıştığım süre içerisinde iki sene şirket müşterileri beni tanıdığı için onlara yaptığım satışların kasa fişini onlara gönderiyordum, kasa fişi kadar ödemeyi müşteri benim posta çeki hesabıma yatırıyordu, bende burdan çektiğim para yada paraları muhasebeye kasa fişi ile birlikte veriyordum" dediği, sanık ... ise '' benim şahsi hesabıma 6 sene boyunca çeşitli kereler şirket müşterileri sattığımız ürün bedellerini gönderdiler, bende bu hesaptan parayı çekip şirket muhasebesine teslim ettim, sanığa Esas No : 2021/6128 ait şahsi hesabımda benzer yolla kullanılıp kullanılmadığını bilmiyorum" diye beyanda bulundukları görülmüştür. 4.Şikayetçi hakkında İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/408 Esas sayılı dosyasında şikayetçi ...'ın müdür olarak görev yaparken şirket adına farklı zamanlarda tahsil ettiği paraları şirket hesabına yatırmayarak mal edindiği, böylece zincirlemeli hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası ile açılan davada alınan bilirkişi raporunda şikayetçi ...'ın atılı suçu işlediğine dair şirket kayıtlarında bir delil bulunmadığının belirtilmesi ile mahkemece alınan bilirkişi raporuna istinaden sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil olmadığı gerekçesiyle 26.10.2016 tarihinde beraat kararı verilmiş, UYAP ekran sorgusunda kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür. 5.İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/92 Esas sayılı dosyasının mahkemenin kapatılması üzerine İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/827 Esas dosyası ile görülen alacak davasında, davalı ...'ın müdür olarak görev yaptığı süre içerisinde yaptığı işlemlerle şirketi zarara uğrattığının iddia edildiği, bilirkişi raporunda, davacı şirketin kayıtlarında ticari ilişki çerçevesinde bir kısım şirketlerden avans ödemeleri nedeniyle alacaklı olduğunun, cari hesap ilişkisinin devam ettiğinin, bir kısım şirketlere ise borçlu olduğunun, söz konusu alacak borç durumunun satış işlemlerinden kaynaklandığının, davacının şirket ortaklarından alacağının olmadığının, davalı ...'ın şahsi banka hesaplarından davacı şirkete para havalesi yapıldığının tespit edildiği, yapılan işlemlerin ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacı şirketin kayıtlarında ticari ilişki içerisinde olduğu şirketlerden alacaklı olmasının davalı ...'ın şirketi zarara uğrattığını ispat etmeyeceği, davacı şirketin aynı anda iki ayrı müdür ile temsil edildiği ve yapılan ticari iş ve işlemlerin her iki müdürün ve muhasebe işlemlerini yapan personelin bilgisi dahilinde olacağı, kaldı ki davacı şirketin söz konusu işlemler nedeniyle zarara uğradığını iddia etmiş olmasına rağmen bu şirket ve şahıslar hakkında cari hesaplar nedeniyle herhangi bir takip veya dava açmamış olduğu, dinlenen tanıkların beyanlarında benzer şekilde davacı şirketin faturasız işlemler de yaptığını, bu işlemler nedeniyle tahsilatların müdürler tarafından yapıldığını ve tahsil edilen paraların yine şirket hesabına kullanıldığını beyan ettikleri, davacı şirketin işçilerinin işten çıkarılmaları nedeniyle ödenen tazminatların şirketi zararlandırmaya yönelik bir işlem olarak kabul edilemeyeceği, tanık beyanlarından diğer davalı ... ...'ın evde davacı şirketin bir kısım işlerini yaptığının, davalı ... ...'ın da yaz tatillerinde davacı şirketin şubelerinde çalıştığının anlaşıldığı, tanık anlatımlarının SGK kayıtları ile uyumlu olduğu, davacı şirket tarafından yapılan şikayet üzerine davalı ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasında davalının beraatine karar verildiği, tüm bu gerekçelerle davacının, davalıların kendisini zarara uğrattığı yönündeki iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği, UYAP ekran sorgusunda henüz kesinleşmediği görülmüştür. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanıkların mahkemede sorulan sorulara göre beyanda bulundukları, yalan tanıklık kastı olmadığı yolundaki savunmaları, sanıkların sosyal ve kültürel düzeyleri, eğitim durumları gereğince samimi bulunarak, suç işleme kastı yeterince tespit edilemediğinden beraatlerine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanıklar önce para işleriyle ilgilerinin olmadıklarını beyan ederlerken daha sonra 13.05.2014 tarihinde İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/408 esas sayılı dava dosyasında duruşmada verdikleri beyanda müşteriler tarafından paraların şirket çalışanları ve kendi hesaplarında yatırıldığını bu paraları çekip şirkete verdiklerini beyan ederek gerçeği söyledikleri, sanıkların sonradaki beyanlarının bilirkişi raporu ile de doğrulandığı, bu nedenle sanıkların 21.04.2014 tarihinde tanık olarak verdikleri bu kapsamdaki beyanlarının gerçeği yansıtmadığı atılı suçu işledikleri ve suç işleme kasıtlarının da bulunduğu, ancak sonradan gerçeği söyleyerek rücu ettikleri, gerçeği beyan ettikleri ceza dava dosyasının İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasına gönderildiği, ticaret mahkemesindeki dava dosyasının bildirilen tarih itibariyle derdest olduğu, aleyhine tanıklık yapılan katılan ve firması hakkında bu tanıklık nedeniyle verilmiş hüküm de bulunmadığı anlaşıldığından ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1.Yalan tanıklık suçunda failin, tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde tanık sıfatıyla dinlenen bir kimse olması ve gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunması gerekir.Somut olayda sanıkların 21.04.2014 tarihli alacak davası görülen duruşma ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan görülen ceza davası duruşmasında aynı konularda farklı beyanlarda bulunarak yalan tanıklık suçunu işledikleri ... olmakla, sanıkların İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen alacak davası sonuçlanmadan İstanbul 48.Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava duruşmasında beyanlarından dönerek gerçeği anlattıkları, katılan hakkında ceza dava dosyasında beraat kararı verildiği ve evrakın derdest olan İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesi alacak dava dosyasına gönderildiği, sanıkların yalan beyanları nedeniyle katılan aleyhine verilen bir hüküm olmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 21.04.2014 yerine 18.01.2012 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi yazım hatası kabul edilmiştir. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 18.10.2017 tarihli ve 2017/982 Esas, 2017/1544 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 23.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.